Die ersten 200 Zeilen.
Sancar oğlu Behzat...
Sancar oğlu Behzat,
Ramazan kızı Muhabbet'i karılığa kabul ediyor musun?
Ramazan kızı Muhabbet,
Sancar oğlu Behzat'ı kocalığa kabul ediyor musun?
- Ediyorum. - Evlilik törenine başlayalım.
Allah mutluluğunuzu daim etsin.
Al Behzat suyu.
Kalk git.
Hazır mıdır evlilik hediyesi?
- Evet. - Veriver geline.
Amin.
Sağlık ve afiyet ihsan eyle...
Allahuekber.
Ben kalkıyorum.
Yeni evlilere mutluluklar diliyorum.
Eyvallah.
Sağ ol Molla Efendi.
Afiyette olun inşallah.
Lola hazır mı çanta?
İki genci evlendirerek Allah indinde çok büyük hayır işledin.
- Yok, yok, gereği yok. - İçimden geldi.
- Yine uğra. - Dükkanına bereket yağsın inşallah.
Mevlüde, gel.
Bir kasa daha var, getirsene.
O saçma sapan lisanınızda ne diyorsunuz acaba?
İşte.
Gerzekler.
Mevlüde, gel.
Bana bakmayı bırak. Bir votka ver.
Bu ne böyle sersem? Şuradakini ver.
89 tuttu.
Hepsi bu kadar.
Beyefendi!
Beyefendi!
- Beyefendi! Ücret eksik! - Çekil lan!
Muhabbet, Zenne arkada seninle görüşmek istiyor.
Sana haber vermemi istedi.
Şeker de lazım.
Şeker kamışı.
Oregano.
Ne kadar aldı?
Bana ne kadar borcun var biliyor musun?
Çamaşır suyu.
- Başka marka var mı? - Bir tek bu var.
Tamam, alayım.
Deterjan da alayım.
Evet, oradaki.
Bir tane daha.
Kalk da işe git.
ODA SERVİSİ PERSONEL İÇİNDİR
- Poşet ister misiniz? - Evet.
- Muhabbet iyi misin? - Kaybol.
Allah ne muradın varsa versin.
Çoluk çocuğa karışasın, zenginlik versin,
mutluluk versin.
Allah'a emanet ol.
Mutluluklar.
Yeni evlilere.
Niye bu kadar utangaçsın?
İçsene.
Ben içmiyorum, sağ olun.
Haydi ama içsene.
İçmiyorum, sağ olun. Sadece çikolata alacağım.
Lola, bana folyoyu getir.
Benim kendi çocuğum yok.
Benim çocuğum sizlersiniz
ve sizi çok seviyorum.
Mevlüde benim yeni evladım.
Onu koruyup kollamalısınız.
Molla bugün haklıydı,
günah içinde yaşayamazsınız.
Yoksa hem kendimiz hem dükkan,
hepimiz Allah'ın gazabına uğrarız.
Hasan!
Bir kadeh daha doldur.
Daha...
Haydi iç, iç iç...
Muhabbet, sana dükkân sözü verdim.
Sağlıklı bir oğlan doğurdun, ben de sana bir dükkân alacağım.
Bek, biraz müzik aç.
Uzaylılar tabii ki var.
Kırk bin evren var,
belki de seksen bin.
Birinde hayat da vardır,
Allah'ın yarattıkları da.
Onları bilmiyoruz ama varlar.
Bizim gibi değiller belki. Nefes bile almıyorlar belki.
Yemek yiyip su içmiyor olabilirler.
Çünkü biz modern teknolojiyle meşgulüz.
Yüce Allah'ın, gücünü düşünmeyi bıraktık.
Gece başlıyor. Mevlüde Lola'nın yerinde çalışsın.
Sorumluluk sende.
Lola, gidelim.
Lola!
Acele et.
Bitir artık.
Dışarı çıkamazsın.
Şunu al.
Kerim, evladım buraya gel.
Seni yaramaz!
