نخستین 200 خط.
Birkaç soruya cevap vermek için iki dakikanız var mı?
Beni bağladığına göre olur tabii.
Mükemmel.
Soyulma tecrübenizi daha iyi hâle getirmek için
benim tarafımda yapabileceğim bir şey var mı?
Belki bir uyarı atışı yapabilirdin.
Kurdeleyle dans etmekten daha korkutucu olabilirdi.
Tabii ya!
Onu takma Dick. Kurdelelere bayılıyorum.
Evet ama uyarı atışı da işe yarardı.
Honesty, onu yapmadan beni uyar.
O zaten uyarıydı. Bunun için.
Tanrım.
Dick, lütfen sürücüyle arkadaş olmayı kesip gelir misin?
Sürücüyle arkadaş olmuyorum Nell.
Şurada bilgi alıyoruz.
Soyguncu olarak gelişmeye çalışıyorum.
Kusura bakma. İki sorum daha var.
Aslında bunu kendin de doldurabilirsin.
İşte oldu. Kurşun kalem.
Onu geri rica edeceğim.
Örgüt toplantısını başlatıyorum.
Katıldığınız için teşekkür ederim.
Philip, seni geçen hafta idam etmemiş miydim?
Hayır, sanmıyorum hanımefendi.
Peki o zaman.
Kanunsuz işlere geçelim.
Şimdi görünen o ki... Hayır, pardon.
Hayır, konsantre olamıyorum. Pardon acaba biz...
Hayır. Hayır, lütfen hanımefendi. Hayır. Üç güzel çocuğum var.
Bir tanesinin de karakteri çok harika!
Teşekkürler.
Görünüşe göre çalıntı altın dolu arabalarımızdan biri çalınmış.
Bunun olmaması gerekiyor, değil mi?
Bu, kabul edilemez.
Siz salaklardan hangisi bunun olmasına izin verdi?
Sen verdin.
Ne? Sahi mi?
Soygun Hempstead'de oldu, sanırım orası senin bölgen.
Jonathan, Örgüt seni kaçak kargolarımızın güvenli geçişi için
hırsız-tutucu olarak atamıştı, hatırladın mı?
Bu işi yapamayacaksan belki de seni değiştirmemiz gerekir.
Altını ve bu işin sorumlularını bulmak için 24 saatin var. Yoksa...
- Anlaşıldı mı? - Çok net.
Örgüt'ü soyabilecek kadar beyinsiz olan tek bir kişi var.
Evet!
Nihayet. Hiçbir negatif etkisi olmayan bir soygun.
ARANIYOR ESSEX ÇETESİ
Tamam. Yüzde 100 emin olarak söyleyemem ama sanırım altın bu.
Evet!
Evet. Yani her külçenin üzerinde yazdığı için mantıklı zaten.
- Evet. - Vay. Gerçek altın.
İhtimaller sonsuz.
Onları eritip altından minik haydut şapkaları yapabiliriz.
Eşantiyon olarak veririz.
Beynin yaratıcı bir yanardağ gibi.
Ya da çılgınca bir fikir ileri süreyim,
bunları satıp gelen parayla yiyecek alıp sağ falan kalabiliriz.
Bu zor bir seçim çünkü şapkaları çok severim.
Ama sağ kalmak da iyi.
Bence eşantiyon yapın.
Kusura bakmayın dinliyordum. Burası inanılmaz bir yer.
Bu Eliza. Bizim hakkımızda yazıyor. Efsaneyi inşa ediyor.
Vay. Çok iyi kokuyorsun.
- Merhaba. Büyücü Craig. - Merhaba.
Dick, para karşılığı altın vermek bütün soyguncuların yapacağı şey
ama senin alametifarikan farklı olmak.
Evet, orijinal bir konsept bulmamız gerek.
Ben biraz alırım.
Şu an özel bir simya projem var.
Bilin bakalım altını neye çeviriyorum? Kurşuna.
Tam tersi olması gerekmiyor mu?
Tanrım. Bir sürü para boşa gitti.
Buldum. Başka yere gidip satsak nasıl olur?
Böylece hem parayı alırız
hem de takımı kaynaştıracak bir aktivite yapmış oluruz.
Yanardağ yine patladı.
Bu harika bir fikir. E, nereye gideceksiniz?
Şu senin büyüdüğün kocaman yer neresiydi Honesty?
Köprü ve nehir var hani?
Geldik. Londra! Caddelerin asfalt kaplı olduğu yer.
Hempstead'dan gelen biri için çok etkileyici.
Bayıldım! İnanılmaz!
Tiyatroyu, Katedral'i ve Londra'nın ışıltılı zindanlarını görmek istiyorum.
Bakın, adam komik şapka satıyor.
Oradalar! Anne! Baba!
- Honesty! Canım! - İşe burada. Evlat.
Sen de Dick Turpin olmalısın.
- Aranıyor posterlerini hep okuduk. - Onlar bir şey değil.
Honesty'ninkileri sakladık. Çocukluğundan beri.
Şunda yedi yaşında. Çok tatlı!
Anne! Kes. Çetemin önünde beni utandırıyorsun.
Böyle destek olan ebeveynleri olmasa bugün bu kadar ünlü bir suçlu olmazdı.
Onu demişken, altın almak isteyen kimseyi tanıyor musunuz acaba?
