Lanterns

Lanterns

دانلود زیرنویس Turkish

فصل 1

هماهنگ با نسخه‌های زیر

lanterns 2026 s01e01 1080p web h264-cakes
ناشر desprite
Çeviri: Yunus Emre Sav

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2026-08-17
تعداد دانلود: 4
مخصوص ناشنوایان: No
FPS: 23.976

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Bu akşam 60 dakikalık özel bir bölüm var.

10 yıl önce hiçbirimiz kendine Yeşil Fener diyen birinin

koruması altında olduğumuzu bilmiyorduk.

Sonra birdenbire ortaya çıktı

ve bir meteorun Victoria Şelaleleri'ni yok etmesini önledi.

Daha doğrusu kısmen ortaya çıktı diyelim.

Şimdi bir süper kahramanla ilk kez yakından tanışacaksınız.

Gergin misin?

Ben gerilmem. İşimin şartlarından biri.

Elbette.

Heyecanlıyım.

Öyleyse kimsin sen?

Ben Hal Jordan.

- Of be Marcus! - Başımızı belaya sokacaksın!

Pencereden bak yeter!

Peki, dünya senin hakkında ne bilmeli?

Hava kuvvetleri gazisiyim.

Eski bir test pilotuyum.

Açıkçası...

Sıradan bir insanım. Sizin gibi.

Ama ayrıca Dünya'nın ilk Yeşil Fener’isin.

Tabii, o da var.

Hal Jordan birçok açıdan bu rol için doğmuş denebilir.

Babası başarılı bir test pilotuymuş

ama Hal daha sekiz yaşındayken uçak kazasında ölmüş.

Hal babasının izinden giderek...

Eyvah eyvah, geldi!

Of! Hadi ama John, televizyonu kapat!

Yani, burada tek ben varım. Devriye polisi gibiyiz diyebilirim.

Her birimize galaksinin bir parçası düşüyor.

Peki, bu parça için sen nasıl seçildin, bir tür testle mi?

John, kapat şunu!

Tek bir soru vardı.

Of, bittik biz.

Korkuyor musun?

Ve cevabın "hayır" oldu.

Doğru.

Her çocuğun en büyük korkusu anne babasını kaybetmektir.

Bunu yaşadıktan sonra...

korkacak bir şey kalmıyor.

Gerçek adı neymiş?

Hal, bir şey.

Hal mı?

Evet efendim.

Dışarı, hemen.

Korkuyor musun?

Hayır efendim.

Hadi hamburger yiyelim.

Siktir.

Geç kaldım.

Evet efendim.

Bir şey demeyecek misin?

- Kızmadığına emin misin? - Evet efendim.

Ben kızardım mesela.

İki haftalığına ortadan kaybolmak, açıklamasız. Akşamdan kalma gelmek.

Geç kalmak.

- Hadi, birazcık kızmışsındır. - Hayır efendim.

Rahatsız oldun mu?

Hayır efendim.

Neden her "efendim" deyişin gitgide daha çok "siktir" gibi geliyor?

Hiçbir fikrim yok, efendim.

Nerede olduğumu merak etmişsindir.

- Pharon 4'ü duydun mu hiç? - Şey, eğitimdeyiz.

- Henüz gezegenden çıkmadık. - Tabii, doğru.

İç savaşın eşiğine gelmiş boktan bir gezegen diyelim.

Kısacası akşamdan kalma olmamın sebebi bu. Barışı kutluyorduk.

Nasıl başardınız?

Biraz diplomasi, biraz sopa, biliyorsun işte.

Bilmiyorum efendim, olay bu zaten.

Bol bol zamanımız var.

Saygısızlık olmasın ama başlayalı galiba iki ay oldu.

Ve yüzüğü daha hiç takmadım.

Takılara kafayı çok takma Junior. Yüzük seni seçince takacaksın.

Muhafızlar'ın beni seçmesi yeter sanmıştım, o yüzden.

Koca Mavi Patronlar seni iyi bulabilirler

ama sadece bir yedek öğretmensin Junior.

Yüzük isteyene kadar sınıfın önüne çıkmaya hazır değilsin.

Al.

İster misin?

Bu bir test mi?

Yaklaşık beş kilometre ileride bir takocu var.

Orada buluşuruz.

FENERLER

- Alo. - Baba, beni öldürmeyi denedi.

Bir uçuş dersine gidiyorduk

ve Jordan beni öldürmeye çalıştı.

Seni öldüremez.

Sadece kızdırmaya çalışıyor.

- Kızmıyorum ki be! - O zaman test ediyor.

