Shameless

Shameless

Elŝuti Turkish Subtekston

Sezono 9

Eldonaj informoj

Shameless US S09E02 WEB H264-MEMENTO
Komentaĵo de Wesnt
Çevirmen:GauSS

Etikedoj

web
Publikigita je: 2018-10-30
Elŝutoj: 83
Aŭdhandikapuloj: No

Antaŭrigardo de Turkish subtekstoj

La unuaj 200 linioj.

Tanrı aşkına! Yine mi sen?

Cidden geçen bölümde ne olduğunu unuttun mu ya? Daha yedi gün oldu lan!

Elindeki içkiyi bırak da bir toplantıya git, ezik.

Seni bu bok çukurundan bir an önce çıkarmak için götümü yırtıyorum.

Burada işim henüz bitmedi.

Birkaç güne daha ihtiyacım var.

Onu çıkarmamam gerektiğini düşünmüyorsundur herhalde.

Kaçarsa tüm paranı kaybedersin. Paranı daha iyi bir şeye harca.

- Ne gibi mesela? - Bilemiyorum.

Başka bir binaya yatır. Kafe al ya da ne bileyim yoga salonu.

- Neden birkaç gün gelip benimle kalmıyorsun? - Bu kıyak olur.

- Tüm vaktini on yaşında bir kıza harcıyorsun. - Başka kimsesi yok.

Çocuk esirgemeyi ara dostum. Bu senin sorunun değil.

- 18 dolar mı? Ben 15 kazanıyorum. - Sen kızsın ve dünya böyle işliyor, Memiş.

V, enerjileri nerden geliyor bunların? Git yakala.

- Bayağı uslu davranıyorlar. - Anaokulu.

- Mezun olduktan sonraki planlarınız nedir, onbaşı? - Efendim?

- Teğmenler genelde harp okuluna giderler. - West Point'deki mi?

Bir kongre üyesinin veya vekilin onayını alabilirsin.

Sizce bunu yapabilir miyim, Efendim?

Okulumuzda bir salgın hastalık var.

Dörtten kişide ileri seviyede cinsel hastalık testi pozitif çıktı.

- Frank ile yattım. - Ben de öyle.

- Frank ile yattım. - Frank.

Çeviri: GauSS & cici_ozsoy İyi seyirler dileriz.

Günaydın, benim sabah demlenenler tarikatı dostlarım.

- Bu sabah nasılsınız bakalım? - Sen gelene kadar iyiydik.

Gerçek bir bok gibi kokuyorsun, Frank.

Çavdar viskisi alayım, V. Şişeyi komple bırak.

Boş şişelerle ödeme yapamazsın, Frank.

Niye ya? Neredeyse yirmi kağıtlık şişe var içinde.

Ve bizim geri dönüşüm için attığımız şişeler. Az önce bıraktım dışarı.

- Tamam işte, şimdi geri dönüştürüyorum ben de. - Olmaz.

Hesaba yazsan? Eski günlerin hatrına.

Kahretsin, altıma kaçırdım galiba.

Çocuklar, siz mi ısmarlasanız acaba.

Seni günahımız kadar sevmiyoruz, Frank.

V.

Tepsiye dökülenden versen. En azından onu içmeme izin ver.

Tepside en az bir gün beklemiş bayat biradan mı içmek istiyorsun?

Vay canına, barı küçük düşürüyorsun, Frank.

- İğrençsin, Frank. - Hem de her gün.

Seçenekler az olduğu zaman bilge adam yoktan var etmeyi bilir.

Pekala. Bir tane acıma birası. Bir tane.

Paraya sıkıştın ha, Frank?

Bakir bir kilise rahibesinin bir yerinden daha sıkışığım.

Hızlıca para kazanabilmen için bir fikir verebilirim. Tabii eğer ilgilenirsen.

Artık sakso çekmiyorum, Hughie.

Kadının biri evlerin kapısından çalınan her Ruiz Meclise tabelasına beş dolar veriyor.

Wyman'ın ofisinin arka sokağına tabelayı getiriyorsun, o da sana para veriyor.

Çalınmış tabelalar için mi? Ona ne yararı varmış ki?

Çaldığın için para alıyorsun işte.

Pekala, teşekkür ederim.

Bu üniforma da ne, GI Joe? Yaz tatildesin diye biliyorum.

- Evet, senin refahta olman gerekmiyor mu? - Refah değil "rahat" .

Ayrıca West Point adayları için rahat diye bir şey yok.

Debs, sütü uzatabilir misin?

