نخستین 200 خط.
Şu anda, bilinmeyen bir nesnenin korkunç görüntüleri geliyor.
İçinde mahsur kalan binlerce kişinin çoktan ölmüş olabileceğinden korkuyoruz.
Tahliye bölgesinden çıkış trafiği tamamen kilit durumda.
- Sizce bu ne olabilir? - Uzaylılar.
- Kesinlikle uzaylılar. - Bu, Tanrı'nın parmağı!
Bunun bir tür mineral oluşumu olduğu söyleniyor.
Spike olarak adlandırılan nesnenin ortadan kaybolduğu ânın görüntüsü.
Güney Kore'nin Busan kentinin 50 mil açığında yeniden ortaya çıktı.
Kim bunu Teksas'ta görmek ister?
Çok sayıda garip olaya neden oldu.
Uydularda toplu arıza meydana geldi.
Dünya çapında tarım bölgelerinde mahsûl kıtlığı yaşandı.
Ölümcül ayaklanmalar devam ediyor.
100 milyondan fazla kişi öldü.
Biz ölmeye devam ediyoruz, onlarsa hiçbir şey yapmıyor!
Son Dakika “Uzaylı 'Spike”a Karşı “Tanrıkatili” Füzesi!
Deneysel Silah “İnsanlığın Son Umudu' Olarak Fırlatıldı”
12 yıl...
...1438 zıplama sonra...
Canım Kızım Amber Lien
Sevgili Kocam Walt Lien
Doğum günün kutlu olsun, bebeğim.
Tamam.
Organik Karabuğday Balı
Hay amına koyayım ya!
Tamam, sıkıntı yok, hâllederiz.
Neredesin? Hadi, hadi. Evet, işte buradasın...
İstediğiniz kadar arayın, pislikler, param maram yok işte.
Ne oluyor lan? Niye bu kadar uzun çıkıyorsun ya?!
Thalia, sanırım bankadan arıyorlar. Evet, burada.
Alo?
Hadi ya, bu çok garip.
Üzgünüm, evet, bütün gün telefonumun başındaydım...
Bir kez bile çaldığını duymadım.
Evet, hanımefendi. Bir işim var. Şu anda kamyonumu yüklüyorum...
...yarın erkenden arılarımla birlikte Kaliforniya'ya gideceğim. Ve...
Tamam. Bakın, bademlerin ne zaman tozlaşacağına ben karar vermiyorum...
İki haftaya yüklü bir çek gelecek, tamam mı? Hoşça kalın!
Tatlım, yardıma ihtiyacın olursa...
Yapma baba, sen ve annemde para mı var? İdare ederim ben.
Yükleme konusunda yardım demek istemiştim.
Biraz vakit geçirip...
Baba, yardıma ihtiyacım yok, tamam mı?
Bu günün senin için zor bir gün olduğunu biliyorum...
...yine de onları ziyaret etmemize izin verdiğin için gerçekten minnettarım.
- Herkes için çok anlamlıydı. - Baba, sus!
Bir dahaki sefere mezarların etrafını temizle bâri.
Bu çok saygısızca.
Thalia'nın Baldan Tatlı Balı
Hadi bakalım kızlar. Toplanalım.
Tanrım, çok ağırlaşmışsınız.
Anneniz size ne yediriyor böyle?
Sizi arı diyetine sokacağım. Arılar için olan diyete.
Bu bütün gece sürecek.
Bu ne amına koyayım?
- Günaydın, Kai. Seni uyandırdım mı? - Ciddi misin, Jenna?
Dave'in cenazesinde güzel bir konuşma yaptın.
- Çok güzeldi. - Burada ne yapıyorsun?
Bir haftadır herkesten kaçıyorsun, dostum.
Bak, biraz zamana ihtiyacın olduğunu anlıyorum...
...ama işi bu kadar uzun süre asarsan sonunda kovulursun.
Fark etmez.
Dave olmayınca, artık evin masraflarını karşılayamıyorum.
Ne yani, Dave'in arabası senin yeni daimi ikametgâhın mı olacak?
Evet, öyle olacak; çünkü onu hareket ettiremiyorum.
- Kai. - Kilidi açar mısın, lütfen?
Bu pisliği temizlemelisin. Sana ceza kesmediğim için şanslısın.
Ne için ceza keseceksin?
Yere çöp atmak, şüpheli davranış...
...yasa dışı park, halka açık alanda içki içmek.
İçindeki içki değil, sidik.
Kai, seni seviyorum; ama buraya gelmeyi bırakmalısın...
Bu, senin için iyi değil.
Kilidimi akşam geri getirirsin.
Ben de seni seviyorum, abla.
Ballandım! Arıcının Bahçesinde Üretilmiştir
Spike Cam Satış Noktası
Kaliforniya Eyalet Sınırı'na 288 mil
Yorgunum.
Uyuklamayı bırak, aptal sürtük.
Hayır!
Siktir!
Sokayım, sokayım...
- Bayan, iyi misin? - Evet, iyiyim.
Çok özür dilerim. Benim hatamdı. Yolun ortasında duruyordum.
Hayır, sorun değil. Ben daha dikkatli olmalıydım.
- Aslında, bana yardım eder misin? - Evet, tabii.
Bu kayışları ayarlayacağım, sonra sana söylediğimde sıkabilir misin?
- Tamam. - Tamam, sık.
Tamam, harika. Teşekkürler.
İyi misin?
Evet, kusura bakma. Kahretsin.
Sanırım şarampole yuvarlandığımda...
...dizimi çarptım.
- Tekrar özür dilerim. - Sorun değil.
Tanrı'm; senin iyi olup olmadığını sormadım. İyi misin?
