Οι πρώτες 200 γραμμές.
Geçmişten daha iyi nerede saklanabilirsin ki bizden?
Hayat Kitabı'nı arıyordur umarım.
Öncelikle Diana'nın bir eğitmene ihtiyacı var. Bir cadıya.
Aramızda ağzı sıkı birini bulabiliriz.
Sophie?
Para sizde kalsın. Ben bu işe bulaşmak istemiyorum.
Peki diğer mesele?
Kayıp kitabı bulmamız gerek. Bir simya taslağı.
Üç yaratığın kökenlerine dair ayrıntılar var.
- Eğer varsa tabii. - Var.
Christopher Marlowe'un zebani olduğuna inanamıyorum.
Bir cadıyla medenice konuşsan endişelenirdim bir de evlisin.
Yardımınıza ihtiyacım olduğunu görüyor olmalısınız.
Senin gibi güçlere sahip olanlar yüzünden İskoçya'da bizi avlıyorlar.
Bu yüzden burada bile kocan gibi adamlar bize huzur vermiyor.
Babamın İngiliz mahkemesinde bir ajana ihtiyacı vardı.
Ben de bu ihtiyacı yerine getirdim. Ve gayet iyi iş çıkardım.
Kime hesap veriyorsun peki? William Cecil mi?
Lord Burghley. Evet.
Bu kaosunuzun nasıl sonuçlanacağını göreceğiz.
İkna etme çabalarınız maalesef başarısızlıkla sonuçlandı.
Buraya geri dönmüş olması, eski pelerinini giymiş olması...
Değişmiş. Bir an bile onu tanıdığını düşünme.
Knox bizi burada bulacak. Hissedebiliyorum.
Meclisin Knox'a hiçbir şey söylemeyeceğini biliyorum.
Mary Johnson benden hep nefret ederdi. Eminim anında taraf değiştirmiştir.
Hiçbiri Diana ve Matthew'un nereye gittiğini bilmiyordu ki.
Evet. Ölmüş bile olabilirler şu an.
Bu yaprağın Diana'yla bir bağlantısı var. Hepimiz için bir cevap olmalı burada.
Bütün bu kabusları o kitap başlattı.
Sebebini öğrenmek istemiyor musun?
Bu gece bizimle mi yemek yiyorlar?
Sonsuza kadar birbirinizi görmezden gelemezsiniz.
Herkes bunu tercih ederdi diye düşünüyorum.
Çatım altında ona tolerans gösteriyorum ve onu koruyorum.
Mutlu aile rolü oynamamıza gerek yok.
Matthew onları evlerindeymiş gibi hissettirmeni isterdi.
O evrilebildiyse eğer biz de evrilebiliriz.
Cadılar majestelerine karşı mı geliyor?
Hayır. Sadıklar onlar.
Komplocularının isimlerini ver bana Üstad Caldwell.
Komplocum yok benim.
Konuşturun onu.
LAPLAND, FİNLANDİYA
Mummo.
Sonunda dönmüşsün.
Çok acı çektin Satu.
Ataların da diğerleri arasında hayatta kalamamıştı.
Bana her şeyi öğrettin sen.
Ama kim olduğumu öğretmedin.
- Neden? - Seni korumak için.
Seni bu yüzden burada yetiştirdim.
Ben korunmak istemiyorum. Öğrenmek istiyorum.
- Anlamak istiyorum. - O halde kal.
Olmak için doğduğun dokumacı ol.
Cadılarla dolu bir şehirdeyim.
Ve hala bir eğitmen bulamıyorum.
Sabırlı ol.
Ustad Roydon'ın kaynakları çoktur.
Cadılar arasında bir mesele olmalıydı bu Francoise.
Bizim bazı şeyleri farklı şekilde yapmamız gerek.
Bana yardımcı olmaya gönüllü birini bulmalıyız.
Zoraki veya rüşvetle olmamalı.
Zor.