Onu bana bırak evlat. Çaktırmadan sağa sola sorarım.
Hop Derek!
Aranan soyguncu Dick Turpin'den çalıntı altın
almak isteyecek kimseyi tanıyor musun?
Ne kadar altın?
Ne kadar?
- 100 külçe kadar. Acaba biraz... - 100 külçe varmış be!
100 mü? Para içinde yüzecekler desene.
Ben bir bakayım.
Hey Cathy, altın almak isteyen bildiğin kimse var mı?
- Ne kadar altın? - Fısıltı teşkilatı.
Evet. Fısıltı teşkilatı.
- E, gerisi nerede? - Birazdan burada olur.
En iyi adamlarımız ilgileniyor.
Bir teslimatım var.
Bu, içinde altın olmayan sandık
soyguncu olmayan oğlum tarafından teslim alınacak.
- Anlaşıldı mı? - Tabii ki.
Bak. Duvardaki Dick.
Güzel.
Niye Dick'e yardım ediyoruz? Soyguncu diye onu sevmezdin.
Bana Londra'nın egzotik et pazarlarında harcamak için
altının yüzde beşini söz vermeden önceydi o.
- Yani... - Doğru Benny.
Zürafa burgerler, zebra köfteler, şempanze pirzolalar...
Dinleyin, altına alıcı buldum,
gizli buluşmamız için de karanlık bir köşe ayarladım.
Ama saat 2.30'a kadar, unutmayın.
Sonra altı kişilik bir grup afyon alışverişi yapacak.
Tamam beyler. Bana bırakın.
Ben pazarlık ustasıyımdır.
Yani muhtemelen. Hiç denemedim.
Pazarlığa gerek olmayacak.
Merhaba Turpin.
Wilde. Christopher, hâlâ yatmamışsın.
Burada ne yapıyorsunuz?
Birkaç şey almak için gelmiştik. Hayır, dur.
Sizi tuzağa düşürüyorum tabii ki.
- Muhafızlar! Yürüyün! - Sakin olun.
Sakin olun.
Kaçış yok.
Etrafınız sarıldı.
Bu doğru olabilir.
Tabii tuzağını tahmin edip muhafızlarına bir hafta önceden rüşvet vermeseydim.
Şimdi müthiş bir sürprizle
aslında ben senin etrafını sardırdım.
Dur, cidden bunu yaptın mı?
Yok, şimdi aklıma geldi. Ama yaptığımı düşünsene.
- Çok iyi olurdu ya. - Biliyorum.
Şimdi olacak olan şu:
Beni doğruca altına götüreceksiniz
ben de sizi doğruca darağacına götüreceğim.
Yine mi?
Baba, dondurma sözü vermiştin.
Tamam. Yolda dondurma alırız.
Ben veganım çocuklar, o yüzden...
Donmuş yoğurt alabiliriz.
- Vay. Froyo'ya bayılırım. - Hayır! Froyo yok.
Sakin ol. Sorbet alırım o zaman.
Dondurma sana değil zaten.
Şimdi yürü yoksa adamlarım onunla başlayarak arkadaşlarını öldürür.
Evet!
Hiçbir şey için ilk seçilmem.
Bu iyi bir şey değil.
Hop! Ağır ol Birader Wilde. "Türban"ı ben alayım.
Adım "Turpin". P'yle. Ceket güzelmiş.
- Sağ ol Turban. - Kenara çekil Gow.
Bu karga saçlı ahmak benim.
Evet öyle ama gizemli olarak ortadan kaybolursan
ya da biri seni silahla öldürürse Örgüt'e yeni bir hırsız-tutucu lazım olur.
Yani ben. O ben olurum.
Evet, onu anladım.
İzin ver açıklayayım Wilde.
Seni öldürüp yerine geçeceğim.
Evet, planını anladım.
Nasıl...
Çekilin yoldan. "Turbot" benimdir.
"Turbot" mu? Adım Turpin.
Dur.
Sandra, sen misin?
Gow! Yok artık!
- İkimiz de aynı fikre mi kapıldık? - Sanırım.
- Onu öldürüp yerini almak mı? - Wilde'ı öldürüp yerini almak mı?
Evet. Evet. Bu nasıl bir şey ya?
Neyse, dediğim gibi.
Bırak onu. Kaç Christopher. Ateşlerini çek.
Tanrım.
- Peki ya Dick? - Seçeneğimiz yok.
- Gidelim! - Evet çocuklar. Kaçın. Kendinizi...
Gittiler bile.
Hadi. Kaç, geri zekâlı!
Dur, şapkam.
- Hayatımı kurtardın. - Amaç o değildi.
Buradan, çabuk!
Çekilin yolumdan! Çekilin!
Selam çocuklar.
Kaçacak yer yok Birader Wilde.
- Çekil Gow. Onlar benim. - Yapma Sandra. İlk ben gördüm.
Atlamamız gerekecek.
- Deli misin? Üzerimdeki Paris ipeği. - Seçeneğimiz yok.
Bana soyunmam için 15 dakika ver.
Hadi!
Hırsız-tutucu olmak istiyorum.
Şimdi!
- Siktir. - Bu kötü bir fikirdi.
Bu iş bitmedi Wilde.
No comments yet. Be the first to leave one.