Die ersten 200 Zeilen.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
SAN FRANCISCO GÜNÜMÜZ
Yürü moruk.
Sağır mısın?
"Sağır mısın?" dedim!
Nerede o?
Nerede o?
-Bay Young? -Efendim?
-Kaç kişi daha var? -İki, dışarıda.
Göt herif!
Sen kimsin?
Şefim.
DÜN
Selam Tommy.
Lu, baksana. Geliyor.
Bak, istemiyorsan Jogn Kang'e ya da Şanghay'dan gelen çocuğa veririm.
Yarın sabah, saat 10.00'da.
Evet, beyaz olan.
Oracle far ve Asanti jantlı.
Harika. 9.00'da görüşürüz.
-Burada hâlâ ne işin var? -Tommy'ye yardım ediyorum.
-Bu gecelik. -Hayır, yemek minibüsü
fikrine ne oldu yani? Müzik festivallerine göre gezmeye?
-O fikre bayılmıştım. -Uğraşıyorum.
-Gerçekleştireceğim. Merak etme. -Para açısından yardım gerekirse
sana yardım edebilirim.
O konuda yardıma ihtiyacım var gibi mi görünüyorum?
Buna cevap vermemi istiyor musun cidden?
-Hayır. -Hayatımda gördüğüm
en paçavra kılıklı herifsin.
Çinli olduğuna emin misin?
Yarı.
Hangi yarın?
Göremediğin yarım.
Bunu masa üçe götür.
Masa üç. Teşekkürler.
Dostum, beni dinle, ben ciddiyim.
Para açısından yardıma ihtiyacın varsa
bende yığınla para var.
Dostum, senin bir hayalin var.
Almayayım, sağ ol.
Tamam. Ama hazır olduğunda bana haber ver.
Ucuza minibüs ayarlarız, dükkânda modifiye ederiz.
Her yerdeki yemek minibüslerinin dibi düşer.
Tabii "dibi düşmek" kalıbını onlara açıkladığımızda.
Komik değilsin.
Dün geceki kadın var ya? O beni komik buldu.
-Yerimi biliyorsun, değil mi? -Hapisten uzak dur.
Sen de.
Kai nerede?
Kai!
Sana fıstık koyma, dedim.
Hiçbir şeye.
Hayır, demedin.
Sana söyledim, değil mi?
Efendim?
-Fıstık yok! -Onda fıstık yok ki!
Özür dile!
Ben ne yaptım?
Hayır! Bir daha olmaz! Hayır!
-Hanımefendiden özür dile, benden değil! -Fıstık koymadım.
Jimmy, git buradan!
Kaybol!
Jimmy, git!
Bir dakika, cidden.
Kaldır şunu.
Bir yanlış anlaşılma oldu.
Hadi ama.
Tamam, hadi ama. Kimseye bir şey olmadı. Sorun yok, hadi, parti...
-Yürü! -Fondip.
Senin neyin var? Aptal mısın sen?
Onlar Triad'tan, adamın amına koyarlar. Beynini dağıtırlar geri zekâlı.
Defol buradan, yürü.
Ben hallederim.
Yürü.
Sen daha uyumadın mı?
Selam, n'aber dostum?
Kai.
-Sabah erken mi gidiyorsun? -Gece geç dönüyorum.
Teşekkürler.
Bu ne?
Yuet Guk içeceği.
-Ne için? -Tembellik.
Niye ihtiyacım olsun ki?
Kendi yemek minibüsünü alıp yollara düşeceğini söylemiştin.
Hâlâ buradasın.
Gidene dek
günde iki kez. İyi geceler.
Teşekkürler Bay Young.
Günaydın Bayan Bao.
Bay Lin!
Günaydın Jenny. Wah Hala'ya benden selam söyle.
Olur.
Tommy!
-İyi misin? -Sıçayım. Bırak, uyuyayım.
-Tommy, ne oldu... -Bir sus Jenny! Dur!
-Sikeyim! -Ne oldu?
-Küçük bir parti verdik. -Evet ama ne...
Bunu sana kim yaptı?
Partideki biri mi? Burada kavga mı çıktı?
Hayır, Kai...
Kai burada mıydı?
Bana bir iyilik yapıyordu ve Chen adlı adamla atıştı...
Bir şeyi yok. Bir olay çıkmadan onu gönderdim.
-Bu işi düzeltmelisin. Kai'ın başına... -Kai başının çaresine bakabilir!
Ve o adamlar benim arkadaşımla uğraşmaz. Onlar benim kardeşim.
Hayır, onlar suçlu! Buraya gelmelerini istemiyorum, tamam mı?
Bu restoran bana da ait.
Küçük bir şey parti şey yapmak için kız kardeşimden izin almama gerek yok.
