Last Man Standing

Last Man Standing

Descargar subtítulo en Turkish

Información de lanzamiento

Last Man Standing 1996 BluRay 10 Bit 1080p Dd5 1 H265-d3g
Comentario por razorblade
d3g HEVC Release

Etiquetas

BluRay
1080
Publicado el: 2018-02-23
Descargas: 61
Para personas con discapacidad auditiva: No

Vista previa de los subtítulos en Turkish

Las primeras 200 líneas.

Aslında çok tuhaf.

Ne kadar dibe batarsanız batın...

yine de bir doğru ve bir yanlış vardır.

Ve hep bir seçim yapmak gerekir.

Bir yolu seçer ve kendinizle baş başa yaşamaya çalışırsınız.

Öbür yolu seçer ve yine ayakta kalırsınız...

gerçekte bir ölüsünüzdür ama fark etmezsiniz.

Sen bizim günahlarımızı bağışla.

Tıpkı bizlerin bize saldıranları bağışladığı gibi.

Soluk aldığımız havada ve karıştığımız toprakta...

Baba, oğul ve kutsal ruh adına. Amen.

Teksas'tan Meksika'ya doğru yola çıkmıştım.

Bir süre saklanmam gerekiyordu.

Ömrümün çoğunu kanundan kaçarak geçirmiştim.

Sarhoş da olsam, ayık da hiç şikayet almadım...

hem de elimi pisliğe bulamış olsam bile.

Jericho sınırdan 80 km. Uzakta küçük bir kasabaydı.

Pis sokakları, yıkık binalarıyla...

haritada kesinlikle...

bulunamayacak bir yerdi.

Ben bir büyük şehir insanıyım.

Kaldırıma basmak ve...

gün batımından sonra parlak ışıklar görmek isterim.

Bu küçük kasabanın iki lokma yenecek...

benzin takviyesi yapılacak, ve gerekirse...

geceyi geçirilecek bir yer olduğunu anladım.

Sonra ona baktım...

İşte eğlence o zaman başladı.

Bay Doyle'un kadınına öyle bakmak...

hiç de doğru bir şey değil.

Birisi bana burasının özgür bir ülke olduğunu söylemişti.

Jocko, bu adam buraya özgür ülke diyor.

Şimdi, gitmekte özgürsün.

Eğer herhangi bir konuda şikayette bulunmak istersen Şerif'in ofisi hemen orada.

Farın yanmıyor.

Her şeyi gördüm. Tam da şu pencereden.

Ve ben ne yapacağım biliyor musun?

Tabii hiçbir şey.

Ama senin ne yapman gerektiğini söyleyeyim.

Yedek lastiğini çıkar, onu eskisiyle değiştir...

ve kasabadan uzaklaş.

Değil mi, Bob?

Yaşlı Bob'ı affet.

O pek konuşmaz.

Dur biraz. Sana bir şey söyleyeceğim.

Buralarda dolaşmayı düşünüyorsan, sakın benden yardım isteme.

Burada kendi başınasın.

Cenazecinin vitrininde zaten bir adam yatıyor.

Kendine bir iyilik yap... İlk iş olarak bir silah bu.

Bir haftadır gördüğüm ilk müşteri.

Vİski mi istersin, bira mı?

Teklif edeceğim fazla bir şey yok.

Viski.

Yasağa ne oldu?

Biz burada ona pek aldırmayız.

Burada telefon var mı?

Kimi arayacaksın?

Annemi.

Tabii ki var, ama çalışmıyor...

Çalışması için öncelikle bir santral gerekiyor buraya.

Elektrik var mı?

Evet, o var.

Gaz dinamosuyla çalışıyor.

Umarım çalışıyordur.

Burada bu işten anlayan kimse kalmadı.

Aslına bakılırsa...

doğru düzgün insanların çoğu buradan kaçtı.

Hemen herkes gitti burası hayalet bir kasaba oldu.

Fırsatçı Şerifimiz...

her iki tarafı da idare ederek...

yolunu bulmaya çalışıyor.

Sanırım onu ilk Bay Doyle satın aldı.

Belki de Strozzi.

Strozzi kim?

Buradaki diğer çete.

Strozzi ve İtalyan adamları.

İki çete de bu kasabayı ele geçirdi. Kendi halinde herkesi kaçırttılar.

İkisi de aynı şehirden...

Ama, birbirlerini pek sevmezler.

İçki kaçakçıları.

Strozzi, Sweetwater'da kalır.

Doyle ve takımı da Alamo'da.

Bana dokunmazlar çünkü kendi işime bakarım.

Deli olduğumu sanıyorlar.

Ne halt ediyorsun sen?

Arabamı mahveden adamları görmeye gideceğim.

Onlara bir çift sözüm var.

Burada pek iyi karşılanmamıştım.

Ama belki de bu benim şanslı günümdü.

