Half Man

Half Man

دانلود زیرنویس Turkish

فصل 1

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Half Man S01 1080p WEB h264-GRACE
ناشر BartuW

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2026-07-07
تعداد دانلود: 47
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Niall Kennedy hakkında ne diyebilirim ki?

Komik biridir.

Tuhaftır.

Biraz sakardır.

Azimlidir.

Sadıktır.

Fedakârdır.

Ne istediğini bilir

ve onu alır.

Niall Kennedy'yle tanıştığım anı hatırlıyorum.

O zaman çocuktum, yedi yaşlarındaydım.

O veledin benden ödü kopuyordu.

Sanırım onu korkutmamın da etkisi olmuştur

ama çok kolay bir avdı.

Gömleğinin en üst düğmesini hep iliklerdi.

Kafası kocaman görünürdü.

Saklambaç oynardık.

Benden o kadar korkardı ki onu en tuhaf yerlerde bulurdum.

Araba altında.

Kitaplığın üstünde.

Yolun sonunda, başkasının bahçesinde.

Bir keresinde, yağmur yağıyordu ve onu aramaktan vazgeçmiştim.

Ama kendini oyuna o kadar kaptırmıştı ki zatürre oldu.

Ve bir keresinde de bana "Sen saklan, ben arayayım" dedi.

Ve ben de tavan arasında bir brandanın altına saklandım

ama o gelmedi.

Yarım saat sonra aşağı indiğimde,

o küçük velet doğum günü pastamı yiyordu.

Niall Kennedy böyledir.

Ne istediğini bilir.

Ve onu alır.

Gel, ayağa kalk.

Hadi, kalk.

Ne kadar olmuştur? Gel buraya.

Pekâlâ.

İşte böyle.

Pekâlâ.

Niall Kennedy'nin şerefine!

Ne istediğini bilen

ve onu alan adama.

- Bana babacığım de. - Evet babacığım!

Evet babacığım.

Merhaba. Bir şey yazdırabilir miyim?

Ne yazık ki kredin bitmiş.

Bak, bu bir sonraki romanımın taslağı.

E-postayla göndermeyeyim çünkü yayıncımın ekranda düzgün okuyacağına güvenmiyorum.

Bana bir iyilik yapsan?

Sadece bu seferlik?

Bilmiyorum Niall. Patronum buna kızıyor.

Patronun bir adi.

Hadi, benim için yap.

Söz bir daha istemeyeceğim.

Peki. Son kez, tamam mı?

Teşekkür ederim.

Ne düşünüyorsun?

Ne hakkında olduğunu pek anlamadım.

Yani ana karakterin yolculuğundan bahsediyorum.

Konu özüne sadık kalmakla, kendini satmamakla ilgili.

Oxbridge'de okumak kendini satmaksa

bu adamın kendine, ne gibi imkânsız standartlar koyduğunu düşünemem bile.

Bak, bu bir teklif. Hepsi zamanla sonuca varacak.

Evet, son kitabın için de böyle demiştin ve söylemek istemem

ama bence filtrende bir sorun olabilir.

Ve çok fazla dışarıda geçirilmiş gecelerin arasında

- yazıldığı da belli. - Ne?

Hayır değil.

Burada Glasgow'u yedi harfle yazmışsın.

Bak, Niall burada aradığımız

yazdıklarında biraz daha özgünlük olması.

Yazım tarzım özgün.

Hadi ama Daniel. İlk kitabımı okudun, içten yazılmıştı.

Ölmüş babasıyla iletişim kurmaya çalışan çocuk hakkındaki mi?

- Onun nesi özgündü? - Hepsi.

Babam ben küçükken öldü, onu tanımadım.

Bu eleştirilerden belliydi.

Bak, kendini biraz daha açmaya çalışmalısın.

Herkes böyle diyor.

Bu işte, iyi bir kariyerin anahtarı, kendi hikâyeni anlatmayı öğrenmektir.

Demek öyle. Neden peki?

Aslında oldukça basit.

Bildiğin şeyleri yaz.

BEN KÜÇÜKKEN KENDİMİ HEP FARKLI HİSSEDERDİM.

SÜRÜKLENMİŞ GİBİ HİSSEDERDİM.

POPOLAR, POPOLAR, PİPİLER, PİPİLER

Merhaba, nasılsın?

Evet.

- Lanet olsun. - Lanet olsun.

Gus.

Bekle! Bekle Niall, lütfen!

Lütfen!

Bu iyi hissettirmeli, değil mi?

Pek sayılmaz.

Kimseye söylemezsin, değil mi?

Evet.

Çünkü bu beni de olay yerine yerleştirir.

Evet anlıyorum.

Ayrıca bu domalanlar kuralıdır.

"Her yerde dudaklarımız mühürlüdür."

Bunu hiç duymadım.

Çünkü şimdi uydurdum.

Bak, bir bira falan içmeye ne dersin?

