Love Is in the Air

Love Is in the Air (Amour & turbulences)

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Love is in the Air 2023 720p NF WEBRip DDP5 1 Atmos x264-EDITH
Love is in the Air 2023 1080p NF WEBRip DDP5 1 Atmos x264-ETHEL
Love Is in the Air 2023 720p NF WEB-DL DDP5 1 Atmos x264-CMRG
Love Is in the Air 2023 1080p NF WEB-DL DDP5 1 Atmos x264-CMRG
Love is in the Air 2023 720p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]
Love is in the Air 2023 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
ناشر hadilan
[Resmi alt yazıdır, "NETFLiX" WEB-DL/WEBRip versiyonlarla uyumludur.]

برچسب‌ها

webrip
web
x264
720p
720
BRip
1080
Web-DL
web-dl
WEB-DL
TS
YTS
تاریخ انتشار: 2023-09-28
تعداد دانلود: 20
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Doug.

Lofton Homestead'den Foxtrot November Bravo'ya. Yanıt ver.

Foxtrot November Bravo'dan Fullerton Hava Yolları'na.

Kargo teslim edildi.

Merkeze dönüyorum.

Anlaşıldı. Çabuk ol.

Sıradaki tur grubu 20 dakikadır bekliyor.

Tamam, anlaşıldı. Geliyorum.

...Bravo, burası Lofton Homestead.

Yanıt ver.

Lofton Homestead, seni duyuyorum.

- Ne oldu? - Yaşlı köpeğimizi yılan sokmuş.

Durumu kötüleşiyor. Hemen Dr. Justman'a gitmeliyiz.

Yardım eder misin?

Merak etme Michelle. 20 dakikaya gelirim.

- Sen onu hazırla, olur mu? - Görüşürüz. Tamam.

Fullerton, duyuyor musun?

- Evet. - Dr. Justman'ı ara.

- Doug'ı ona götüreceğim. - Ne?

Buradaki müşterilerimiz artık kök saldı.

Acil bir durum. Yılan sokmuş.

Yılan mı sokmuş? Oraya gitmeye yetecek yakıtın var mı?

İdare ederim.

- Selam Dana. Neyse ki yakındaymışsın. - Kemerini tak.

FULLERTON HAVA YOLLARI

Bu kızla ne yapacağım?

Havada supaplar sorunsuzdu Nik.

Bir zahmet. Çok para döktüm.

Kazıklanmışsın.

Ya uçağına para ödeyen müşterilerin olmasaydı Mike?

Böyle devam et Jeff.

Beni erkenden mezara mı sokacaksın?

Turp gibisin. Spor mu yapıyorsun?

Evet, aslında... Konuyu değiştirme.

Uzak hava desteği yerine müşterilerimizle ilgilenmelisin.

Dur. Bir uçuş daha mı kaybettik?

Doug'a yardım etmeliydim.

Çok zor durumdayız.

- Daha önce de bunu yaşadık. - Böylesini değil.

Parçaların fiyatı hep yükseliyor.

İnsanlar kargo, malzeme veya ilaç götürmemi isterse

ya da Doug'ı Dr. Justman'a götürmek gerekirse

ödeme yapmış turistlerin uçuşu gerçekleşmeyebilir.

Kusura bakma ama uçağımızın uçabilmesi için

kâra odaklanmamız lazım.

Baba, annem Fullerton Hava Yolları'nı uzak hava desteği için başlattı.

Esas amacı buydu.

- Biliyorum Dana ama... - İşler yoluna girecek.

Daha fazla sefer ayarlayalım veya gece uçuşlarına başlayalım.

Tüm gün havada kalamazsın Dana.

Kendine biraz vakit ayırmalısın.

- Bana yine söyletme. - Dana, ciddiyim.

- Annem hep derdi ki... - Tatlım.

"Bir şey istiyorsan kendin yapacaksın."

- Söyle bakayım. - Kendin yapacaksın.

Kendin yapacaksın.

Beni ararsanız zemin kontrolüne gidiyorum.

Sana çok benziyor Clara.

LONDRA

ITCM FİNANS

Fullerton Hava Yolları.

Kâr marjı yıllardır düşüşte.

Pek iyi gitmiyorlar.

Hayır. "Pek iyi gitmiyorlar" denilmez.

Profesyonel olmaz.

Onlar âdeta...

...kan kaybediyorlar.

Kan kaybediyorlar. İşte bu güzel. Kulağa sert geliyor.

Evet.

Yapabilirsin.

Yerimizde sayıp duruyoruz.

Yarın öğlene kadar bir ihale teklifiyle bana gelmelerini söyle.

Kararlı davranmalarını istediğimi ilet.

Gel. Alex, yapma lütfen.

Kırkta anlaşabiliriz. Elliyi hakaret sayarım.

Güzel.

Kapatmam lazım. Oğlum geldi.

Tamam.

- William. - Selam baba. Seni görmek ne güzel.

Kurul toplantısı başlayacak, sadece birkaç dakikam var.

- Tamam. - Pekâlâ...

Takım liderin iyi bir iş çıkardığını söyledi.

