Esimesed 200 rida.
24 SAAT ÖNCESİ
Aman ya! Beth, ödümü patlattın.
Buraya tek başına çıkma demiştim.
Neden? Aradığım şeyi biliyorum. Seni uğraştırmak istemedim.
Biliyorum. Ben sadece... Burası şey...
Ne?
Burası benim evim. Benim eşyalarım.
Bunlar senin değil. Bunlar hepimizin.
Tamam ama işte...
Burası riskli.
Senin aksine, ben ne yaptığımı biliyorum.
İnanmıyorum.
Ben onların... Şaraplar için gelmedim buraya.
Sandığa bakmaya gelmiştim. Eşyaları almaya.
Tam kapatıyordum, sen geldin.
Tamam.
Ne anlatmaya çalışıyorsun, Beth? Çünkü hep bir mesaj verirsin.
Sadece... Burası benim evim.
Ben yapmalıyım. Neyin nerede olduğunu ben biliyorum.
Tamam. Her ne boksa işte.
Kızımın yanında da küfür etmesen?
Lütfen.
Burada değil ki.
Hattâ evde bile değil. Trent onu ailesinin evine...
Evet, biliyorum. Ama yapıyorsun.
Yani önceden yaptın.
Genel olarak söylüyorum. Lütfen dikkat et.
Evet.
Evet.
Geliyor musun?
Evet, sadece şunu düzeltmem gerek.
Neyi düzelteceksin?
Dağıttığın yeri.
Hay si...
Tamam, yap. Ben de hazırlanayım.
Merhaba.
Merhaba, millet. Nasılsınız?
İyiyiz, Tess. Sen nasılsın?
İyidir. Her şey yolunda.
Evet, Beth söyledi. Madalya almışsın.
Kaç ay olmuştu? Altı mıydı dokuz mu?
Altı?
İyi bir şey, değil mi?
- Pardon. Gizli bir şey miydi? - Hayır, gizli değil.
İyi bir şey.
Ve evet, altı ay oldu.
Savunma dersleri veriyor.
Hem de Hollywood'daki Y'de.
Harika değil mi?
Hollywood'da falan ders vermiyorum.
Ya da Y'de.
Baldwin Hills'de ders veriyorum.
İlköğretim okulu. Eğlenceli.
Memeli Bay Miyagi gibiyim.
Hangi kısmı anlamadınız? Miyagi'yi mi memeleri mi?
Birincisi Karate Kid'den. İkincisi de...
Malum.
Sizde de var hani?
Neyse biz yola çıkmadan bir tezelenelim. Olur mu?
- Evet, tabii ki. - Oldu.
Birazdan çıkarız.
Bunları da mı davet ettin eve?
Evet.
- İkimiz gideceğiz sanıyordum. - Olabilir.
Hep beraber tek arabayla daha rahat olur demiştim.
- Ama eğer istemezsen... - Of.
Ne?
- Hiç. Hiçbir zaman dediğini yapmıyorsun, hepsi bu.
Ah, lütfen. Söyleyene bak.
Sanki kendin çok hırlı boksun!
Hop hop Beth! Küfür etmeyelim. Çocuklar var!
Çiftlik dağın başında.
- Öyle mi? - Evet, öyle. Tamam mı?
Rose neden oraya gitmek istedi bilmiyorum ama istedi.
Ben de "Süper. Tamam, olur" dedim.
Ama öyle bir kaçamak yeri değil aslında.
Her şey için de tartışmasak, lütfen?
Olur.
Yani kimin umurunda? Sadece...
Benim umurumda. Ben onlardan hoşlanmıyorum.
Sen kimseden hoşlanmıyorsun.
Benim de Rose'un da arkadaşlarından nefret ediyorsun.
Kendi arkadaşların da yok tabii.
Hoşlandığın tek kişi var mı, Tess? Varsa söyle.
Bilmiyorum. Sanırım senden hoşlanırdım ama çok eskidendi.
Bazen çok şirret oluyorsun.
Sağ ol.
Neyse, kim sürüyor? Sen mi ben mi?
Yalnız yarış falan yapmıyoruz, ona göre!
Lütfen onları bırakıp gitme.
Onları mı? Hayır, sözüm söz.
Hadi oradan. Saçmalamış resmen.
Ben öyle bir şey söylemedim.
Hayır, demedim. Demedim.
Tamam, belki dedim. Ama onunla değil.
Vodka da alalım mı?
Ee herhalde. Parti sonuçta. Vodka içen de olur elbet.
Ne? Hayır, sana demedim.