- Hayır. Benim... - Hadi dostum.

Okulda, zorbalık yaptığım çocuğa bir otoparkta erkekle yakalandım.

Ayakkabısız burada duruyorum.

Tanrı aşkına çoraplarıma bak.

Wallace ve Gromit.

Alçakgönüllülüğümü kabul eder misin?

Benimle bir şey iç.

- Lager'den nefret ederim. - Ben de.

Peki sen

- açıkladın mı? - Hayır tabii.

Gey bile değilim.

Erkeklerle yatıyorsun, değil mi? Öyle bir yere gidiyorsan yatıyorsundur.

Bu geyim demek değil. Onları sevseydim gey olurdum.

Onlardan birisin.

Erkeklerle yatan hetero erkek.

O kadar vejetaryensin ki et mi yiyorsun?

- Tam bir karmaşa başka bir şey değil. - Hâlin iyi.

Daha kötüsü var.

Evli ve çocuklu gibi.

Senden hep şüpheleniyordum.

Külot çekmeyi severdin.

Birçok şeyin karışımıydı.

Ayrıca kardeşin beni sana yaparken yakalamıştı.

Sonra üç ay yamuk işemiştim.

Evet, bunu pek hoş görmemiştim.

Onu geçen gün gördüm.

Hâlâ beni çok korkutuyor.

Affedersin ne dedin?

Kardeşin. Onu geçen gün gördüm.

Ne?

- Nerede? - Yani sokakta.

Hayır ama o olamaz. Hâlâ içeride değil mi?

Hayır, çoktan çıktı.

Uzun uzun konuştuk.

Bir kızla tanışmış, çalışıyormuş.

Dur bir dakika, o, çalışıyor mu?

Evet, evet. Aberdeen'de petrol platformunda.

Üç ay çalışma, üç ay izin.

Kartını verdi.

Yüce Tanrım.

RUBEN PALLISTER SLINGER

Slinger da ne?

Hiçbir fikrim yok.

Ama onda takip cihazı varsa diye sende kalabilir.

Dalga geçmiyorsun, değil mi?

- O çıktı mı? - Evet dostum, yemin ederim.

Hapisten çıktı.

Ruben. Çıkmış.

Hapisten çıkmış.

Biliyorum da ne demek?

- Biliyorum. - Nasıl?

Maura mı söyledi? Konuşmuyorsunuz, değil mi?

- Sayılır. - Sayılır da ne demek?

Bittiğini sanıyordum?

Bitti Niall.

Ama hâlâ ara sıra görüşüyoruz.

Ama bana bunların olduğunu söylemeyi hiç düşünmedin mi?

Nasıl söyleyebilirdim ki? Sen hiç burada değilsin.

- Arayabilirdin! - Hiç açmıyorsun.

Haftada dört kez sesli mesaj bırakıyorum ama hiç dönüş yapmıyorsun.

Son mesajımda merdivenlerden düştüğümü ve son nefesimi verdiğimi söyledim

ama yine de beni aramadın!

Uydurduğunu biliyordum.

Doğum günüm de mi uydurma?

Dur, bekle.

Burada planının ne olduğunu anlamıyorum.

Dolaplar çevirip öğrenmememi mi umacaktın?

Bundan zevk alıyormuşum gibi konuşuyorsun.

Yüzümde siz iki lanet salağın sebep olduğu derin kırışıklıklar var.

Birbiriniz hakkında bir şey bilmenin faydası olmayacağını düşündüm.

Onun seni öldürme riski var. Ya da endişeden ölme riskin.

Ama ya yaşadığım yeri öğrenip beni aramaya gelirse?

Bundan çok şüpheliyim.

Brunswick Caddesi'nde sana rastlaması pek olası değil, değil mi?

Ya da öğlen ikide Kelvingrove Parkı tuvaletinde

pantolonun ayak bileklerindeyken?

Bir de neden artık gelmiyorum diyorsun.

Hayır bekle! Bekle!

Özür dilerim.

Yaptığım her şeyi seni korumak için yaptım Niall.

Ama ben hâlâ anlamıyorum. Ne zaman çıktı?

Bilmiyorum.

İki yıl önce belki?

İki yıl mı? Dalga mı geçiyorsun?

Bu iyi bir şey, iki yıl boyunca seni aramadı.

Peki ama

onu gördün mü?

Evet, birkaç kez.

Tamam. Peki, benden bahsettin mi?

- Olabilir. - Peki ne dedi? Söyle anne.

Bir şey demedi. Sadece gülümsedi.

Tamam bu iyi.

Bu iyi. Güzel bir gülümseme miydi? Sevecen miydi?

Bak, sana yalan söyleyemem.

Nasıl bir gülümsemeydi, söyle.

Bilmiyorum.

Gözleriyle değil ağzıyla gülümsüyor gibiydi.

Hani, kavga çıkarmadan önce yaptığı o gülümsemesi gibi.

On dakikam var.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left