Die ersten 200 Zeilen.
Dünyada her şeye sahip olan bir ülke var.
Birçok hikâye barındıran bir ülke.
Bin yıllık medeniyetlerin hikâyeleri.
Günümüz toplumunun temelini oluşturan insanların hikâyeleri.
Yüzyıllarca nesilden nesile aktarılan
kadim mitlerin ve efsanelerin saklı olduğu bir ülke.
Hâlâ sırlarını saklayan
ve keşfedilmeyi bekleyen bir yer var.
Peru: Gizli Hazine'ye hoş geldiniz.
Pasifik kıyılarından
sık Amazon yağmur ormanlarına.
Amerika kıtasının en yüksek dağları olan And Dağları boyunca uzanan,
binlerce yıllık tarihi olan bir ülke var.
Buralara yerleşen ilk insanlardan,
ilk medeniyetlerden başlayan bir tarih.
Dünyanın en büyük imparatorluklarından birine ev sahipliği yapmış bir yer.
Kültürü ve mimarisinin yanı sıra
stratejileri ve medeniyetiyle de
bugün bile tüm dünyayı hayretler içinde bırakan bir imparatorluk.
Zamanında neredeyse tüm Güney Amerika'ya yayılmış bir imparatorluk.
Peru, kültürel çeşitliliği,
tabiat manzaraları,
barındırdığı farklı canlı türleri
ve zengin bitki örtüsüyle öne çıkan bir ülke.
Gelişimi insan ve doğanın arasındaki ilişkiyle belirlenmiş
bir ülke.
Kuzeyden güneye uzanan bir sahil şeridi olan bir ülke.
Hem okyanusla birleşen,
hem de dünyanın en kuru yerlerine uzanan kıyılara sahip bir ülke.
Peru'nun şu anki başkenti olan Lima da
bu kıyıda yer alıyor.
Bu sarp kayalıklarda,
Lima şehri
sekiz milyondan fazla insana ev sahipliği yapıyor.
Tüm ülkeyi izleyip koruyan bir şehir.
Hikâyeler barındıran bir şehir.
Bir sahilde, Peru'nun en iyi korunmuş geleneklerinden birini buluyoruz.
Huanchaco, caballitos de totora'ya ev sahipliği yapıyor.
Yörenin balıkçıları tarafından kullanılan bu tekne
bölgede oldukça yaygın şekilde yetişen
totora bitkisinden yapılmış.
Bazıları sörfün burada icat edildiğini söylüyor.
Hikâyeye göre, yörenin balıkçıları
caballitos de totora'nın üstünde dalgalara binen ilk insanlarmış.
Gün batımında, balık avından dönerken
kıyıya yaklaştıklarında dalgaların üstünde giderlermiş.
Bunu önce bir oyun, sonra da spor hâline getirmişler.
Buranın yerlisi olan Dono Urcia,
3.000 yıllık bu geleneği sürdürüyor.
Bunu turistlere gösterip nesilden nesile aktarıyor.
Peru Pasifik kıyı şeridi
kuzeydeki Ekvador sınırından
güneydeki Şili sınırına kadar uzanıyor.
Bu kıyı şeridi boyunca, berrak sular,
kupkuru çöller ve etekleri denize uzanan
sıradağlar var.
İnsanla denizin ilişkisi,
insanoğlunun başlangıcına kadar uzanır.
Bu ilişki yeni dünyaların bulunmasına rehberlik etmiş,
kültürler ve medeniyetler arası etkileşimin başlangıç noktası olmuş
ve günümüz toplumlarını şekillendirmiştir.
Ne var ki değişim denizi de etkilemiş ve dengesini bozmaya başlamıştır.
Bu sular, okyanusun güvenliği için mücadele etmeyi
asla bırakmayan geleneksel balıkçılar tarafından korunmaktadır.
Bu balıkçıların son dönemde bir müttefikleri oldu.
Okyanus, sahiller ve
çevre köylerle ilgilenen bir müttefik.
Meraklı, maceracı ve cesur bir müttefik.
Mükemmel sahilleri keşfeden
bu Perulu sörfçüler,
aynı zamanda yeni yaşam merkezleri oluşturdular.
Amaçları, doğanın keyfini çıkarmak,
onu korumak ve insanlar da dâhil olmak üzere tüm türlerin
hayatta kalabilmesi için doğanın önemiyle ilgili
bir farkındalık yaratmak.
Peru'daki ilk profesyonel sörfçülerden biriyim.
Su üstünde ulaştığımız hız beni hayrete düşürmüştü.
İnanamamıştım.
Bunu zaten seviyordum ama bu şekilde bu spora âşık oldum.
Brunela, kuzeyden, Máncora'lı genç bir kadın sörfçü.
Çok yetenekli.
Çok güçlü bir şekilde sörf yapması hoşuma gidiyor.
Tomás, bu alanda gördüğümüz
yeni hareketleri çok iyi anlıyor.
Eğer çok çalışırsa
en iyilerden biri olabilir.
Punta Hermosa, Lima'dan birkaç dakika uzaklıkta bir plaj.
Peru'daki sörf başkentlerinden biri.
Máncora'nın huzurlu, büyüleyici bir plajı ve durgun bir denizi var.
Peru'daki ilk sörfçüler kuzeyde birçok plaj keşfetti.
Mükemmel dalgaları ve bitmeyen yazı arayarak
Cabo Blanco'ya ulaştılar.
Burada birkaç gün geçirip insanlarla kaynaştığınızda
buranın ruhunu kavrıyorsunuz
ve burada hayat çok basit olduğu için buraya âşık oluyorsunuz.
Aynı zamanda da nadiren görülen
bu mükemmel dalgaları deneyimliyorsunuz.
Burası bizim hazinemiz çünkü burada mevsim hep yaz.
