His Dark Materials

His Dark Materials

Elŝuti Turkish Subtekston

Sezono 1

Eldonaj informoj

His Dark Materials s01e01 1080p hdtv h264-mtb
Komentaĵo de erlat

Etikedoj

HDTV
hdtv
1080
HD
Publikigita je: 2019-11-05
Elŝutoj: 43
Aŭdhandikapuloj: No

Antaŭrigardo de Turkish subtekstoj

La unuaj 200 linioj.

Bu hikâye başka bir dünyada başlıyor.

Hem sizinkine benzeyen, hem de benzemeyen bir dünyada.

Burada, bir insan ruhu bir hayvanın fiziksel şeklini alabiliyor ve adına da Cin deniyor.

İnsanlar ve cinler arasında kutsal bir bağ bulunuyor.

Bu dünya, yüzyıllardır, mutlak güç sahibi Majisteryum tarafından kontrol ediliyor.

Kuzeyde, cadıların bir kehanet fısıldadığı el değmemiş bir bölge hariç.

Kehanet, kendisini büyük bir kaderin beklediği bir çocuktan bahseder.

Büyük Tufan esnasında, çocuk, Oxford'a getirilmiştir.

Altyazı: Enes Biga

Açın şu kapıyı!

- Ne oluyor tanrı aşkına? - Bu Lyra ve cini Pantalaimon.

Ben, Asriel, İlmi Sığınak hakkımı kullanmak istiyorum!

İlmi Sığınak hakkı mı?

Jordan Koleji bir eğitim yuvasıdır, çocuk yuvası değil!

Dışarıda güvende değil. Başka şansım yoktu.

Başka şansım yoktu!

Ona iyi bak.

- Lyra, kurallar çok basit. - Kuralları biliyoruz Pan.

- İyi de sen kuralları takmazsın ki. - Bu onları bilmediğim anlamına gelmez.

- Bu sefer kazanacağız. - Sayacak mısın artık?

- Üç, iki, bir. - Hilebaz!

Lyra!

Özür dilerim Bayan Woodbridge! Sonra temizlemenize yardım ederim.

- Önünüze bakın! - Ah Lyra!

Lyra! Sınıfa!

Beden dersindeyim Başkan! Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur!

- Roger, buradan. Kısa yol var. - Emin misin?

Lyra! Lyra, bekleyecek misin? Bir daha seni dinlersem ne olayım Salcilia!

Lyra!

Hile yaptın! Burayı sevmediğimi biliyorsun!

Lyra?

Lyra?

Böö!

- Bu tabutların içinde iskeletler var. - Bütün tabutlarda iskelet vardır.

- Tabutların olayı budur zaten. - Evet ama bunlar açıkta, görebiliyorum.

Sadece bunlar açık tabutta.

Kapalı olanların içinde ne olduğunu merak ettiriyor insana.

Ben etmiyorum hiç. Hayır.

Öldüğümüzde cinler niye yok oluyor?

Ve bizden geriye yalnız bu iğrenç kemikler mi kalıyor?

Şekil değiştirmesi bitince Pan, hangi hayvan olarak vücut bulacak sence?

Arada düşünüyorum bunu.

Pan'la konuşuyoruz.

- Pan bir aslan olacağına inanıyor. - Hiç de bile!

Bana kalırsa tembel bir hayvan olur, mesela bir ginepig.

Kurnaz bir hayvan olsun istiyordun hani, tilki gibi falan.

Ya sen? Sence Salcilia ne olacak?

Kedi ya da kırlangıç kuşu.

İşte buna içilir.

İçilir derken?

Lyra!

Lyra!

Gitmeliyiz, fırtına bastırmak üzere.

Henüz değil.

Daha vaktimiz var.

Bir tane daha çekmeliyim!

Dağlara giden bir yol bulmalıyız.

- Toparlan. Çabuk ol! - Tamam, tamam.

Dağın sağ yamacından ilerle.

Thorold! İşte bu! Sanırım başardık!

Majisteryum'un bu kadar kuzeye gelmediğini biliyorum.

Ama cidden, bu sefer... Şansımızı fazla zorladık.

Jordan Koleji bu sefer ikna olacak.

