نخستین 194 خط.
Yok, o öpüşen ben değilim.
Ben buyum işte. Terkedilmiş olan.
Oysa ne çok şey vardı yaşanacak. Ne çok macera.
Aman ne büyük sürpriz.
Sarıl sarıl. Sen de ona sarıl.
Utanmasa otogarda evlilik teklif edecek adam.
Yok artık ya.
Ya bana inat mı yapıyorsunuz siz bunu ben anlamadım ki.
Ankaralı? Ankaralım geldi, bırakmadı beni.
İlk aşkım, kara kaşlım.
Ablacım, sen bir otur.
Aşkım!
Bir şey unutmadın mı? Böyle gönderemezdim seni.
Hani bir söz vermiştik birbirimize?
Hı hı.
Diz çöküyor, evlenme teklif edecek.
Hani internetin yarısını sen verecektin ortim, ortağım?
Kilitleyip de kaçacan mı sandın köfte?
128 lira. Bana güvenmiyorsan faturaya güven ya. Al bak, çekinme ya, al bak.
Bunun için mi geldin sen?
Bunun için mi geldin buraya?
Sadece bu olur mu kızım, aşk olsun.
Başka ne için geldin?
Bizim Gebeş Mahmut askere gidiyor ya, onu uğurluyoruz.
Yenge!
İnşallah seni yapsınlar yenge.
Allah belanı versin.
Hayvansın biliyorsun değil mi? Al, başımın gözümün sadakası olsun, al.
-20, 30, 50, 55. -Sayıyor bir de ya.
Al şunu, yolda gözleme neyin yersin.
Milli göbüş hareketi yarım kalmasın.
İzmir yolcusu kalmasın!
Oynuyor ya...
Öff, bir rahat vermedin.
Canım memleketim. İzmir'im.
Ne varsa insanın evinde var ya.
İşte, doğup büyüdüğüm sokak.
Şu köşede ilk kez bir çocuğa aşkımı itiraf etmiştim.
-Biz seninle evlenelim mi? -Erkek erkekle evlenmez ki akıllım.
Ben erkek değilim kızım bir kere, tamam mı?
Burası da babamın beni ilk kez bir erkekle yakaladığı yer.
Abla, bir milyon var mı ya?
-Kız! -Baba?
Utanmıyor musun mahallede manitanla dolaşmaya?
Ne manitası baba sen beni tinerciyle mi yakıştırıyorsun?
-Al bu parayı, hemen şehri terk et. -Eyvallah, dayı.
Gördün mü bak? Sıcak parayı görünce seni nasıl terk etti.
Of baba ya!
Hâlâ utanç verici.
Ve işte ilk kez, erkek arkadaşımın beni arabasıyla eve bıraktığı yol kenarı.
"Babamın arabasını kaçıracağım, dolaşırız." dediğin bu mu?
Kızım! Domatın kilosunu kaçtan veriyorsun?
Domatın kilosu kaçaydı? Allah'ım ben ne yapıyorum?
Abla, kızı kaçırdın ya.
Ayakkabılar? Yoksa...
Babam öldü kesin.
Açın kapıyı! Son kez yüzünü göreydim babamın...
-Baba! -Allah Allah...
-Hala, babam öldü! -Ay, canım gelmiş.
-Neden söylemiyorsunuz? O benim canımdı. -Sus kız ayol.
-O benim babamdı. -Sus ağzından yel alsın.
Abim niye ölsün, manyak?
E ayakkabılar kapıda.
Görmüyor musun, kızlar geldi gün yapıyoruz.
Ay babama bir şey olmamış ya artık ölsem de gam yemem.
Yeme zaten, 300 kilo olmuşsun maşallah.
-E bavulların? -Allah. Allah.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Gel, özlemişim ya.
Teyze...
Kızım çok güzel olmuşsun diyeceğim ama yeni hacca gittim.
Yalan söylemem yakışık almaz.
Allah kabul etsin. Hacı Şenay teyze, ne diyeyim.
Kız! O kadar Ankaralarda okudun, yok mu bir konuştuğun.
-Aslında vardı ama... -Onu da yedin değil mi kız tosuncuk?
Aa, darlamayın kızı ayol. Ne oldu, niye ayrıldınız oğlandan?
Ya ilişkimiz...
yürümüyordu, biz de anlaşarak ayrılalım dedik.
Madem iyi anlaşıyordunuz da niye ayrıldınız kuzum?
Ama...
Kız, aldattı mı seni yoksa?
-Hem de en yakın arkadaşımla. -Nasıl? Faruk'la mı?
-Evet. -Kız sen çocuğu top mu ettin yoksa?
Ya ne alakası var? Faruk'la birlikte Rus'a gitmiş, Faruk geldi itiraf etti.
-Ne? -Aa, şiştim valla, bu nasıl dram böyle?
Mahsun filmi gibi. Aç şu Suputifi'yi iki kurtlarımızı dökelim.
-Suputifi değil o bir kere Spotify. -Ah.
-Overlokçu ayağınıza geldi hadi bakalım. -Kalkın kızlar.
Kızım.
Biraz eteklerini uzat, demedi deme yavrum.
Valla Şenay teyze geçen sene gayet şuranda etek giyiyordun kusura bakma da.
Bu ekmek de yerden alınır böyle konur.
Neden baba ya, fal kafeye gitmek kötü bir şey mi?
Kötü bir şey değil yavrum da, falcı olarak niye gidiyorsun yavrum?
Öyle diyorsun ama, bir saatte 60 lira kazandım.
-O kadar kazandırıyor mu yahu? -Hıh.
