Nocturna - La noche del hombre grande
Die ersten 200 Zeilen.
Burada ne işim var?
Dalia!
ÇIKIŞ
6. Kat
NOCTURNA The Great Old Man's Night
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Kapıcı
Ulises....nasılsın?
Ulises!
İyi misin?
İyiyim...iyiyim.
Kayboldum galiba.
Anladım.
Sanırım alışverişe gidiyordun.
Dalia'nın listesi.
Beşinci kattaki hırsızlıktan sonra, bu saatte gitmek güvenli değil.
- Hırsızlık mı? - Evet.
- Alışverişini ben yapayım mı? - Hırsızlık mı oldu?
Evet. Bana listeyi ver.
- Evet. - Ver onu bana.
Evet, evet...
Ulises...
...Ulises...
...hadi gidelim.
Ben de birinci kata gidecektim.
Asansörü kullanmamış olursun.
- Bu yüzden kayboldun. - Evet!
Hırsız...
Bugün üç kere süpürdüm.
Bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama ilkbahardan nefret ediyorum!
Daniel, ne oldu?
Ne?
Markete gitmem gerekiyordu.
Evet, sanırım gidiyordun.
Ama aşağıda kafanın biraz karıştığını gördüm.
Yarın gitmeye ne dersin?
Senin için ben gidebilirim.
Hayır, sorun değil. Yarın giderim ben.
Alışverişimi senin yapmana gerek yok.
Daniel, sanırım hırsız var.
Ne?
Evlerden birine girmeye çalışan bir adam gördüm...
...ve o, komşulardan biri değildi; komşuların hepsini tanıyorum çünkü.
- Nerede gördün? - Orada.
Orada mı?
Tamam. Eve geçsen iyi olur.
Köşede bir polis bekliyor.
Güvende olduğumuzu düşünüyorum.
Gidelim.
Dalia'ya söyleme. Bu tür konularda gerçekten sinir bozucu oluyor.
Endişelenme.
Kapıyı kilitle ve kimseye açma.
Sen iyi bir çocuksun.
Karın nasıl?
Karnı iyice büyümüştür, değil mi?
Hoşça kal.
Ne oldu?
- Ulises! - Ne?
Ne oldu?
Hiçbir şey. Sadece Daniel ile konuşuyordum.
Tanrı aşkına...
Markete gitmemişsin!
Ne yapacağız şimdi, ha?
Ne yiyeceğiz?
Kilerin iki gündür boş olduğunu görmüyor musun?
Ben de açım ama şu hırsızlık olayı yüzünden...
- Yalan söylüyorsun. - Ne?
- Başına başka bir şey gelmiş! - Ne gelmiş?
Söylemiştim sana!
Binada kimse yokken erkenden gitmeliydin.
Ne oldu, konuşsana.
Alışverişi kendisi yapmayı teklif etti, değil mi?
Olayı çözmüş.
İçeri girmek ve nasıl yaşadığımızı görmek istiyorlar.
Ne yapacağız şimdi?
Hiçbir şey anlamadı.
- Beni en iyi halimle gördü. - "En iyi halinle"!
Sana selam söyledi.
Ben de ona bebeği sordum.
- Ne bebeği? - Bekledikleri bebeği!
Beş yaşına geldi bile!
Saçmalığa bak!
Her şeye aşırı tepki veriyorsun.
Neler olduğunun farkında değil misin?
Şu ev sahipleri birliğindeki şerefsizler evden çıkmamızı istiyor!
Buraya herkesten önce gelmiştik.
Yaşlıları istemiyorlar!
Beş gün boyunca evinde ölü olarak yatan Martita'ya olanlardan sonra, zavallı şey!
Biz sonuncuyuz.
Ya içeri girip nasıl yaşadığımızı görürlerse?
Ne söyleyecekler?
Tehlikeli olduğumuzu söyleyecekler.
Bunu söylediklerini zaten duydum.
Ve Carlos'u arayacaklar! Anla artık!
Carlos'u mu arayacaklar?
- Carlos bizi çoktan unuttu. - Öyle söyleme!
O senin oğlun.
Nereye gidiyorsun?
Çay ve tost yapacağım.
Beni buradan çıkarırlarsa ölürüm.
Kimse bizi buradan çıkaramaz.
Gladys Alba ölmüş!
Cenaze yarınmış.
Francisca'ya haber vereceğim.
Lorda Bustamante ölmüş!
Sikeyim böyle işi.