Karşılarına çıkmadan evvel elimdekilerden emin olmalıyım.

- Ellerin temiz mi? - Evet efendim.

Al bakalım.

İşte şimdi fırtına kopacak.

Nihayet âlimlerin karşısına çıkma zamanım geldi.

Sabah güneye gidiyoruz. Yanımızda bir arkadaşla beraber.

Ola ki ben ikna edemezsem, o edecektir!

KARANLIK CEVHER

Gözleriniz açılacak ve cinleriniz gerçek sadık vücutlarına girecek.

Sizler de iyiyi ve kötüyü gören bir tanrı gibi olacaksınız.

Lyra, biraz kendini derse versen?

Veriyorum, kulağım sizde.

- İyiyi ve kötüyü gören bir tanrıyım. - Tanrı gibi dedim, Lyra.

Majisteryum, kutsal değerlerle dalga geçilmesini hoş karşılamaz.

İlmi Sığınak hakkımız olduğunu sanıyordum?

Evet. Hak edilmesi gereken bir ayrıcalık. Ve boş yere kullanmamalıyız.

O hak olmasaydı ne sen ne de ben burada olamazdık.

Bunu aklında tutsan iyi olur Lyra.

- Lyra! Amcan geldi. - Nerede kalmıştık?

Evet.

Sonunda onunla birlikte Kuzey'e gidebileceğim.

Lyra, aptal bir şey yapma.

Kütüphaneci, yılanın güdülerinin anlatıldığı Cennet Bahçesi bölümünü okur musun?

Dersin amacı seni eğlendirmek değil Lyra.

- Hem Majisteryum bunu hoş... - Lütfen.

Nereye koymuştum onu? Hah, evet.

Buraya koymuştum tabii. Evet, neredesin bakalım?

Sağ ol Serena. Gel bakalım.

Lyra?

Lyra!

Bu aptalca değil mi şimdi?

- Tamam, yeterince eğlendin bence. - Hayır, daha değil.

Geldi.

Asriel.

Tam sırası.

Dur, yapma Lyra! İstirahat Odası 'na girmek yasaktır.

Aile üyelerine değil.

Ucuz yırttık.

- Tokay mı bu? - Evet, efendim.

38' mahsülü, emrettiğiniz gibi.

Lord Asriel'in en favori içkisidir, hatırladığım kadarıyla.

Güzel, şimdi beni yalnız bırak lütfen.

Durma!

Hadi!

Pan.

İçine ne koyduğunu bilmiyoruz sonuçta.

Kötü bir şey değildiyse Kahya'yı neden dışarı çıkardı?

Başkan iyi adamdır. Bize hep müşfik davrandı.

Ama amcamı zehirleyecek Pan.

Başkan, bu şişeyi size özel getirtti Lordum.

Ren, rahatsız edilmek istemediğimi söylemiştim!

38' rekoltesinden sadece üç düzine şişe kaldı.

Güzel olan her şeyin sonu vardır.

Lordum.

Dinlenmeliyiz.

Akşamki toplantı düşündüğümüz gibi giderse uzun bir süre daha uykusuz kalacağız.

Lyra? Ne işin var senin burada?

- Eğer bırakırsan anlatacağım. - Yok, önce kolunu kıracağım.

Şarabına zehir attılar!

Başkan şarabına zehir attı!

- Atarken onu gördün mü? - Evet.

Beyaz bir toz koydu içine. Pan beni fazla hayalperest buluyor ama...

Gördün mü? Yalan söylemiyordum. Başkan niye zehirlemek istesin ki seni?

Dostumuz sanıyordum.

Sakarlık işte, ne yaparsın.

Birileri seni öldürmeye çalışıyor ve sen de kanıtları mı yok ediyorsun?

Sesini alçalt!

Birileri beni öldürmeye çalışıyor ve evet, kanıtları yok ediyorum.

- İyi de bir şeyler yapman gerekmiyor mu? - Yapıyorum zaten.

Başkan bana niye böyle bir şey yaptı, merak ediyorum.

Eminim iyi bir nedeni vardır.

Açıkçası onun yerinde olsam ben de kendimden korkardım.

Bir yıldır seni göreceğim günü bekliyorum!

Boşunaymış. Çok gıcıksın ya.

