La unuaj 200 linioj.
(Üst üste konuşmalar?
Ne yapıyorsun? Dursana çocuğum!
Hişt! Ne yapıyorsun oğlum sen?
Vahide Hanım'a bunun hesabını verirsin!
Oyununuz bitti mi? Okuldan uzaklaştırma aldım.
-Babam beni öldürecek. -Değdi ama.
Tamam, asma suratını.
Yıl sonuna kadar bir daha asla oyun oynamayacağım seninle. Özgürsün.
Bugün yırttık, sınav haftaya ertelendi. O zaman nasıl yırtacağız?
Burak! Burak, dur bekle!
Seher.
Bir şey düşürmüşsün.
Günaydın Güzelkoy'un güzel insanları.
Güzel uyandık mı bugün? Nasılız?
Ben şahsen korkunç bir hafta sonundan sonra bugün şahane uyandım.
Ve şu an beni dinlediğini bildiğim kişiye...
...buradan bir mesaj iletmek istiyorum.
Kurban olmayı seçtiysen kaybetmeye de mahkûmsun şekerim.
Bu şarkı da sana gelsin.
"Yaz hiçe saydığın hatırımın hesabına"
"Tarih oldun sen biraz önce"
"Öylesine sildim ki yok tozun bile"
"Bastın, faka bastın"
"Beni fazla hafife aldın"
"Sustum diye, yuttum diye"
"Oh be uyuttum sandın"
"Bastın, faka bastın"
"Sen bal gibi de yanıldın"
"Çantada keklik sandın da"
"Bak sen açıkta kaldın"
("Emel Müftüoğlu - Faka Bastın" çalmaya devam ediyor)
"Bastın, faka bastın"
"Beni fazla hafife aldın"
"Sustum diye, yuttum diye"
"Oh be uyuttum sandın"
"Bastın, faka bastın"
"Sen bal gibi de yanıldın"
"Çantada keklik sandın da"
"Bak sen açıkta kaldın"
"Bastın, faka bastın"
"Sen bal gibi de yanıldın"
"Çantada keklik sandın da"
"Bak sen açıkta kaldın"
Şahika.
Şahika, ne yapıyorsun, iyi misin?
-Meditasyon. -Ne?
Çığlık terapisi gibi düşün.
Kırıp dökmek yetmeyince içime içime çığlık atıyorum.
Dışarıya atamıyorum. Niye? Çünkü belediye başkanı çığlık atamaz.
Dalga mı geçiyorsun?
Sence?
Sen ne aradın? Ada yasaklı madde falan mı kullanıyor?
Ne? Öyle bir şey mi gördün? Bak, gördüysen geç olmadan söyle.
Saçmalama. Öyle bir şeyden şüphelensem, görsem...
...anında müdahale ederim herhâlde. -O hâlde?
O hâlde...
Kızın odasında ne arıyorsun Şahika?
Çorabımın tekini.
Dalgaya vurarak rahatlıyorum, öyle bakma.
Sen de doğru düzgün anlat o zaman.
Ada kırmızı kartlarımı çalmış.
Bir de yetmezmiş gibi onları bize göndermiş. Suzi'ye, Mine'ye, bana.
Bir de not iliştirmiş yanına...
...ne yaptığınızı biliyorum diye, üçüncü sınıf film repliği.
Sen bunu hazmededur, kızlar gelecek.
Sen niye sakladın ki o kartları?
Unutmamak için.
Neyi?
Ozan abi, bize de iki tane kahve verebilir misin?
Geldik işte. Ne oldu?
Alarmımı annem değiştirmiş.
Leman denen kadın nasıl olduysa Maya olayını öğrenmiş.
Bana hiç öyle dik dik bakma, benimle alakası yok. Bir şey yapmadım.
-Nasılsa ortaya çıkar canım. -Çıksın canım, ben rahatım.
Ayrıca sabah sabah ne bu gerginlik? Acil gel dedin, geldik. Bu mu muamele?
Tamam, uzatmayın. Gerginliğe gerek yok. Elif yalan söylemez.
Evet arkadaşlar, düşmanı içimizde aramayalım. Sakin.
Neyse ne.
Afiyet olsun.
Bakın şimdi size asıl bombayı söylüyorum.
Annem sabah çıldırmış hâldeydi. Birden odamı talan etmeye başladı.
Görmeniz lazımdı, kontrolü kaybetmiş gibiydi.
Ne diyorsun ya! İşte şimdi keyifli bir sohbet oluyor.
-Ee? -Neden?
Yine ne yaptın acaba?
Annemin 'bug'ını buldum.
Bunlar ne?
Tüm okula kan kusturduğunuz o oyun kartlarını...
...hâlâ sakladığını biliyorum! -Evet, saklıyorum.
Bir sebebi var ve bunu sana açıklamak istemiyorum.
Tam çözemedim ama bulduğum kutunun arasında...
...bir sürü şikâyet dosyası vardı kartların içinde.
Hepsi lise yıllarına ait. Neden oraya koymuş, saklamış bilmiyorum ama...
...anladığım şey şu, başta benimki olmak üzere hepimizin annesi...
...bu kartları birilerine verip oyun oynuyorlarmış.
-Annelerimiz? -Aynen.
Şikâyetlerde üçünün de adı geçiyordu.
Annem? İlginç.
Şimdi bu kartlarla ilgili herkes anne babasından öğrenebildiğini öğrensin.
Annemi çıldırtmanın yolunu buldum, sonuna kadar giderim.
Ama bu kartlar bende kalamaz çünkü annem her yerde bunları arıyor.
Tamam, ben saklarım.
