نخستین 178 خط.
CU LI NEVER CRIES
Uzun bir yolculuğun ardından...
...kırık bir vazo...
...ve küçük bir hayvanla geri döndüm.
Eski kocamdan kalan yegâne miraslar.
Uzun zamandır birbirimizi görmemiştik.
Bu nedenle...
...cenaze töreni, uzun zamandır gömülü olan anıları ortaya çıkardı.
Bugünden çok uzak bir zamandan.
Sadece benim yaşımdaki insanların hafızasında var olan bir zamandan.
Kişisel ve tarihsel anılar.
Yabancılaşma hissi.
Eve döndüm.
Hiçbir yere varmayan bir yolculuğa çıkmış gibiydim.
Yaşadığım yeri tanıyamıyordum.
Sokaklar pek tanıdık gelmiyordu.
Evim, gerçek evim değil gibiydi.
Unutulmuş olan tanıdık...
...tanıdık olansa yabancı gelmeye başlamıştı.
Dönmüşsün.
Vân, bak kim geldi.
Öğrencileri uyandır.
Uyanın. Uyanın!
Çocuklar.
Bakın kim geldi.
Çocuklar.
Hadi.
Uyanın.
Niye bu kadar geç saatlere kadar kalıyorlar?
- Geç mi? - Aileleri onları almaya gelmedi mi?
- Oha, saat 21:30 olmuş. - 21:30 mu?
Alarmı kurduğunu sanıyordum!
Teyze, 20:30'da döneceğini sanıyordum.
Gitmeliyiz.
Lütfen onlara göz kulak ol, teyze.
Bu gece burada kalacaklar.
Peri masalı gibi; ama lânet yer kapalı!
- Sana da hiç güven olmuyor! - Gelinliği kendim deneyemezdim ya!
Bunu beğendin, değil mi?
Yarın sabah sipariş ederim.
Diğer insanlar bir yıl boyunca hazırlanıyor.
Sense, her zaman son saniyeye bırakıyorsun.
- Ya yağmur yağarsa, erteleyecek miyiz? - Sadece fotoğraf çekimini, düğünü değil.
Düğüne daha haftalar var.
Kes şunu.
Annene bile söyleyemedin.
Karnım büyüdüğünde ne yapacağız?
Ya sen?
Sen de teyzene söylemedin.
Teyze, haftaya cumartesi boş musun?
Quang'ın ailesi nişan töreni yapmak istiyor.
Ne?
O gün evde olabilir misin?
Neden bu kadar âni oldu?
İki aile de yıl sonu konusunda anlaşmıştı.
Fikirlerini değiştirdiler.
Hadi ya?
Belki de uğurlu tarihleri kontrol etmişlerdir.
Bilmiyorum.
Hamile olduğunu söyleme sakın.
Yok canım.
Öyle bir şey yok.
Neden böyle düşündün ki?
Sadece sordum.
Çocuklara şeker yok demiştin, değil mi?
Tütsü yandı ve bitti. Adakları indireyim.
Hayır!
Dokunma ona, o senin amcan.
Hayvan vazoyu kırdı, ben de külleri ona koydum.
Bunları yiyeceğinden emin misin?
Veterinerlik lisansım üzerine bahse girerim.
Günde iki çekirge verin.
Taze meyveyle birlikte.
Vahşi hayvanları beslemek istiyorsanız...
...kendilerini doğada gibi hissetmelerini sağlamalısınız.
Benim dükkânım, tüm o süslü vitrinleri olan büyük dükkanlar gibi değil.
Doğru.
Hayvanat bahçelerinde hayvanların bakması için doğal manzaralar çiziyorlar.
Evet, hanımefendi.
Bende de küçükken sizinki gibi bir tane vardı.
Ama o zamanlar henüz acemiydim, o yüzden sadece bir hafta yaşadı.
Şehir artık çok kirli ve cu li de hassas bir hayvan.
Ormanlarda asla rastlamayacakları hastalıkları şehirde kaparlar.
- N'oldu? - Dizim...
Yaşlanıyorum işte.
Geçen hafta dizimi çarptım ve hâlâ mosmor.
Buyurun.
- Bitkisel losyon mu? - Evet, ama içmeyin.
Tapınaklarda kullanılan pirinç şarabı ile karıştırın.
