Esimesed 200 rida.
The Institute'da daha önce...
- Anne? - Tabii evlat, ne istersen.
Enstitü'ye hoş geldin.
Adın Luke Ellis, Minneapolis'ten geldin...
Ve zekisin.
TK misin, TP misin?
TP, telepati. TK de...
Telekinezi.
Bazen etrafımdaki şeyler hareket ediyor.
- Ama bu kadarcık şey... - Buraya kapatılmana yetmez mi diyorsun?
Şu an Ön Kısım'dayız.
- Arka Kısım da mı var? - Evet.
Ön Kısım'dan mezun olunca oraya gidiyoruz.
Hoş geldin Luke.
Bay Stackhouse ile tanıştın, Güvenlik Şefi'mizdir kendisi.
Bu da Dr. Hendricks.
Burada yaptığımız ileri teknoloji bilimin mimarıdır.
Benim adım Bayan Sigsby. Ben de...
Patronsun. Biliyorum.
Hiç şüphen olmasın,
Dünyayı kurtarmaya yardım edeceksin.
Ve hizmetin bittiğinde,
Hafızan silinip eve gönderileceksin.
Biz canavar değiliz.
Bak evlat, bu iş için fazlasıyla niteliklisin.
Biz iyi bir ekibiz.
Sen ise sokaktan gelmiş bir adamsın.
Millet gece bekçileriyle dalga geçer...
Ama bizim gibi küçük bir ekip için kritik bir iş bu.
Bu dünyada her gün
öyle şeyler oluyor ki aklın almaz.
Haklıydın. Güvenilmezdi.
Geçmiş zaman?
Hallettim.
Luke, Nicky ile tanış.
Çıkmak istiyorsak kendimiz çıkacağız.
Peki Zeki Çocuk...
Buradan nasıl olup gideceğiz?
Çeviri: Vexloth
Bu arada, hiç suçiçeği oldun mu?
- Anne? - Tabii evlat, ne istersen.
Kalk bakalım uykucu! Parti başladı.
Eğlenceyi kaçırmak istemezsin!
# Ön Kısım'ı bitirdin #
# Ön Kısım'ı bitirdin #
# Ön Kısım'ı bitirdin #
# Sevgili Iris #
# Ön Kısım'ı bitirdin #
Dilek falan mı tutmam lazım?
İstersen tut.
Keşke yaşımı doğru saysaydın mesela?
Sadece 13 mum var.
Pardon tatlım.
Bunlar Ön Kısım'daki 13 günün için.
Ama artık kendi yolundasın.
Sabahın sekizinde pasta mı?
Unutma, Eğlence Adası.
Unutmadım da, kahvaltıda krema yemek istemiyorum.
Aşırı ürkütücü.
Selam.
Bugün ilk test günün, değil mi?
- Evet. Pastayı ye. Şeker iyi gelir.
- Neye iyi gelir? - Bana güven.
Her şey yoluna girecek.
Şimdi, Nicky...
Nicky dedi ki ona yardım edecekmişsin.
Hepimize bir yol bulacağım.
Bu kadar emin misin kendinden?
Ne güzel.
Iris, vakti geldi.
Kız ona fena tutulmuş.
Komik olan, kafasında benden gizlemeye çalışıyor ama...
Bebeğim, yüzünden belli zaten.
Yani beraber misiniz? Senle Nicky?
Emin değildim de...
Sanırım ben de emin değilim.
Açıkçası, Nicky ile beraber miyiz bilmiyorum.
Neyiz onu da bilmiyorum.
Daha iki haftadır tanıyorum.
Birkaç güne görüşürüz.
- Evet. - Tamam.
Evet, görüşürüz.
Tanrım!
İlk büyük gün, kaplan.
Kendini hazırla.
Bir iki saate gelip seni alırım.
Hadi Iris.
"Bir daha göremeyeceğiz."
- Günaydın. - Hey, bana yardım eder misin?
- Ben aslında... - Lütfen.
- Ben... - Harika olurdu.
- Ben... - Evet.
Tam da gidip...
- Tamam... - Tut onu, evet.
- Evet, işte bu kadar. - Bu...
- Oldu işte. - Evet.
Seni sevdi.
Bekar da.
Hukuk adamı burada kalıyor diye bizimkiler biraz rahat eder umarım.
Ama lise balosu gecesi işleri ve...
Çocukların buraya ot çekip yastık savaşı yapmaya gelmeleri biraz azalabilir ama.
Evet.
İnan, bizim Memur Gullickson da yıllar önce o eğlencelere katılan tayfadaydı,
Yanlış hatırlamıyorsam.
Aklıma gelmişken... Biraz önce aradı,
Uyanır uyanmaz karakola gitmeni söyledi.
O zaman ben en iyisi...
Aslında direkt odana bağlanmak istedi
ama rahatsız etmeyin kağıdını asmıştın.
