Esimesed 200 rida.
Bir zamanlar,
James adında bir çocuk vardı,
torunum.
Bir vedanın ne kadar ağır olduğunu çok erken yaşta öğrenen bir çocuk.
Ailesinin ölümünden sonra,
eski ahşaptan ve tıkırdayan saatlerden oluşan,
anılarla dolu bir eve, yanıma taşındı.
Fakat ölüm açgözlü bir ziyaretçidir.
Ve asla sadece bir kez gelmez.
Geri döndü ve onun en yakın arkadaşını aldı.
Çocuğun kalbinin nasıl kırıldığını gördüm.
Bu yüzden.
Bu yüzden bir yemin ettim:
'Bir daha asla kimseyi kaybetmeyeceksin.'
Ve çalıştım.
James'e yasak olan bir yer olan bodrumda uzun günler geçirdim.
Günler haftalara dönüştü,
ve bir şey,
sadece onun için bir şey,
asla veda etmeyecek bir şey...
asla ölüme ait olmayacak bir şey yarattım.
Pinokyo.
PİNOKYO İPLER KOPTU
- Bugün değil, teşekkürler. - Olamaz, yine mi!
Gerçekten dede, bu şaka o kadar eski ki, huzurevine kaldırılmalı.
Görüşürüz, James.
O nasıl?
Az önce biraz durgundu, ama sanırım düzelecek.
Ya sen?
Olabildiğince iyiyim. Teşekkürler.
- Görüşürüz. - Ona göz kulak olduğun için sağ ol.
Zach, hadi ama!
Paltonu al, ufaklık.
Temiz hava bize iyi gelecek.
Hadi gidelim.
Sevdiğin birini kaybetmek her zaman zordur.
Önce annen, şimdi de en yakın arkadaşın.
Bazen sonrasında ne olacağı
hakkında endişeleniyor musun dede?
Yani,
öldükten sonra.
Ben sadece senin için endişeleniyorum.
Ben... keşke,
Zach hâlâ burada olsaydı. Her şey farklı hissettiriyor.
Belki de hâlâ buradadır.
Bence seni sen yapan şey,
sonrasında da kalır ve etrafımızdaki her şeye karışır.
Dudley bunların saçmalık olduğunu söylüyor.
Dudley burnunu karıştırıp yemişti de.
Yukarı bak.
Ne görüyorsun?
Bir sürü yıldız mı?
'Yerde ve gökte, Horatio, sizin felsefenizin
hayal edebileceğinden daha fazla şey var.'
Bu, hayatın olasılıklarla dolu olduğu anlamına gelir.
Dede, iyi misin?
- İyi misin? İstersen... - İyiyim. Endişelenme.
Emin misin?
Kesinlikle.
Eve dönmeliyiz.
Yarın sana çok heyecan verici bir şey göstermek istiyorum.
Dışarı çık, seninle konuşmalıyım.
Şimdi düşün! Emin misin?
James?
Kiminle konuşuyorsun?
Aşağı gel. Seni biriyle tanıştırmak istiyorum.
Biriyle mi?
Gel. Gel.
- Yukarıda... dolaşan şey o mu? - O olmalı.
Nerede?
İçeride.
Sanırım utangaç.
Hadi çık dışarı.
Seni biriyle tanıştırmak istiyorum.
Sana bahsettiğim çocuk bu.
Evet, o.
Gördüğü ilk insan,
sensin, oğlum.
Sanırım senin arkadaşın olmak istiyor.
Hayır! Hayır! Bekle! Lütfen! Dur!
James. Bekle!
Beni dinle, James.
O lanet şey de neydi?
- Sakin ol ve ağzını topla. - Hayır, aşağıdaki... o şey de neydi?
- O... o da ne? - O bir şey değil, o bir varlık, James.
O yaşıyor.
Hiçbir şey her zaman göründüğü gibi değildir.
- Canlı mı... - Neden bahsediyorsun sen?
İnanması güç ama bana güven, zamanla her şey yerine oturacak.
Seni korkutmak istememiştim.
Bir arkadaşa ihtiyacın olabilir diye düşündüm.
En azından onun var.
Ne? Arkadaş mı?
O şeyle mi?
İkinize de iyi gelebilir.
- Ne zamandır aşağıda yaşıyor? - Bildiği tek hayat bu.
Neden merhaba demiyorsun?
- James. - Benim... adım Pinokyo.
- Arkadaş mıyız? - Belki, göreceğiz.
