La unuaj 200 linioj.
SÜRÜCÜ PARK YERİNDEN ÇIKMAK İÇİN BEŞ DAKİKA HARCIYOR
Şuna bak, çıkamıyor.
Bu saatte bu saçmalığı mı izlemek istiyorsun?
Neden başkasının talihsizliğine gülüyorsun?
Merak etme, yaralanmıyor.
Ne sıkıcı. Adam salağın teki. Niye bunu izleyip vaktimi harcayayım?
Düşme videoları daha iyi, değil mi?
Konteynerden düşen çocuğu izledin mi?
Düşmeden hemen önce görüntü donuyor.
Kafasını yere çarpmadan hemen önce.
Sonra kamerayı oynatıyorlar
ve yüzünü görüyorsun, bütün ön dişleri kırılmış.
Harika bir şey.
-Nasılız? -Selam dostum. İyidir.
Harika.
-Plaja mı gidiyorsun? -Evet.
Git bakalım.
-Merhaba. -Merhaba.
-Günaydın. -Sana da.
Hiç meyven var mı?
-Biraz getireyim. -Teşekkürler.
-Hemen dönerim. -Çok naziksin.
SELAM, GELDİN Mİ?
HENÜZ DEĞİL. GECE ORADA OLACAĞIM. NASILSIN?
BİRAZ SIKILDIM
SUÇLULUK MU HİSSEDİYORSUN?
KEŞKE. BAKSANA, BU GECE ÇIKIYORUZ, DEĞİL Mİ?
EVET, SONRA HABERLEŞİRİZ
TAMAM. KENDİNE İYİ BAK
-Görüşürüz çocuklar. -Kendine dikkat et.
8 MART 2015, PAZAR 20.12
Üstümü nerede değişeyim?
Arka tarafta tuvalet var.
EVET? NE OLDU?
SORMA, PLAJDA BİRİLERİYLE TANIŞTIM VE ONLARIN EVİNE GİTTİK
GELSENE
NEREYE?
ZAPALLAR, PLAJIN HEMEN YANINDA
ORAYA GELECEK VASITAM YOK
-Nico Zabala'yla arkadaşsınız, değil mi? -Evet.
Gözüm seni bir yerden ısırıyor.
-Sahi mi? Nereden? -Nico'nun doğum günü partisi.
Evet, olabilir.
-Adın ne? -Vicente.
-Senin? -Lucía.
Burada ne yapıyorsun?
Arkadaşlar davet etti.
Plajda Francisca ve Ana ile tanıştım.
Süper. Fran'le kuzensiniz, değil mi?
Evet, bizimle kalıyor.
-Fran senin kuzenin mi? -Evet.
-Yani tanıştık. -Öyle mi? Nerede?
-Plajda. -Benim arkamdaki odada kalıyor.
Harika! Adın ne?
-Manuel. -Manuel. Ben, Vicente.
Plajda mı tanıştınız?
Evet, ben plajda oturuyordum. Yanıma gelip benimle konuştular ve biralarımı aldılar.
-Klasik hareketi. -Ona bira hırsızı mı derler?
-Onu plajda dört kere becerdim. -Dostum, saçmalıyorsun!
-Tam bir sahtekârsın. -Sen ne bilirsin ki?
-İsmin ne arkadaşım? -Vicente.
-Soyadın yok mu? -Maldonado.
-Kim olduğunu biliyorum. -Nasıl?
-Sofía'nın erkek arkadaşıydın, değil mi? -Evet.
Sofía benim kuzenim. Ben, Manuel Larrea.
-Şaka yapıyorsun! -Ciddiyim.
Ne iş! Herkesin kuzeni çıktın!
-Peki. Nereye? -Beni izle.
Göremiyorum.
Dikkat.
İşte burası.
Harika bir manzara.
Bir şey sorabilir miyim?
Hayır.
-Peki. -Tamam.
Francisca'yla aranızda ne var?
Neden soruyorsun? Aramızda bir şey var mı diye mi soruyorsun?
Aynen.
Bilmem. Bir sevgiliyiz, bir arkadaşız.
O ne isterse öyle oluyoruz. Bilmiyorum.
O ne istediğini bilmiyor ama ben biliyorum.
Kızlardan hoşlandığımın her zaman farkındaydım.
Ne zamandan beri?
Çocukluğumdan beri.
Hiç hoşlandığın bir erkek olmadı mı?
Pek sayılmaz. Hiç aşık olmadım.
Bir kez erkek arkadaşım oldu çünkü...
Meraktan.
Olabilir.
Dünyaya gelmemizin sebebi bu.
Saçmalık!
Bu düşünce nereden çıktı?
-Bilmem. -Zihnimin hangi kısmından çıktı?
Belki Tanrı'dan gelmiştir.
Tanrım, orada mısın?
Tanrı var mı?
