Die ersten 200 Zeilen.
Hadi bakalım.
Gelin bakalım. -Hadi bakalım.
Enişte, çocuklara macun alalım. -Halledeceğiz hepsini.
Herkes burada mı? -Evet!
Hadi bakalım. Nereye geldik çocuklar?
Eyüp Sultan Hazretleri'ne.
Şimdi size bir sürprizimiz var.
-Nedir? -Macun.
-Yaşasın! -Yaşasın!
Hadi gelin bakalım.
-Dur, dur. Ben hallederim. -Dur, hallederim ben.
Dur, bir dakika ya. Başka zaman.
Ben varken sana düşmez. -Hadi.
-Bozuk yoksa bende var. -Yok, var bende.
Mustafa simit alacak galiba. Ona bir bak da istersen.
Hocam...
Sen aldın mı? Maşallah.
Aman da benim torunum sünnetler olmuş da kocaman adam olmuş.
Allahu Ekber! Allahu Ekber!
Tanrı uludur!
Allahu Ekber! Allahu Ekber!
Şüphesiz bilirim bildiririm... -Dede, sen niye hiç ezan okumuyorsun?
-Tanrıdan başka... -Ezan-ı Muhammedî bu değil evladım. Bu değil!
-Şüphesiz bilirim, bildiririm... -Baba dur!
Burak. Yeter artık! Bu çocuklar ezanın aslını duymadı hiç!
Allahu Ekber! Allahu Ekber!
-Çekilin, çekilin! -Çekilin!
Bırak beni zındık! Bırak dedim sana!
Ezan Türkçe okundu. Türkçe okunacak. Herkes de kanuna nizama uyacak. Anlaşıldı mı?
-Askerlerin beni niye sürüklüyor beni? -Baba!
Ne yaptığını sanıyorsun sen hoca efendi?
Şu minarenin üstündeki hilalden, omzundaki yıldızlardan da mı utanman yok, komutan?
Sen ne biçim konuşuyorsun devletin komutanıyla? Ne biçim konuşuyorsun?
Sen ne sırıtıyorsun ulan?
-Vurma ona -Çek lan elini! Defol! Çek elini!
-Baba! -Dede!
Dağılın! Herkes evine! Hadi, herkes evine! Hadi! Yürüyün!
-Ne yaptığını sanıyorsun sen? -Konuşma lan fazla. Gelme üstüme! Gelme üstüme!
-İhsan! -Baba! Baba! Babacığım!
Ne oldu? Baba! Baba!
Babamı öldürdün!
La İlahe İllallah.
Oyunu sert oynayacağınızı söyledin değil mi Tarık'a?
Sam Amca köpeksiz köyde değneksiz dolaşacağını sanmasın da.
Emrinizi aynen ilettim komutanım!
İyi. Mesajı alıp almadığını akşam öğreniriz resepsiyonda.
Başka bir şey yoksa müsaadenizle komutanım.
-Murat. -Buyurun komutanım.
Tümay'ı bu işlerden uzak tutuyorsunuz, değil mi?
Tarık yanlış bir şey yapmasın da.
Hayır, komutanım. Tümay hanımın eylemden haberi yok.
İyi.
-Hayırdır? Senin canın niye sıkkın? -Canım niye sıkkın olmasın Hüsnü bey.
Amerika konsolosu buraya gelecekmiş. -Hayırdır? Ne işi varmış burada?
Dünya siyaseti işte. Önce patrikhanede sonra burada dua edecekmiş.
Allah Allah.
-Tamam da burada ne duası edecekmiş? -Uyanıktır onlar. Ezberletmişlerdir.
Çocuklar buradayken gelse onlara da bir şirinlik yapar.
İstemez hocam. Bizim merasime yetişmemiz lazım.
Hocam, Allah razı olsun. -Tekrar mübarek olsun.
-Eksik olmayın. -Allaha emanet olun.
-Hocam. -Allah razı olsun hocam.
-Çocuklar, hoca amcaya teşekkür edin bakayım. -Teşekkür ederiz.
-Hadi bakalım -Patriğe bak. Burada dua edecekmiş.
