نخستین 195 خط.
- Seninle iş tutmak güzeldi. - Seninle de öyle.
- Ne var? - Sende YİE var.
- O ne? - Yeni ilişki enerjisi.
Hiç başlama şimdi.
- İçki ister misin? - Kesinlikle.
Geri vereceğim.
EDEPSİZLİK
- Lila? - Merhaba.
Merhaba. Burada… İçeri gelmek ister misin?
O benim için mi?
Sonra okursun.
Negroni yapıyordum. İster misin?
- Kim o? - Affedersin.
Dışarıda ne yapıyorsun?
Kiminle konuşuyorsun?
- O ne? - Hiçbir şey.
- O mu verdi? - Hayır.
- Bakabilir miyim? - Hayır. Olmaz.
Bir şey yok. Önemsiz bir şey.
- Bakacağım sadece. - Hayır!
Niye böyle delilendin?
Gidip marullarımın üzerine geyik ağını gereyim.
"İlişkimizin sona ermesinde payımın olduğunun farkındayım."
Humus gibi bir şey bulaşmış.
"Fakat yaptığın misilleme hayatımı mahvetti."
Her kelimesi ayrı bir dramatik.
"Maddi durumumu biliyordun.
Yine de Meckleburg Bursu'nu almama engel olup okulu bırakmama…"
Hiçbir şeyine engel olmadım.
Hani babamı suçlayanları tanımıyordun?
"Eğer yol açtığın zararı kabul etmeyeceksen…"
Ne demek bu?
"…yaptıklarını duruşma kuruluna sunacağım."
- Bana niye yalan söyledin? - Bilmem.
Tatlım, gözünde arpacık çıkmış.
Yok, bu gözüm uyumadığımda tahriş oluyor.
Aman ya. Ne yapacağım ben şimdi?
Senin yaptığın babamınkine benzemiyor. Misilleme kanuna aykırıdır.
- Cornell'den ne zaman çıktın? - Bilmem. Sabahın üçü gibi.
Kavga mı ettiniz?
Hayır, kuir arkadaşıyla birlikte olmak yerine sarılıp yatmak isteyen kızlar
pek ilgimi çekmiyor.
Şimdi hapse girebilir miyim yani?
Hayır, aptallaşma anne. Hapse girmeyeceksin.
- Kanuna aykırı, dedin. - İşinden olabilirsin. Orası kesin.
Ama bence kız sadece bir özür bekliyor.
Ne için?
- Burs almasını engelledin mi? - Hayır!
Bunu kanıtlayabilir misin?
Evet.
Yavru topukluların güzelmiş.
- Gece planın mı var? - Neden?
- Süslenmişsin. Yavrular giyilmiş. - "Yavru" demeyi keser misin?
İş arkadaşları mı, bir iş arkadaşı mı?
Lütfen, hiç havamda değilim.
Lila'ya misilleme yapmadım.
Sana inanıyorum. Kanıtlayacağız.
- Çuval olmasa elbisen iyiymiş. - Bunu her giydiğimde iltifat alıyorum.
Kadınlardan herhâlde. Güzel. İş arkadaşına selamımı ilet.
Yavruları sever umarım.
Yavrular.
Yavru.
Bu elbiseye bayıldım.
Saygıdeğer hocalarım,
sizi bu cuma akşamı düzenleyeceğimiz a-cappella suaresine davet edebilir miyim?
Fevkalade.
- Zamanında a cappella havalı değildi. - Hâlâ değil.
Şimdi daha az utanç verici. Yazık.
- Şunlar sevişiyorlar. - Hayır. Aslında artık sevişmiyorlar.
Annelerini aramaktan vakit kalmıyordur.
- Sen üniversitede anneni arar mıydın? - Hiç açmazdı.
Ben ailemi ayda bir arardım. Telefonu bir an önce kapatmak isterdim.
Bakalım ne kadar dayanacak.
Sence dayanamaz mı?
Bu ukala yazarlar keyif çatmaya şehirden buraya gelir,
sonra "Yandık! Amma iş varmış" olurlar.
Pri, Meckleburg Seçim Kurulu'nda başkanlık yaptığın dönemde
Lila Green hangi yıl bursa başvurmuştu?
Soruşturmaya dâhil olmuş. Seni de bulaştıracak diye korkuyordum.
Başvurularla puanlama formlarını dosyaladık mı?
Ne oy vermiş olursan ol, herkes sana hak verirdi.
Hayır, öyle deme.
Ne yani? "Kocamla yattın, al, ödülün" mü diyecektin?
Bunu asla birine karşı kullanmam.
Mesele çalışmanın kendisidir ve çalışma yetersizdi.
- Doğaçlama mizah sever misiniz? - Hayır.
Kayıtları sakladık. Bir depo odasındadır.
Bizim bölüm çok…
Kahretsin. Neydi o kelime? Hani dijital değil de…
Analog?
Hay ağzını öpeyim! Evet! Çok analoguz.
