La unuaj 200 linioj.
Mr. Hamilton.
Evet.
Kapınızda su mevcut.
Harika.
Direkt kongre merkezine mi gidelim?
Kesinlikle.
Amerikalısın.
Evet.
Arkansas.
Oh, güneyli bir kız.
Evet efendim, öyleyim.
Bana Peter de.
Efendim kelimesi Florida'da emekli hayatını andırıyor.
Kusura bakmayın.
Adın ne?
Brandy.
Berbat bir sabah geçirdim, Brandy.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
Toplantım vardı ve pasif agresif piçin biri
hakkımda ileri geri konuştu.
İşimi iyi yapmadığımı söyleyen o puşta
neden bu kadar körmüşüm?
Bu arada, öyleyim.
Tanrı onu seviyor.
Kroisos'un bir zamanlar dediği gibi, "Sonu bilinene kadar
kimseyi mutlu sayma."
Oo, bak sen.
Seninle bir anlaşma yapalım.
Seni tanımıyorum, sen de beni tanımıyorsun,
birbirimizi tanımadığımız için,
kaybedecek hiçbir şeyimiz yok.
Dürüst olabiliriz.
Anlaştık?
Maske yok.
Yalnızca Brandy ve Peter'ın deneyimi.
Ne dersin?
Bu genelde işe yarıyor mu?
Peki.
Maske yok, yalan yok.
Ben arabayı kenara çekmeyi,
arkaya geçmeyi, seninle içki içmeyi, sonra da...
neler olacağını görmek istiyorum.
Ah, keşke.
Düşündüm ki...
İçki içmeyi çok istediğimi söyledim.
Bir yudum alırsam, biri hapsi boylar,
öbürü acillik olur.
Buraya içki için gelmedim, Peter.
Seni bu açıdan görmek istedim.
Gördüğün şeyi beğendin mi?
Resimlerin hakkını vermiyor.
Gel buraya.
Bir saniye bekle, Peter.
Önce sana bir soru sormak istiyorum.
Evet, hanımefendi.
Patron sensin.
Ne yaptın?
Ne mi yaptım?
Ne zaman yaptığını bilmiyorum ama...
bir şey yaptığını biliyorum, Peter.
Neden bahsediyorsun?
Neden biri senin artık hayatta olmanı istemesin?
Günümüze uyarlarsak Kroisos'un dediği...
ne oldum değil, ne olacağım demeli.
Ben kurbanlarıma elimden geldiğince...
iyi bir ölüm sunmaya çalışıyorum.
Ne yaptığını bilmezsem bunu sağlayamam.
Hiç komik değil.
Seni kim gönderdi?
Ronny mi?
O piç kurusu.
Biliyordum.
Bir arayalım şunu.
Kapat lütfen.
Ah, siktir.
Lütfen.
Lütfen yapma, lütfen!
Yalvarma.
Sadece olan oldu gibi düşün,
çünkü öyle oldu.
Şimdi soruma cevap ver.
Hiçbir şey!
Ben bir hiçim!
Ben hiçkimseyim!
Sadece şirketler için para taşırım.
Yani bana verecek bir cevabın yok?
Hayır! Hayır, hayır, bekle, bekle.
Tamam, tamam.
Neden olduğunu biliyorum. Neden olduğunu biliyorum.
Hayır, bilmiyorsun.
Kurbanlar nadiren bunu bilir.
Tamam, tamam, lütfen.
Sana para veririm.
Eminim bunu sürekli duyuyorsundur ama,
her kuruşumu sana veririm. Finans işindeyim!
Yürütme kodu 74598CG.
Yönetim kodu 840227.
Onaylandı.
Konu kapandı.
Sesin biraz bozuk, evlat.
Paylaşacak bir şeyin var mı?
Hayır.
Rapor edecek bir şey?
Yeni bir peruk almalıyım.
Ya küçüldüler ya da kafam büyüdü.
Bir aksaklık var mı?
Benim için endişelenmeyi bırakamıyorsun.
Endişelenmeyi bıraktığımda,
bırakacağım.
Zihnin nasıl?
Tertemiz.
Güzel.
Sesin tertemiz ya da
Kes sesini!
iyi gelmiyor.
Lütfen kes sesini artık!
Sadece tam olarak atlatamadım, o kadar.
Konuyu haysiyetle
kapattın mı?
Evet.
Yönetimin gizliliği ifşa oldu mu?
Hayır!
O zaman işine bak !
Sanırım bir süre Boston'a geri döneceğim.
Bu iyi bir fikir mi?
Kişisel bir şey, Duke.
Riyad için hazırlık yapmak ister misin?
Daha sonra görüşürüz.
Tamam.
Bu işi SAT sınavların gibi hallet,
çünkü yönetim özellikle seni istedi.
Gözleri üzerinde olacak.
Bu konudaki her çıkış noktasını kontrol ediyoruz.
Duke.
Eğer aramazsan,
ben seni arayacağım.
Dikkat çekme ve her şeye hazırlıklı ol, evlat.
Dikkat çekme, hazırlıklı ol.
Anlaştık.
Son biniş kontrollerini yapmaktayım.
Boston uçuşu yaklaşık olarak
6 saat 40 dakika,
sizi planlanandan önce ulaştıracağız.
Giriş yapacağım.
Campbell.
Efendim?
Yönetim kodu 980456.
Yürütme kodu 98602FT
Bir sorun var.
O bizden biri, onay alana kadar
harekete geçme.
Sadece gözünün önünde olsun.
Mali Danışman Peter Hawthorne
Paris'in dışında yanmış bir arabada bulundu.
Fransız polisi olayı
suikast olarak tanımlıyor.
IMF'ın başdanışmanı Hawthorne
IMF'ın başdanışmanı Hawthorne
IMF'ın üst düzey yetkilileri tarafından
yakın zamanda kara para aklama
ve seçim tahrifatı ile suçlanmıştı...
Merhaba, Jude.
Eve birlikte yürüyelim mi?
Cenaze güzeldi.
Evet, üzgünüm.
Evet.
Biliyorum, her şeyi kendin yapmak zorunda kaldın.
İdare ettim. Hem de nasıl.
- Annem nasıl? - Asabi.
O zaman iyi.
Al bakalım.
Michael nefret ediyor.
Hala aynı yani?
üzgünüm, tamam mı?
Sen benim kızkardeşimsin lan!
Evet, sen de siktir olup gittin!
Oldu işte.
8 yıldır seni görmedim.
Seni aradım.
Evet, altı ayda bir nerelerde olduğun
sorusunu çarpıtmak için.
İçkiyi bıraktın, kayboldun
ve geriye boktan olan her şey bana kaldı.
Sarhoşken senden daha çok hoşlanıyordum.
Güzel.
İçeri gel derdim ama...
Michael artık benimle birlikte yaşıyor.
Grüşmek istersen saat dokuzda hastanede olacağım.
Hastane mi?
Dalga mı geçiyorsun? Geçen hafta sana e-mail attım.
Anlamadım?
Ben de o yüzden geldin zannettim.
Ava, annem kalp krizi geçirdi.
Kalp krizi değildi.
Tam bir ilgi manyağısın.
Anjin olmuştum.
Önemli bir şey değil.
Kalp kriziymişmiş.
Bebeğim, bana diğer battaniyeyi verir misin, lütfen?
Sandalyenin üstündekini.
No comments yet. Be the first to leave one.