Las primeras 200 líneas.
-Sen ve ben şimdi buradayız. -Evet.
Sana tüm kalbimle bir şey sormak istiyorum.
Benimle evlenir misin?
Aman Tanrım, çok güzel. Gerçekten çok güzel.
Gerçekten çok güzel!
Aman Tanrım.
Hazır olduğumu sanmıyorum.
Hazır olmak istiyorum. Öyleyim sanıyordum.
Gerçekten çok isterdim ama hazır olduğumu düşünmüyorum.
Biraz fazla hızlı gelişti.
Bana âşık olduğunu söyledin ve ben aynısını söyleyemedim.
Sonra fark ettim ki bunu yapacaksam söyleyebilmem gerekir.
-Anlıyorum. -Evet, ben…
Gerçekten biraz daha farklı hissedebilmek isterdim.
Çok daha iyi olurdu.
Her şey harikaydı. Sen dünyanın en iyi adamısın.
Hazır değilim. Hazırım sanmıştım.
-Sorun değil. -Hayır. Üzülmeni istemiyorum.
Benim için biraz fazla hızlı oldu.
-Sana sarılabilir miyim? -Elbette.
Çok güzeldi.
Üzgünüm.
Üzgün olduğunu söylemene gerek yok.
Çok teşekkür ederim.
Dürüst olduğun için teşekkür ederim. Çok güzeldi.
Peki.
Hoşça kal.
Güçlü olmalıyım.
Her zaman.
Aşk… Aşk nedir ki?
Bilmiyorum.
Belki bana göre değildir.
Böyle düşünüyorum.
İSVEÇ
Kesinlikle çok gerginim. Aşırı gerginim.
Ellerim titriyor.
Bir şey hissetmek istiyorum.
Kapı açılıp onu gördüğümde,
birbirimize ilk defa sarıldığımızda
ikimizde de o çekim olacak mı?
Bir yabancı mı göreceğim?
Yoksa saatlerce konuştuğum, daha tanışmadan
bu kadar şey hissettiğim kişiyi mi? Acaba o doğru kişi mi?
Oldukça hazırım ama çok da gerginim.
Bir duvara âşık oldum.
Ama o duvarın arkasında bir adam var.
Zor.
Herkesin görünüş konusunda farklı zevkleri
ve değer verdiği farklı yerler var.
Mesela ben birinin dış görünüşünden çok
bana nasıl davrandığına ve kişiliğine önem veririm.
Ama karşınızdakini henüz görmeden bunu söylemesi kolay.
O kapı açıldığında vücudumdan elektrik akımı geçmiş gibi hissetmeliyim.
-Johanna. -Merhaba.
-Merhaba! -Merhaba!
Hayır, ama bu çok…
-Selam! -Ama…
Tüm vücudum titriyor.
-Hiç böyle emin… -İyi görünüyorsun!
Sen de. Tam anlamıyla inanılmazsın.
Bir ismi hiç şimdiki kadar düşünmemiştim.
"Johanna Storm."
Çok güzelsin. İnanamıyorum.
Teşekkürler.
-Sana ruj bulaştırdım. -Fark etmez. Nasılsın?
-İyi. -Emin misin?
-Artık daha iyiyim. -Öyle mi?
-İnanmıyorum, çok güzelsin. -Teşekkürler!
Lütfen, bir daha sarılmak istiyorum.
Bu anı ne çok beklediğimi biliyor musun?
-Of… -Tanrım.
Şu an içimde çok hoş bir ürperti var.
Sesini duymak çok tuhaf.
-Evet, anlıyorum. -"Sen kimsin?" oldum.
Biraz oturalım mı? Bayılmayayım önünde.
Şöyle bir şey var.
Kleptoman değilim ama küçük bir çiçek çaldım.
-Umarım beğenirsin. -Çok güzel.
Hayır, güzel değil. Aslında sana vermek istediğim
bir şey daha var.
-Tanrım! -Gerçekten.
Ama dediğim gibi, hazmetmesi zor.
-Şey yapan dağ fırtınası gibi… -Ansızın bastıran.
Evet, ansızın bastıran. Sen nasıl bir şeysin ya?
-Tanrım. -Büyüleyici.
Yıldırım çarpmışa döndürdün beni.
Eminim daha önce kimse söylememiştir.
Amacım buydu zaten. Erkeğime yıldırım çarptırmak.
Sana ikide bir dokunuyorum ama…
İnanılmaz güzelsin. Sana bakmak bile beni mutlu ediyor.
İnanılmazsın.
Kalkabilir miyiz? Bir şey yapmam gerek.
Evet.
Sen… Johanna Victoria Storm.
Sana ufak bir sorum var.
Şimdi diz çökeceğim.
-Johanna? -Efendim?
Hâlâ benimle evlenmek istiyor musun?
Evet.
Nasıl yapılır bilmiyorum. Şöyle yapsam…
-Vay be! -Aynen öyle.
Ne kadar güzel bir seçim.
Tekrar diz çökeyim. Böyle daha iyi.
-Beğendin mi? -İnanılmaz güzel.
-Bileziğine de çok yakıştı. -Aman Tanrım.
Değil mi?
