Οι πρώτες 200 γραμμές.
ON PARALIK ROMAN
ÖLÜMCÜL KANUN KAÇAĞI
Dan.
Belki de rüzgardır.
Çabuk, kapıyı aç!
Hayır!
Durun! Lütfen durun!
Tucker! Hadi yaylanalım.
Bir haftan var Evans. Sonra evini de yakarız.
William! Hey! William!
Dışarı! Dışarı!
William!
Kahretsin, William!
William!
Kahretsin, bırak onu!
-Buraya gel! -Bırak beni!
-Boş ver onları! -Bırak beni!
Elimizdeki son yem bu!
Bu meseleyi halledeceğim.
Hayır, halledemezsin.
Sürü çoktan tepeye varmıştır. Hadi gidip temizlen.
Bana yalan söyledin Dan.
Hollander'a düzenli ödeme yaptığımızı söylemiştin.
Yaptık. Bir miktar.
Yemi nasıl aldığımızı sanıyorsun Alice?
Üç aylık suyu, Mark'ın ilacını...
Ailemizi geçindirmekle borç ödemek arasında bir tercih yaptım.
Kararları beraber aldığımızı sanıyordum.
Farklı bir karar mı verirdin?
Alice, beraber de karar versek, yağmur yağdıramayız veya tozu samana çeviremeyiz.
Hollander'ın arazimizi demiryollarına satmasını da engelleyemiyoruz.
Essex'teki doktorların bacağımın büyük kısmını kurtarmaları ne şanssızlık.
Emeklilik tazminatı artık kaybın ağırlığına göre ödeniyormuş.
Bana öyle bakmayı kes.
Şerife o adamların yaptıklarını anlatacak mısın?
-Şerif bir boka yaramıyor! -William.
Mark, ilk iş olarak ikinizi yanıma alacağım,
gidip sürüyü toplayacağız, sonra da kasabaya gideceğim.
-Kasabada ne yapacaksın? -Hollander'a bu işi çözmesini söyleyeceğim.
Bize yeni bir ahır yaptırmasını isteyeceğim.
Belki de, Will'in dediği gibi, onu vurmalıyız.
Araba Bisbee'ye doğru gidiyor patron.
Demirle kaplanmış. Tepesinde çifteli Pink'ler var.
Bir de mitralyöz.
Yemi kurtarmama izin vermeliydin.
Onu satacak mısın?
Bir gün, William,
benim yerimde olduğunda daha iyi anlarsın.
-Ben asla senin gibi olmayacağım. -Burada izler var!
Hazır olun.
Pekala, hazır olun.
Geliyorlar.
Onu vurdum!
Döndür!
Onları vuracağım!
İşte orada!
-Buraya gel, hadi gidelim! -Dön!
Arkalarından gidelim!
Döndür şunu!
-Etraflarını sarın! -Önlerini kesin!
Sıkıştırın onları!
Mitralyözü vurun! Mitralyözü vurun!
Nez ve Tighe, onları döndürün!
Bu da neydi?
O'Neil vuruldu. Mitralyözü ben kullanacağım.
İçerdeki adamı vurun! Yandan saldırın!
Mitralyöze başka biri geçti!
Vurun onu!
Alın bakalım.
Arkasından sürün!
İşte bu! Biri gitti!
Arabanın önüne çıkın! Çıkın!
Mark, orada kal.
Mark!
Yan taraftan geliyorlar!
İçerdeki!
Eğil hemen!
Buradakini yakaladım! Ona nişan aldım!
Daha hızlı sür Monty, daha hızlı. Sür şu atları.
Dizginlere asıl! Dizginlere asıl! Dizginlere asıl!
Günaydın Pinkerton.
İsmim Charlie Prens. Herhalde ismimi duymuşsundur.
Charlie Prenses adlı çirkin bir orospudan bahsedildiğini duymuştum.
O sen misin bayan?
Pinkerton'lardan nefret ederim.
Byron McElroy.
Saçların ne zaman ağardı Byron?
Canın cehenneme Ben Wade.
Şuna bakar mısınız? Bu defa masraftan kaçınmamışsınız Byron.
Bıraksanız da soysaydım daha ucuza gelirdi.
Beni öldüreceksen, elini çabuk tut.
Seni öldürmeyeceğim. Bu şekilde olmaz.
Yaşamama izin vermen hiçbir şeyi değiştirmeyecek.
Peşine düşeceğim.
Düşmezsen darılırım.
-Fitil yanıyor. -Fitil yanıyor!
-Güzel. -Alın bakalım çocuklar.
Güzel, güzel.
Al bakalım.
-Bu doldu. -Başka bir çanta getir.
Tamam. Al bakalım.
Hadi, bana bir tane daha ver. Bir tane daha. Oraya bir tane daha koy, hadi.
Parayı yere bırakmanızı istiyorum! Geri çekilin! Geri çekilin!
