نخستین 200 خط.
Ben Kayıp Boyut'un sunucusuyum.
Söyleyin cesur izleyiciler, sizi en çok korkutan şey nedir?
Hayaletler mi, cinler mi, UFO'lar mı?
Yoksa kendi kendinizi mi korkutuyorsunuz?
Bugünkü bölümümüzde bir ziyaretçimiz var.
Acaba insan biçiminde mi?
Nefesinizi tutmanız gerekecek.
Çocukken bir gün okulda yediğim bir şeyden zehirlendim.
Öğretmenlerden biri eve erken gitmeme izin verdi.
Eve geldiğimde
yukarıdan, anne babamın odasından tuhaf sesler duymaya başladım.
Ödüm koptu. Betim benzim attı.
Ne yapacağımı bilemedim.
Gidip büyük bir bıçak aldım.
Babamın Şükran Günü hindisini kesmek için kullandığı bıçağı.
Annemin çığlıkları gitgide yükseliyordu.
Ona bir şey olduğunu anladım.
Ölmek üzereymiş gibi bağırıyordu.
Yatak odasının kapısını bir açtım...
Kayak maskeli, iri yarı bir adam
annemi beceriyordu.
Adamı defalarca bıçakladım.
Ama...
...hata yapmışım.
Feci bir hata.
Katlettiğim adam kendi babammış meğer.
Fantezi yapıyorlarmış.
Gıda zehirlenmesi olup eve geldim ve kendi babamı öldürdüm.
Çok utanç vericiydi.
Ama hayat koca bir utanç kaynağı değil mi zaten?
Açıkçası
yeteneğin özgeçmişinden daha etkileyici.
Teşekkür ederim.
-Harikaydın. -Sağ olun.
Rol hakkında biraz bilgi vereyim.
Bu sahne karakterin çocukluğunda geçiyor.
Onu cin araştırmalarına yönlendiren şeylerden biri bu.
Karıma şeytan çıkarma töreni yapan cin uzmanından esinlenilmiş.
Tuhaf, değil mi?
O, karanlık bir geçmişi olan,
depresif, dertli bir adam.
Oyuncunun bu role ruhunu dökmesini istiyorum.
Kafayı bulmasını, çekini alıp gitmesini değil.
Ot içmiyorum. Yani...
Ama evet, bunu yapabilirim.
Rolü bana verirseniz...
Bitti mi? Tamam, teşekkürler.
-Teşekkürler. -Clayton!
Clayton! Tanrım, seni...
-Donald! Nasılsın? -Yakışıklım!
Ceylan gözlü puşt! Nasılsın dostum?
Hayat güzel adamım. Yuvarlanıp gidiyoruz işte. Sen?
-Yuvarlanıp mı? -Evet.
Vay canına! Bu kadar da minnettar olma.
-Tamam. -İyiyim.
-Çok meşgulüm. -Öyle mi?
Evet. Sen nasılsın? Epey incelmişsin.
Yetersiz mi besleniyorsun? Vitamin alıyor musun?
-Endişeliyim. -Bir şeyim yok dostum.
-Öyle mi? -Donald, iyiyim.
Bilirsin işte, seçmelere katılıyorum.
-Evet. -Yeni fotoğraf da
çektirmek istiyorum.
-Eminim. -Telefonun mu çalıyor?
-Hayır. -Ne oluyor?
Çok acayip. Geleceğini bilmiyordum.
Bu rol için beni düşünüyorlardı.
Umarım bu yıl bir ara çalışırsın.
-Sağ ol Donald. Seni görmek... -Hayır.
Hayır, gerçekten.
Bu benim için sadece ek iş.
Şu an bütün paramı bundan kazanıyorum.
Üzücü.
Buna ihtiyacım var. Bunu istiyorum. Yapmak zorundayım.
Çok da seviyorum.
Anlatabildim mi? Ama sen...
Gerçek bir sanatçısın Clayton.
-Gerçekten öylesin. -Evet.
Eminim banyoda kendi kendine ağlıyorsundur.
Kriz geçiriyorsundur.
Öyle mi yapıyorsun? Banyoda kriz mi geçiriyorsun?
-Selam! -Kimler buradaymış!
Vay. Tanrım. Çok fit görünüyorsun.
Yüzün güzel olduğu için şanslısın.
Sen de erkek arkadaşın olduğu için.
Merhaba Clayton. Ben Sherry teyzen.
Nasılsın, merak ettim.
Vay canına!
Şu an annenle olan fotoğraflarına bakıyorum.
