La unuaj 200 linioj.
"İntikam, sonsuza dek kana susamış ve asla doyurulamaz iştahlı bir canavardır." - Anonim
Merhaba bebeğim.
Buralı değilsin, değil mi?
Dur tahmin edeyim.
Los Angeles.
Hayır mı?
Phoenix.
Hayır mı?
Yaklaştım mı?
Sessiz durma.
Vegas.
Lanet olsun. Vegas.
Pekala, peki...
Bir şeyler içmek istersen saat 1'de çıkıyorum.
Hey, o kaltağa burada ihtiyacımız var, dostum.
Siktir git Bobby. Yeni arkadaşımla konuşmama izin ver.
Hey, yeni arkadaş.
Neden oraya gidip adamlarımla tanışmıyorsun?
Orospularımız azaldı.
Neden hep böyle saçmalıyorsun?
Git buradan, Jade. Seninle konuşmak istemiyorum.
Senin olayın ne peki?
Tam da gidiyordum.
Güzel.
Neden buradan defolup gitmiyorsun?
Aksi halde bana iki katı ödeme yapmak zorunda kalacaksın.
Bunu neden yapayım?
Çünkü bu mekanı ben yönetiyorum.
Benim kim olduğumu biliyor musun?
Bobby?
Sen ne dedin ukala? Ne dedin sen?
Bitti mi pislikler?
Ellerini bara koy.
- Ellerini bara koy. - Hemen.
- Hemen. - Eller.
- Bobby, iyi misin? - Burnumu kırdı.
- Arabaya bin. - Kellesini istiyorum.
Arabaya bin.
Siz ikiniz dışarı.
Hadi gidin. Kıpırdayın.
Onu duydun. Hey pislik, git buradan.
Bir adın var mı?
Yanlış cevap, yabancı.
Merhaba baba.
Nerede olduğunu bilmiyorum.
Ne halt ettiğini bilmiyorum.
Artık başka kimi arayacağımı bilmiyorum.
Tekrar temiz olmak istiyorum.
Neredesin?
Lütfen beni geri ara.
Yakında görüşürüz. Hoşçakal. Ben...
Seni seviyorum.
Oğluma bu şekilde kaba davranman hiç hoşuma gitmedi.
Bunu biraz kişisel algılıyorum.
Peki sen gerçekten kimsin?
Bunu tekrar yaşamak zorunda mıyız?
Bu kasabada yabancıları sevmiyoruz.
Sanırım bunu anladın.
Anlamadığım şey senin gibi bir adamın böyle bir yerde ne yaptığı.
Vegas'tan çok uzakta.
Lanet olsun, bu sert adam saçmalığından nefret ediyorum.
Sert adamlar her zaman konuşmamanın en iyi yol olduğunu düşünüyorlar.
Nedenini hiç anlamıyorum.
O bana çok sert görünmüyor.
Sert olduğunu düşünüyor.
Bence seni konuşturacaklar.
Üzgünüm. Affedersin. Bunu açmalıyım.
- Maggie? - Ben, neredesin?
Yakında evde olacağımı söylemiştim.
Sana yemek yapmış olmam umurunda değil mi?
- Tabii ki umursuyorum. - Soğumasını mı istiyorsun?
- Hayır, soğumasını istemiyorum. - Tamam, yakında görüşürüz.
- Yakında görüşürüz. - Çok hızlı sürmeyin.
Yapmam.
- Seni seviyorum. - Tamam, hoşçakal. Ben de seni seviyorum.
Benim kız kardeşim. Yemek yapmayı seviyor.
Gitmem gerek.
Devam edeceğiz.
Üzerinden çıkanların hepsi bu, Bay Nichols.
Onlara birkaç dakika ver.
Pekala, bir dahaki sefere benim kasabamda sorun çıkarmak istediğinde,
bir sonraki çıkışa gitmeyi düşünebilirsin.
Vay vay! Burada neler oluyor?
Hemen durun.
Onu araştırıyorum.
Neler oluyor?
Nichols'a şunu söyleyin buranın şerifi benim,
ve sizin mahkumla konuşmamanız gerekiyor.
- Bir şey yapmadık. O iyi. - Gerçekten.
Siz hemen gitmelisiniz.
Bu protokol de yok.
Onu bana bırakın. Ben de işimi yapayım.
Sanırım ne demek istediğini anladık, tamam mı? Anlaşıldı.
Seninle konuşmak güzeldi dostum.
İyi misin? Sen iyi misin?
Nefes al.
Bunun için üzgünüm. Biz burada işleri böyle yapmıyoruz.
Lanet olası kasaba.
Sakin ol.
Şöyle yapacağız.
Beni buradan çıkaracaksın.
- Tamam mı? - Tamam, tamam.