Hatırladığım kadarıyla matematikten ziyade beşerî bilimlerde

daha iyiydin.

Beni memnun edecek şekilde anlatıyor olmasın da.

Ona rüşvet vermem iyi bir fikirmiş.

Ufak görevin nasıl gitti? Bana ne anlatacaksın?

O konuya girmeden ben... Sana teşekkür etmek istedim.

Seninle çalışmayı iple çekiyorum.

William, fazla vaktim yok.

Tabii, doğru.

Peki.

E-postanda konsolidasyon için olası alanları belirlememi söylemiştin.

Biraz araştırma yaptım.

Fullerton Hava Yolları.

Kâr marjı yıllardır düşüyor.

Âdeta kan kaybediyorlar.

Ama kurtarılabilir aktifleri var.

Havacılık ekipmanları, uçakları, mülkleri...

Şirketi kapatıp bunları satarsak

borçlarını da kapatabiliriz.

İtiraf edeyim, biraz şaşırdım.

Çok iyi bir iş.

Sen bunu hallet.

Nasıl yani?

Fullerton'a gidip bu işi hallet.

Tabii. Olur.

İyi de Fullerton, Avustralya'da.

Evet.

Uzun bir uçuş.

Doğru kişinin ben olduğumdan emin misin?

Çünkü benim yapım pek...

Avustralya'nın doğası zor.

Yine de satıştan önce

gerekeni yaptığımızı göstermeliyiz.

İşleyişlerini, hesaplarını incele.

Her detaya bak, sonra da...

Tamam.

Neden ben?

Çünkü...

Seneye yardımcı müdür olarak seni önermeyi düşünüyorum.

Vakti geldi. Artık gerçek sorumluluk almalısın.

Vay be.

Vay be.

- Teşekkür ederim. - Daha teşekkür etme.

- Tamam. - Eğer...

Eğer bu şirkette yönetici pozisyona geleceksen

gerekeni yapabileceğini göstermen lazım.

- O da... - Avustralya.

- Avustralya. - Doğru.

Kurul haftaya yine toplanacak.

Bu işi hallet, sonra onlara bizzat sun.

Tamam.

Gayet güzel.

Pekâlâ.

- William. - Efendim?

Bu çok önemli.

Evet.

Beni pişman etme.

Asla.

Tabii ki efendim.

1996 BMW K1100RS.

Feci bir şey.

Ne kadar istiyor?

15.000 mi?

Sıra bende.

- Çok şaşırdım. - O yüzden berbatsın.

- İyi atıştı Nik. - 1996 BMW K1100RS'ye ne ödersin?

- Kaç kilometre gitmiş? - 35.000.

- 8.000 olsa? - İşte bu.

Bir şey diyeyim.

Dana 1997 BMW'min arkasında Lang'in tarlasına giderdi.

Galiba ikimiz o zamanı farklı hatırlıyoruz.

Tamam. Lütfen yine çıkın.

- Pek beklentiye girme. - Onu boş ver.

Aşk hayatıma kafayı takmış.

Pardon? Hangi aşk hayatın?

Biraz daha dışarı çıksan yeter.

Kusura bakma D ama haklı.

Haklıyım tabii.

Sorun ne ki?

- Biriyle çıkmak çok eğlenceli. - Çıkmaya vaktim mi var?

Evet, mesele de bu.

Tüm hayatını işine adayamazsın.

Biraz kendine vakit ayır.

Bir şey ima etmiyorum, iğrençleşme.

İşini sev. İşini severek yap. Hiç çalışıyormuş gibi gelmez.

Öyle demezler mi?

Evet ama bu konuda kafayı bozmamalısın.

Jeff haklı, belki de biraz geri çekilmeliyiz.

Günü kurtarmayı güçlü tiplere bırakabiliriz.

Hadi ama. Biraz sakin olun.

Ben ne yaptığımı biliyorum.

Öyle mi?

Dana ne derse doğrudur.

Hayır, ne dersem doğru değil.

Sadece Fullerton her zamanki gibi olsun istiyorum.

Annemin yarattığı gibi.

Ben de onu özlüyorum. Hepimiz özlüyoruz.

Çok özeldi. Öylesi milyonda birdir.

Endişeleniyorum, bir aşamada ayakların yere basmalı.

Yoksa hayat yanından uçup gider.

- Bu konuşmaya hazırlandın mı? - Evet, aynada.

Uçmakla ilgili kelime oyunu. Çok zekice.

Ben gidiyorum.

Unutma, hayat yanından uçup gitmesin.

Tabii. Sekizde Will'in ofiste görüşürüz.

- Peki. Güle güle. Seni seviyorum. - Ben de seni.

Başka nerede olacaktım ki?

- Günaydın canım. - Günaydın Jeff.

Pekâlâ.

Bugün programda ne varmış?

Nikki!

Günaydın ekip.

Bugün nasılsınız...

Sonunda gelmişsin.

Bu sabah şaşırtıcı bir haber geldi.

Üç gün önceki e-postayı mı diyorsun?

O e-posta mı Jeff?

Evet, idari işleri biraz boşladım.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left