Οι πρώτες 200 γραμμές.
Çocuklar. Çocuklar.
Ne dedim ben size? Ne bu gürültü?
Çıt çıkmayacak.
Tamam Hande abla.
Yakup.
Hiç telaşlanma. Ben hemen yardıma geliyorum.
Tamam.
Evet, dakikalar 53’ü gösteriyor Rize’de.
Giresunspor atak geliştiriyor.
Korner.
Yoruldunuz, değil mi yolda?
Annem, babam, ben arabayla geldik.
İşte İstanbul Rize, nereden baksanız...
...13 saat sürdü.
Ben 10 saatte geliyorum.
İşte, dur kalktı, ihtiyaçlardı, vesaire derken malum.
Ben de durup kalkıyorum.
-Muhakkak. -Aynı arabayla mı geldiniz oğlum?
Hayır efendim. Annem, babam, ben arabayla geldik.
-Selim abimle, Sultan yengem de... -Biz eşimle uçak tercih ettik.
Kendisi uzun yol hiç sevmez.
Ben ilk gelinim. Kıyamazlar bana hiç.
Değil mi annem?
Ay ne güzel anlaşıyorsunuz böyle gelin, kaynana.
Çok.
Annem o benim. Kayınvalidem değil.
-Anne. -Ha canım, ha?
Necla Hanım’cığım babamız “Çay hararet yaptı. Yedeğim de yok.
Terliyorum, hasta olmayayım Allah korusun. Ayıp olmazsa ceketimi çıkarayım.” dedi.
Estağfurullah.
-Babacım dur. -Çıkart.
Babam pek konuşmaz. Az ve öz.
Değil mi baba?
-Evet. -“Evet.” dedi.
Şimdi kaleye bir şut çıkarmak için boşluk buluyor.
Bizi de Hande tanıştırdı.
-Ya, vesile oldum diyelim. -Evet.
-Fatih benim üniversiteden arkadaşım. -Evet.
-Gizem de Rize’den çocukluk arkadaşım. -Doğru.
Ben bir gün Gizem’in fotoğrafını Instagram'a koyunca...
Biz de Sultan’la düğünde tanıştık. Halayda koluma girdi birden.
Böyle nasıl halay tepiyoruz ama yani şıpır şıpır terliyoruz.
Ben normalde terlemem. Kendimizden geçmişiz yani. Hezeyan.
Birden bir baktık kimse kalmamış halayda. O kadar kaynaşmışız.
Göz göze geldik.
“Ben Sultan.” dedi “Sen?”
“Ben de,” dedim, “Selim.” “Aa,” dedi, “Sultan Selim.”
“Hadi beni sarayına götür.” dedi.
Ben de o dönem çapkın kızlardan çok hoşlanıyorum.
Sus artık.
Ben gideyim. Gizem’e bakayım, yardım edeyim.
Allah aşkına git.
Yavuz arıyor.
-Yavuz. -Görüntülü arıyor.
Bizim üç numara. Avrupa’da okuyor.
Pasaportunu da almışlar, oturma izni için işlemlere.
Abi.
-Çıkamadı, kusura bakmayın. - Ne yaptınız? Merak ettim.
-N'aber oğlum? - Abi çok gürültülü.
Yavuz. Annem benim.
İstediniz mi kızı?
Ha? Verdi mi uyuz babası?
-Çekmiyor herhalde abi. Kapat istersen. - "Verdi mi kızı?" diyorum.
-Sen geri zekâlı mısın? -Ne?
Kapat.
Gizem.
Sen bu eltinle daha önce tanıştın mı?
Yok, tanışmadım.
Ama hoş bir kadın böyle...
-Değişik. -Yani, sevdim ben.
Ben doğru anladım değil mi?
Siz şimdi böyle karşılıklı dairelerde oturacaksınız.
Fatih öyle diyor. Yani "Sana destek olur." diyor.
Hani acaba diyorum ki, bir tık daha uzak otursaydınız.
Anlaşamazsanız falan, o kadar samimi olmak iyi bir şey değil.
Hayır. Öyle değil.
Şimdi bizim kayınpederin arsasına apartman yapmışlar.
Üç daire kalmış. Bunlardan biri bizim.
Bize verdi yani.
Günah. Kira vermeyeceğiz. Ne yapacağım ki başka yerde?
Zaten eltiyle anlaşamayacak ne var Allah aşkına?
Yardımlık bir şey var mı?
Şükran abla. Gel, gel. Hiçbir şey yok. Biz her şeyi hallettik.
Sultan. Canım benim, Şükran değil.
Abla çok özür dilerim ya.
-Kafam karıştı bir an. -Abla mı?
Kız, iki-üç yaş var aramızda. Ne ablası?
-Teklif yüzüğünü niye takmadın? -Yok canım, burada.
-Bakın işte. -Bakayım.
Ha bu.
Taşı nerede?
Tamam, şurada.
Bu ne?
Hangi kumun tanesi bu? Hay Allah.
Ama çok güzel. Ben tam sevdiğim gibi aldı ki.
-Yani sade, zarif. -Kızlar,
hava atmış gibi olmak istemem ama...
...kafanız kadar. Hop!
Çok bakmayın kız. Gözünüz kalır.
Çok, çok yakışmış.
Gelinlik işini ne yapacaksın?
