نخستین 199 خط.
Kaybolmak istemiyorum
Siktir.
Siktir.
Siktir ya!
ÇAMAŞIRHANE
KAYBOLMA
-Herkese yetecek kadar bagel var. -Burası ufak bir yer ama...
Dokuz farklı çeşit var.
Vay canına.
Tanrı aşkına, Bess. Soyuldun mu?
Size bin kez ekstra kilit takayım dedim.
Hayır. Sorun yok. Soyulmadık. Dağınıklık için özür dilerim.
Misafir beklemiyordum. Not defterimi kaybettim.
-Tüm şarkılarımı yazdığım defteri. -Buzdolabında mı?
Gözlüğünü kaç kez ecza dolabında buldum?
-Doğru. -Güzel evmiş. Karakterli.
Topluyken çok daha büyük görünüyor.
Hayır, evlendikleri zaman çok fazla yerleri olacak.
Sonra da Marie Kondo izleyip etrafı toplayıp neşelenirler.
Sen de pantolon giyip bizimle bagel brunch'ına katılsana, Bess.
Evet. Dokuz farklı çeşit "smears" var.
Schmears.
-Smears olacak, baba. Smears. -Hayır, Schme... Schmear.
-Schm... -"Smear" fiildir. Schmear isim.
Jeopardy!'de izlemiştim. Karışık sorular. 1.000 puan için.
Ananaslı ve Hindistan cevizli var.
Çok üzgünüm, G Ana ama işe gitmem gerek.
O yüzden en iyisi...
Pardon.
Kapıyı kapatayım. Evet.
-Tamam, herkes gelsin. -Lütfen herkes gelsin.
Kim ne istiyor?
Seni anlıyor. Birbirinize çok uyuyorsunuz.
Fikir değiştirdiğine memnun olmadın mı?
Selam.
Selam.
Partide teşhircilik yaptığım için özür dilerim.
Günlerinin en önemli anı oldu.
Kız kardeşimle bütün gün kavga edebilirim ama seni incitme fikri...
Dayanılmaz.
Yaban mersinli ezme.
Yaban mersini yaratıcılığı artırır.
-Sağ ol, G Ana. -Anne, acaba sen...
-Tamam, beta. -Birazdan çıkacağım.
Ona yiyecek bir şey veriyorum. İlhama ihtiyacım var dedi.
-Birazdan çıkarız. -Tamam ama antioksidanlar...
Güle güle.
Dün trenle dönerken yeni bir şarkı yazmaya başladım
ve söz defterimi sırt çantama koyduğumu sanıyordum.
Tren işletmeleri sözlerini alabilir ama azmini alamaz, Boo.
-Şarkıyı hatırlıyor musun? -Dört kelime falan.
Jeremy'nin bir plak şirketinde tanıdığı var
ve yetkiliye beni dinletecek.
Beş şarkı söyleyebilirim ama sadece dört şarkım var.
Bir sürü harika şarkın var.
Evet ama onları uzun zaman önce yazdım. Şu anda farklı biriyim.
Endişelenme, Bess. İyi fikirler yine gelecek.
Merhaba, ben Broadway'in Kralı, Louie King.
Tiyatro hayaletleri gerçekten var mıdır?
David Belasco meşhur Belasco Tiyatrosunu yaptı
ve bazen izleyicilerin arasında oturduğu görülüyor.
Tuhaf olan şey, kendisinin 1931'de ölmüş olması.
Beni çek, Phil. Sağ ol.
Judy Garland'ın hayaleti sık sık Palace Tiyatrosunda
orkestra çukurunda onun için yapılan özel kapıda görülüyor.
Tiyatro her gece Judy için hayalet ışığını yanık bırakıyor.
Çok detay var. Ben de bunu demeye çalışıyorum.
Tanrı ayrıntıda gizlidir derler, Phil.
Hayalet ışığı ne mi?
Tiyatro boşken o ışığı yanık bırakmak adettir.
Böylece hayatları yarım kalan hayaletler geri dönüp sahnede oynayabilir.
Hepsini çekiyor musun?
Gökyüzünde katman bulutlar var, arkadaşlar.
Phil!
Son termometrem üzerine bahse girerim ki yağmur yağacak.
Efsanenin sonundayım, Phil.
Ben Phil Munchin, bugünkü hava durumunu bildiriyorum.
Hava durumu vlog'u değil bu.
Senin vlog'un sıkıcı. Bunu demeye çalışıyorum.
-Ben sıkıcı değilim. -Vlog'un sıkıcı.
Bunu nasıl söylersin?
Kamerayı ver. Kendim çekerim. Bırak. Bırak!
Kaybolmak istemiyorum
KAYBOLMAK İSTEMİYORUM
Kaybolmak istemiyorum
Görmüyor musun beni? Hâlâ buradayım
Pardon, kimse yok sanmıştım. Kapıyı kapatabilirim.
Kapatmayın.
Bir ruh benimle duvarlardan konuşuyor sanmıştım.
"Görmüyor musun beni?" mi dediniz?
Hâlâ buradayım
Çok güzel.
Öylece kalkıp gidemezsin, büyükbaba.
-Pardon. Sizi rahat bırakalım. -Ona yardım ediyorum.
-Aslında ediyordu. -Gördün mü?
O bir şairdir.
Evet. Evin içinde.
-En sevdiğim yazardır. -Fazla kitap okumuyor.
Beni kucağına attıklarında kütüphanede hademe olarak çalışıyordu.