James.
Bundan kimseye bahsetmeyeceksin, anladın mı?
Aferin oğlum.
Gemimi alamayacaksın, Kaptan James.
Seni tahtadan yürüteceğim!
Anladın mı?
Sıra sende.
Bu... ben miyim?
Evet.
Ve şimdi...
Oha!
Bu da ne amına koyayım?
Hiç, hiçbir şey. Sadece dedemin yaptığı bir kukla.
Bu kitap biyolojiyle ilgili.
"Biyololoji" nedir?
Erkeklerin organlar ve kaslar
bakımından neden senden farklı bir yapısı olduğunu açıklıyor.
Bizi başka ne farklı kılıyor?
Dişler, gözler, saç, deri.
Yani, bir sürü şey var.
Tıpkı senin gibi olmak istiyorum.
Hayır, inan bana istemezsin.
Sen benden çok daha havalısın.
Bu ne?
Sürü kıyı ovalarında dolaşırken,
tehlike gizlice pusuda bekler.
Ancak bir yırtıcı saldırdığında,
sürü birbirini koruyacaktır.
"Sürü birbirini korur!"
Sen benim sürümsün.
Fakat bazen...
en büyük tehlike
grubun kendi içinden gelir.
James.
- Neden? - Olmaz.
James'in yanında olmak istiyorum.
Yarın okula gidecek. İnsanlar bunu iyi karşılamaz.
Sadece penisim yok diye mi?
Hayır.
Buna ne diyeceğimi bilemiyorum.
Dünya henüz sana hazır değil.
Yüz kilo falan.
- Yok artık, saçmalama. - Kas kütlesi, sadece gizli.
Aslında... diyete ihtiyacı var.
- Bu konuda yardıma ihtiyacı var. - Peki kim yardım edebilir?
Benim diyetimle rahatça 3 kilo verir!
- Nasıl? - Bir kolunu kesiveririm!
Siktir!
Kafam.
Çocuğum, yaklaş.
Kıymıklarım acıyor.
Konuşabiliyor musun?
Senden sakladığı gerçeği başka kim söyleyebilirdi ki?
Sen... nesin?
Ben senin Ağaç Annenim.
Geppetto bedenlerimizi oymuş olabilir ama zihnini ben şekillendireceğim.
Orada sıkıştın mı?
Evet, tıpkı senin gibi.
- Ben sıkışmadım. - İplerin görünmez olabilir ama hâlâ onun kuklasısın.
Ben kukla değilim!
Ben James gibiyim.
Ben gerçek bir çocuğum.
Bak sen şu işe, burnun seni ele veriyor!
Yaratıcın senin gerçek olduğunu söylüyor.
Ama sana James'e baktığı gibi bakmıyor.
Seni kolunun altına saklamasını değil, kollarında tutmasını istiyorsun.
Yaklaş, sana nasıl... gerçek olunacağını fısıldayayım.
Deriye, kana, dişlere, saça ihtiyacın var.
- Al onları. Giy! - Iyy, bu iğrenç. Asla!
James dışarıda güneş ışığında yaşarken, sen sonsuza dek
burada kilitli kalacaksın, küçük kukla.
Tabii yanılmıyorsam.
Bana kanıtla.
Pinokyo?
Buradasın.
Bunlar kim?
Onlar benim en iyi arkadaşlarım.
En iyi arkadaş mı?
Evet, sanki...
ömür boyu bir dost gibi.
Koruduğun ve asla sözünden dönmediğin biri falan.
Biz en iyi arkadaş mıyız?
Bana elini ver. Bunu resmileştirmek için bir şey yapmalıyız.
Çok gizli bir el sıkışması.
Önce ellerimizi birbirine vuruyoruz, şöyle...
Ve sonra...
Aynen...
Aynen böyle.
İyi tahmin.
Yarın yine okula gidecek misin?
Evet, sen de benimle geliyorsun.
Ama önce bana bir söz vermelisin.
Ne olursa olsun, hareket etmemelisin!
Sadece... bir kukla mı olayım!?
Bu kolay!
- Neden böyle bağlısın? - Babam güvenliğim için olduğunu söylüyor.
Dostum. Dudley birazdan gelir. Hadi, gir şuraya.
- Oh, çok ağırsın. - Hiç de değilim.
Acele et, yoksa okula geç kalacaksın, James.
Sonra görüşürüz, büyükbaba.
Görüşürüz, ufaklık.
No comments yet. Be the first to leave one.