In the Blink of an Eye

In the Blink of an Eye

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

In the Blink of an Eye 2026 1080p DSNP WEB-DL DDP5 1 H 264-FLUX
ناشر BartuW

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2026-06-07
تعداد دانلود: 13
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Unutma, unutma, şimdiki zamandasın

ve şimdi ve şimdi...

M.Ö. 45.000 Neandertal Devri'nin Sonu

Belki şöyle... Rahat değilim...

- Tamam. Böyle nasıl? - Ben yapamam ki...

- Böyle iyi mi? Değil mi? - Hayır, pek sayılmaz.

- Olmayacak... - Tamam.

- Üzgünüm. Dursan iyi olur. - Ya ben...

Antropoloji Doktora Adayı

Üzgünüm, aklım başka yerde.

...Greg? İstatistik'ten

M.S. 2025

Şey,

sanırım ikimiz de burada uyumalıyız, değil mi?

Çünkü çok sarhoşuz ve...

Aslında bence eve gitmelisin.

Peki.

Bak... Bu gece bir şey olması gerekmiyor.

- Biliyorum. - Tamam.

Başka zaman yine deneyebiliriz.

Bu, gelecek planlarıma pek uymuyor

- çünkü buraya çalışmaya geldim ve... - Evet. Ben de.

Sonra görüşürüz.

Kapalı mı, açık mı?

Işıklar?

Açık.

Çalışacağım, açık kalsın.

Ömrü Uzatılmış Pilot

Günaydın Coakley.

Günaydın ROSCO.

Yapay Zekâ Yardımcı Pilot

M.S. 2417

Bugün nasılsın?

İyiyim. Rahat uyudun mu?

Evet.

Sen uyumayıp ne yaptın?

Hiç. Düşündüm.

İyi.

Biraz rakamlardan konuşalım dostum.

Aklında belirli bir konu var mı?

Vardık mı?

Bir bakalım. 210 yıl olmuş,

yani 126 yıl içinde Kepler 16b'ye varırız.

İyi olur, değil mi?

İstatistikten Greg Mesaj

Baş başayız dostum.

Pekâlâ, başlıyoruz.

Sol avuç içine bakıyorum...

Burada ne olduğundan emin değilim.

Bir şey mi tutuyor?

Annem

Çalışıyorum.

Evet.

İyi.

Her şey çok yeni ama iyi görünüyorlar.

Kahretsin.

Ne? Hayır.

Hayır, sadece ben varım.

Bütün mesele bu zaten,

mitokondriyal DNA'yı çıkarıp dizme, geri melezleme

ve yaşı belirleme işleri bende.

Araştırmam epey önemli yani.

Makale bile yayınlayabilirim.

Henüz bilmiyorum. Bu yüzden heyecan verici.

Daha uzun yaşayabiliriz.

Kansere çare bulabiliriz.

Nereden geldiğimizi öğrenebiliriz.

Princeton, New Jersey'de sayılmaz.

Anne, kapamam gerek.

Ben de seni seviyorum.

Greg - Sen de benim kadar akşamdan kalma mısın? Sanırım yaşlandık.

Bilmem! Ben hâlâ içiyorum.

Kahretsin.

Hey ROSCO?

- Efendim? - Öğle yemeğinde ne var?

TIKKA MASALA YAZDIRILIYOR...

Çarpışma yavaşlaması?

Hızımız saniyede 10,5 metreyle sabit.

Hâlâ tüm sistemleri inceliyorum.

- Sen takma kafana. - Biliyorum. Sadece...

Bana da yapacak bir şeyler lazım.

PHOENIX BEŞ

Senin için endişeleniyorum.

Tüm gece bunu düşündüğün için mi uyumadın?

Birçok şey düşünüyorum.

Yeterince su almıyor musun?

İstersen toprak testi yapabilirim.

Hayır, yeterince nemli görünüyor.

Bir saniye.

Toprak yeterince nemli görünüyor.

Peki. Sağ ol.

Oksijen seviyelerine baktım, biraz düşük.

Seradaki palmiyelere bakabilir misin?

- Ne kadar düşük? - Asgari bir fark

ama gitmişken bitki sağlığını kontrol edersin.

Ne kadar asgari?

Oksijende fark ettiğin seviye farkı nedir?

Yüzde birin altında.

Asgari ama bitkilerden gelen oksijen sabit olmalı.