Hayallerine sahip olmasını istedim.
Doğrusu ben sahip olabileyim diye o vazgeçti.
Ne için savaştığını biliyor musun? Biliyor musun?
Çok akılda kalıcı. 11 kez hit oldu.
-Pardon? -Hadi, büyükbaba.
İnternet'te 11 kişi izlemiş. Beş dakikada bir bakıyor.
Beş dakikada bir değil... Süreci takip etmeye çalışıyorum.
-Özür dilerim, gitmem gerek. -Ama yeni geldin.
Biliyorum. Özür dilerim. Gitmem gerek.
İşte kanıtlar.
Bence Phil'e bir özür borçlusun, Louie. Çok sabırlı davrandı.
Phil bana özür borçlu. Sıkıcı olduğumu söyledi.
Aynen böyle dedi. Hayalet ışıklarından bahsediyordum.
Hayalet ışıklarını çok severiz, değil mi, Bess?
-Hayalet ışığı nedir? -Kanıt A.
İşte bu yüzden vlog'um önemli.
Fırtına uyarıları da aynı şekilde önemli.
-Bence Louie'nin yapmaya çalıştığı... -Bence bu konuşmanın konusu
fırtına uyarıları mı yoksa hayalet ışıkları mı daha önemlidir değil.
Bence konumuz karşılıklı saygı.
Şimdi olmaz, Zack.
-Videonu 17 kişi izlemiş, Bess. -Şimdi olmaz, Louie.
-Sadece 17 mi? -Çok fazla değilmiş.
Çok az demek istiyorum ben de.
Başlangıç. Bir yerden başlamak lazım.
-Aynen öyle. -Louie'nin düşüncesi...
Kamerasını kırdığın için Phil'den özür dilemenle başlayalım.
Arada bir alacağın eleştiriye dayanamıyorsan
gösteri işinde olmamalısın, Phil.
Şey...
Neden geldin?
Neden mi geldim? Louie aradı. Canı çok sıkkındı.
Canı sıkıldığında sorununu kendi çözemiyor mu?
Bana ihtiyacı vardı, ben de geldim.
Doğru. Çocukluğunuzdan kalma kalıp.
Burada sorunu olan ben değilim.
Louie beklentilerini karşılayacak.
Sorunlarını çözemeyeceğini düşünürsen çözemez.
Herkes Phil'in tarafını tutuyormuş gibi geldi.
Phil zalimlik yapıyordu ve Louie de kendini korumaya çalışıyordu.
Burada kendimizi böyle savunmayız. Louie bir yetişkin.
Yetişkin ve değil.
Sürekli yardımına koşarsan hiçbir zaman da olmayacak.
Aramalarını göz ardı etmeyeceğim.
Her zorlu ana müdahale ederek onun arkadaşlarıyla
arasında bağ kurmasını engelliyorsun.
Müdahale etmek mi? O benim abim!
İzin verirsen bu senin hayatını ele geçirecek.
Kendi hayallerini ötelemeye başlayacaksın. Yarım hayat yaşamak için çok gençsin.
Bess, Louie'nin bu dünyadaki yerini bulmasını istiyorsan
her aradığında telefonu açamazsın.
Anlamıyorsun. Anlamıyorsun işte.
Ya açmadığım zaman biri cüzdanını çalmışsa, yolunu kaybetmişse
ya da feci bir dayak yemişse?
Çünkü onu da gördüm.
Her aradığında açacağım.
O zarar görmeyecek. Ben varken görmeyecek.
DAHA FAZLA AŞK
22 İZLENME
FRIENDS JENERİK ŞARKISI
23 İZLENME
Bana yardım et.
Lütfen.
Ya ışığı açık bırakırsam
Karanlığın arkadaşı olsun diye?
Yanıyorsa hayalet ışık
Bir şeyi içeri davet ederiz
Karanlık özgür bıraksın korkularını
Senin sürekli yuttuğun
Sesimi ödünç alsın şimdi
Ya karanlık şarkı söyleyebilse
Bö!
Neler vermezdim sırf bir gece için
Parlayayım da beni gör diye
Ama ben sadece Işığın yokluğuydum
Parlamıyorum
Kimse görmüyor beni
Ella?
İşte buradasın.
Tamam.
Nasıl bitireceğim?
Kimse görmüyor beni
Sen de mi görmeyeceksin?
Sen de mi?
HAYALET IŞIĞI KAYBOLMA
En yüksek sıcaklık 17 derece.
Kayıt yapıyoruz, Phil. TV'yi kıs.
Merhaba, ben Broadway'in Kralı, Louie King.
Murray Hill 34'üncü Cadde 888 numaradaki Schaller Konutu'ndan bildiriyorum.
Bugün Hamilton'ın "Aaron Burr, Sir"ünün iki parçasını söyleyeceğim.
Başlat, Ted.
New York City Pardon. Siz Aaron Burr müsünüz, beyefendi?
Duruma bağlı. Kim soruyor? Şey, tabii, efendim
Ben Alexander Hamilton Hizmetinizdeyim, efendim
Ben de seni arıyordum Geriliyorum biraz
Louie! Hava durumunu duyamıyorum. Eminim Ted ve Zack de sıkılmıştır.
Ben Hamilton'ı hava durumuna tercih ederim.
Katılıyorum, efendim.
Phil kıskanıyor.
Benden bahsetme. Sana imzalı izin vermedim.
No comments yet. Be the first to leave one.