Biz de Stanton Oteli olarak konuklarımızın isteğine karşı gelmeyiz.
Tamam, görüşürüz.
- Öyle değil mi Bedelia? - Görüşürüz.
Peki.
Hadi bakalım.
Evim evim güzel evim.
Bu sabah eyaletten bir uyarı geldi.
İki kişilik bir soygun çetesi bu tarafa geliyor olabilir.
Geçen hafta New Hampshire'da bir marketi soymuşlar,
Pazartesi sabahı Kittery'de,
Dün gece de Bangor yakınlarında bir yeri basmışlar.
Sınırı geçmeye mi çalışıyorlar?
Doğuya kıvırmazlarsa olabilir.
Otoban onları tam buraya getirir.
Anladım.
Yani beni buraya bunun için mi çağırdın?
Telefonda söyleyemedin mi?
Büyük şehir polis okulunda böyle laflar mı öğretiyorlar?
Amir, silah taşımak ister misin diye sormamı söyledi.
Onları yakalayana kadar.
- Kasada yedek Glock'lar var. - O konuda sıkıntı yok.
Kendi silahın mı var yani?
Yok.
Sen bilirsin.
Ve tabii bir şey olursa tek işin haber vermek.
Emredersiniz.
Bir konuda yardımın dokunabilir.
Bu kasabada bir insan yulaf sütlü latteyi nerede bulur?
Waterville'de bir Starbucks var.
- 150 kilometre kadar. - Yok, o büyük şehir polisi şakasıydı.
Latte falan içmem ben.
İçim rahatladı. Bak...
Bu gece dikkatli ol.
O herifler buradan geçerse, tebeşir pek işine yaramaz.
Belki. Ama merak etme.
Espri yeteneğim ve karizmam yeter de artar bile.
Kahve yakıtı istiyorsan,
Sunrise Diner'a git, iki sokak ileride sağda.
Teşekkür ederim hanımefendi.
"Hanımefendi" derken?
Bayan?
Memur hanım?
Oldu.
Kaçırma ekibinin lideri miydi?
Evet efendim. Geçen yıl terfi etti.
Demek ki güvenlik taramalarımızda hala eksik var.
Efendim, Bayan Sigsby ile de konuştuğumuz gibi...
Tarama dediğiniz şey zaman meselesi.
Bana birkaç kez belirtti ki, personel ihtiyacı acilen hızlandırılmalı...
Hayır. Benim ihtiyacım, daha fazla çocuk.
Ve bir kaçırma ekibi lideri olarak görevin her detayına vakıf mıydı?
Hayır efendim. Sadece Ön Kısım'a erişimi vardı.
Pek iç rahatlatıcı değil.
Bu kadını ne zamandır takip ediyordun?
Bunu size soruyorum Bay Stackhouse.
Martta pasif gözetimi arttırdık.
Geçen hafta aktif önlemler onaylandı.
'Aktif önlemler" dediğin... Şu muhabirin mi?
Efendim, bu görüşmede herkesin yetkisi...
Bay Stackhouse, eğer Bayan Sigsby'nin bu görüşmede olmamasını istesem, olmazdı.
Peki bu hainin sadece o muhabirle irtibat kurmaya kalkmasına emin misin yani?
- Eminim. - Bayan Sigsby,
Biliyorum, kaçırma ekibi direkt olarak sizin sorumluluğunuz değil.
Ama bu açığı en hızlı doldurmanın yolu,
İçeriden birini oraya kaydırmanız.
Biliyorsunuz, elemanımız zaten yok denecek kadar az.
Biliyorum.
Ama kendin söyledin.
Yeni anahtar delikleri açılıyor,
Senin asıl ihtiyacın daha fazla çocuk.
Benim asıl ihtiyacım da...
Kaçırma ekiplerinin tam kadro çalışması.
O yüzden bir kez daha söylüyorum.
Daha azla daha fazlasını ver bana.
Yoksa Komite'ye sana atanan hedefleri yetiştiremediğini söylerim.
Tabii ki hayır. Hepimiz üzerimize düşeni yapacağız.
Peki ya Bay Stackhouse'un muhabiri nasıl?
Tarama yapılmıştır herhalde.
Kalıcı biri bulunana kadar kaçırma ekibine yerleştirebiliriz.
Ne dersiniz Bay Stackhouse?
Hemen hallederim efendim.
Güzel.
Demek bir muhabiri gerçekten bağlayabildin.
Üç yıl önce özellikle böyle bir durum için ayarlamıştım.
Öngörümü beğenirsin diye düşünmüştüm.
Beğendim.
Ama o görüşmede güvenliğimi sorgulamanı beğenmedim.
Sakin ol. Yetki meselesinde nasıl tepki verdiğini biliyorsun.
- Adama biraz yem attım sadece. - Beni zan altında atarak.
Komik.
Ne kadar komik olabildiğini unutmuşum.
No comments yet. Be the first to leave one.