نخستین 194 خط.
Lütfen!
İyi bir adamın günahları onu ne vakit
kötü biri yapar?
Bence her şey yaptığımız seçimlere bağlı.
Adaletsiz bir dünyada adaletin kolayca...
...tecelli etmeyeceği söylenir.
Kimi zaman...
şansınız da yaver giderse...
kötülük bertaraf edilebilir.
Ama bazı durumlarda...
belki de kötülüğü diri tutmak daha iyidir.
Papa Roach - The Ending
Hiç GPS diye bir şey duydun mu?
Soldaki yol haritalarda listelenmemiş,
ama görünüşe göre aşağıya doğru bir kaç mil inersek,
bu yol bizi otoyola geri götürecek.
Yani beni katletmeye mi götürüyorsun?
Çok hoş.
Başka ne seçeneğim var ki?
Eğer şimdi geri dönersek, bütün bir günü yitirmiş olacağız.
Kahretsin.
Erica?
Erica.
Erica?
Buradan gitmeliyiz.
Dışarıda lanet zombiler var!
Onlar zombi değil.
Yarık, uçurum...
Seninle hiçlik arasında.
Nefes alırken seni hissedebiliyorum.
Nefesim kesiliyor, boğuluyorum.
Hâlâ yağmurun, sıcak egzozun kokusunu alabiliyorum.
Kayboldun.
Yenildim. Kırıldım.
Ve yaralı, uzvunu yitirmiş.
Asla geri dönmeyecek.
Daima bağlanmış hissedeceğim...
Benim... bir hatıram var.
Aklımdan çıkmıyor.
On yaşındaydım ve...
annem o zamanlar hâlâ hayattaydı.
Sanırım yukarıdaydı.
Ama eve gelip kapıyı açtığımda,
küçük kırmızı bir serçe içeri uçtu ve...
Ama serçe...
Pencereye doğru uçmaya devam etti, ta ki...
Boynu kırılana kadar.
Sen serçe değilsin, Sarah.
Açık kapıyı görebilirsin.
İyileştirebileceğiniz tek kişi kendinizsiniz.
Çeviri: Henok
Vay be! Şuna bakar mısın?
Courtney de yarın akşam gidiyor.
Beth, sahiden de bir şeyler yapmana onay veren
bir babanın olmasını hayal edebiliyor musun?
Delice bir düşünce.
Sözgelimi, dünyada nam salmış
kumpirlerimi kaçırmak ister misiniz?
-Alt tarafı bir akşam yemeği. -Hayır, hayır, hayır, hayır.
Sadece bir akşam yemeği değil, tatlım.
Bishop ailesinin geleneksel Noel yemeği.
Eşyalarımızı alabilir miyiz?
Evet, tabii ki. Git al canım.
-Baba? -Buyur.
Arabası ve erkek arkadaşı olmayan ve sokağa çıkma yasağı olan
tek son sınıf öğrencisi olduğumun farkında mısın?
Akıllı bir baban var gibi görünüyor.
Ha ha ha ha.
Baba, bu komik değil. Ciddiyim.
Neden gidemiyorum?
Anlaşmamıza ne oldu, ha?
Hangi anlaşma?
İznim ve onayım olmadan yetişkin olmayacağınıza
dair olan anlaşma.
Neyse, sağ ol.
Vay canına. Tatlım bu çok havalı. Küçük adam buna bayılacak.
Hadi biraz da havalı ambalaj kâğıdı seçelim, ne dersin?
Bu şekilde veremez miyiz?
Bir hediye paketlenene kadar hediye sayılmaz.
Onu öylece alamazsın.
Bu bizim ağacımız. Ağacımızı öylece alamazsın.
Senin derdin ne, kanka?
Hey. Neler oluyor, tatlım?
Telefonuma bakarken, şu adam sanki ağaç kendisininmiş gibi
sürükleyip yanımdan götürdü.
-Pekâlâ. -Afedersin bayım.
Bir hata yaptınız. Bu ağaç bizim.
Bak, bela istemiyorum.
Etikette senin adın mı yazıyor yoksa 50 dolara satılık
olduğu mu?
Hey, dostum, bak.
Ben senin dostun değilim.
19, 20.
Babam Hulk'tan daha güçlü!
Saymaya devam et, sen.
Hayatı boyunca bir motosikleti olsun isteyen
ama ne zaman motosiklet almaya gitse pısırıklaşan o sert adamı mı diyorsun?
