Οι πρώτες 200 γραμμές.
CUMARTESİ
Kuzey Kadın Cezaevi'nde bir saldırı meydana geldi.
Cezaevine yeni giren bir mahkûm
koro seçmeleri sırasında
cezaevi personeline
kesici bir aletle saldırdı.
ANNELER GÜNÜ ÖNCESİ SEVGİ PAYLAŞIMI
Beklediğiniz için teşekkürler.
Kuzey Kadın Cezaevi
Güneşli Kadınlar Korosu'nu
coşkulu bir alkışla karşılayalım.
Sırada
Gitar Kulübü var. 3-A sınıfından
kusursuz ses tonuyla Tseng Zi-Ching
harika bir performans sergileyecek.
Kendisini alkışlarla karşılayalım.
Başlıyoruz.
Bir, iki,
üç, dört,
beş, altı,
-yedi… -Güzel, sekiz.
Dokuz, on.
Güzel.
Bir daha.
LI HUI-ZHEN
-Devam et. -Güzel. Devam.
-Az kaldı. Çok az. -Güzel.
Bir daha.
Hadi, devam.
Başını görebiliyorum.
Kesik kesik nefes al.
Bebeğin başı çıktı. Kesik kesik.
Rahatla.
Bayan Li Hui-Zhen.
Bebeğiniz gayet sağlıklı.
Doğum lekesi yok. Kız çocuğu.
Biraz erken doğdu.
Kuvözde gözlem altında tutacağız.
Merak etmeyin.
ADALET BAKANLIĞI KADIN CEZAEVİ
-Yun-Shi. -İyi ki doğdun.
Bir yaşına girdi.
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar…
Tanrım.
Bulaşık teli mi yuttun? O ne biçim ses?
Kızı ağlattın.
Domuz gibi ciyaklıyorsun.
Çocuğu korkutup ağlattın.
-Hadi. -O kadar kötü müydü?
-Tamam, ağlama. -Korkunç.
Çok biliyorsan sen söyle.
Burnumdan bile daha iyi söylerim.
Söyle bakalım.
Yun-Shi, dinle bak.
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar, mutlu yıllar
Mutlu yıllar
Sana
Mutlu yıllar
Sana
Gördünüz mü? Bayıldı.
Gülümsüyor.
BİLGELİK KAPISI
Parayı al.
Finansal özgürlük. Ne dert olur ne tasa.
Doktor ol. Paranı kazan.
Doktorluk iyidir.
Şapka.
-Okumak önemli. -Doktora yap.
Yun-Shi, buraya bak.
Bunu ister misin?
Çıldırdın mı? Kelepçeyi kim koydu?
Ben. Çok az şey vardı.
Alacağını nereden bilebilirdim?
Oraya kelepçe koyamazsın.
-Aptal. -Evet.
Pekâlâ.
Bu sayılmaz.
Bir daha.
Tekrar deneyelim.
-Evet. -Bir daha seç.
Bir daha.
Hangisini istiyorsun?
Güzel. Büyüyünce müzisyen ol.
Piyano çalar artık.
Şarkıcı da olabilir.
Ben de sahne annesi olurum.
-Piyano… -Müzisyen.
-Müzisyenlik harika. -Piyano güzel.
Muhteşem.
Harika, bunu kim koydu?
Ben. Oldukça etkileyici, değil mi?
Sen bir harikasın.
Kapanışta Atölye Altı'da kusurlu ürünler gördüm.
Birini getirdim.
Hırsızlık bu.
-Alıyorum. -Hayır.
Çizildi. Mahvoldu işte.
-Kırıldı. -Bırak alsın.
-Kırıldı zaten. -Bir şey görmedim.
Teşekkürler.
Güzellik.
Yun-Shi, piyano çalsana.
Do, re, mi
Hadi, hepiniz buraya bakın.
Hadi Yun-Shi.
Bir, iki,
üç.
Çok merak ediyorum.
Pasta işi tamam.
Yun-Shi hariç
hepiniz bana borçlusunuz.
Ben de mi?
Tabii ki. Hey.
Bu pasta bana kaça patladı, biliyor musun?
Bir haftalık emeğime.
Öderiz, dırdır etme.
Nesin sen, Karun mu?
Pasta burada lüks.
LV gibi işte.
Tabii ki LV'yi biliyorum.
Her gün takarım. Bir müdavim vermişti.
Anladın mı?
Belki de sana çakmasını vermiştir.
-Ne? -Dinle bak.
LV ne ki?
Bende Chanel var.
Hermès var.
Hepsi sahte.
Bok ye.
LV için bedenini sattın, biliyoruz!
-Satmadım. -Para nereden geldi o zaman?
-Teyze. Bir şey söyle. -A-Pei.
-Kıza yüklenme. -Tamam.
Unutmayın, sadece 15 dakika izniniz var.
Fotoğraf çıktı.
Aç şunu.
Şef Fang.
Çok tatlı.
Şuna bak.
Çok tatlı.
Kendini gördün mü?
-İster misin? -İster misin?
Ne oluyor burada?
Ayağa kalkın.
Hücre araması.
Tamam.
Polaroit.
Chen Yu-Wen.
15 dakikaları doldu.
Hâlâ ne diye burada geziniyorsun?
Erik şarabı var.
Tüm kaçak mallar burada.
Erik şarabı demek?
Erikleri yıkıyoruz.
Ne?
Hâlâ işin şakasında mısınız?
-El koy. -Tamam.
Fotoğraf çekmenize kim izin verdi?
Rapor vereyim Şef Fang.
Ben çektim.
Geri dönünce rapor yaz.
Tamam.
Şef.
İnsan haklarımız yok mu bizim?
İnsan hakları mı?
Elbette var.
Peki insan haklarına saygınız var mı?
Soygun, dolandırıcılık, tehdit, cinayet.
Tatil köyü mü burası?
Haddinizi bilin!
Ne?
Vuracak mısın? Hadi, vur.
-Yanlış anlaşılma oldu. -Tabii ki.
-Hui-Zhen, bir şey yok. -Çömelin.
50 kez çömelip sıçrayın.
Olmaz.
-Bacağı kötü, onun yerine biz sıçrarız. -Evet.
Sevgiye bak sen.
100 kez.
-50. -Hâlâ mı pazarlık?
Tamam.
-Yaparım. -İyi, 100.
-Abla? -Üzgünüm.
-Sorun değil. -Saymaya başla.
Bir.
8112.
Çocuğun var diye sana ayrıcalık tanıyacak değilim.
Benden söylemesi,
kuralları çiğnersen seni daha beter hâllere sokarım.
İki.
Takatin mi yok? Daha yüksek sesle!
Üç.
Dört.
Beş.
Açık konuşacağım.
No comments yet. Be the first to leave one.