Las primeras 193 líneas.
İşte burada.
Sakladım.
26 yıldır solmasın diye özenle sakladım.
Ebe sobe Vedat Bey.
26 yıl önce bunu Ankara'daki evimize göndermiştiniz.
Bir gün bulunmak istemeseniz neden böyle bir şey yapasınız, değil mi?
Hayır.
O kadar kolay değil.
Yalan ihbarla evimizin basıldığı o gün...
...babamın öldüğü o gün...
...neden o adrese bir özür kartı yolladınız?
-Açıklayın lütfen. -Hişt!
Git buradan.
26 yıl...
...mezar sessizliğiyle yaşamadık mı zaten?
Şimdi konuşma zamanı.
Tamam. Tamam, konuşacağız.
Sahile git, orada bekle beni. Geleceğim, söz.
Lütfen.
Buradan dönüş yok. Öyle de böyle de her şeyi bana anlatacaksın.
Üstüme gelme Şahika.
Üstüme fazla gelme. Ben nihayetinde yaşlı başlı...
Benim babam da genç öldü.
Merhameti onunla birlikte toprağa gömdüm.
O gece odada ne oldu? Hiç inkâr etme.
O zaman Vedat'la birlikte olduğunu biliyorum.
Ama gençlik hatası diyelim.
Vahide'yle...
...bir münasebetimiz vardı yıllar önce.
Sen delirdin mi Şahika? Baban benim tek aşkımdı.
Babam?
Babam senin Vedat'la ilişkini öğrendiği için öldü.
Adamın kalbi dayanmadı ya.
Bilmediğimden sormadım zaten.
İtiraf edecek misiniz diye sizi denedim.
-Öyle mi? -Öyle. Sonra?
O gece ne oldu?
Bekle, bekle sen. Bekle.
Bana o akşam ne olduğunu anlatacaksın.
Bu kâğıtlar senin odandaymış.
Demir'i, yani durumunu öğrenmek için okula gitmiştim.
Elimde de bir gizli dosya vardı ama maalesef Vahide Hanım'ın odasında unuttum.
-Sonra... -Seher mi bastı sizi?
O mu gördü? O yüzden mi yaptın?
Söyle, bana her şeyi anlatacaksın!
Seher o saatlerde Demir'le birlikteymiş.
Oğlunuz adına siz ifade vermişsiniz.
Ben her şeyi biliyorum. Ben her şeyi biliyorum.
Ben ailesi için hayatını adamış bir kadınım.
Sen kızının ilk aşkını...
...kendi bencilliğin yüzünden mahvetmiş bir kadınsın Vahide Hanım.
Sırf Demir, senin âşığının oğlu diye bizi yıllarca ayırmaya çalıştın, ayırdın.
Yetmedi, yıllarca beni suçladın sen.
Oğlunuz Demir, o da bu olayın peşinde. Haberiniz olsun.
Ama ondan önce ben bulacağım gerçek suçluyu.
Bana her şeyi anlatacaksın! Yeter anne!
Anne. Anne. Anne.
Anne! Anne!
Bundan sonra dişe diş...
...kana kan.
Anne, kendine gel! Anne.
Anne. Anne!
-Anne, kendine gel! -Şahika!
Demir?
Demir, anneme yardım et.
-Ambulansı ara. Vahide Hanım. -Demir.
Vahide Hanım, beni duyuyor musunuz?
Alo? Ben Şahika Soyluhan. Hemen bir ambulansa ihtiyacım var.
Konum hemen atıyorum.
Anne!
-(Öğrenci) Yine birinci sensin. -(Öğrenci 2) Yine Elif, yine Elif.
İkincinin kaç aldığına baktı önce. Arada on puanı görünce adına bile bakmadı.
Demeyin öyle sanki kibirli biriymişim gibi.
Baktım ayrıca, ikinci Maya.
Teşekkür ederim, sağ olun arkadaşlar.
Hepimiz çalıyoruz, yine Elif kadar başarılı değiliz.
Sınavdan önce soruları gösterir misin?
Oo!
-(Öğrenci) Elif yerinde olmayı istemezdim. -(Öğrenci 2) Yeni çiftimiz.
Bu bakışlara zamanla alışacaksın. Sen artık Ada'nınkisin.
Allah Allah. Bizim de senden önce kendimize göre bir kitlemiz vardı.
Fark eder mi?
Senin gözün benden başkasını görebilir mi?
Selam.
Selam. Öğlen oldu, anca teşrif ettiniz.
Birlikteliğimizin ilk gününü kutluyorduk.
Umarım ilk tebrik eden Vahide Hanım olmaz.
Devamsızlık hakkının çoktan dolmuş olması lazım çünkü.
Ne oldu? İkinci mi oldun?
Yo. Sen sondan ikinci olmuşsun ama.
Aferin sana şampiyon. Zeki şirin.
Kafama dokunmasana.
Tamam ya.
Elif, Can'ı gördün mü?
Ne oluyor?
Ailevi meseleler yüzünden gergin herhâlde.