Bu fotoğrafta
çok şirinsin.
Pipin minicik.
Anneciğinle küvettesiniz.
AYNAYI YAPTIR
Geçen gün anneni ziyaret ettim.
Mezarına çiçek bıraktım.
Sana sürekli söylediği şarkıyı hatırlıyor musun?
Greensleeves. O şarkıyı hatırlıyor musun? Acayip sinir bozucuydu.
Ama sen severdin. Tatlıydı.
YOLA DEVAM ET
Neyse.
Oynadığın NCSI bölümünü izledim.
Müthişti. O kadar iyiydi ki afalladım.
Senin sahnelerini kestiklerine inanamıyorum.
Tamam, hoşça kal.
Heyhat
Aşkım, bana yanlış yaptın
Beni bir kenara attın
Hiç acımadan
Seni çok uzun zamandır
Seviyorum
Bayılıyorum sana
Greensleeves'in altındaydı
Kalbim
Greensleeves
En sevdiğim
Greensleeves Bir taneciğim
Leydi Greensleeves
Biriciğim
-Mutlusun. -Mutluyum.
-Mutlusun. -Mutluyum.
-Komiksin. -Komik miyim?
-Komiksin. -Komiğim.
-Komiksin. -Komiğim.
-Komiksin. -Seksisin.
Tamam, çok iyi.
Harika. Yerlerinize geçin.
Tamamdır.
Sanırım bir tek Clayton kaldı.
Toplam öğrenci sayısı tek mi?
Don, Clayton için bir kere daha tekrarlar mısın?
Pekâlâ beyler. Böyle gelin.
Tamam Donald. Seninle başlayalım.
Aklına gelen ilk şeyi söyle. Çok düşünme.
Hadi bakalım.
Aptalsın.
Cidden mi?
Hadi Clayton.
Aptalım.
-Aptalsın. -Aptalım.
-Aptalsın. -Aptalım.
-Aptalsın. -Aptalım.
-Aptalsın. -Aptal...
-Aptalsın. -Aptalım.
Aptalsın!
-Daha hızlı. -Pisliğin tekisin.
Geri zekâlısın.
-Pisliğin tekisin. -Geri zekâlısın.
-Çok kısa boylusun. -Geri zekâlısın.
-Kısa boylu bir pisliksin. -Dediğini tekrarla.
-Geri zekâlısın. -Geri zekâlısın.
-Geri zekâlısın. -Geri zekâlıyım.
Korkuyorsun.
-Dediğini tekrar et lütfen! -Ama...
-Korkuyorsun! -Korkmuyorum.
-Korkuyorsun. -Korkmuyorum.
-Korkuyorsun. -Korkmuyorum.
-Korkuyorsun. -Korkmuyorum.
-Korkuyorsun! -Korkmuyorum!
Don... Adamın... Dibisin...
Menajerinle konuşabilir misin?
Benimle görüşür mü diye sorar mısın?
Yani...
Zor bir şey istiyorsun Chippy.
Adam pisliğin teki, biliyorsun.
Ona telefonla, çok zor ulaşıyorum biliyorsun.
Anladım.
Gelecek hafta oyunuma gelse,
beni iş üzerinde izlese?
Bilet bedava mı?
Ne? Hayır. Tam fiyattan alacak.
Tiyatronun kirasını ödüyoruz.
Öyle bir konuşuyorsun ki...
Köpek balıklarıyla dolu bir dünyada yüzmeye çalışan
yavru fok gibisin.
Seni sopalarla dövüp fena becermek üzereler.
Şişe burunlu yunus gibisin.
Utanç verici.
Bunları yetenekli olduğun için söylüyorum.
Ama mesele yetenek değil.
Boyun, kilon,
yüzün, mizacın.
Onun dışında...
...müthiş bir öğretmensin.
Bak ne diyeceğim Don.
Seni müthiş kılan...
...bu dürüstlüğün işte.
-Sağ ol. -Bunu kullanmaya devam et.
Merhaba Clayton. Benim, baban.
Umarım iyisindir.
Max'le ikimiz oynadığın NCIS bölümünü izledik.
Seni göremedik.
Oynadığın bölümün o olduğundan emin misin?
Sahneni silmiş olabilirler diye soruyorum.
Max'in oğlu sana şirketinde
kıdemsiz brokerlik işi ayarlayabilirmiş.
Bir sonraki JP Morgan olacak, diyor.
Hayır, Goldman Sachs.
Pardon, Max düzeltti.
Goldman Sachs'miş.
No comments yet. Be the first to leave one.