Tamam.

Tanrım.

Evet, bunlar bana pek sağlıklı görünmedi.

Sorun ne?

Bilmiyorum. Hastalık var.

Bakteri mi mantar mı bilmiyorum

ama serayı dezenfekte etmeliyiz.

Tüm hastalıklı bitkilerden örnek alırım,

böylece kirleticiyi buluruz.

Kirletici olmaması gerek.

Ama var.

İG - Adamın nasıl?

Gayet iyi. Hâlâ tanışma aşamasındayız.

Yeni bir aşk mı başlıyor?

Ondan hoşlanıyor musun?

Biraz yaşlıca (45.000 yaşlarında) o yüzden ağırdan alıyoruz.

Yoksa kayıp halka o mu?

Yanıltıcı tabir olur, tek bir halka yok...

Tek bir halka olamaz,

bu daha karmaşık bir şey.

M.Ö. 45.000'deki genetik çeşitlilik...

Belki de. Karmaşık bir şey. Ne kadar antropoloji biliyorsun?

Hiç ile çok az arasında.

Anne? Beni duyabiliyor musun?

Hayır. Seni duyamıyorum.

Bekle. Dışarı çıkayım.

Duyabiliyor musun? Alo?

Üzgünüm, burada iyi çekmiyor.

Duyabiliyor musun?

Evet, üzgünüm. Yer altındaydım.

Her şey... Evet.

İki kez aradın. Ne oldu?

O ne demek?

Tamam ama sen neden...

Fark etmez.

Doktor ne dedi?

Tamam. Biriyle konuşabilir miyim?

Hâlâ orada mısın? Çünkü ben...

Hey ROSCO?

Verimli palmiyelerin yüzde 4,5'ini kaybettin.

Güzel. Bana bir hikâye, fıkra falan anlat diyecektim.

Özür dilerim.

Durum güncellemesi istediğini sandım.

Benim hatam.

Kesinlikle duymak istemediğim bir şeydi.

Tabii, mantıklı.

Ama sağ ol.

Güneş neden üniversiteye gitmemiş?

Neden?

Zaten bir milyon derecesi varmış.

Bir ara titredin.

Biraz seksiydi.

Biraz mı?

Çok. Çok seksiydi demek istedim.

Hiç bu kadar yoğun...

Şey olmadan, bilirsin...

Pardon, sen hiç...

Daha önce hiç orgazm olmadığını mı söylüyorsun?

- Hayır, onu demiyorum. - Ben de öyle düşünmüştüm.

- Tuvalete gitmeliyim. - Bu iyi. İyi... Ben...

- Hayır, sadece... - Vay be.

Ben hiç...

Boş ver.

Baksana, iyi ki mesaj attın.

Evet, bence de iyi ki atmışım.

Açıkçası, bunu beklemiyordum.

Lavabonun altında diş fırçası var.

- Diş sağlığına özen gösteriyorsan... - Hayır, erken kalkmalıyım.

Evet, ben de.

Vancouver'a uçacağım.

Vancouver'da ne var?

Annem.

Oralı olduğunu bilmiyordum.

Kanadalı'yım, evet. Cayma nedeni mi?

Hayır.

Sadece ziyaret mi?

Aslında biraz ciddi bir durum. Yani, sana...

Sorun yok. Anlıyorum. Ben sadece cinsel bir objeyim.

- Anladın sen. - Evet.

Görüşürüz. Mesaj atarım.

Bayanlar baylar, Vancouver'a inmiş bulunmaktayız.

Kendimi çaresiz hissediyorum.

Çünkü öylesin.

Ne yapacağız?

Palmiyelerimizin yüzde 30'unu kaybedersek ne olur?

- Görev başarısız olur. - Tamamen mi?

Evet.

Yüzde 15?

Bu da görev başarısız olur demek.

Pekâlâ, yüzde 10?

- Görev başarısız. - Makul hata payı kaç?

Yüzde altı.

Komik olan nedir Coakley?

Bebeklerin hayatları risk altında.

Çok düşük bir hata payı dostum.

Palmiye sağlığını etkileyen bir kirletici olmamalı.

Sana ne diyeyim? Hastalanmışlar.

Kapalı sistem dış patojenlere izin vermemeli.

Ne kadarını kaybettik?

Yüzde beş.

Tamam. Bir antibiyotik ve antiviral üzerine çalışalım.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left