Esimesed 200 rida.
17 Eylül 1983.
Fon ile tuttuğumuz daire çok güzel,
özellikle de konumu.
Vigo'ya sekiz kilometre uzaklıkta
Salon ve yatak odasından Ria'yı,
Cangas'ı, Moaña'yı, Cíes Adalarını ve
denizi görebiliyoruz.
Bazen sakin ve masmavi.
bazen hırçın ve dalgalı.
ama hep o aynı deniz.
1. Gün 16 Temmuz 2004.
Biyolojik aileme dair bir iz bulabilecek miyim?
NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ
Bak, Alfonso Piñeiro'yu buldum, ancak söylediğin tarihte değil.
- Aynı kişi mi kontrol et. - Tamam.
Evet, bu o.
Ama buradaki tarih yanlış.
Çocuğu olmadığı yazıyor.
Evet.
- Ben onun kızıyım. - Onun kızı mısın?
Aksi takdirde bu kağıt olmazdı.
Beyanda bulunan Alfonso Piñeiro.
Peki bu adam kim?
Alfonso Piñeiro...
Sanırım dedem.
- Senin büyükbaban mı? - Evet.
O zamanlar babanın çocuğu olmadığını söylemişti.
- Büyükbaban yaşıyor mu? - Evet.
- Peki, büyükannen? - Evet.
O zaman bu durumu düzeltmenin bir yolu var.
Büyüklerinle konuş,
noter huzurunda yeminli bir beyan imzalasınlar.
Sonra noter nüfus müdürlüğüne bilgi verecek ve biz de...
...nüfus kayıt örneğine onun kızı olduğunuzu işleyeceğiz.
- Büyükannem ve büyükbabam mı? - Evet.
Onun yerine yanına işaret koyup
adımı buraya yazamaz mısın?
Marina?
Marina Piñeiro.
Hoş geldin!
Teşekkürler.
Görüşmeyeli uzun süre oldu.
Bursun için gerekli evrakı aldın mı?
Pek sayılmaz. Belge yanlış düzenlenmiş
Düzeltmemiz gerekecek. Elimden geleni yaparım.
- Eşyalara yardım edeyim. - Hayır, problem değil.
Böyle iyi, teşekkür ederim.
Bunlardan hiç kullanmamıştım.
Burada bolca kullanırsın.
Bulantın var mı?
- Hayır, Şimdilik iyiyim. - Peki
Nuno'nunkini giymeyeceğim.
Mayom olmadan girmem.
XL beden olduğunu görmüyor musun?
XL, yani ekstra büyük.
Hey, hey, hey, Eugène sinirleniyor.
Nuno, Nuno, dur.
Onu Rahat bırakın.
-Bu kadarı kâfi - Mayomu aldılar.
Tamam sorun yok.
Bu şekilde yüzemem - Çıplak yüz.
-Çıplak şekilde yüzmeyeceğim - Yeter.
Senin kuzenlerinde bu kadar sinir bozucu mu?
Onlar daha çok, benim kardeşlerim gibiler.
Lois, burada olmandan çok mutlu.
Yani, tanımadığın bir kuzenin olması
garip, değil mi?
Bir fotoğraf çekilelim...
- Tam annen gibisin. - Evet.
Ailen Vigo'da mı yaşıyor?
Şehrin biraz dışında. Birkaç güne onları ziyarete gideceğiz
Şurası Cíes Adaları.
Hadi Nuno!
Sahile kadar yarışalım!
Soğuk mu?
Üç, iki, bir...
Donuyorum.
Korkanın çocuğu olmaz, Nuno.
Çocuklar, buz gibi!
Kuzenin ne der sonra?
Atlamaya götün yemiyor işte!
Madrid'de yaşamasaydık, her gününü denizde geçirirdi.
Girmiyor musun, Marina?
- Hadi! - Sen de atla.
Kan dolaşımı için harika!
- Atla, Marina! - Baştan uyarıyorum, çok soğuk.
- Sadece başta soğuk. Atla. - Gerçekten o kadar soğuk mu?
- Haydi, Marina! - Atla!
İki...
Üç!
- Nasıl? - Akdeniz gibi değil!
Piştiler mi?
- Yakmamaya dikkat et. - Yanmazlar.
Biraz tuz ekle.
Şuna daha çok tuz lazım.
- Yardım edebilir miyim? - Hayır, gerek yok canım.
Lois'in elinden her iş gelir.