Sen de çok inatçısın. En azından eskiden öyleydin.

Sana bir görev vereyim mi?

- Hayır! - Hafif sıkışacaksın ama olsun.

- Sana hayır dedim. - Başkan'ı gözetlemeni istiyorum.

Her adımını, her hareketini. Özellikle de ''Toz'' kelimesine kulak kesil.

Yapabilir misin? Çabuk ol, birileri geliyor. Aferin. Acele et!

Çıtın çıkar da yakalanırsan seni kurtarmam, kendi başınasın.

- Anladın mı? - Evet.

Görünmez kaza işte. Yazık oldu.

Geriye sadece üç düzine kadar kaldı.

Bu akşam burada konuşulanlar burada kalacak.

Majisteryum dahi bilmeyecek.

Jordan Koleji dedikodunun, söylentilerin...

...ve ihtilafların kaynağı olsun istemeyiz.

İlmimiz ve akademik hürriyetimiz riske atılmayacak kadar değerlidir.

Doğru, doğru.

Lord Asriel.

Sağ olun Başkan.

Bazılarınızın da bildiği gibi...

...12 ay evvel Laponya Kralı ile alakalı bir diplomatik görev hasebiyle Kuzey 'e gittim.

Daha doğrusu öyleymiş gibi davrandım.

Asıl amacım daha da kuzeye, doğruca buzulların içine doğru ilerlemek...

...ve Grumman keşif heyetine ne olduğunu öğrenmekti.

Keşiflerimden ilki bu oldu.

Bu fotogramı, standart bir gümüş nitrat emülsiyonuyla çektim.

O gün bir fotogram daha çektim.

Özel olarak hazırladığım yeni bir emülsiyonla.

- Işık nereden geliyor? - Işık deği o.

Toz .

- Ne? Toz mu? - Bu imkansız!

- Toz ne? - Sus, gösterdiği şeye bakmam lazım.

Beyler, bu Toz !

Plakada ışık gibi çıktı,...

...çünkü Toz zerrecikleri bu emülsiyonu, fotonların...

...gümüş nitrat emülsiyonunu etkilediği gibi etkiliyor.

Gördüğünüz gibi, adamın sureti çok net şekilde görülüyor.

Şimdi dikkatinizi çocuğa vermenizi istiyorum.

Çocuğu göremiyoruz çünkü Toz , çocukla etkileşime girmiyor.

Toz 'un doğasını düşünürsek, burası biraz tuhaf, değil mi?

Biz yetişkinlerin etrafı Toz 'la sarılıdır.

Hatta tamamen Toz 'un etkisi altındayız. Ama çocuklar öyle değil.

Beyler, inancım o ki Toz , münhasıran yetişkinleri etkiliyor.

Majisteryum 'un şüpheleri haklı çıktı.

Sıradaki keşfim, genel inanışa çok daha ters bir şey.

Asriel! Çok ama çok dikkatli ol!

Daha yeni başlıyorum Başkan.

Grumman, Alman Akademisi'ne gönderdiği son mesajında...

...yalnızca Kuzey ülkesinde görülen bir doğal fenomenden bahsediyordu.

Bahsettiği şeyin bu olduğuna inanıyorum. Bu fotogramı birkaç gün evvel çektim.

- Aurora, Kuzey Işıkları. - Evet, doğru.

Bu, basit bir emülsiyonla çekilmiş hali.

Şimdi ise benim özel emülsiyonumla tekrar bakın.

Gökyüzünde bir şehir.

Pan, çok güzel.

Onlarca dünya var, ama Majisteryum sadece birisine hükmediyor.

Onlarca dünya yalnızca bu iğrenç zerrecikler sayesinde görünür oluyor: Toz.

Odayı boşaltın! Kimse bu sözleri işitmesin!

Ne yazık ki işitmek zorundasınız Başkan.

Bunlar sapkın konuşmalar!

Zaruri konuşmalar. Bana kalırsa Grumman ,...

...çoklu dünyalara dair bir kanıt buldu ve bunu da canıyla ödedi.

- Canıyla mı? - Cesedini Svalbard 'da buldum.

Buzlar altında kalmıştı, ben de kafasını çıkarıp buraya getirdim.

Komentoj

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left