Bugün çok güzelsin.
Sağ ol.
Belki...
...pilav yaparsın?
Rahat bırak beni.
Benimle evlendin bir kere, seni asla bırakmam.
Muhabbet uyan! Uyan!
Uyan!
Kalk artık!
İşinin başına.
Daha yükseğe...
Bana doğru...
Kaldır.
Bize her zamankinden...
Meyveyi de unutma.
- Selamünaleyküm Zenne. - Selam.
Bize bir paket hazırlatır mısın? Biraz içecek, yiyecek falan.
Biliyorsun işte...
Nadya meyve hazırla. İyilerinden seç.
Muhabbet bir poşet doldur. Her zamankinden.
İçeri gelecek misin?
Yok, dışarıda takılırız herhalde.
- Sen nasılsın? Her şey yolunda mı? - Evet, iyidir.
Duaların yeter. Sağ ol yardımların için.
Sorun değil. Dediğim gibi...
Baksana... Kalsaydın biraz?
Dediğin gibi olsun. Yemek söyleyelim.
Sorunun yok değil mi? Bulaşan eden falan var mı?
- İşler iyi mi? - Her şey yolunda.
Bir şişe martini ve elma suyu lütfen.
Elbette...
Mevlüde!
Ofise gel!
Hey! Biraz çabuk lütfen.
Tabii.
Nerelisin sen bakalım?
Çimkent'ten geldim.
Peki peki... Gel bir şeyler iç.
- Bırak da işine dönsün. - Onu biraz tanımak istiyorum.
Masha!
Masha bana poşeti ver.
- 420 ruble tutuyor. - Tamam, bir saniye.
Şunu tut da parayı çıkarayım.
Bir saniye.
Ne oluyor orada?
Bekle... Ne oluyor o tarafta?
- Efendim oraya geçemezsiniz. - Ne olduğunu bilmek istiyorum.
- İgor nereye gidiyorsun? - Bek!
Beyefendi!
Hay ben bunları...
- Ne oluyor? - Lütfen gidin.
- Çek ellerini üzerimden! - Dışarı çıkın.
- Ne hakla itiyorsun? - Çek git!
- Şu kabalığa bak! - Al kocanı da git buradan!
- Bu da ne şimdi! - Çekin gidin!
- Polise haber vereceğim. - Ne yaparsan yap.
- Şu cürete bak! - Çekin gidin!
Pislik herif!
Yarın işe gelme.
Gelmesen olur.
Biraz uyu.
Tamam, tamam... Bırak ağlamayı.
Mevlüde nerede?
Mevlüde nerede?
Mevlüde?
Nerede bu?
- Sana soruyorum, nerede Mevlüde? - Bilmiyorum Zenne. Bilmiyorum!
Muhabbet, sendin!
Sen yardım ettin!
- Hayır! - Seni kaltak!
Sen yardım ettin!
Seni pislik!
- Söyle yerini! Nerede o? - Bilmiyorum!
- Nerede? - Hasan da gitti!
İhtiyar puşt!
- Onu nereye götüreyim? - Şuraya.
Onlara daha iyi göz kulak olmalısın.
Neyse ki adamlarım onu metroda yakaladı.
Alıp karakoluma getirmeleri iyi oldu.
Moskova'da onları takip edecek değildim.
- Hasan nerede? - Gözaltına aldık.
Uyuşturucu maddeden...
- Sağ ol kardeşim. - Kuru teşekkür fatura ödemiyor.
Teşekkürler.
Bu hepinize bir ders olsun.
Bana karşı gelirseniz
Allah sizi cezalandırır.
Her şeyinizi sağlıyorum.
Yine de nankörsünüz!
Pislikler!
Bek.
Şuraya bir tabure getir.
Tabureye oturt onu.
Başka gitmek isteyen var mı?
Git...
...bir çekiç getir.
Çabuk.
Evet?
Bakmayı bırak. Çabuk hallet.
No comments yet. Be the first to leave one.