Evet, iyiyim. Evet, tek bir çizik bile yok.
- Bu arada, ben Kai. - Ben de Thalia.
Üzgünüm, sadece... Arılarım için endişelendim.
- Evet, arıcılık yapıyorsun demek? - İyiler.
- Bu çok güzel. - Evet.
Pardon, bacağına bakabilir miyim?
- Ne? - Sorun yok. Ben acil tıp teknisyeniyim.
- Hayır, iyiyim. - Sadece, dizini kötü çarpmış gibisin.
Hayır, muhtemelen sadece bir çürüktür.
- Emin misin? - Siktir! Ne olmuş böyle?
- Of, kırılmış! - Hayır, sadece biraz şişmiş.
- Burada otur, tamam mı? - Tamam.
Çantamı getireyim. Hemen dönerim, tamam mı? İyi olacaksın.
- Kalkma. - Of.
Aşırı şişmiş.
Hay sokayım.
Hay sokayım.
Aldım. Dokunma.
Kırılmadığından emin misin?
Kırılsaydı, üzerine basamazdın.
- Hop böyle... Çok sıkı oldu, çok sıktı... - Sıkı olmak zorunda, bana güven.
- Tamam mı? - Tamam.
Çok kötü görünmüyor, bu yüzden bunu güzelce ve sıkıca saralım...
...ve daha da kötüleşmesini önleyelim.
Değil mi...
Harika baldırlar. Ne?
Bir şey mi dedin?
Dedim ki...
Dedim ki sen...
Daha sonra baldırlarıma buz koymam gerekir mi?
Baldır değil, diz bu.
Evet.
Yani, bacak, diz, baldır, hepsi aynı işte. Yani, sen doktorsun, o yüzden...
Şey, acil tıp teknisyenleri doktor değildir aslında.
Gerçekten mi? Nesiniz o zaman?
Aslında, onların yaptığı her şeyi biz de yapabiliyoruz...
...ama onlardan daha az maaş alıyoruz ve kırmızı ışıkta geçebiliyoruz.
O senin ambulansın mıydı o zaman?
Yani, istersen olabilir.
Anlamadım?
Şaka yapmaya çalışıyordum sadece.
- Bana pek şaka gibi görünmedi de... - Yo, sadece dalga geçiyordum.
Bilmiyorum, sanki havalı arabanı kullanarak...
...bana asılmaya çalışıyormuşsun gibi geldi.
- Hayır, yemin ederim niyetim o değildi. - Tamam.
O benim arabam bile değil.
Ölen arkadaşımın arabası...
...ve sana yavşamak için ölü bir arkadaşımı kullanmam, tamam mı?
Neyse.
Yola çıkmaya hazırsın.
Arkadaşın için çok üzüldüm.
Evet, yani, böyle şeyler olur.
Yani, artık çok sık oluyor, değil mi?
Havalı olan o'ydu.
Arabası da öyleydi.
Sana kesin yavşardı.
Muhtemelen dizimi iyileştiremezdi ama.
Hayır, iyileştirebilirdi. O bir doktordu.
Şey, ben gitsem iyi olacak. Yolum uzun.
Evet, tabii.
- İyi yolculuklar, Thalia. - Sağ ol, sana da.
Dostum.
- Adım Kai. - Evet, biliyorum.
Sadece dostça davranmaya çalışıyordum. Bilmiyorum.
Bak ne diyeceğim.
Yakala.
Bal.
Yardımın için teşekkürler, doktor.
Ne oluyor lan?
Tanrı'm, arılarım nereye gitti?
Arılarım nereye gitti?
Bu ne amına koyayım ya?
Tanrı'm, neredeler? Römork nerede?
- Nereye gittiler? - Hayır! Hayır!
Orospu çocuğu! Hayır!
Bu da ne? Bu da ne?
- Ne oluyor lan? - Aman Tanrı'm, Spike zıpladı.
- Tam buradaydı. - Spike zıpladı.
- Onun işi. Onun işi olmalı. - Olamaz!
- Pekâlâ. - Nereye gitti? Olamaz!
- Tam buradaydın. - Tamam.
- Tamam, yani... - Ne oluyor lan?
Tamam, yani...
Sanki, iki arazi parçası bir şekilde yer değiştirmiş gibi.
Ne? Spike bunu yapamaz, değil mi? Böyle bir şeyin olduğunu hiç duydun mu?
Eğer... araziler yer değiştirmişse, o zaman belki de tüm eşyalarımızın olduğu kısım...
Bu nehir gibi görünüyor, belki de yakındadır.
- Belki de yakındadır. - Evet! Evet!
Şu tepelerin öbür tarafında bir nehir olduğunu biliyorum, belki de...
Evet, öyle olmalı! Tamam! Hadi yapalım şunu! Evet!
Siktir, bunlar Arizona ağaçları değil.
İyi misin?
- N'oluyor! - Of! Bu ne boktan bir şey böyle ya!
Bir Tanrı var ve bizden nefret ediyor!
Elimi kestim!
Dostum, kalkabilir misin lütfen? Bu işi hâlletmemiz gerekiyor.
Tamam. Belki de burası Florida'dır? Ve bu bir balık. Neden burada bir balık var?
Baksana, bir şey buldum.
- Ne buldun? - Pizzacı. Doğu Washington'da.
Washington 19 saat uzaklıkta.
Tamam. Hâlâ yetişebilirim. Hâlâ yetişebilirim.
- Evet. Acele etsen iyi olur. - Aynen. Sağ ol, Kai.
Kilitli.
Ne yapıyorsun?
No comments yet. Be the first to leave one.