Debs.

Seksen sent.

Erkekler bir dolar alırken kadınların kazandığı para bu.

Ve siyahi bir kadınsan bu, altmış beş sente düşüyor.

Burası cinsiyetçi boktan bir ülke. Bunu sakın unutmayın.

Debs. Tanrıya şükür işte değilsin. Senden bir ricam var.

Şu anaokulunu görmek için V'yi almam gerek.

Kızlara bir saatliğine bakabilir misin? Onları götüremiyoruz. Teşekkür ettim.

Neden direkt bana söylüyorsun?

- Çünkü Debbie sensin. - Onu sormuyorum. Neden bunu bu odada...

...onca insan varken bir kadına söylüyorsun, Kevin Ball?

Çocuk bakıcılığı neden kadının işi? Sana ben nedenini söyleyeyim.

Amerika'da erkeklerin para almadan haftada ortalama 17.5 saat...

...ev işi yaptığını biliyor musun? Yemek ve temizlik yaparak.

Kadınlarsa bu işlere haftada 28.4 saatini harcıyor.

Şimdi Amerika ortalamasının saatte 26.82 dolar olduğunu...

...göz önüne alırsak bu da yılda 40.000 dolar değerinde kadın emeği...

...yemek ve temizlik yapıp...

...bebek bezi değiştirerek çöpe gidiyor demektir.

Yani yapamam mı diyorsun?

Hadi Franny. Gidip bu ataerkil baskıya başkaldıralım. Evet!

Lip, sadece bir saat dostum. Lütfen.

- Olmaz. - Sadece bir saat.

Yapamam. Yapmak isterdim ama işe gitmeden önce grup toplantım var. Üzgünüm.

Carl! Adamım buradaymış ya.

Üzgünüm, saat dokuzda üstümle görüşmem var.

Ben yapabilirim. Okula gitmeyeceğim.

Harika. Çok teşekkür ederim. Bebek çantası işte burada.

Bu arada sen kimim demiştin?

Bu Xan, bir süreliğine bizimle kalacak. Emin misin? Teklif etmen büyük incelik.

- Para vereceksin, değil mi? - Tanrı seni kutsasın, Xanadu.

- Eminsin değil mi? - Evet.

- Pekala. - Benim gitmem gerek.

- Evet, benim de. - Evet, Lip.

- Okula geç kaldım. Beni bırakır mısın? - Tamam, götürürüm.

Merhaba!

Hadi gidelim, dostum. Xan, bana mesaj at, tamam mı?

- Tamam. - Pekala.

Max Whitford'ı tanıyor musun?

Otobüs duraklarında reklamı olan adamı mı diyorsun?

Evet, Chicago'daki en iyi ticari emlakçı.

Otobüs durağındaki adamın demesine göre öyle.

Miles'a 26. caddedeki yeri satmıştı. Neden sordun?

Bugün onunla bir görüşmem var.

Ticari mülkleri bakmakla başlayacağız. Ian'ın kefalet parası öylece duruyor.

Bu yüzden kaynağımı başka bir mülk almak için harcayacağım.

Ticari mülk mü?

Evet, onlara yatırım yapmamı söyleyen sendin.

Başka bir bina ya da daire almanı kasdetmiştim.

Bu baktıkların küçük alışveriş merkezi sayılır.

Ve bu küçük alışveriş merkezleri beni aşar mı?

Max Whitford'ın yapacağı tek şey seni sikmeye çalışmak olacak, inan bana.

Beni sikmeye çalışan erkekleri halledebilirim. Dokuz yaşımdan beri yapıyorum.

Ticari mülklerin riski daha büyük olur.

Bence çamaşırhaneyi satarken iyi kar elde etmiştim.

Bu işin senin için olduğunu sanmıyorum.

Kimin için o halde?

Ensesi kalın olup da bir halt becerdiğini sananlar için.

Yani bu hayatta bir şeyleri başarabilmem için...

...çirkin ve zengin biri mi olmam gerek, bunu mu demek istiyorsun?

Ne var biliyor musun? Boş ver. Söylemedim varsay.

- Bir değil iki tane mülkte kazandım. - Kazandın, biliyorum.

Ve bu da harika olacak.

Pekala, siz niye düştünüz buraya?

Birinci sınıftan bir çocuğun sınırsız kredi kartını çaldığım için.

Kahvaltılık suşimi paylaşmadığım için.

İyiymiş.

Liam, içeri gel, lütfen.

Babadan kalma günah terimini duydun mu hiç?