Hadi gidelim, okula geç kalacağız.
Bir de o var, değil mi? Yeni gelen öğretmen.
Onun da icabına bakarız, merak etme.
Lütfen hemen bakalım.
Okulda ilk ve son günü olsun.
Anneciğim.
Bak şimdi, bu saat...
...buraya geldiğinde benim okulda dersim bitecek...
...eve geleceğim. -Aa.
Evet, sonra bütün saatleri sen ayarlayacaksın.
Tamam mı? Eğer sıkılmadan beni beklersen.
-Bunların hepsini mi yapacağız? -(Leman) Hepsini yapacağız.
-Bir şartla. -Gene şart. Hep bir şart var.
Anne, ben okuldayken sen yalnız kalma diye birazdan biri gelecek.
O yanında duracak, anlaştık mı?
Anlaşmadık, hiç kimseyi istemiyorum. Sen burada kal, kimse gelmesin.
-Parka gideceğiz, limonata... -Anlaştık.
Anlaştık o zaman.
Seher, hoş geldiniz, buyurun geçin.
-Buyurun, hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Ben Leman, annem Meryem.
Anlaşma bitti, bu gitsin, istemiyorum. Sen kal, o gitsin.
-Anne, lütfen. -(Meryem) İstemiyorum.
Kusura bakmayın, sizi tanımadığı için böyle yapıyor.
-Birazdan alışır. -Saldırmaz, değil mi?
Yok, öyle huyları yoktur.
Siz nasıl davranırsanız o da size öyle davranır.
-Karşınızda çocuk varmış gibi düşünün. -Tamam.
Telefonunuzu alayım, numaramı kaydedeyim.
Çaldırdım.
En ufak bir şey olsa bile lütfen bana haber verin, olur mu?
-Tabii. -Teşekkürler.
-Mutfağı göstersene. -Gel, mutfağı göstereyim sana.
Gitsin bu.
-(Leman) Anne. -İstemiyorum.
-Anneciğim, hadi bir öpeyim seni. -Hayır, istemiyorum.
Okula gidiyorum, beni uğurla. -İstemiyorum.
-Sen öp beni. -Peki.
Oh, ben de öpeceğim.
-O gitsin. -Gitmesin.
Kalsın, geleceğim. Birkaç saat sonra geleceğim.
Bekir Usta bak, ucuza kaçmıyorsun, tamam mı?
Orijinal parçası neyse onu kullanıyorsun, masrafı neyse ben ödeyeceğim.
Tamam hocam, bende.
-Tamam. -Eyvallah.
-Kendi araban gibi. -(Bekir) Eyvallah hocam.
Hişt, hey!
Hey! Ne yapıyorsun?
O benim arabam!
Leman Hanım.
Demir Bey, arabamı götürüyorlar. O benim arabam.
Çekiciyi ben çağırdım.
Ne yaptınız?
Çekiciyi ben çağırdım tamir için. Bir özür gibi düşünün.
Yok canım, niye zahmet edeyim ki? Siz benim yerime düşünmüşsünüz.
Leman Hanım, size söyleseydim bunu kabul etmezdiniz.
Biraz emrivaki oldu, kusura bakmayın ama bunu yapmazsam kendimi borçlu hissederim.
Oldu. Siz kendinizi iyi hissedin diye benim bütün özelim sanayiye gitti.
-Nasıl? -Belki arabanın içinde özel bir şeyim var.
Param var, altınım var, kimsenin görmesini istemediğim özel kıyafetlerim var.
Çok özür dilerim, bunu düşünemedim. Eşeğim ben.
Estağfurullah.
Tamam, Allah'tan arabamda hiçbir şey yoktu.
Tamam, şöyle yapalım, isterseniz son bir kontrol yapalım.
-Arabam burada, hemen gidelim. -Gerek yok.
Gerek yok, zaten geç kaldım.
Şöyle yapalım, ben size telefon numaramı vereyim.
Sizde bana tamircinin numarasını atın lütfen.
Gerisini ben hallederim.
Ayrıca...
...ödemeyi de ben yapacağım.
Tabii ki siz kimsenin iyiliğini kabul etmezsiniz.
Özellikle de bu kasabadan biriyse.
-Efendim? -Yok bir şey.
Arabayla bırakayım diyeceğim ama kabul etmezsiniz.
-İyi günler. -İyi günler.
Kim bilir ne kadarım kaldı!
Of. Taksi.
-Leman. -Taksi.
Seher.
-Annem iyi mi? -İyi, merak etme. İçini ferah tut.
Tamam.
-Seni bırakayım mı? -Yok, geç kaldın zaten.
Şahika Hanım'ı bekletme sen.
Eminsin, değil mi? Sonra görüşürüz.
Bir şey söyleyeceksin, söyle. Neye takıldın?
Mine konusunda da eminsin, değil mi? Hızlı gitmiyoruz?
Hayır, vakit kaybetmek istemiyorum.
Onları içeriden çürütmemiz gerekiyor, bunun için de en zayıf halkayla başladık.
Sen merak etme.
Demek cadı Ada yapmış.
Tam olarak anlaman için kaç tekrar gerekiyor?
Yok Şahikacığım, bu sefer anlamadığımdan değil, keyiften soruyorum.
Bu konu burada kapanacak. Boşboğazlık istemiyorum.
Boşuna dememişler anası danasına çeker diye. Aynı sen.
Dana ana, neyse.
Keyiflendim, bir rahatlama geldi. İçimde bir kazı çalışması başladı.
-Elim ayağım boşandı ya. -Boşaldı.
No comments yet. Be the first to leave one.