Tamam, neyse. Siz Can'ı gördünüz mü? Sabahtan beri arıyorum, açmıyor.
Görmedik.
Allah Allah.
Ozi...
...ne diyorsun? Yeni yerimiz bize şans getirecek mi?
Vallahi eski mekânın müdavimlerini çeksek yeter.
Çekemezsek ben maaşta indirime gitmem, baştan söyleyeyim.
Bak ya, önlemini de alıyor şimdiden. Ağzını hayra aç.
Aa, siz bunu niye tek başınıza yüklendiniz?
-Bir yerinize bir şey olacak. -Bana bırak.
Niye bana haber vermedin? Bilsem daha erken gelirdim.
Niye haber vereyim ki? Senlik bir şey yok.
Ona ben karar veririm.
Ozi bırak bunları, kamyonun başına geç. Ben buradayım.
'Okay'.
Anneciğim.
-Nasılsın, keyfin yerinde mi? -İyiyim ama acıktım ben.
Tamam, şu kamyonlar boşalsın, herkese benden lahmacun!
Oley! Hadi.
Ekin...
Ne oluyoruz?
Ne oluyoruz derken?
Böyle mekânın sahibi gibi gelip duruma el koymalar falan.
Yok canım, estağfurullah. Ben sadece...
Emek olmadan yemek olmaz sonuçta, değil mi?
Gerçekten taşınmamıza yardım ettiğin için sana evet diyeceğimi mi düşünüyorsun?
Hayır, tabii ki o kadar kolay değil...
...ama sonunda olacağından emin olduğum bir şey var.
-O da bana hayır diyemeyeceğin. -Allah Allah.
Suzi...
...bak, ben içimdeki kıpırtıya yürüdüm.
Biliyorum, yolda kazalar oldu.
Biliyorum, belki biraz gözünden düştüm ama ben de böyle biriyim.
Duygularımı büyük büyük yaşıyorum.
Üzüntümü de sevincimi de biraz abartıyorum.
Biraz?
Abartmayı çok sevdiğim bir duygu daha var.
Peki. Neymiş?
Aşk.
Ekin...
...yapma.
Bizden olmaz.
Suzi, deme öyle.
Bak, bir şans bile vermeden bizi kestirip atma.
Kapıyı kapatma bana.
Biz başlamadan bitmeyi hak etmiyoruz.
Ben bizim için savaşmadan vazgeçmeyeceğim.
Yardım lazım abi.
Hop, geldim. Geldim usta.
Anne, benim yüzümden oldu anne. Ne olur böyle gitme.
Vicdan azabından ölürüm yoksa.
Anne, anneciğim. Anneciğim.
Demir, durumu nasıl?
Dışarıda konuşalım.
Çok mu kötü?
Evet Şahika, bayağı kötü.
Sonuçlara bakıyorum, tertemiz. Hiçbir şeyi yok.
Seni beni gömer hatta.
Anlamadım. Nesi kötü?
Kişilik bozukluğundan muzdarip.
Hiç acımamış, direkt numara yapmış sana.
Nasıl ya?
-Anne! -Şahika, bir dakika.
Annenden bir şeyler öğrenebildin mi? Niye tartıştınız?
Sen bana neyi soruyorsun?
Sen beni takip etmedin mi oraya kadar?
Ettim ve Hipokrat'a yenik düştüm.
Ettin.
Sen bana yalan söyledin.
-Şahika, lütfen. -Sen hâlâ Seher'e inanıyorsun.
Lütfen.
Sert bir şey olmasa bayılma numarası yazmaz.
Aranızda ne geçti? En azından bunu söylesen?
Benden uzak dur Demir.
Hadi, daha iş çok. Hızlı abi. Gel. Al abi, bunu içeri götür ustacığım.
O büyüğü bana ver. Tamam, yavaş. Bırakıp geliyorum, tamam mı?
Ozi, bunları şuraya koyuversene.
Onu şöyle koy istersen, ben sonra bakarım ona.
Nasıl koyayım. Şu tarafa mı?
-Beline dikkat et. -(Ekin) Tamam.
Ozi, sen bunları yerleştirmeye devam et. Ben şu halıyı kaldırayım.
Bende.
İyi misiniz? Aman! Hay Allah'ım.
Ne bu şimdi?
Yakalanacağını anlayınca kaçtı.
Ne yakalanması anne? Ne diyorsun sen?
Çok kötü bir kişi o, biliyor musun? Pis pis baktı, sizi gözetledi.
Sonra şapkasının altına saklandı. İşte böyle oldu.
Aa, Ekin.
-Nerede? -Kim abi?
Şapkalı olan, koştu gitti. O sizin ekipten değil mi?
Yok abi, şapkalı falan görmedik biz.
Ben, abim, bir de İhsan Usta var. Başka kimse yok bizde.
Bu kesin hırsızlık falan yapacaktı, o yüzden gözetledi bizi.
Yakalanacağını anlayınca da tabanları yağladı.
Neyse, biz kamera sistemini kurduralım da.
Anne, anne. Anne!
No comments yet. Be the first to leave one.