Ustad Norman herkese o meyve olayını...
...anlatmış olmalı.
Mary'nin tanıdığı bir cadı var mı acaba?
- Mary'i seversin. - İnsan mı o?
Güvenilir bir insan. Rahmetli ağabeyi yakın arkadaşımızdı.
Simya üzerinde çalışıyor. Etkileyici bir kadın.
Ama bir şeyleri yakmaya yatkındır.
- Mary Sidney. - Onu ziyaret ederiz.
Hal doğru söylüyor. İşe yarar bir müttefik olabilir.
Kahramanlarımla tanışmak çok başarılı olmadı şimdiye dek.
Mary Sidney, Kit gibi değildir.
Mary?
Matthew!
Simya öğrencisisin sen de anladığım kadarıyla.
Daha çok okumaktan zevk alıyorum.
Diana biraz fazla mütevazıdır. Diploma aldı bunun üzerine Mary.
Bana asistanlık yapabilirsiniz. Evdeki işlerinizden zamanınız olursa eğer.
Çalışmamıza engel olan o kadar çok şey var ki.
Kesinlikle katılıyorum.
Yine de seninle çoğu kadından daha kolay bizim işimiz.
Kitaplarımız ve tutkularımızı yerine getirebileceğimiz...
...boş zamanımız var şükürler olsun ki.
Biz kadınların sahip olduğu hiçbir şey yok.
Duyduğumuz yalanlardan başka.
Olamaz.
Bu nasıl olur? Gel buraya!
Bahçeden girmiş olmalı.
Evet, öyle olmalı.
Duruma bakın.
- Nasıl oldu bilmiyorum... - Sorun yok. Mary.
Bizim bir cadıya ihtiyacımız var. Ve ne kadar acil olduğunu da görebiliyorsun.
Ben hiç cadı tanımıyorum.
Çocukken ağabeyimden öğrenmiştim ne olduğunuzu.
Bunu bir efsane olarak gördüm.
Ve öyle de kalsın istiyorum.
Diana ve benim gibi yaratıkları inkâr mı etmek istiyorsun?
- Seni daha fazla rahatsız etmeyelim. - Neden eskisi gibi devam edemiyoruz?
Çünkü Diana'yı seviyorum ve güvende olmasını istiyorum.
Bir cadı bulma konusunda yardımcı olamam.
Ama seve seve arkadaşlık sunabilirim.
Ben de öyle.
Dikkatli ol Diana.
Londra'da kimseye güvenip kendinden bahsetmemelisin.
İskoçya'da yaşananlar insanları korkutuyor.
Majesteleri İskoçya'da yaşanan olaylardan memnun mu?
Bu olayların Kral James'in dikkatini dağıtıyor olması onu memnun ediyor.
Güzel. Bunu duyduğuma sevindim.
Ancak ifadende atladığın bir şey vardı.
Agnes Sampson'ın hapsedilmesi.
Diğerleri gibi bir cadı.
İsimlerini belirtmek gibi bir zahmete girmek istemedim.
Senin cadıları ne kadar küçük gördüğünü unutamayız.
Yine de liderlerine işkence edilmesi bir risk oluşturuyor.
İngiliz cadılar majestelerine karşı gelebilirler.
Kuzeydeki yoldaşlarıyla taraf tutabilirler.
İngiltere'deki cadılar Armada'nın püskürtülmesine yardımcı oldular.
Sadakatlerinden hiç şüphe duyulmaz mıdır?
Kimse şüpheden kaçınamaz.
Şimdi bir de Garlickhythe'den rahatsız edici bir haber var.
Bir bakan kilise cemaatinden birini büyücülük şüphesiyle sorgulamış.
Kısa bir süre sonra da hasta olmuş.
Bizlik bir mesele gibi görünmüyor.
Bu cadı, Thomas Caldwell...
...sorguya çekildiği sırada krallığa karşı tehditler savurmuş.
Ahitimizde insanların işlerine karışmak yok.