Yavaş aslanlar, yavaş. Düşeceksiniz.
Nereye gidiyoruz?
Talebe birliğine. Konferans salonunda olacak düğün.
Şu düğünü yazın yapacaktık ki.
Şu yavru kurtları böyle komando kampına bir sokacaktım.
-Onlar kurt değil amcası, aslan. -Bir parça
Sen bizim birliğe gel de. Kampta üşütürsün falan sonra.
Oraya kadar gitmişken senin birliğe kaydını da yaparız.
Yok öyle! Biz ülkü yoluna baş koymuşuz. Ölmek var, dönmek yok.
Oğlum, kızma. Şaka yapıyoruz.
Ulan akıl bırakmıyorsunuz. Hüsnü ağabey, çocuklar tamamsa çıkalım.
Tamam, babam. Tamam, merak etme.
-Hadi çocuklar. -Hadi bakalım.
Hadi!
-Tümay da geldi. -Bunun ne işi var ki burada?
Ne oluyor arkadaşlar? Eylem kararı alınıyor. Benim haberim yok. Neden?
-Tarık'ın kararı. Senin olmanı o istemedi. -Nerede o?
Tarık nerede? -Tarık ağabey bu taraftaydı.
-Tümay, ne işin var burada? -Ben de bunu sormaya geldim.
Herkes burada, ben niye yokum? -Tamam, konuşalım. Konuşalım.
Burada bekle. Sakın bir yere çıkma. Konuşacağız.
Fatih!
Gir içeri. Gir!
Amerikan konsolosu patrikhaneden çıkmamış daha.
Malzemeler hazır mı? -Hazır.
Tamam, iki kişi burada kalsın. Diğerleri sokaklara geçsin.
Tamam.
Köşede geçin. Orada bekleyin.
Ne oluyor? Eylemden niye haberim yok?
-Ben istemedim gelmeni, ben. -Neden?
Çünkü tehlikeli bir eylem ve başına bir şey gelmesini istemiyorum.
-Bu ne demek şimdi? -Hadiseye karışmanı istemiyorum. Çünkü...
Çünkü ne?
Ayrımcılık yapıyorsun Tarık. Benim ne yapacağıma sen karar veremezsin.
Kimse karar veremez. Ben buradayım ve hiçbir yere gitmiyorum Tamam mı?
İkimizi de mahvedecek.
-Konsolos hareket etti. Geliyorlar. -Tamam.
Başkanım. -Söyle.
-Konsolos yola çıkmış. -Tamam.
-Molotoflar hazır ağabey. -Tamam.
Burada kalın.
-Ne durumda? -Her şey hazır.
Sen buradan bir yere ayrılma.
Beş dakikaya burada.
Hazır. Maskeleri takın, maskeleri.
Maske.
Kahrolsun Amerika emperyalizmi! Kahrolsun Amerika emperyalizmi!
Kahrolsun Amerika emperyalizmi! Kahrolsun Amerika emperyalizmi!
Kahrolsun Amerika emperyalizmi! Kahrolsun Amerika emperyalizmi!
Kahrolsun Amerika emperyalizmi! Kahrolsun Amerika emperyalizmi!
-Arkadaşlar! -Durmak yok!
Kahrolsun Amerika! Kahrolsun Amerika!
Durun. Durun.
Arkadaşlar, yakalım şunların arabasını! Arabaya!
Yürüyün!
Devirin!
-Çocuklar, arabada kalın. -Ömer, çocuklara göz kulak ol.
-Mustafa, çocuklara hakim olun. -Tamam, merak etme.
-Çocuklar! -Durun, durun, durun!
-Çocuklar, dikkat et! -Toparla.
Dikkat et. Enişte dikkat et.
Katil Amerika!
Bana ver.
Kapitalist sömürü düzenine karşı, halkların savaşı sonsuza dek devam edecek.
Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun Amerika'nın uşakları!
Yakalım!
Molotof atacaklar! Mustafa, çocukları koruyun!
Kahrolsun Amerika!
Çocuklar var!
Kahrolsun Amerika emperyalizmi!
Atmayın lan, çocuklar var!