Burası hep sıcak ve güneşli, böyle bir yer bulmak çok zor.
Dalgalar genelde Güney Yarım Küre'den
ve Kuzey Yarım Küre'den geliyor.
Kasırga şiddetinde rüzgârlara sebep olan fırtınalar
açık denizde büyük dalgalar yaratıyor.
Bu dalgalar kıyıya kadar geliyor.
Hawaii'de büyük dalgalar olduğunda
beş gün sonra Peru'nun kuzeyine ulaşacaklarını biliyoruz.
Cabo Blanco'dan 540 kilometre uzaklıktaki Malabrigo Limanı'nda
Chicama Plajı bulunuyor.
Bu plaj, dünyanın en uzun dalgasına sahip olmasıyla biliniyor.
Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler
burada doğaya meydan okuyor.
Harika bir sörfçü olmak yeterli değil.
Bu plajda sörf yapmak isteyen kişilerin
dalgaların üzerinde normalden çok daha uzun süre
durabilmesi gerekiyor.
Burada 2,5 kilometrelik dalgalarda sörf yapabiliyoruz.
Tabii yeteneğimiz ve güçlü bacaklarımız olduğu sürece.
Kuzeyde, El Ñuro'dayız.
Yeşil suların altında.
Yeşil kaplumbağa
buranın düzenli ziyaretçilerinden.
Tehlike altındaki bu tür,
neredeyse dünyadaki her hükûmet tarafından koruma altında.
Çoğu zaman,
kaplumbağalar Galápagos'ta yumurtalarını bırakıp Peru sahillerine gidiyor.
Bu kaplumbağa, okyanusumuzu yuva edinmiş birçok canlıdan yalnızca biri.
Temmuz ve ağustos boyunca, Peru sahilleri bir ziyaretçi daha ağırlar.
Dünyadaki en büyük memelilerden biri.
Kambur balina.
Erkekler, çiftleşme dönemindeki dişi için mücadele eder.
Dişi balina, 11 aylık gebelik döneminden sonra doğum yapar.
Güney Kutbu'ndan binlerce kilometre yol alıp
yavrularını doğurmak ve onlara bakmak için Peru kıyılarına giderler.
Bu memeli, 30 ila 50 ton arasında bir ağırlığa sahip olup
12 ila 16 metre arasında bir uzunluğa ulaşabilir.
Tek doğal avcıları katil balinalar olmasına rağmen
insanların ihmalkârlığı ve iklim değişikliği yüzünden
bu balinaların sayısı
dünya genelinde hızlı bir şekilde azalmıştır.
Bu korkunç gerçek, bu türün tüm dünyada koruma altına alınması için
birtakım önlemlerin alınmasına sebep olmuştur.
Böylece son yıllarda nüfusları kontrol altına alınmıştır.
Bu inanılmaz deniz hayatından uzaklarda,
deniz seviyesinin 550 metre üstünde
Nazca Çölü bulunmaktadır.
Bu arazi,
insanlığın karşılaştığı en büyük gizemlerden birine ev sahipliği yapar.
Nazca Çizgileri.
600 kilometrekarelik bir alanda çizilmiş
dev geometrik şekillerden oluşan
hayvan resimlerinin
insanlar tarafından yapıldığına inanmak mümkün değil.
Özellikle de 1.500 yıl önce yapıldıkları göz önüne alınırsa.
Bir teoriye göre, bu çizgiler insanlar tarafından çizilmedi.
Fakat
bu konudaki en güçlü teoriler o sırada o bölgede yaşayan
Nazca medeniyetinin çizdiği yönünde.
Bu çizimlerin devasa bir takvime mi,
astronomik işaretlere mi,
yoksa kutsal anlamlar taşıyan şekillere mi ait olduğu
henüz belirlenmiş değil.
Gökyüzünden, hayvanların ve bitkilerin
kilometrelerce uzanan çizimleri görülebiliyor.
Nazcalar, neredeyse hiç yağmur yağmayan
çöl bölgelerinde ekim yapabilmek için
su kemeri sistemleri kurmuştu.
Bu yapılar sayesinde, Nazcaların
ileri görüşlü mühendisler olduğunu anlıyoruz.
Fakat böylesine mükemmel çizimler
ve açılar oluşturabilmelerini sağlayan yöntemleri
hâlâ gizemini koruyor.
Peru çölünün
taşlık ve zorlu manzarası
burada yaşam olduğuna inanmayı zorlaştırıyor.
Bu çölde aynı zamanda
dünyanın bir mucizesini daha görüyoruz.
Bu çöl tepecikleri, bu doğa harikasını
ve gizemini gözlerden saklıyor.
Huacachina Vahası.
Ica çölündeki kum tepecikleri kilometrelerce uzanıyor.
Göz alabildiğine uzanıyorlar.
Yerin altından çıkan yeşil su
huzur veriyor.
Yöre sakinleri bu sükûneti sahipleniyor
ve insanları unutulmaz bir yolculuğa davet ediyor.
Vahanın ardında,
bu topraklarda yaşamış olan
her kültürün taptığı Güneş Tanrısı
ufka doğru batıyor
ve yerini çölün dondurucu gecesine bırakıyor.
Günümüzde Lima aynı zamanda ülkenin yemek başkenti.
Dünyanın en iyi aşçılarından bazıları burada yaşıyor.
Bu iki dünyanın arasında doğdum.
Babam Japon,
annem ise Perulu. Ama onda da Japonluk var.
Yemek yapmaya bayılıyorum.
Aşçı olarak azmimizin kaynağı
insanları mutlu etmek, bu bizi mutlu ediyor.
Bir keresinde şöyle demiştim:
"İyi bir parfüm sarımsak ve soğandan yapılandır."
No comments yet. Be the first to leave one.