Esther'le konuşuyordum. Kankamdır.
Kim o?
Müsaade eder misin?
Hayır, hayır. O Jasmine.
O diğer kankam. Bu Esther.
Hayır, tanışmadınız.
Neyse, cidden boş ver.
Sebastian, izin verirsen...
Amanın!
Merhaba! İnanmıyorum! Harika görünüyorsunuz.
N'apıyorsunuz?
Hiç. Bir şeyler alıyoruz. Aynı sizin gibi.
Hemen içkilere saldırmışsınız bakıyorum?
Haydi ama! Partiye gidiyoruz.
Emin misin?
Nereye gittiğimizi biliyor musun?
Ev dağın başında ve alınma ama döküntü bir yer.
Hayır, biraz eski. Ama güzeldir.
Rose'la çocukken hep giderdik. Neredeyse her yaz.
Evet ama kim gelin görme bilmem nesini...
çölün ortasında bir çiftlikte yapar ki?
Pardon? Gelin görme bilmem nesi değil bu.
Bekarlığa veda partisi. Arada çok fark var.
Evet, yani! Neymiş fark?
Kocakarılar, teyzeler, veletler olmuyor işte.
Rose'un isteği bu!
Biz bize eğleneceğiz ve kafaları bulacağız!
- Aynen. - Evet, evet!
Pardon.
Burayı temizleyebilir miyiz?
Anlaşılan Mia pek değişmemiş.
Evet, öyle denebilir. Ama bir şey olmaz.
Yani biraz içince daha iyi olur.
Ya da kafası güzelken.
Ya da seviştikten sonra.
Ne? Ben yatmadım onunla.
Ne? Yatmadım.
Yani üniversiteden beri.
- Biliyordum. Biliyordum! - Ne?
Biliyordum.
Kızlar, atıştırmalık? Esther, gelsene.
Cips!
Peynirli makarnanın yanına ne gider?
Hey, güzellik. İstersen yardım edelim?
Aynen, gezmek istersen de kamyonetimiz dışarıda.
Gel, bindirelim seni!
Sağ olun. Gerek yok.
Sen ne dersin, tatlım?
Macera ister misin?
Kalsın, sağ olun.
Maalesef bu mağazada asya ürünleri yok. Yani...
Oo bir tane daha varmış.
Beyler demlenmeye ara mı verdiniz?
Yoksa kız kardeşinizden başka kadın görünce heyecan mı yaptınız?
Güzele bakmak sevaptır, derler.
Öyle derler, galiba.
Sana bakmıyoruz zaten. Sen bak işine.
Olur.
Hey, orduda görev yapmadıysan bence o şapkayı hiç takma.
Görev yapmadığın da belli.
Ben yaptım.
Ordudaydım. Ben verdim ona.
Hadi canım. Nerede görevliydin?
Ramstein. 86. Hava İkmal.
Ordudaydım deyince, ben de askerlik yaptın sandım. Pardon.
Siktir lan.
Sen o birliğin nerede olduğunu bile bilmiyorsundur.
Tam olarak değil ama Almanya'nın güneybatısındaydı galiba?
Kaiserslautern'e 15 km, Landstuhl'e 3 km mesafede?
Siman yabancı gelmedi aslında.
Yaralı olarak üsse getirildiğimde...
lazımlığımı değiştirenlerden biriydin galiba sen?
Neredeyse tanıyamadım.
Sallama lan.
Ne sallaması?
MP'ydim ben hava kuvvetlerinde.
Askeri İnzibat yani.
Bak sen!
Hangi üsten getirilmiştin?
Felluce.
Irak'tadır, siz duyun beyler.
Bırak hikâyeyi. Yaşın kaç ki senin daha?
Yoo. Üçüncü kuşatmadaydım. 2016.
O kuşatmada birliğimiz yoktu lan karı!
Vardı, 2014'ten itibaren gözetmendik.
Onları kim koruyordu sanıyorsun, hıyar herif?
Benim gibiler. Bütün riski biz aldık.
Senin gibi avrupayı turlayıp festivallerde gezenler değil.
Laflarına dikkat et!
Öyle olsun.
Kendini sert sanıyorsun demek?
Yani sertimdir, evet.
Kim daha sertmiş görelim istersen?
Tess?
Çok isterdim ama partiye geç kalıyorum.
Belki başka sefere.
Orada görüşürüz.
Tamam, oldu.
En azından şarapları varmış.
SATILDI
Bekçileri tanıyor muyuz artık?
Ben tanımıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.