Polis geliyor! Dağılın!
Tümay, bırak. Polis! -Dur, şunu da atacağım.
-Ayrılın! -Yakala! Yakala!
Ne yapıyorsunuz? Kimsiniz lan siz?
-Ne oluyor lan? Ne oluyor? -Manyak mısınız lan siz?
Sana ne! Bırak be sen de!
-Bırak! -Bırak sen. Biz gereğini yaparız.
Allah kahretsin!
Ben de geleceğim. Şikayetçiyim bunlardan.
-Gel lan, gel! -Gel, o zaman. Görgü şahidisin.
Bırak!
-Seni var ya! -Ne yapacaksın? Ne yapacaksın?
-Enişte! Çocuklara hakim ol. -Bırak!
-Mustafa, Birlik'te buluşuruz. -Tamam.
-Enişte, gelmene gerek yok. -Hadi, hadi, hadi.
Ne bakıyorsun?
İnsan böyle bir şeyi nasıl bir akılla yapar? Ona bakıyorum.
-Sende onu anlayacak zeka olduğunu sanmıyorum. -Ne dedin sen?
-Duymadın mı? Bir daha söyleyeyim istersen. -Hem suçlusunuz hem güçlüsünüz.
-Allah Allah! Yeter. Derdinizi karakolda anlatın.
Hadi Tümay. Lütfen ara.
Alo. -Alo, Işık. Tümay orada mı?
-Kimmiş? -Eniştem.
-Alo, Işık. Kızım orada mısın? -Buradayım enişte.
-Tümay nerede? -Tümay bakkala gitti.
Biz de teyzemle yemek yiyorduk. -Tamam, dikkat edin kendinize.
Ortalık karışık. Sokağa çıkmayın sakın.
Tümay'a gelince söylersin.
Ben bu akşam Nesteren'le Amerikan sefaretinde bir yemeğine katılacağım.
Yarın geçerken alırım sizi.
-Tamam enişte. -İyi, tamam. Gelince beni bir arasın.
Olur.
-Yine yalan söyledim. -Ne oldu?
Ortalık karışıkmış Dışarı çıkmamalıymışız.
Onlar da akşam Nesteren'le Amerikan sefaretine gideceklermiş.
Işık! Sus. Bak ben o kadının adını bile duymak istemiyorum. Artık yeter!
Teyze, özür dilerim. Ama artık ben de Tümay için enişteme yalan söylemekten çok sıkıldım.
Hayatı yalan üstüne kurulmuş bir kişinin her işittiği yalan olur elbet.
Eniştenin kaderi bu.
-Gel -Müsait misiniz efendim?
-Nedir durum? -İş bitti efendim.
Konsolos aracına yapılan eylemin başarılı olduğu bilgisini aldık.
Müsaadenizle efendim.
Murat bey, telefonunuz var.
-Alo, Tarık. -Alo, Murat. Beni duyuyor musun?
Duydum, telsizden. Duydum. İş iyi gitmiş. Komutan memnun.
Tebrikler. -Bir sıkıntı var.
-Hayırdır? Ne oldu lan? -Acil konuşmamız lazım.
Bir bahane uydurup emniyet müdürlüğünün önüne kadar gelebilir misin?
İyi de ben komutanı birazdan eve bırakacağım. Akşam sefarete gidecek.
Telefondan anlatamaz mısın? -Anlatamam. Yüz yüze konuşmamız lazım.
Sen kimseye bir şey belli etme.
Komutanı bıraktıktan sonra emniyet müdürlüğünün oraya kadar gel.
Ne oldu lan şimdi?
Tamam. Geç sen.
-Benim ifademi ne zaman alacaksınız? -Bekle kardeşim. Arkadaşlar ilgilenecek
Sen geç söyle.
Adın? -Tümay.
-Soyadın yok mu? -Erbay. Tümay Erbay.
Kimliğini ver bakayım.
Sen otur şöyle. Ben geliyorum şimdi.
Tövbe tövbe.
Gir.
Evet, Ne var? -Başkanım, şuna bakın.
Neymiş bu?
No comments yet. Be the first to leave one.