نخستین 200 خط.
Hayır!
Sür Ya Da Öl'de daha önce…
Onu Kamçı'yla gördüm. Kamçı'yı sizin evde gördüm.
Yirmi yıldır arkadaşlar.
- Yalancı! - Yakın arkadaşlar.
Hey.
Cam kapıya çarpmıştım.
Ajan kayıtlarını kasada tutar.
Annem. Suikastçıymış.
Onu buldum!
Beş yıl önce Kamçı'yla görevinde ölmüş.
- Kamçı'ya söylemeliyiz. - Tamam.
Debbie Claybourne senin neyin?
O arkadaşım.
Seçimini yap. Ya o kadın ya da ben.
İşi tamamla yoksa artık olmazsın.
Bütün yolcuları belirledik.
İki kadın hariç. İndiklerine dair kayıt yok.
Arnavut mafyası bu sabah tren istasyonundaydı.
Siktir. Ne istiyorlar?
Benim 24 milyon sterlinimi çaldılar.
- Onları bul. - Bayan Claybourne?
- Bunu yapman gerekmez. - Mecburum.
Seçme şansın var.
Arnavutlar burada.
Beni bırakmayın. Öldürürler.
Peşinize düşerler. Onlara 24 milyon borçlusunuz.
- Parayı geri alabiliriz. - Nasıl?
BEŞ YIL ÖNCE
TÜRKİYE
Hoş geldin.
Bir süredir baygınsın.
Seni kim yolladı?
Kime çalışıyorsun?
Adı…
Benim için geliyorlar.
Senin için gelen falan yok.
SÜR YA DA ÖL
Gel.
Sam, gelsene.
İçki?
Almayayım.
Hadi. Bir içki al.
Ofisimde ne yapıyordun?
Ajanımı korumaya çalışıyordum.
Bence Billy Donovan işi bir tuzaktı.
Kimin tuzağı?
Eski bir ajanın.
Kızıl Sırt.
Kızıl Sırt öldü.
Hayır efendim, ölmedi. Onu gözlerimle gördüm.
Dosyasına göre beş yıl önce Kamçı'yla Türkiye'deki görevinde ölmüş.
Ama yaşıyor.
- Kamçı'ya söyleyecektim. - Hayır.
Ama ona söylemek zorundayım.
Kamçı yalan söyledi.
Artık bu örgütün bir üyesi değil.
Ama efendim Kızıl Sırt onu öldürecek.
Evet. Kuralların sana işlemediğini sanırsan öyle olur.
Çık dışarı.
Bir de Sam…
Az önce söylediklerini başkasına söylersen
seni öldürürüm.
Yirmi dakikaya oradayız.
Resmen uçtuk.
Şaka mı bu?
Evet, şaka!
BİRKAÇ SAAT ÖNCE
Bir patates vermeyecek misiniz?
- Debriyaja az bas. - Debriyaj…
Kokmaya başladı bile. Debriyajı daha az kullan!
- Vites yükseltmelisin. - İkiniz de susun! Sürmeyi biliyorum!
Ona yemek verebiliriz. Tutsağımız değil ya.
Tam olarak tutsağımız.
- Düz git… - Sağdan!
- Ne? - Tek yön!
Okyanusa kadar sür.
- Kes! - Kes!
Bir şey biliyor muymuş?
Kara Leke hakkında.
Bilmiyor.
İstifa ettim.
Neden?
İşimi yapıp senin yüzüne bakamam artık.
- Bu konuda nasıl hissediyorsun? - Bilmem.
Hiç başka bir iş yapmadım.
Beni işe alan Yönetici
hayatım boyunca yanımdaydı.
İlk defa
yalnızım.
Yalnız değilsin.
Bodhi'yle seks yaptım.
- Ne? - Ne dedin?
Bodhi de kim?
Özel anlar.
MONAKO
Buluşacağımız adam kim?
David'in hesabını açmıştı. Para kuryesi.
Ne?
Yasa dışı para taşır yani.
Evet, taşır ve saklar.
Adına şirket açması için ona para ödenir.
Neden?
Şirket Monako'da kayıtlı olur, yani kurumlar vergisi sıfırdır.