O geçen bakmıştık ya birlikte. Onu beğenmiştin.
Evet tam karar vermedik ama o baktığımız güzeldi sanki.
-Tüllü olan mı? -Evet. Çok yakıştı.
Şey, omuz tüllü böyle, uzun.
-Güzel bir şeydi. -Gelinlik giyeceksin yani.
Evet, tabii.
Ha aşkım, sakın yanlış anlama. Ben şeyden dedim hani...
...el âlem böyle, "Aa, anam gibi kız gelinlik mi giymiş?”...
...derler mi diye diyorum.
Aa kızlar. Ağır bir koku var ha.
Ya senden ya...
...ya da mutfakta ya.
Hadi bye'lar size.
Laf mı soktu o?
"Mı" sı fazla kardeşim.
Anne, nasıl pis bir kız. Herkes benim gibi olamaz tabii.
Allah.
- Bravo. - Allah! Allah’ım, Allah’ım.
-Allah'ım. - Heyt be.
Hadi çek. Yüzüklerimizi de gösterelim.
- Bir de fotoğraf alıyorum. - Çek, çek.
- Sen evleniyor musun? -Evet abi.
Bravo!
Benim kardeşim evleniyor mu?
-Abi. -Evleniyor mu?
Çok heyecanlıyım.
Çok iyi anlaşacağız eltim benim.
Hadi gel fotoğraf çekilelim.
Elti olduk kız.
- Evet. - Çok iyi anlaşacağız.
İnşallah Sultan ablacım.
Ta ta.
Sokağımıza geldik.
Buradan pıtı pıtı yürüyüp ekmek alacağız bakkaldan.
Ama çok güzel burası Fatih.
Sen bir de evin içini bitirirlerse, orayı gör.
Çok heyecanlıyım.
Dur, sakın. Dur yapma. Dur, dur. Gözüm.
Fatih ne yapıyorsun?
-Delirdin mi? İndirir misin beni lütfen? -Niye ya?
Yeni gelinler bayılıyormuş böyle eve girmeye.
Ya, aşk olsun, o kızlardan mıyım ben?
Değil misin?
Fatih indir beni. Apartman ayağa kalkacak.
İndirir misin?
-Fatih vallaha uyandılar. -Hadi geç. Geç, geç.
Fatih. Mutfağa bakar mısın ya?
İnanılmaz.
Çok güzel.
Bayıldım. Harika olmuş.
Çok güzel olmuş ya.
-Eşyaları da yerleştirmişler. - Ee sonunda ama.
Ne yapsınlar hayatım? Alelacele evlendik. Her şey son ana kaldı.
Al bakalım.
Fatih ya.
-İkimizin evi. -İkimizin evi.
Aşkım ortalık darmaduman. Ben sana bir temizlikçi abla bulayım.
Yo. Ben burayı bir günde hallederim. Hiç merak etme.
Ah benim mütevazı karıma bak ya.
Ben bir tuvalete gideyim, tamam?
Üstümü başımı da değiştirip işe gideceğim.
Tamam.
Peki annenlere haber verecek miyiz kocişko?
Ya biz bırakmadık mı bu oyunu ya?
Kocişko. Çok iyi değil mi?
Ne olursun yapma. Sevmiyorum ya.
Tamam.
Fatih iyi misin?
Kızım bu yolluk kayıyor ha. Bir kaza çıkacak.
Eltoş.
Hop. Günaydın.
Börek yapmıştım. Sıcak sıcak yiyin diye getirdim. El açması.
Bu saatte aslında hiç gerek yoktu ama eline sağlık.
Ne oldu sana? Hasta mısın sen?
-Ne olmuş? -Gelsene bir.
Ha, makyajsızsın. İçim kalktı. Makyajsız gezme kız sen.
Ah, ah. Tüh, yanlış getirdiler işte.
Ben söyledim. "Bunlar ofis mobilyası. Eve konur mu?" dedim. Dinlemediler.
Açmasaydınız bari. Nasıl iade edeceksiniz?
Yok, bunlar ofis mobilyası değil. Bizim kendi mobilyalarımız.
Insta'da gördüm. Ne kadar kötü çıkmış otel.
Pis, izbe, ucuz. Çok üzüldüm. Keşke Dubai’ye gitseydiniz. Biz gideceğiz.
Bizim durumumuz daha iyi.
Maşallah.
Gelsene.
Bizim bir tane komşumuzun kızı vardı.
Tabii o senin gibi değil. O çok güzel bir kızdı.
Yeni evliyken kötü geçti balayısı. Döner dönmez pat diye boşandılar.
-Yani? -Öyle aklıma geldi.
Çok kötü, çok. Rezalet.
Akşam bizde yemektesiniz bu arada.
Biz bize olacağız.
Annemlere de söylemeyeceğim. Şipşak makarna falan yapacağım.
Hem bizim ev daha ferah. Dekorasyonumuz çok güzel çünkü.
Hani bu evde ilk günden daralmayın. Olur mu fıstık?
Çünkü eşyalar insanın üstüne üstüne geliyor.
Yanlış anlamıyorsun değil mi beni yavru kuşum?
Ben böyle ne düşünsem ağzımdan fışkırıveriyor.
Hiç kötü niyetim yok.
No comments yet. Be the first to leave one.