Pek sayılmaz...
- Sardalya sever misin? - Evet.
Güzel kokuyor.
Umalım tadı da öyle olsun.
Deniyoruz bakalım.
Ailem orada yaşıyordu, değil mi?
Şu yüksek binada.
Toralla sanırım.
- Araştırdın mı? - Evet.
Annemin günlüğünde okudum.
Onlar binanın karşısında ki...
Ne yapıyorsun?
Vallahi, dört yaşında gibiler.
Şunlara bak!
Hayır, Toralla olamaz.
Annen hamile kalana dek, iki-üç yıl kadar
Samil plajının karşısındaki o binada oturdular.
Hayır, annem Barselona'da hamile kaldı.
Hayır, buradaydı.
Fikir sizi buraya, Vigo'ya getirmekti.
Ama annen Barselona'ya dönmek istedi.
O zaman ayrıldılar.
Fon hastalanınca ayrılmadılar mı?
Hayır, o çok daha önceydi.
Daha da önceydi.
- Hazır mı? - Çekil, elini yakacaksın.
Nuno, yeter.
- Hazır değil. - Al bakalım.
Teşekkürler anne.
Ailesi Samil sahilinde mi yaşıyordu?
Bilmiyorum, sadece bir kere gittik.
Belki sen bir kere gittin.
Birkaç kere gittim.
Ve kesinlikle Samil olduğunu biliyorum.
Çocuklar, lütfen.
Evet.
Evet, evet.
Tamam.
Harika, gerçekten çok iyiler.
Evet, bazen karıştırıyorlar ama çok cana yakınlar.
Yok, sadece anlattıkları kadarıyla işte.
Önemli değil.
Anne, çok havalı bir yelkenlideyim.
Normal olanların nasıl olduğunu bilmiyorum ama çok havalı.
Dışarıda göründüğünden çok daha büyük.
Çok pahalı olmalı.
Tamam, telefona onu ver.
Merhaba, Nine!
Harika, çocuklarla ormanları temizliyoruz.
Tabii, bize yemek veriyorlar.
Evet, yakışıklı bir çocuk var,
ama şuanlık erkek arkadaş istemiyorum.
Evet, Nine, tabi ki geleceğim.
Evet, endişelenme.
Henüz değil...
Evrak işlerini, hallediyorum.
Lois'le konuştum.
Hayır, sorun yok, bana yardım ediyor.
Tamam, yakında konuşuruz.
Ailenle konuştun mu?
Evet, kendilerini ayarlamaları lazımmış
- Eğer bizi istemiyorlarsa gitmeyiz. - Kendileri kaybeder.
Kafaları karışık sadece.
- Peki ya kız kardeşin? Hazırlık işleri falan...
Eğer herkes ile tanışmak istiyorsa, buna engel olamam.
Nuno, iyi misin?
Bir sorun mu var?
Göreyim bakayım.
Ot içtiğine inanamıyorum.
- Bu konuda ne demiştik? - Çizgiyi aştın.
Seni keş.
Haydi, ikile.
- Defol git. - Sabrım tükendi.
Bu ne? Kazak yeni mi?
22 Nisan 1984.
Saat 7:30 ve Fon'la birlikteyim.
Biraz kestiriyor.
Uyurken onu izlemeye bayılıyorum.
Gamzeleri belli oluyor.
Dün vardığımızda gelgit çekilmişti.
Yengeç yakalayıp akşam yemeğinde yedik.
Cíes gerçekten güzel.
Eski günlerdeki gibi çadırdayız.
Sadece deniz ve kuş sesleri, tamamen yalnızız.
Yüce Rabbimiz, Dualarımıza kulak ver..
ve denizde yitip gidenlerin ruhunu şad eyle...
Onlara ebedi huzur bahşet.
Tanrı’nın sonsuz merhametiyle,
denizde kaybolan ruhların kurtarıcısı...
Kimleri görüyorum.
Merhaba!
Burada ne işleri var?
Baksana büyükannen ne kadar şık olmuş.
Merhaba!
Merhaba!
Bak, Marina.
Büyükannemiz ve büyükbabamız.
Anlamıyorum. Hiç anlamıyorum.
Nuno, dümeni ver bana.
Ailen orada. Sen git.
Neden buradalar? Söylememişler miydi?
Merhaba!
Geleceklerinden söz etmemişlerdi...
No comments yet. Be the first to leave one.