Sen delinin tekisin.
Evet belki.
- O adamların kim olduğunu biliyor musun? - Umurumda değil.
Bak, sen iyi bir polissin.
Eğer ortalıkta dolaşmazsan sana hiçbir şey olmayacak.
Ben sadece işimi yapıyorum.
Nichols için çalışıyorlar. Onlar polis değil.
Nichols'ın kim olduğunu biliyor musun?
Evet. Bana nerede yaşadığını söylemek ister misin?
Sana bir bok söylemeyeceğim.
Buralardaki avcı o.
Göreceğiz bakalım.
- Selam. - Selam.
Sen ne yaptın?
- Güzel kokuyor. - Evet.
- Sen de öylesin. - Teşekkürler.
Yeğenin nerede?
Bilmiyorum.
Aile işini nasıl devralacağını bilmiyorum.
- Bugün gitmemiz gereken bir yer var biliyorsun. - Biliyorum.
- Geç kalamayız. - Geç kalmayacağım.
- Lütfen git oğlunla konuş. - Hemen oraya gidiyorum.
Şu lanet şeyi ağzından çıkar.
Neden sürekli o boku içiyorsun?
Seni aramaya çalışıyordum.
- Kim o? - Kim kim?
O adam.
Kahretsin baba. Dur. Dur.
- Ne bileyim ben? - Ne dedi?
- Bir bok söylemedi. - Bana yalan söyleme.
Baba, yemin ederim bu adamı hayatımda hiç görmedim.
Bırak gitsin. Bırak ben halledeyim. Onu gönderebilirim.
Tamam, dün gece hallettiğin gibi mi?
Üzgünüm, senin, şımarık küçük kıçını her zaman biz kurtarıyoruz.
Böyle pislikleri kapımıza kadar getiriyorsun.
Sanki şu sıralar buna ihtiyacımız varmış gibi.
Turta soğuyor.
Kalk.
- Nasıl olmuş? - Mmm.
Lezzetli. Çok lezzetli.
Bobby?
Nasıl olmuş dedim?
Bu iyi, Maggie Teyze. Bu gerçekten iyi.
Güzel.
Aile her şeydir, değil mi?
Bu doğru.
Bana, mekanındaki adamın neden bu resme sahip olduğunu söylemeni istiyorum.
Ona bak.
Evet, gerçekten utanç verici. Değil mi Bobby?
Oğlum, gerçekten çok iyi düşünmeni istiyorum.
O otlardan uyuşmuş beynini çalıştırmanı istiyorum
ve söyle bana.
Sence bu adam kim olabilir?
Ah, dostum.
Vay.
Kayboldum.
Biliyorum.
Bırakma zamanının geldiğini nasıl anladın?
Buna ecstasy sebep oldu.
Ve ben biliyordum...
mahkum oldum.
Yani ben...
arkamı döndüm.
Hunter, buraya gelmelisin.
Eğer beni duyabiliyorsan, bu iş böyle olmaz.
Buraya gelmek zorundasın.
Arabayı geri getir. Bunun hakkında konuşabiliriz.
Kızıma ne olduğunu öğrenmeliyim.
Sana yardım edebilirim. Geri gel.
İşte buradasın.
- Merhaba Burt. - Ben, her zamanki gibi iyi görünüyorsun.
- Teşekkürler. - Kız kardeşin kadar iyi değil.
- Maggie. - Çok teşekkür ederim.
Ben, Maggie, bu Cabazon ulusunun Başkanı Welmas.
Bunların hepsine sahipler.
Fantasy Springs Resort'a hoş geldiniz.
Sizinle tanışmak bir zevk, Başkan.
Çıkarlarınızın korunduğunu bilmenizi isterim.
Teşekkürler.
Ve seni en iyi arkadaşımla tanıştırmak istiyorum,
Kongre üyesi Mike Ellis.
Memnun oldum.
- Kongre üyesi. - Ben, burada ki.
Başkan yardımcım, güvenlik şefim.
Temelde tüm operasyonlarımın arkasındaki beyinler.
Onlara elimizde ne olduğunu söyle, Ben.
Burada sahip olduğumuz şey, Güneybatıdaki en büyük su taşıyıcı.
Tüm o kumun altında, sadece dev bir su nehri var.
Bu doğru.
Güneşli bir günde bir milyar dolar böyle kazanılıyor.
Bu su anlaşması beklediğimiz şeydi.
Kabilenizin gemileri var.
Eyalet onayını alır almaz gitmeye hazırız.
Oh, eyalet onayı alacaksınız.
Bununla ilgilendik. Bir süre sonra gelir.
Bundan bir ay sonra,
şampanya patlatmak için burada olacağız.
Neler oluyor?
No comments yet. Be the first to leave one.