Las primeras 200 líneas.
- Daha dik durmalıyım. - Ben de.
O zaman yapabilir misin? Dik dur.
İnsan kadınsı hissedemiyor.
Anladın mı?
- Hayır, hiç öyle hissetmedim. - Anlıyorum.
Hiç öyle bir sorunum olmadı.
Çok iyi be!
- Burada oturacağız. Müthiş. - Gelebilmeniz ne güzel.
- Selam. - Merhaba.
- Vay be baksana. - Harika. Bugün bunları bırakıp gidiyoruz.
- Selam. - Selam.
- İyi uyudun mu? - Evet. Yani, şöyle böyle.
Merhaba. İyi misin?
- Merhaba. - Merhaba.
Selam.
- Ne haber? - Gördüğüme sevindim. Günaydın.
Kahvaltı zamanı.
Önce hanımlar.
Çok acayip. Bundan istiyoruz. Bundan bir sürü istiyoruz.
Başlayabilir miyiz?
Öyle oturamazsın.
Nasıl oturmalıyım?
- Ronja. - Ne istiyorsun?
Çikolata istiyorum.
Tabii. Al bakalım canım.
- Aron'la da öyle konuşuyor musun? - Hayır.
Kesinlikle hayır.
Genelde "Şunu yap!" diyorum.
Birbirlerine karşı daha sevgi dolular.
Bu ikisi birbirine daha tatlı davranıyor.
- Kıskanıyor olabilir misin? - Belki biraz.
Evet, bunu duydum.
Ben olsam hiç kıskanmazdım.
Günaydın!
- Selam. - Şeref konuğu.
Selam. Sizi gördüğüme sevindim.
Sizi de.
- Yoğun günler geçirmişsiniz galiba. - Evet.
Ludwig ve Camilla dünkü kokteyl partisine geldiler.
Dün gece deneyden ayrıldılar.
- Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz? - Üzücü.
Çok üzücü.
Dün gece biraz gözyaşı döküldü.
Biri devam etmemeye karar verince…
Evet, duygusaldı.
Bu deneyde kısa zamanda çok şey değişebilir gibi geliyor.
- Evet, gerçekten! - Zaman vermeliyiz
yoksa diğerleri gibi oluruz.
Bıraktılar ve neler olabileceğini hiç keşfetmediler.
Ben de bırakacak gibi olduğumda sen çok destek olmuştun.
Kızmak veya hayal kırıklığına uğramaktansa bir şeyleri konuşabilmiştik
ve güvenle devam edebildim.
Yani iletişim kurup konuşunca karşınızdakiyle ilgili
ne çok şey öğrendiğinizi görmek de çok güzel.
Evet.
İlişkinizin yeni taraflarını da keşfetme şansınız oldu.
Fiziksel çekim gibi. O nasıl hissettirdi?
Güzel.
Bu çok net bir açıklamaydı Angelica.
- Anlat bize. - Hayır.
Artık anlatman gerek.
Ama iyiydi.
Ne düşünüyorsun? Düşünceli gibisin.
Evet, bununla ilgili çok konuştuk.
Ben fiziki teması çok severim. Sevgi dilim bu.
Ama herkes böyle değil.
Şunu görmeye başladım ki ben onu yüz kez de öpsem
onun da beni öpmesine fırsat tanımalıyım.
Yani bu yolculukta olgunlaştığımı hissediyorum.
Şimdi bu deneyde yeni bir aşamaya geçme zamanı.
Bir cennetten çıkıp birlikte yaşayacaksınız.
- Nasıl hissettiriyor? - Tüm hisler bir arada.
Sizce temizlik, yemek gibi şeyleri
kimin yapacağı konusunda aynı görüşte misiniz?
Evet.
- Konuştuk, her şeyi ben yapacağım. - Evet.
- Her şeyi sen mi yapacaksın? - Evet. Ev hanımı olacağım.
Kararımız bu. Çok mutluyum.
Hissetmeye pek cesaretin olmuyor. "Peki." diyorsun.
Sen evet de diye her ihtimale hazırlanıyorum.
Bence daha kolay olacak. Artık kendi alanımız olacak.
- İstediğimizi yapabileceğiz. - Şimdiden mi?
- Hayır, alan isteyen sensin. - Sensin.
- Hayır. - Sensin.
- İyi şanslar diliyorum. - Çok teşekkürler.
İyi yolculuklar ve İsveç'te görüşürüz.
- Görüşürüz. - Çok teşekkürler.
- Hoşça kalın. - Güle güle.
İSVEÇ
- Yanımda biri var. - Peki.
Görmek ister misin?
Elbette. Öldüm burada!
LARS-ERIK'İN KIZ KARDEŞİ
Merhaba. Selam!
- Ben İbrahim. Aniela'nın nişanlısı. - Evet, artık nişanlım.
ANIELA'NIN EBEVEYNLERİ
- Baba çok şüpheci bakıyorsun. - Baban şüpheci gibi.
- Burada… - Çok şüpheci görünüyor.