Fırsatçı bir Şerif...

ve birbirinden nefret eden iki kaçakçı çetesi.

Akıllı davranırsam...

kolayca para yapar ve yola koyulurdum.

Burada herkes korku içindedir.

Senin de bulabileceğin tek şey ölümdür.

Burada kime bakıp...

bakamayacağını, yeterince açık söyledim sanıyorum.

O, Bay Doyle'un malı.

Ben, seni görmeye geldim.

Henüz arabanı tamir ettirmedin mi?

Biraz nakde sıkıştım.

Belki zararımın bir kısmını ödersin diye geldim.

Sanırım bunun için beni öldürmen gerekir.

O zaman canın acır.

Bay Doyle'a söyleyin, daha akıllı adamlarla çalışsaydı...

bunlar olmazdı.

Her şeyin başı içki.

Buraya Meksika'dan kaçak geliyor.

Biz ChicagoWe'daki aile operasyonunun bir parçasıyız.

Burada neredeyse bir iç savaş var.

Gerçi şimdi ateşkes dönemi.

Bana sorarsan bu fazla sürmeyecek.

Özellikle Hickey döndükten sonra.

Sen de bu nedenle buradasın.

Hickey kim?

Hickey, Doyle'un sağ kolu.

Görsen çok tatlı bir adam.

Birisi pazar yemeği için yüzünü oymuş sanırsın.

Böyle konuşur.

Neyse boşver.

Ya sen? Senin adın ne?

Smith.

Smith ne? İlk adın ne?

John.

Bu iyi.

Kaçıyor musun?

Nerelisin?

Doğu'luyum.

Doğu'lu John Smith.

Beni görmek istemişsin.

Evet, doğru.

Ne oldu?

Yoksa önemli bir şeyi yarıda mı kestim?

Oje sürüyormuş.

Bu Lucy.

Çok hoş bir kızdır.

Boşboğazdır ama şimdi sesini kesecek...

ve dostça davranacaktır, öyle değil mi?

Lucy, lütfen Bay Smith'i odasına götürür müsün?

Herhalde Strozzi kendine bir eşkıya daha tuttu.

Her şeyi biliyorsun, değil mi?

Evet. Ben bir falcıyım.

Strozzi için çalışmanın avantajları vardır.

Odana bayılacaksın.

Kız Cicero'nun bir banliyösündenmiş.

Strozzi, moralime iyi gelsin diye onu getirttim dedi.

Becermeye moral dendiğini de ilk kez duydum.

Gürültü yapmamaya çalış, tamam mı?

Benim odam tam aşağıda.

Yatakta aşağı yukarı zıplarken...

gürültü yapmamaya çalışırım.

Pazar akşam yemeği gerçek bir şölendi.

Strozzi basit bir...

gangster olsa da...

Chicago'da çok önemliymiş gibi davranıyordu.

Silahlı yirmi adamı vardı.

Gördüğüm kadarıyla, çoğu beyinsizdi.

Ucuz roman kahramanı gibiydiler.

Yemek nasıI?

İyi.

Kadınları Chicago'dan getirdim.

Burada yemek rezalet.

Güzel değil mi?

Evet sarımsağı severim.

İyi.

Ne o? Beni bekleyen yok mu?

Geç kaldın.

Önemli işlerim vardı.

Sen önemli işlerini yaparken...

başka şeyler oluyor.

Aramıza yeni biri katıldı.

Bay Smith, bu Giorgio Cormonte.

O Finn'i öldürdü. Doyle'un Hickey'den sonraki ikinci adamını.

Hayır! Bunu biliyorum.

Ve onu işe mi alıyorsun.

Bu durumda Doyle ateşkes konusunda ne düşünecek?

Onun uyanmasını mı istiyorsun? Ayrıca, bu da kim?

Doyle'un adamları ondan korktu.

Geldikten yirmi dakika sonra birini öldürdü.

Hickey burada yokken, Doyle hiç bir halt edemez.

O pisliğin deneyeceği tek şey...

bu adamı işe almak olur.

Ben bu işi sevmedim.

Son dakika değişikliklerini sevmem.

Yeni yüzleri de hiç sevmem.

Benimle bir problemin varsa, patronunla hallet.

Ben sadece burada çalışıyorum.

Böylece, bedava odamdan ayrılmaya karar verdim.

Ben bu işin alasını görmüştüm...

bu adamlarsa onun çok uzağındaydı.

Tabutu benim için mi hazırlıyordu...

yoksa sadece iş getirdiğim için teşekkür mü ediyordu emin değildim.

Bakın, kim gelmiş?

Son gördüğümde...

birileriyle konuşacaktın.

Sonra duydum ki, içlerinden biri ölmüş.

Konuşma pek parlak geçmedi.

Öyle değil mi Bob?

O pek konuşmaz. Ama kulakları iyi işitir.

Boş odan var mı?

Comentarios

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left