Hepiniz hemen geri çekilin yoksa bu adam ölür!
Bu akıllıca bir hareket değil ahbap.
Siktir.
Çok hızlı.
Pekala Tommy,
anlaşılan o arabanın içinde henüz ölmemiş bir Pinkerton varmış.
Charlie'nin sana anlattığını biliyorum,
çünkü bu çetede sadece birkaç kuralımız var.
Hepimizi tehlikeye atarsan olacak olan budur.
Mark, bana bak, bana bak.
Bana bakmaya devam et. Sessizce geri çekil. William!
William, bana bak! Geri çekil, kahretsin. William! Bana bak.
Günaydın.
Onlar benim sığırlarım. Onları geri istiyorum.
Dikkatli ol çiftçi, Ben Wade ile konuşuyorsun.
Onları geri almam lazım. Tüm mal varlığım onlar.
Sığırlarına ihtiyacım yok. Ama atlarınızı almak zorundayım.
Böylece aptalca bir şey yapmazsın.
Campos.
Atlarınızı Bisbee yoluna bırakacağız.
Çocuklar.
Muhtemelen biraz gecikiyorlar Bay Butterfield.
Pinkertonlar gecikmez. Bu yüzden günde 18 dolar alıyorlar.
Ayağa kalkmama yardım et.
Kötü yaralanmışsınız bayım, bir doktora...
Ayağa kalkmama yardım et dedim!
Mark! William! Bana şu tahtalardan getirin.
Yardımcı olabilir miyim?
Sanırım evet, buraya doğru gelen bir araba,
15 km kadar gerideki bir kanyonda soyuldu.
Kahretsin.
-Bizzat Bay Ben Wade tarafından. -Wade olduğunu nereden biliyorsun?
Son 21 soygunu o yaptı şerif.
Meksikalı bir keskin nişancı ve bir Apaçi gördüm.
-Kahretsin. -Bana dediler ki...
Vay canına. Tanrı'nın Eli'ni gördün mü?
-O da nedir? -Wade'in tabancası.
Neden bir şey yapmadın?
Bir sürü silahları vardı bayım, etrafa ateş ediyorlardı.
Hadi gidelim, vakit harcıyoruz.
Sen nereden geliyordun?
Tom Conrad Meksika'dan bin baş sığır almış, getirmek için bizi tuttu.
Gidelim. Hadi çocuklar.
Demiryolcularda bir hareketlilik var.
Bayan? Arkadaşlarıma viski ver lütfen.
-Gidelim. Bar kapandı. -Bu saatte mi?
Çatışmada kaybettiğimiz dört kişinin şerefine.
Bu da, bugün Tommy Darden'a
veda etmek zorunda kalan patronumuzun şerefine.
Bu da çok acıklı.
Özdeyişler Bölüm 13.3,
"Dilini tutan canını korur.
"Ama boşboğazın sonu yıkımdır."
Amin.
Tommy zayıftı.
Tommy aptaldı.
Tommy öldü.
Buna içilir.
Sutherland.
Jorgensen.
Campos.
Jackson.
Kinter.
Şerif o kadar aptal değil. Yakında geri dönecektir.
Adamlar sınırı geçecekler.
Geride kalıp
seni bekleyeceğim.
Tamam Charlie.
Seni bir yerlerde görmüştüm.
Öyle mi?
Leadville'de kör bir İrlandalı için çalışmış mıydın?
Şarkıcıydım.
Hayatımın en mutlu dönemiydi.
Neden bıraktın?
Öksürmeye başladım. Doktor daha kuru bir iklimde yaşamamı söyledi.
O barda tahmin edebileceğinden çok para harcadım.
Velvet adlı şarkıcı bir kız vardı, hatırlar mısın?
Velvet'ı kimse unutamaz.
Biraz zayıflamış görünüyorsun.
Zayıflamış hissediyorum.
Önemli değil.
Zayıf kızları severim,
hele bunu unutturacak yeşil gözleri varsa...
Gözlerin yeşil mi?
Önemli değil. Yeşil olmaları şart değil.
Sence yalan mı söylediler? Sence atlarımızı çaldılar mı?
-Bizim boktan atlarımıza ihtiyaçları yok. -Sözlerine dikkat et.
Onu kasabaya tek başıma götüreceğim. Siz sürüyü toparlayıp eve götürün.
Onları çok zorlamayın, başka bir tane daha kaybetmeyelim.
Bayım, ata bindirmek için sizi kaldırmamız gerekecek.
Süvariler geliyor.
Dediğimi yap.
Hadi git.
Arabadan mı?
-Sağ kalan tek kişi. -Bay McElroy beni duyabiliyor musunuz?
-Ben Wade yaptı. -Bay McElroy beni duyabiliyor musunuz?
Bay... Bu adamın doktora ihtiyacı var.
No comments yet. Be the first to leave one.