Anlatabiliyor muyum?
Onlar benim ailem.
Senin ailen benim.
Kafana takma. Temizlerim.
Küçük Pete'i hiç duydun mu?
ABD'nin ilk Çinli milyoneriydi.
Geary Yasası'nın zorunlu tuttuğu belgeleri taşımayı reddeden ilk Çinliydi.
Çin mahallesinin ilk baş ejderiydi.
İnsanlar Küçük Pete'e yamuk yapmayı ismini
Tanrı'nın defterinden silmekle eş değer tutardı.
Tanrı'ya inanır mısın?
Herkes Küçük Pete'ten bir şey koparmak istedi.
Ona suikast
düzenlemek için Çin'den kiralık katiller getirilirdi.
İrlandalılar rıhtımda yakmaya çalıştı.
Polis onu paramparça edip Çin mahallesinden atmak için
coplar ve saçma kanunlarla onun peşine düştü. Hiçbiri başarılı olamadı.
Neden, biliyor musun?
Çünkü benim gibi
Küçük Pete de işini, halkını
ve bölgesini korumak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı.
Alec McCullough'a Çin mahallesini
basmaya devam ederse nereye gideceğini söylemeni istiyorum.
Tamam mı?
-Tamam? -Tamam.
Bir dakika, bekle.
Şimdi tekrar düşündüm de, bence mesajı alır.
Bu sabah sevkiyat konteynerlerinde iki ceset bulundu.
Vurularak infaz edilmiş.
Bu işte Triad'ın parmağı var.
Kurbanlar Alec McCullough'nın tanıdık iş birlikçileriydi.
Genelde Avrupa'da faaliyet gösterir. Altı ay önce San Francisco'ya taşındı.
McCullough Çin mahallesine çoktan sızmaya çalıştı
ama baş ejder Uncle Six izin vermedi.
Örümcek hislerime göre işleri yatıştırmazsak çete savaşı çıkacak.
Bırakalım, birbirlerini öldürsünler. İşimizi kolaylaşır.
Çin mahallesinde çete savaşı çıkamaz Bendix.
Neden, söyleyeyim mi?
Çünkü McCullough daha da yerleşmeden bu meseleyi kontrol altına alacağız.
İşte bu yüzden.
McCullough'nın sağ kolu,
Grisha Babinov.
Bir ekip toplamak için Uncle Six'in kendi adamı
Lu Xin Lee'yi
tarafına çekti.
Bu, Six'in kulağına giderse
eli boş durmaz.
Komiser Gavin.
Bayview'dan geliyor.
Ahlak bürosunda çalışıyordu. Lee'nin ekibine sızacak.
Çinliler araba çalmak için bir kızı almaz patron.
Gavin tıpkı Babinov gibi akıcı Rusça bildiği için aramızda.
Tıpkı Babinov gibi arabaları asıl sahiplerinden ayırmakta deneyimli.
Taze kan.
Kusura bakma amirim.
Ahlak büroda hata yaparsan burnun kanar, eve dönersin.
Çin mahallesinde hata yaparsan eve dönemezsin.
Veya ben dönemem.
Beni kafana takmana gerek yok Bendix.
Benden fazla olduğun tek şey
küçük bir sik.
Tamam. Hadi.
Görevleriniz dosyalarınızda. Gözünüz, kulağınız Triad'ta olsun.
Pis bir şey duyarsanız haberim olsun.
Bir şey daha var.
McCullough denilen adam.
Acımasız orospu çocuğunun tekidir.
Kendinize dikkat edin.
-Kung Pao ve Mutlu Aile. -Sağ ol.
-Hannah. -N'aber Kai?
-Ejder Karides? -Başka bir şey yer miyim?
Patron, karides ne durumda?
Gidip alırım.
-Mürekkep balığı sat. -Tamam.
Hannah,
-mürekkep balığı denemek ister misin? -Hayır.
Tamam, mürekkep balığı yok.
-Normal insanlar kapıyı çalar. -Farkındayım.
Ne yapıyorsun böyle?
Güzelmiş.
Moo Goo dürüm ve limonlu, tavuklu salata.
Cidden, yemek minibüsünde ne kadar kazanıyorsun?
Patronumdan az.
Sen araba satarak ne kadar kazanıyorsun?
Yeterince kazanamıyorum, bu yüzden bir de çalıyorum.
Şunu hiç anlamıyorum,
kral gibi yaşıyorsun
ama çalıştığını hiç görmedim.
Ben köpek gibi yaşıyorum ve tek yaptığım çalışmak.
Evet ama senin sorunun işte tam da bu.
Köpek gibi çalışmazsan bir şey başaramayacağını düşünüyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.