Sonra morarmış bölgeye masaj yapın.
Çok iyi gelir.
50,000 dong tuttu.
- Losyon benden. - Yok, olur mu öyle şey...
Kendinizi kötü hissederseniz, tekrar gelin.
Çok naziksiniz.
O mu o kocaman dev?
Merhaba Bay Kırmızı.
Merhaba Bay Mavi.
Kurt, git buradan.
Bayan Vân evde değil.
Ne kurdu?
Onu aradığımı nereden biliyorsun?
Sen kötü kurtsun, içeri giremezsin.
Dinle, o masalı unut gitsin.
Dışarısı çok sıcak, ya hastalanırsam?
Sıcaktan korkuyorsan erkek değilsin demektir.
Korkmuyorum.
Bayan Vân'a, ona bir hediyem olduğunu söyle.
Hediye nerede?
Delirdin mi sen? Çok sıcaksa evine git.
Niye telefonlarımı açmadın?
İçeri girme.
Mumu üfle.
Ne diledin?
Yüzük çok sıktı, çıkaramıyorum.
Ne dilediğini sordum?
Bakayım.
Bu bir nişan yüzüğü, neden çıkarıyorsun?
Doktor, ellerimin daha da şişeceğini söyledi.
Düğüne kadar takılı kalabilir mi?
Değiştirebilir miyiz diye sormayı unuttum.
Bay Quang damat, Bayan Vân gelin.
- Değiştirebilirsiniz - Öyle mi?
Size zaten söylemiştim...
“...evlilik iptal olursa iade edebilirsiniz” demiştim ya.
Ona daha büyük numara bir yüzük almasını söylemiştim.
Parmağınızın ölçüsünü alalım.
Elinizi verin.
Bu boyutta İmparatoriçe Xiaozhaoren yüzüğümüz yok.
Yüzüklerin isimleri mi var?
Tekrar kontrol edebilir misiniz, lütfen?
Peki ya bu mor olan nasıl?
Zevklisiniz.
Bu lavanta mavisi bu yıl çok moda.
Çabuk tükeniyor.
Nasıl buldun?
Bir daha yapsana.
Burada ne arıyorsun lan yavşak?
Üniformamı görmüyor musun, iki aydır burada çalışıyorum.
Çok şanslısın.
Ne şansı lan, başka seçeneğim mi var sanki.
Hiçbir avantajı yok, sadece bedava bilet var.
Bu o mu ve onlar da anaokulu çocukları mı?
Merhaba tatlım!
Ne “tatlım”ı lan!
O bizden daha büyük.
- Merhaba, hanımefendi. - Merhaba.
Bize bir yemek borcu var.
Ona koltuk çıkar mısınız?
Saçma sapan konuşma.
Baba çulsuz değil, oğlum.
- Harika, bu şarkının adı ne? - Bu şarkıyı bilmiyorum.
- Daha önce duymadın mı? - Hayır.
- Öyle mi? Kaç yaşındasın? - 21 yaşındayım.
- Yüzüğü aldınız demek? - Beğendiniz mi, hanımefendi?
Çok güzel.
Bundan sonra lütfen bana anne de.
Kusurumuza bakmayın.
Sadece ikimiz varız, bu yüzden daha iyisini hazırlayamadık.
- Gayet güzel. - Büyüklerin sözünü kesme.
Kendimi tanıtayım.
Adım Ma Văn Minh, ailenin reisiyim.
Bu nişan töreninin başkanlığını yapmaktan onur duyuyorum.
Sevgili nişanlı aileleri...
...bugün damat tarafı yedi hediyelik tepsi getirdi.
Bununla birlikte, cüzi bir miktar para katkısı da sundular.
İki anne, lütfen tepsileri açın ki nişanlıların ailesi de görebilsin.
Buyurun, lütfen.
Ve son bir şey daha var.
Düğünden sonra...
...gelini hemen götürmek istiyoruz.
Kırsala mı?
Şehirde kalacaklarını sanıyordum?
Sana bunu yapmamanı söylemiştim.
Müjdeyi aldığımızda, ailelerimiz bu konuyu konuşabilir.
Doğurmasına, sadece 6 ay kaldı.
Neden böyle şeyler söylüyorsun?
Keşke evde kalsaydın.
No comments yet. Be the first to leave one.