Onların öfkelenme hakkı var, bizim yok. Nefes al, sağlam dur ve ciddi ol.

- Sakin olacaksın, anlaştık mı oğlum? - Tamam efendim, sakin olacağım.

Güzel. İstiyorsun, değil mi?

Elbette istiyorum.

Yolundan şaşmazsan bu iş senindir.

Şaşmayacağım.

Siktir.

Öldüm mü?

- Ne? - Yüzüğümü takıyorsun.

Bu bir şaka mıydı?

Seni kızdıracak bir şey mi yaptım? Öyleyse üzgünüm.

Siz, Hal Jordan, üzgünsünüz.

Aynen öyle.

Beyin sarsıntısı herhâlde.

Dur bir saniye.

En baştan alalım.

Kimsin ve niye yüzüğümü takıyorsun?

Ben John Stewart, öğrenciniz.

Fener’ler sektöründen öğrenci almaz.

Artık alıyorlar.

Sene kaç?

2016.

Hadi be...

Ne olduğunu söyler misiniz?

Hal Jordan'ın yedek bilinci ve yüzüğün algısının birleşimiyim.

Kendime mesaj ileteceğim.

- Yani Hal'sınız. - Hayır. Evet. Biraz.

Kendini bir buluta yüklediğini düşün. Arada gerçek dünyada ihtiyaç oldukça...

Fener’lerin haftada bir yüklenmesi gerek, gelecek için,

bize bir şey olursa diye.

Bunu sana öğretmeliydim.

- Seni eğitiyorum sanmıştım. - Ben de öyle sanmıştım.

En son ne zaman yedeklendiniz?

Görünüşe göre 10 yıl önce.

Kendimi bulmalıyım, neredeyim?

Beş kilometre ileride tako yiyorsunuz.

Güzel, beni uçurabilirsin.

Ben daha uçmayı bile öğretmedim değil mi?

Bakın ne diyeceğim.

Size ileteceğim şeyi bana söyleyebilirsiniz.

Sana güveniyor muyum?

Yani şey,

iyi anlaşıyor muyuz?

Çok iyi anlaşıyoruz.

Rushville, Nebraska'da uyarı var.

Bu mu?

O beni anlar.

- Bak, Yeşil Fener. - Gerçekten o mu?

- Harika! - Yola çıkmış.

Yeşil Fener!

Bir fotoğraf!

Adam bir nefes alsın.

Hayvanat bahçesinde değiliz. Lütfen.

Yemeğinizi masanıza getireceğim Bay Jordan.

Çok sağ ol. Teşekkürler.

- Tamam millet. - Teşekkürler.

Baksana. Onunla sonunda tanıştım!

Şey, acaba kızımla da bir...

Elbette, gel.

Hadi.

- Teşekkür ederiz. - Rica ederim.

Annem kostümü özlemiş.

Öyle bir şey demedim.

Annene özel durumlarda giydiğimi söyle.

Tamam.

Ölebilirdim.

Eğitim istedin, eğitiyorum.

Nasıl kurtuldun?

Yüzükle ne yaptın?

Balonlu poşet.

- Sen bir dâhisin. - Tabii.

Tatlı ikramımız.

Çok teşekkürler.

Bir sorum var. Neden sadece özel durumlarda?

Şöyle düşün, gençken

kendini kanıtlamak istediğin için ciddiye alsınlar diye kravat takarsın.

Ama yaşlanıp bilgeleştikçe

kravatların zahmetli olduğunu fark edersin.

İyiymiş.

Evet.

İyiymiş.

Yüzüğümü ver.

Kendinize mesaj gönderdiniz bu arada.

- Ne diyorsun? - Yüzük.

Yedek bilinciniz.

- On yıl önce çok daha nazikmişsiniz. - Ne dedim?

Rushville, Nebraska'da uyarı var.

Sen ödersin.

Şerefsiz.

HOŞ GELDİNİZ

ŞERİF SHERIDAN İLÇESİ

Maalesef, kimseyi almıyoruz.

Öyle mi? Tüm kasaba burada gibi.

Lütfen dostum. Uzatmayalım, olur mu?

John Stewart. Hal Jordan'layım.

Ortağız.

Tek Yeşil Fener var sanıyordum.

Teknik olarak eğitimdeyim.

Yani yancı gibi.

Hadi bildir durumu.

Alo, patron.

Bir tane daha geldi.

Dalga mı geçiyorsun lan?

Söyle o sikik...

Şerefsizle tribünde beklesin...

Emredersiniz.

Gel.

Ne dedi?

Sahaya girme.

Beni bıraktınız.

Seni sınadım.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left