Galiba evde duymuştum.

Baban Hopkins'deki ailelerin çoğunu...

...çok mutsuz etti.

Ve onların mutsuzluğu da beraberinde fazlasıyla öfke ve intikam isteği getirdi.

Ve senin okuman için burs sağlayan Çeşitlilik ve Gelişim komitesi...

...bir talepte bulundu.

Ve...

...seni aramızda görmekten dolayı mutluluk duyduk, evladım.

Neden geçmiş zamanda konuştunuz?

Senin için bunun bir fırsat olduğunu düşünüyoruz.

Sana öğrettiklerimizle yapamayacağın hiçbir şey yok küçük adam.

Atılıyor muyum?

Evet.

Kayıp mı oldun, tatlım?

Öğrenci teğmen Carl Gallagher.

- Buraya kongre üyesi Ubberman ile görüşmeye geldim, hanımefendi. - Neden?

West Point'e gidebilmek için onun tavsiyesini almanın onuruna talibim.

- Seçmen misin? - Anlamadım, hanımefendi.

Bu çevrede mi yaşıyorsun?

Pekala, tatlım. Sana bu işlerin nasıl yürüdüğünden bahsedeyim.

İlk olarak bir randevu alıyorsun ve ilk boşluğumuz da dokuz hafta sonra.

- Ve o zaman transkriptin ve özgeçmişinle bize tekrar geleceksin. - Neyimle?

Sportif ve akademik başarılarınla.

Yani; yayınların, ödüllerin...

...ve toplum yararına gösterdiğin gönüllü işlerin bir kaydı.

Gönüllü hizmet mi?

West Point'e girebilmek için beleşe çalışmak mı gerek?

Birkaç tane sarıklı kafayı öldürmek istemek yeterlidir diye düşünmüştüm.

Islah evinden çıktıktan sonra yaptığım yüz saatlik toplum hizmeti sayılır mı?

Mahkeme emriyle olan mı?

Hayır.

Burada tarafımızdan onaylanmış toplum hizmeti kuruluşlarının listesi var.

Bunlara bakarak başlayabilirsin.

İçlerinde para veren var mı?

Söz evliliğe gelince neyden bahsetmiş oluruz?

İncili açarak neyden bahsedildiğini görebilirsiniz.

Efesliler 5:25'e bakabiliriz.

Bir erkek karısını İsa'nın kiliseyi sevdiği kadar sevmelidir.

Cananı için hayatından vazgeçebilmelidir.

Canan kısmı bize uygun görünmüyor, değil mi?

Bugün burada önümde duran bu güzel çiftlere...

...karşılıklı istek ve şiddetten uzak bir ortam yaratan...

...anlaşmamızdan sonra tekrar bakıyorum da...

...sınıf ayrımını reddeden gerçek birliktelik işte budur.

Ve şimdi Bob ve Hobart, Sameer ve EJ...

...Gary ve Türk çocuk.

Bu bahçeye bugün tüm saf duygularınızla bağlılık yemininizi etmeye mi geldiniz?

Evet.

Hadi sizle başlayalım, Bob ve Hobart.

Gallagher.

Kefaletin ödendi.

- Ne? - Çıkıyorsun.

Hayır, bir hata olmalı, tamam mı?

Yemin töreninin ortasındayım. İşim henüz bitmedi.

- Bir yere gitmiyorum. - Hadi, hadi.

- Hayır. - Peder Gallagher'a dokunma!

O bizim korumamız altında.

Bırak bitirsin!

Gitmek istemiyorum!

Bekle bir dakika, onlar şimdi evlendi mi evlenmedi mi?

Evlendiklerini söyle, Gallagher.

Illinois eyaletinin bana verdiği...

...yetkiye dayanarak...

Kızlar hala şu gürültülü köpek taklidini yapıyorlar ha?

Bak, Zehra, bunlar Gemma ve Amy.

Bence hala biracık korkuyor onlardan.

- Yeni bakıcı mısın? - Evet.

Hadi bebeğim, kaydıraktan kayabiliriz. Tanıştığımıza memnun oldum.

Cüzdanımla ne yapmaya çalışıyorsun? Hırsızlık mı yapmaya çalışıyorsun şuan?

Hayır.

Cüzdanımı geri ver!

Ne yapmaya çalışıyorsun lan? Kızları burada bırakıp gidemezsin!

- Ne yapıyorsun lan? - Bir şey yok, bunlar kusurlu.

Tabelalarda üretim hatası var, toplanması için emir verdiler.

Komentoj

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left