Vergiden kaçınma.
Gizli kimliği adli muhasebecilik.
Sadece gizli kimlik değil.
Yasal olarak muhasebeci olmaya kalifiyeyim.
Finans suçlarını ciddiye alırım.
Kimsin sen?
Burada.
Elijah'yı görmeye geldik.
Şifre.
Bilmiyorum. Billy'nin geldiğini söyle.
Hay…
Yüzüklerin Efendisi mi?
Tamam.
- Nordor. - "Mordor" sik kafalı.
Ayrıca şifre o değil.
Brian? Sen misin?
Kamçı?
Selam. Singapur'dan beri görüşmedik.
Annen nasıl?
Çok iyi. Sağ ol. Hapiste işte.
Evet, duydum. Selam söyle.
Dinle, bizi içeri alabilir misin? Acelemiz var da.
- Evet. - Keşke alabilsem.
Şifre olmadan giremezsiniz. O da lanet "Nordor" değil.
- Sik kafalı. - Kitabını okudun mu?
Hayır ama biliyorum. Bir elf var, bir de…
- Bir de goblin. - O bir cüce.
- Hayır, bir orkun yüzüğü var. - O bir hobbit!
Bir elf, bir cüce, bir de hobbit var.
Bir noktada kilitli, büyük bir kapıya geliyorlar.
Kapının ardında…
Bilbo mu?
Moria Madenleri.
Tamam. Büyük bir kapı var.
Kapının üstünde şöyle yazıyor, "De arkadaş ve gir."
Diyorum işte. "Beni içeri al." diyorum.
"De arkadaş ve gir." Arkadaş. Şifre "arkadaş".
Arkadaş.
Elfçe.
- Hadi ama Brian! - Hadi ama Brian!
- Hay sikeyim. - Siktiğimin Elfçesi.
Tamam, "Mellon." Oldu mu? "Mellon", iki L ile.
Bu ne şimdi?
"Mellon" diye söylenir.
- Sesin uygun olmalı. - Peki.
"Melon" der gibi, değil mi?
Güzel sakal.
Sağ ol. Hanımlar için.
- Gerçekten mi? - Kural kuraldır.
Bu…
Seks olayı.
Seks olayı değil.
Seni görmek güzel Kamçı.
Artık sadece Judith. İşi bıraktım.
- Kamçı mı? - Evet.
Ölümcül Meksika çöl kertenkelesi.
Dişiler erkekleri yer.
Seçerken daha havalıydı.
- Eminim öyledir. - Kes sesini.
Billy Donovan.
Ve arkadaşları.
Ne istemiştiniz?
David Claybourne'a açtırdığım hesaba erişmeliyim.
Evet, şu sinsi herif. Politikacı.
Arnavutlara bulaştı. Karısının bir şeyden haberi yoktu.
Hayır. Karısının bir şeyden haberi yoktu.
İşin bu.
Burada saklanıyorsun ve karılarından para saklıyorsun.
Evet. Polisten, mafyadan ve vergi dairesinden de.
Bilgin olsun,
beni bulan ilk eş sensin.
Arnavutlara 24 milyon sterlini geri vermeliyiz.
Tamam. Sorun değil.
Geri gönderelim.
Yüzde on ben alırım.
Tanrı aşkına Brian, sana niye para ödüyorum?
Beni öldürürseniz para öylece kalır, farkında mısınız?
Seni öldürmeyeceğim.
Peki. Yüzde beş.
Tamam, peki. Yüzde falan yok.
Güzelce uzlaştık.
Bu özel, tekrar bahsedilemez durumda
pay istemeyeceğim.
Tamam, bir bakalım.
"Bay David Claybourne."
- Gitmiş. - Gitmiş de ne demek?
Hesabı boşaltmış.
Hesabı boşaltmış. Hepsini.
Ne?
Üzgünüm. Bu hep olur.
Muhtemelen şu an Kosta Rika'da plajdadır.
KOSTA RİKA DEĞİL
Parayı söyledim ya! Daha ne istiyorsun?
Biri yardım etsin!
Merhaba Diane.
Görmem gereken bir şey var.
No comments yet. Be the first to leave one.