Dağ fırtınası yüzüğü müydü?
Evet, doğru.
-Aman Tanrım, çok iyi. -Teşekkürler.
-Artık çok titremiyorsun. -Evet, biraz daha az. İyi bir şey.
Biraz daha az. Yüzmeye mi gitsek?
-Biraz serinleriz. -Olur.
Aslında…
-Sanki ayaklarım yerden kesiliyor. -O zaman bırakırız kesilir.
Ama her şeye değdi.
-Evet, öyle. -Gerçekten öyle.
Hadi aynı yöne yürüyelim. Biri bizi durdurur mutlaka.
-Diğer yöne yürümek istemiyorum. -Benimle kapıya kadar gelebilirsin.
Değil mi? Hadi bakalım.
Ama var ya, bu büyüleyici bir şey.
-Yüzük? -Evet? Ona iyi bakacağım.
Öyle yap. Dağ fırtınası. Sonsuza dek.
-Öpüyorum. Hoşça kal. -Öpüyorum.
Çok öptüm.
Tanrım!
Nasıl bir şeydi öyle? Çok tatlıydı.
Dört dörtlük bir kadın.
Atmaya kıyamadığın hediye kâğıtları gibi.
Rüya mıydı bu?
Lanet olsun…
Hayal ettiğimden bile güzel geçti.
Sahip olduğum en değerli takı bu çünkü yanında erkeğiyle geliyor.
Gidip onu tekrar görmek istiyorum. Niye buradayım ki?
KORFU, YUNANİSTAN
Beş çiftimiz artık ilişkilerinde bir sonraki adımı atıyor.
Hoşça kal.
-Yardım istemediğine emin misin? -Kesinlikle. Ben güçlü bir kadınım.
-Bunu nasıl da bekledim. -Aynen.
-Bak ne güzel. -Evet, vay be.
Bu biraz…
Parmaklarındaki yüzükle birbirlerini yalnızca
iç güzelliğe bakarak seçtiler.
Kapsüllerde de güçlü ve duygusal bir bağ kurdular.
-Şerefimize. -Şerefimize. Ne kadar güzel.
Düğünlere yalnızca birkaç hafta var.
Ama "Evet" demeden önce fiziksel çekimin de olması gerek.
-Ne kadar pürüzsüzsün. -Bu iyi bir şey mi?
Çok güzel. Dokunmak hoşuma gidiyor.
Sesle görünüşü, duygularla da kişiyi
eşleştirebilecekler mi?
Çiftlerimiz Yunanistan, Korfu Adaları'nda bunu keşfedecekler.
-Doğum günü kızı. -Hayır! Hatırladın mı?
-Hayır, unutmuşum. -Ben de "Nasıl yani?" dedim.
-Harika. Bu güzel teslimat için sağ olun. -Tanrım.
-Hadi. Hey. Her şey yolunda mı? -Selam.
-Evet. -İyi ki doğdun!
Teşekkürler!
-Nasıl unuturum? -Tanrım!
Bir sonraki adıma geçmeye hazırım.
İçsel hazırlığım tamam.
Onu tanıyorum. Birbirimiz hakkında çok şey biliyoruz.
Yani o kısım tamam. Şimdi sırada fiziksel kısım var.
-Çok güzelsin. -Teşekkürler.
Peşinden ayrılmayacak gibi hissediyorum.
Birinden hoşlanınca nasıl davrandığımı biliyorum.
-Vay be, ne güzel havuz. -Tanrım, ne kadar hoş.
Biraz fazla hoş bile derim.
İnanılmaz. Vay canına.
Çok harika.
Müthiş bir balayı.
Bu çağda kadın olmak…
Yok yok, şaka yapıyorum.
-Hayır, yapmıyorsun. -Evet, yapmıyorum.
Vay canına, giyinme odası. Manyak bir şey bu!
-Orası senin. -Hepsi mi? Gerçekten mi?
-Oraya ben ne koyayım? -Kıyafetlerin nerede duracak?
Hallederim.
Güzel. Puanını verdim.
Harika bir his.
Bugün hayatta olmak için güzel bir gün.
Umarım gelecekte de her gün böyle hissederim.
Bayıldım buraya.
Tamamen ödülüme odaklandım.
Bana sorarsanız o sahiden bir ödül.
Artık düzgün davranmak bana kalmış.
İlk buluşmamızda güzel giyinmiştin.
Seni gördüğümde gergindin. Gerçekten çok…
-Sence gergin miydim? -Hem de çok.
-Hayır. -Evet. Gözlerinden belliydi.
Evet ama kim gerilmezdi ki? Böylesi harika bir kadın…
Lars-Erik'e olan hislerim…
Günlük hayatta nasıl olduğumuzu görmek için
şimdi beraber yaşamak iyi olacak.
İşim bitti ama çok yoruldum. Çok sıkıcıydı.
Güneş ve şampanya bizi bekliyor, biz bavul boşaltıyoruz.
İçimden bir his onun…
Yaptığı bir şey beni çok korkuttu.
Mükemmel.
Yerine nasıl oturuyor?
Lars-Erik bir not yazmış. "İnanılmaz bir kadınsın, seni seviyorum."
No comments yet. Be the first to leave one.