Baba…
Neye ihtiyacın var söyle, olur mu?
Sorun değil. Çok mı fazla?
62 mesaj. Niye bilmiyorum.
Seni özlemişler.
Tüm bu isimleri görmek çok garip.
Anlıyorum.
Çok gerçek hissettiriyor.
Yani bu baloncuğun içindeydik ve dışarıdaki kimseyi…
…pek düşünmedim.
- Yanındayım. - Evet.
Annemle babamı aramak istiyorum ama onlarla…
Onlarla yalnız konuşmak istiyorum.
Sarılayım mı?
- Tişörtünü lekeleyeceğim. - Tişörtüm umurumda değil.
Sen istediğin gibi lekeleyebilirsin. Sadece sen.
Zor gelir ve söyleyecek söz bulamazsan veya konuşamayacak gibi olursan
gelip sadece yanıma uzanabilirsin.
Bir şey demene gerek yok. Sarılmaya falan ihtiyacın varsa.
Hep bana gelebilirsin.
Cidden aynan varmış.
Erkekler ne işe yarar ki?
Bekle. Dur bakalım.
- Duruyor. Ama görüyorsun… - Evet, olmuyor.
Bozulmuş. Aman Tanrım.
Gidiyorum.
Çantamı alman gerek.
Yukarı da taşıman lazım.
Sağ ol.
Sen bunu al, çantanı taşıyayım.
- Sorun değil. Güçlü bir kadınım. - Biliyorum.
Bazen centilmenlik yapmak istiyorum ama izin vermiyorsun.
Gerçek bir centilmensin.
- Peki. Hoşça kal ev. - Hoşça kal ev, hoşça kal Korfu.
Hadi Stockholm'e.
STOCKHOLM, İSVEÇ
Tatlım, evimizdeyiz.
Sonunda geldik.
- Vay be. - Vay canına.
Sıcacık bir ev.
Tanrım, çok güzel. Vay canına.
Aman Tanrım, çok hoş.
Vay canına, bu ne böyle.
Burada kahvaltı ettiğini düşünsene.
Beraber yaşamak zor olur sanmıştım ama bu mükemmel.
Montunu as. Evinde gibi rahat et.
Hadi hemen yerleşelim.
İyi geliyor, değil mi?
Burada bir şeyler yaşayacağız.
Burada bir şeyler yaşayacağız.
- Bir ay burada yaşayacağız. - Korkutucu.
Birlikte yaşaması kolay biriyimdir.
- Doğru. - Öyle mi?
Evet, öyle.
Burada "Öyle mi" demek doğru muydu?
Burada inanılmaz hassas ve derin biri.
Hiç bu kadar hassas ve derin biriyle tanışmamıştım.
İnanılmaz, alışılmadık ve korkutucu.
Ama başkasıyla böyle nasıl yaşarım
henüz bilmiyorum.
Bir ömürlük bir ilişki.
Askı ister misin?
- Sana lazım mı? - Evet.
- Lazım mı? - Evet.
Burada duruyorum.
Aynı anda yapamayacağız yani.
Bir rutine dönmek istiyorum. Egzersiz yapmak.
- Bir sürü egzersiz seansı aldık. - Evet, bugün yaptım.
Kimlerle?
Ben, Ronja ve Johanna.
Öyle mi? Her şeyi hemen rezerve etmen şart mı?
Oturup bir bakabilir miyiz?
Ben her şeyi planlarım.
Evet ama beni beklersen birlikte planlayabiliriz.
Biraz dinlenmem gerek.
"Birkaç gün burada durup takılabiliriz." demiyor musun?
Endişeli misin?
Endişe işe yaramıyor. Nasıl hissedeceğim bilmiyorum.
Ne demek nasıl hissedeceğin?
Birlikte vakit geçirmeyi diğer şeylere göre ne kadar önceliklendireceksin?
Ama göreceğiz.
Sana küçük bir ev hediyem var.
Ne?
- Çok tatlı. - Evine hoş geldin.
- Ev hediyesi mi? - Evet.
Tanrım.
Olamaz! Bu şeyden bir şarap…
Bunu mu içiyorduk?
Öyle miydi?
Çok tatlısın. Ama hediye vermek senin sevgi dilin değil ki.
- Ama seninki öyle. - Hakikaten öyle.
Evet.
Nasıl hissettirdi?
Yani içinde olduğumuz bu balon
ve diğer her şeyle ilgili düşünme fırsatım oldu.
Hiç bu son üç haftadaki kadar inişli çıkışlı duygular yaşamamıştım.
İnsan hislerini söyleyerek büyümeyince
hep öyle kalıyor. Biraz aptal gibi ve biraz da şaşkın.
Ne yapmalıyım? Bilmiyorum.
Kimse böyle şeylerle ilgili konuşmamı söylemedi ki.
Hislerini söylemek için ille de kötü bir şey olması gerekmediğini anladım.
Genelde iyi okuyan ve dinleyen biriyim.
No comments yet. Be the first to leave one.