Senin pısırıklık dediğin şey bana göre pratik olmak.
Tıpkı istediğimiz Noel ağacına pratikte sahip olmamız gibi mi?
Ergen olmayacaksın, değil mi Çilli?
Kesinlikle hayır.
-Selam. -Selam.
Sen...
bu sabah olanlar yüzünden hâlâ üzgün müsün?
Yani anlamıyorum, kızlarını bile koruyamıyorsan
neden o kadar şınav
falan çekiyorsun?
Yani Noel Ağacı parkının orta yerinde adamı
yumruklamam gerektiğini mi düşünüyorsun?
Tanrım. Söylediğim bu değildi.
Öylesine söylüyorum, baba.
Her Allah'ın günü Zor Ölüm' ü izliyorsun, değil mi?
Sence Bruce...adı her zıkkımsa, böyle bir durumda ne yapardı?
'80'lerin aksiyon kahramanları, problemleri şiddet yoluyla
anlamlı ifadelerle çözerdi.
Biliyorsun, gerçek hayat böyle işlemiyor.
Anladım. Not ettim.
Bu akşamki vaazımda bu konuya dikkat çekmeyi düşünüyorum.
Baba, hayır. Baba, lütfen.
Hayır, vaazında benden bahsedemezsin.
Sana söylemeyi unuttum, bu akşam partiye gidebilirsin.
Aman Tanrım, gerçekten mi?
Teşekkür ederim, teşekkür ederim.
Eğer çok geç kalmazsan.
Tamam mı? Evet,- gece yarısından hemen sonra. Sorun yok.
Tamam mı? Noel Baba gelene kadar dönmezsen,
sana hediye yok.
Tamam.
-Gece yarısından hemen sonra. -Evet.
Burada olacağım. Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Vay be
Buna ne dersin, ha?
Gelecek haftaki ayine
mavi saçlarla gelirsem şaşırmayın, tamam mı?
Bu ayini tamamlamadan önce,
dün başımdan geçen kişisel bir hikâyeyi
paylaşmak istiyorum.
Kızlarım ve ben, Noel ağacımız için alışverişe çıkmıştık.
Birkaç hediye alıyordum.
Son dakika alışverişi gibisi yok, değil mi?
Rebecca ve ben birkaç hediye daha almaya giderken
Sarah'yı ağacın parasını ödemesi için sırada bıraktım.
Geriye dönüp baktığımızda
bir adamın ağacımızı
kendisininmiş gibi sahiplendiğini gördük.
Onunla konuşmaya çalıştım.
Hey, dostum, bak...
Ben senin dostun değilim.
Sarah'nın gözleri bana adeta
"Baba, bir şey yapmayacak mısın?" diyor.
Ben de yaptım.
Bir şeyler yaptım.
Mutlu Noeller.
Biliyorum, biliyorum.
Rambo ya da Terminatör'e yakışır bir cümle
olduğunu söyleyemem.
Noel ağacı parkının ortasında
onu kıçının üstüne mi devirmeliydim?
Luka 18, ayet üç.
Bu ayette, kendisini mağdur eden
ve daha sonra adaletten kaçan bir zalimden
intikam almak isteyen bir kadınla ilgili bir kıssa anlatılmaktadır.
"Düşmanımdan intikamımı al," diye
gece gündüz yargıca yalvarıyor.
Ama İsa bize şöyle der:
"Bir günahkâr cezasız kaldığında,
yalnızca insan yasasından kurtulmuş olur.
İnsanın yasası başarısız olduğunda
Tanrı'nın yasası üstün gelir."
Bu yüzden sizleri, adaletin eksik olduğu bir dünyada
adalet arayan herkese son bir söz söyleyerek
baş başa bırakıyorum.
Kılıca değil,
Rabbimizin lütfuna güvenin.
Kimse yok mu?
Sen.
Burada mısın?
Kimse yok mu?
Kimse yok mu?
Selam dostum.
Hey. İçeride misin?
Hey!
Arabama dokunma.
Siktir. Bana kalp krizi mi geçirtmeye çalışıyorsun?
Hemen gitmek ister misin, orospu çocuğu?
Hadi gidelim.
Sadece seninle kafa buluyordum, dostum.
Bunu yaptığımıza sevindim.
Ama anlıyorum.
Sen tam da "Yaşlı karımı sikebilirsin
ama arabamdan uzak dur" tarzında bir adamsın.
Anlıyorum.
Geciktiğim için özür dilerim.
No comments yet. Be the first to leave one.