Ya! Yapmasana!
Bak şunlar sevişiyor işte.
Evet, onlar sevişiyor.
- Merhaba. - Merhaba.
Şuranda biraz toz…
Klasik.
Sana engel mi oluyorum?
Dosya kıskacı.
Bip, bip!
Lastik bant.
John, bursla ilgili dosyaları depo odası dışında nerede saklıyorlardır?
- Bilmem. - Ne yapıyorsunuz?
Delil paylaşmıyorlar. Babamın eski mesajlarını çıkardım.
O karışmayacak demiştik.
- Sonra ona mektubu gösterdin. - Duruşma tarihini öğrendik.
- Ne zaman? - 20 Ekim.
- Çok yakın. - Hiç sorma.
Mahkeme kıyafetini hazır et.
- Gelmeyi düşünüyorsan. - Elbette gelecek.
Takvimime eklerim.
- İçki mi içiyorsun sen? - Bir bira. Saat beş.
Hayır. Beşe çeyrek var.
Birayı şimdi açtı.
Kızın senin yüzünden güpegündüz içiyor.
- Mutlu musun? - Saat beş!
Bir yerlerde saat beş. İçme saati!
Başka avukat tutacak paran var mı?
İşin özü, bunlar ilişkilerin rızaya dayalı olduğunu kanıtlıyor.
Kimse babam yüzünden mesleki ya da akademik olarak da etkilenmedi.
- Teşekkür ederim. - Bir kişi hariç. Lila.
Şimdi ben mi ayak bağı oldum yani?
Babama yönelik suçlamalar varsayım.
- Eğer özür dilersen elleri boş kalacak. - Hayır, özür dilemek için bir sebebim yok.
Bir öğrenciyi asla kişisel bir sebeple cezalandırmam.
- İnat etme, özür dilersen kız vazgeçecek. - Dilemeyeceğim.
Onunla yatan baban.
- Senin de payın vardı. - Yoktu.
- Baban bunu asla yapmamalıydı. - Ben özrümü dilerim.
Zaten birkaç haftaya herkesin önünde rezil olacağım.
Üstüme gelmesen olmaz mı?
- Nereye gidiyorsun? - Yogaya.
Aman tanrım.
Arpacığını ovalama canım.
Yine mi yazıyorsun?
Uyuduğunu sanıyordum.
- Ne zaman okuyabileceğim? - Yani…
- Sen ilk romanımı bile okumadın ki. - Okudum.
Hayır, bir taslağını okuyup "Tutmaz" demiştin.
Sonra tuttu ve bu evi aldın. Ben ne anlarım ki?
- İkincisini hiç okumadın. - Okuma, dedin.
Lila konusunda payım yoktu.
Anla lütfen, şu anda tek yaptığım şey
on, yirmi, hatta otuz yıl öncesinin meseleleriyle uğraşmak.
Bu yaşımda çok zor geliyor, anlıyor musun?
Anlıyorum.
Ayaklarım acıyor.
Yavrularım yüzünden.
Burs dosyaları muhtemelen okuldaki odamdadır.
Orası artık David'in odası.
O yokken git. Sana anahtarımı veririm.
David fena bunaldı. Bölümde tam bir kargaşa var.
O depo odası darmadağınıktı.
Burada kimler varmış?
Saçımı çek.
Daha sert.
ONUR TEZİ
BURSLAR
Sürpriz gelişme.
9. BAŞLIK
Ben çalışmasına puan verdim.
Hiperaktif-dürtüsel DEHB ve maladaptif disosiyatif hayal kurma
yürütücü işlevlerimi altüst etti.
Tamam.
Cinsel kimliğimi de yeni açıkladım.
- Tebrikler. - Jineseksüelim.
Feminenliğe ilgi duyuyorum yani. Penisi olsa bile.
Evet.
Zor bir dönemden geçiyor gibisin be.
Evet. O yüzden ödevi yarın teslim etmem mümkün değil.
Tamam.
Bir ara yazabilirsin ama, değil mi?
Yazarım herhâlde.
Harika olur. Ne zaman yazabilirsen getir.
- Tamam, sağ olun. - Pekâlâ. Teşekkürler Aaron.
Merhaba Aaron.
Nasıldı?
Nasıl desem, şen şakraktı.
Aaron apayrı bir vakadır.
Yirmi yaşımda ben de hergelenin tekiydim, ama…
Bence sen ödevlerini kesin geç vermezdin.
Aynen öyle hocam, geciktirmezdim.
Sana bir şey soracağım. Mayomu sende mi bırakmışım?
Bir bakarım.
Cynthia nasıl?
İyi.
John nasıl?
O…
Çok iyi.
Evet.
Sonra görüşürüz o zaman.
Ya da perşembe günkü fakülte buluşmasında.
Ona gitmeyi düşünmüyordum.
Mutlaka gitmen lazım.
Yazmaya pek vakit bulamıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.