Yine ne oldu?
Bıktım usandım artık!
Her gün aynı.
Sen gazeteyi okursun, sonra bir süre kağıt oynarız...
Ve biz daha ne olduğunu anlamadan yatma vakti gelir.
- Neden hiç dışarı çıkmıyoruz? - Şimdiden çıldırdın mı?
90 yaşındasın!
- Burada güvendeyiz! - Güvende miyiz?
Neye karşı?
Nefes bile alamıyoruz! Her şey kilitli!
Bu lanet kapı, yıllardır sıkışmış durumda!
Dalia...
...bahçemizin yanında küçük bir orman yok muydu?
Saçmaladın iyice!
Sadece binalar var! Başka ne olacak?
Burada tek başımızayız.
Kimseyle görüşemiyorum.
Kiminle görüşmek istiyorsun? Herkes öldü.
Ne olmuş yani?
Burada bütün gün kilit altındayım, tek yaptığım uyumak.
Başka ne yapmak istiyorsun?
- Hayatta olmamın bir nedeni var. - İlaçlar nedeniyle hayattasın!
Kes şunu!
- Her şeyi yanlış mı yaptık? - Neyi "yanlış" yapmış olabiliriz?
Bizimle konuşmayan bir kızımız, hiç görmediğimiz bir torunumuz...
- Bu konuda konuşmayacağım! - ...ve bizi hatırlamayan bir oğlumuz var...
- ...kimse bizi umursamıyor. - Böylesi daha iyi!
Gelmelerinin ne anlamı olabilir ki?
Neden bu kadar...
Bu kadar ne?
Bu kadar ne olmak zorundayım, söyle!
- Onu özlemiyor musun? - Özlemiyorum!
Hayatımızı mahvetti.
Tabii ki hatırlamazsın...
Gerçekten o noktaya geldin mi?
Adını bile söyleyemiyorsun!
Bu konuda konuşmayacağımı söyledim ya!
Hayattan başka ne istenebilir ki!
Yüzünü bile hatırlamıyorum.
Düşük frekanslı seslere karşı duyarlıdırlar...
...ve birkaç mil ötedeki diğer hayvanlarla iletişim kurabilirler.
Bazıları uzun ömürlerinin, hafızalarının ve hassasiyetlerinin onlara...
...ölümlerine yakın zamanda keskinleşen bir duyu ötesi algı kazandırdığını düşünüyor.
Ölümün farkındalar.
Olağanüstü hafızaları sayesinde...
...atalarının öldüğü yeri bile hatırlayabiliyorlar.
Akranları arasında ölmek için...
...birkaç gün boyunca seyahat edebilir veya başkalarına bu konuda rehberlik edebilirler.
Bu antik mezarlıklar...
...fillerin ölmek için gittikleri yerlerdir.
Dalia?
Bana ne oluyor, Dalia?
- Buraya bir şey yapmaya geldim! - Sıcak su torbasını dolduracaktın!
Aynanın nasıl kırıldığını hatırlamıyorum.
Yaralandın mı?
Şu hırsızlık olayı beni korkutuyor.
- Kapıyı kilitledin mi? - Evet.
Peki ya pencereler kapalı mı?
Pencerelerden de girebiliyorlar.
Örümcek Adam'ı okumuştum...
Binaya işaret koymuş olmalılar.
Geri döneceklerdir. Her zaman dönerler.
Anla işte...
Bir dairenin kapısını zorlayan bir adam gördüm.
Bu binadan değildi.
Hadi ama! Beni korkutuyorsun!
Carlos ve zımbırtıları...
Onu eleştirmeyi bırak!
- Ne oldu? - Uyuyamıyorum.
Göğsüm ağrıyor.
Uyu hadi.
Bir şeyin yok.
- Duydun mu? - Neyi?
Bir şey düştü!
Duyuyor musun? Avludan geliyor.
Ne yapıyorsun?
O ses de neydi?
Dışarı çıkmayı aklından bile geçirme!
Neler oluyor?
Avluda biri var.
Işığı kapat!
Kapat şunu!
Mutfağın ışığı açık.
Polisi arayacağım.
Sakın dışarı çıkma!
Kim var orada?
Bu çok garip.
Sıcak su torbasını doldurmamış mıydım?
Avluda biri var.
- Polisi ara! - Evet, polisi arayacağım!
Sakın açma!
Kim o?
Kim o?
Cevap versene!
No comments yet. Be the first to leave one.