Ama sen buradasın Roydon. Bize çalışıyorsun.
Majesteleri benim hizmetlerime karşı herhangi bir hoşnutsuzluk göstermedi hiç.
Sana epey muhtaçlar elbette.
Kulede şu Tom Caldwell'i sorguya çek.
Cadıların neler planladığını öğren.
Her türlü yola başvurup bir itiraf al.
Peki Lordum.
Üstad Roydon. Londra'ya hoş geldiniz.
Olduğunuz yerde kalmanızı öneririm. Ne istiyorsun?
Peder Hubbard'dan bir mesaj var.
- Söyle o halde. - Seni görmek istiyor.
Hubbard'a müsait olduğumda onu ziyaret edeceğimi söyleyebilirsin.
Bu akşam ziyaret edeceksin. Saat 7:00 olmadan.
Cadını da getir.
Kit'i çağır. Bir çağrı geldiğini söyle.
Peder Hubbard'dan.
- Derhal Ustad Roydon. - Diana?
Andrew Hubbard Londra şehrini yöneten bir vampir.
Şehir nasıl onun oldu?
1348'de kara veba geldi.
Zaten ölmemişsen eğer şehirden kaçmaya çalışıyordun.
Tek bir adam dışında.
Peder Hubbard adında bir rahip.
Hastalara baktı. Hastalığa tamamen yenik düşene kadar.
Ve o noktada da kendine bir mezar kazdı...
...ve tanrıyı beklemek için o mezara girdi.
Ve oradan kutsal bir dirilişle çıktı.
- Biri onu vampir yapmış. - Kimse üstlenmedi.
Bu yüzden yaratıklar onun hikayesine inandılar.
O zamandan bu zamana kadar da toplanıp şehrin düşkünlerine yardımcı oldu.
- Kulağa asilce geliyor. - Hubbard onları kontrol de ediyor.
Ya da en azından deniyor.
Ne olursa olsun kanını tatmasına izin vermemelisin.
Neden vereyim ki?
Çünkü kabul ritüelinin bir parçası o.
Karşısındakinin ruhunun özünü açığa çıkardığına inanıyor.
- Ama sırlarını da mı açığa çıkarıyor? - Evet.
Söz ver bana.
Evet. Matthew, neden söylemedin bunu bana?
Hubbard ve De Clermont ailesi arasında bir anlaşma var.
O bize karışmıyor, biz de ona karışmıyoruz.
Ama ben bu diplomatik dokunulmazlığın dışında mı kalıyorum?
Zaman bükücü olmanın iyi yanlarından biri bu.
Geleceği biliyorsun ama geçmişi unutuyorsun.
Eski hayatına dönsen daha iyi olacak arkadaşım.
Kendini öldürtmeden önce.
Peder, kanımı gönüllü olarak sunuyorum size.
Tanrı kalbimdekileri görebilir.
Hediyeni kabul ediyorum.
Ve seni çocuğum olarak korumaya yemin ediyorum.
Tanrı seni kutsasın.
Şimdi kardeşlerinle selamlaş.
Geç kaldın.
Bir problemimiz var.
Bizim birkaç problemimiz var.
Elini sana ait olmayan birine sürüyorsun.
Geri çekilmezsen eğer bugününü parçalara ayırırım...
...Hubbard.
Bizi yalnız bırakın.
Bay Clermont, baban Philippe ile yaptığım...
...anlaşmadan ötürü burada bulunmana izin veriyorum.
Ama geleneklerimizle alay ediyorsun.
Bu cadıyı buraya getirerek.
Bir de izler var.
Bir cadı ile bir vampirin ilişkisi yeterince günah zaten.
Ancak bu...
Eğer cadılar izinsiz kan emdiğini öğrenirse...
...idam edilirsin.
Gönüllü olarak verdiyse...
...İngiltere'den sürgün edilir.
Ama korkma.
No comments yet. Be the first to leave one.