"Evet, Ana, buradayım." Bence Tanrı zengin, kuralcı biridir.
Tabii ki öyle!
"Cennete hoş geldin hayatım. Nasılsın?
Yeni bulutumun üstünde oturuyorum."
-Bitti artık. -Ne bitti?
-Şey hakkındaki derin sohbetimiz... -Başka bir şeyden bahsedelim.
Tamam, bitti. Bitti artık.
Bitti.
-Gitmemiz gerekiyor. -Öyle mi?
Onu bırakamayız...
-Kimi? -Francisca'yı...
-Yalnız mı bırakamayız? -Alt katta.
Alt katta.
Hadi.
Gidelim hadi. Çok fenayız.
Dostum, seni niye öptüm ki sanki?
Çünkü sen ahbaplarını çok seversin!
Selam.
Yeter artık. Ne kadar sıkıcı.
Fena sıkıcı!
Saçma sapan!
Ama sihir bende.
-Ana'yla mı beraberdin? -Evet.
-Ee? -Ee, ne?
Ne yaptınız?
Beni çatıya çıkardı.
Oynaştınız mı?
Bir kere öpüştük.
Cidden mi?
Veda öpücüğü.
Ne demek "veda öpücüğü"?
Hadi ama, sinirlenme.
Açık bir ilişki yaşıyorsunuz, değil mi?
Sanırım.
Ne yapacağız, evlenecek miyiz sanki?
Hangimizden daha çok hoşlanıyorsun? Benden mi Ana'dan mı?
Senden.
-Sahi mi? Yalancı. -Yemin ederim.
-Hayır. Ciddi misin? -Ben ciddiyim, kızım.
-Yine de sıkıcı, değil mi? -Ne?
Birini sevecek ve bir ilişkiye bağlı kalacak iradeye sahip olmak isterdim.
Ama o irade bende yok.
Her seferinde kendimi sabote ediyorum.
Ana'dan hoşlanıyorum ama o kadar da değil, anlıyor musun?
Ağzına aldı mı?
Hayır.
Hayır! Sakin ol! Alt tarafı arkadaşça sohbet ettik.
O halde niye öpüştünüz?
Ot içtikten sonra doğal olarak gelişti.
-Hadi öpüşelim. -Hayır.
Yapacak başka ne var ki? Öpüşelim hadi.
Yapacak başka bir şey yok.
Yemeğe gidelim.
Eksik bir şey var mı? Hadi büfeye gidelim.
Birbirimize sormadık bile. Ayağa kalktık ve öpüştük.
Kaç tane balık yiyebiliriz ki?
Yani öpüştünüz ve bitti, öyle mi?
Tek bir öpücük, o kadar.
Dolu.
Boşver, gidelim.
Benden hoşlanıyor musun?
Bakalım.
Sıkıcı...
Hadi gidelim çocuklar.
Ne yapıyorsun?
-Gidiyor muyuz? -Gidiyoruz dostum.
-Hadi ama. -Önce bir piscola hazırlayayım.
Şimdi olmaz, gidiyoruz.
Bende biraz var, bu yeter.
-Öyleyse bir şişe yaparım. -Ne?
Herkes tek şişeden.
Herif kendine bir şişe piscola yapıyor.
Şişeyle piscola sattığımızı düşünsene. Ben hep alırdım.
22:20
Fran! Burada yer var!
Fran!
-Oraya gidiyoruz. -Ne?
Orada mı buluşacağız? Aynı partiye mi gidiyoruz?
-Neden ben? -Çünkü seni kimse tanımıyor.
Vicho.
Dışarıda duruyor, ahırın yanında.
-Kutuları çalayım mı? -Görevliyi oyala. İçecek teklif et.
-Kutuları çalacağız. -Anladım.
23.42
-Nasıl gidiyor dostum? -Ne haber?
-İyi misin? -İyidir, sen?
-Harika. Ben, Vicente. -Ulises.
Memnun oldum. Seni buraya getiren nedir?
Havai fişeklerle ilgileniyorum.
Yani burada mı çalışıyorsun?
-Burada çalışıyorum. -Harika.
-Biraz piscola ister misin? -Yok, içkiyi bırakalı epey oldu.
Neden?
Beni fena benzetti, ben de bıraktım.
-Zehirlendin mi? -Evet, çok fenaydı.
Kötü. Aynı şey Meksika'da başıma geldi.
Öyle mi?
Okulla Meksiko City’ye geziye gitmiştik.
-Bir bara gidip sarhoş olduk. -Öyle mi?
Yemin ederim, hepimiz 12 meskal içmiştik.
Hepimiz sarhoş olduk!
-Bir daha asla ondan içmedim. -Çok sağlam içkidir.
-Vicho, hadi gidelim. -Seni arıyorduk. Hadi.
-Tamam. Hoşça kal Ulises. İyi geceler. -Güle güle. Sana da.
No comments yet. Be the first to leave one.