Merhaba. Bir de zabıtalardan kaçıyorsun.
Dilenci misin sen? Teslim olsana yavrum. Benim elimden kim kurtaracak seni?
-Kız? -Ablam.
Aa! PuCCacığım benim.
-Abla! Hoş geldin. -Ay. Özledim, çok özledim seni.
Canım kızım, canım.
Bir şey de bana baba.
Bir şey de ve çek kurtar beni bu durumdan.
-Bana bir dal sigara versene. -Baba ben sigara içmiyorum ki.
-Ben de seni denedim zaten. -Ben kahveleri koyuyorum o zaman.
Akşama kadar fal yok sana, tamam mı?
-Okul bitti mi? -Bitti.
Hıı. Evlilik üzerine bir çalışma vardı ne oldu?
O da bitti.
Ben de bittim kızım, okeye dönüyorum.
O zaman benimle çalışırsın.
Hanımların dikkatine.
Overlok makinesi ayağınıza geldi.
Halı, kilim, paspas, yolluk kenarına overlok çekilir.
Hanımların dik...
Yok, olmaz baba. Ayrıca ben okulumu bitirdim kendi işimi yapacağım.
İş var mı iş?
Hani baskıcı bir baba olmayacaktın? Şimdiden bunaldım ya.
Evden kaçsam bunun hesabını kim verebilir?
Allah muhafaza kötü adamların eline düşsem,
onlar benim kolumu bacağımı kesip beni dilendirseler,
orada bana araba çarpsa, ambulans gelmese...
Konu ne ara buraya geldi ya?
Yok, ben hiç iyi değilim.
Ay ben çok fenayım baba.
Gerçekten de iyi değildim.
Öncelikle atlatmam gereken bazı sendromlar vardı.
Bu ne lan? Aa...
Ehe. Çikolataymış.
Arasana be. Ara ya. Ara be.
-N'aber aşkım? -Abla ne yaptın ya?
Depresyon mepresyon nereye kadar? Yeni biriyle tanıştım, onunla buluşacağım.
Ya nerede ne zaman tanıştın?
Facebook'tan. "Göt Bile İki Parçayken Biz Niye Yalnızız?" grubundan.
Bak, adı bile güzel. Tatminatör 1907.
Oo. Tam enişte ismiymiş. Dedesinin adını koymuşlardır belki?
Kızım bu ne hâl?
-Hala internetten biriyle buluşacakmış ya. -İnternetten mi?
- Hıı. -Böbreğini alırlar bir şey olur maazallah.
-Biz de gidiyoruz, hem hava almış oluruz. -Hıı, evet.
-İşi bok etmek yok ama. -Yok canım.
Akıyoruz bu gece.
-Neredesin abla ya? -Şurada dans ediyordum.
Ee, hani nerede senin Tatminatör? Boşuna mı getirdim biber gazını?
-Sorma hala ya, 12 yaşında çocukmuş. - Ne?
Bak, Tatminatör dedik animatör çıktı çocuk.
Ay pek de şirinmiş bu ayol.
-Kızlar, kızlar. -Ne?
-Çaktırmadan bakıyorsunuz. Şu... -Ne?
Çaktırmadan bak diyorum. Şuradaki adam seni kesiyor.
Ay nerede, hangisi?
A aa, o nasıl bakış öyle, resmen içine düşecek.
Bana mı bakıyor sana mı bakıyor? Gözlük var anlamıyorum.
Bana bakıyor. Bana bakıyor, bana bakıyor.
Fındık yerine resmen beni yedi şu an hissettim ben.
Abla, bu sefer ağırdan satıyorsun ha. Sakın ha saçmalamak yok.
Saçmalamayacağım, direk gidip tanışacağım.
Hayır!
Ah siz erkekler...
Derbi maçı izler gibi bütün gece güzel bir kadını dikizlersiniz
ama hiç sahaya atlayayım demezsiniz. Doğru muyum?
-Valla doğru söylüyorsun. Sesine bayıldım. -Ne?
Sesine bayıldım diyorum.
Başka nereme bayıldın?
Ne yapıyorsun? Yapma. Ne yap...
Şöyle yap. Gli gli.
Glibliglibli.
Dudakların da çok güzel. Etli etli.
Senin gözler nasıl acaba.
Aa çok güzelmiş ya... Dur bakayım.
Boku yedim ben.
Kör, tuttuğunu öpermiş. Hiçbir yere gidemezsin. Seni bırakmam.
Bir yere gitmiyorum ki. Makyajımı tazeleyip hemen geleceğim, söz.
Ya siktir et makyajı, benim makyaj gördüğüm mü var?
Ben sana mı yapıyorum makyajı? Kendime yapıyorum.
Sok o dudakları içeri!
Nereye gidiyorsun be?
-Ne oldu anlat. -Çabuk kalkın gidiyoruz.
-Niye? -Anlatırım sonra, geliyor hadi.
-Gidiyor musun? -Aa!
Ben, körüm diye değil mi?
-Aa... -Aa...
-Ben körüm diye. -Aşk olsun, nasıl ithamlar bunlar?
-Merhaba teyzeciğim. -Ne teyzesi be?
Yine de engelli birine böyle davranılmaz, vicdansızsın!
-Abla! -Hala adam sapık sapık.
Sapıtacağız!
Allah'ını seven yardıma gelsin!
Ver kız şundan.
Aa, ya ben hayatımda böyle hesap görmedim.
-Aa, çok iyi. -Görmedim dedi, görmedim dedi.
Ay çok komik.
No comments yet. Be the first to leave one.