نخستین 200 خط.
ARMISTEAD MAUPIN'DEN MORE TALES OF THE CITY
ARMISTEAD MAUPIN'İN ESERİNDEN
Fare! Evde misin?
Fare!
Fare!
Sevgililer günün kutlu olsun.
Bu harika!
- Bunu kendin mi yaptın? - Aç.
Gördün mü? Kararları senin doldurman gerek.
O kadar mı berbat durumdayım?
Öyle. Zamanımı düzenli insanlarla harcayamam.
Listemi görmek ister misin?
Bunu Noel'le karıştırmıyor musun?
Önemsiz bir şey.
Sigara içme, yeme içme kararları.
Bunlar...
Bilirsin, aşırı...
''Some Enchanted Evening'' kararları.
Hazır mısın?
Michael Tolliver'ın 30 kararı.
Bir, eğer adı bu değilse kimseye İbne ya da Erkek Fatma demeyeceğim.
İki, benden hoşlanan kadınların gey düşkünü olduğunu varsaymayacağım.
Üç, kim sorarsa sorsun ölçmeyeceğim. Dört...
Hayır!
11.
Bar, hamam
ya da kaykay pisti
dışında bir yerde
iyi biriyle tanışacağım.
12.
Ondan önce, ''Seni seviyorum.'' demeyeceğim.
13.
Bunu yapmayacağım.
17.
Mary Tyler Moore ekrandan ayrılınca ağlamayacağım.
Sende niye 30 karar var? Bende sadece on tane var.
Hayat sana o kadar zor değil.
Öyle mi?
Eş cinsel şovenist domuz.
Şunlara bir dinle.
Bir.
Bu sene doğru kişiyi bulacağım.
İki.
Evli olmayacak.
Üç.
Eş cinsel olmayacak.
Dört.
Çocuk pornocusu olmayacak.
Anladım. Cleveland'a mı dönüyorsun?
- Merhaba. - Merhaba Mona? Ben annen.
Merhaba Betty.
Kalıcı numaran bu mu?
Evet.
Pacific Heights'taki yeri aradım, D'orothea geri döndüğünü söyledi. Ben...
O adi yer için,
o güzel mahalledeki hoş evi bıraktığına inanamıyorum.
Daha görmedin bile.
Gördüm! Geçen yaz fotoğraflarını göndermiştin.
Peki...
Hâlâ o kadın mı işletiyor?
Bayan Madrigal'den bahsediyorsan evet.
Beni huzursuz ediyor.
Hatırlat da sana daha fazla fotoğraf göndermeyeyim.
D'orothea'nın yerinde ne buluyorsun ki?
Kirayı karşılayamadım.
Sorun buysa yardım edebilirim.
Sen bir iş bulana kadar.
Sağ ol ama olmaz.
Seni ayarttı Mona.
- Kim? - O...
...kadın.
Bayan Madrigal, onunla iyi arkadaş olunca
bana bir oda önerdi ve bu üç sene önceydi.
Neden birden refahımla bu kadar ilgilenmeye başladın?
Çünkü sen fotoğrafını gönderene kadar neye benzediğini bilmiyordum.
O çok aşırı.
Mona?
Bayan Madrigal, orada mısınız?
Bayan Madrigal!
Sıkı dur, sana sevgili buldum.
Sevgili Mary Ann,
biraz eğlenmeye ihtiyacın vardır.
İçindeki sen ve bir arkadaşın için.
Güneşli bir yere gidin.
Sevgiler, EH.
Anlamadım.
İçinde ne vardı?
5.000 dolar, Fare!
Patronum Edgar Halcyon bunu bana bıraktı.
Yani...
Meksika'ya giden iki Carnival Cruise bileti aldım.
- Benimle gelmek ister misin? - Tanrım!
- Gelir misin? - Hem de nasıl! Ne zaman? Ne kadarlığına?
Bir hafta sonra.
Bu harika!
Bir kabini paylaşmamız gerek.
Sorun değil, insanları sırayla baştan çıkartırız.
Ya da biseksüel güzel birini buluruz.
- Mary Ann, çok şaşırdım! - Güzel.
Harika bronzlaşacağız!
- Sana da sevgili bulacağız. - Sana da.
Hayır.
Bir seferde bir mucize lütfen.
Bak Fare.
Ben seni çekici buluyorsam,
bu şehirde böyle düşünen bir sürü erkek de olmalı.
Evet.
- Uzun seviyorlar. - Bilirsin...
Bazen aptalca şeylere takılıyorsun.
Boyun 1.75 cm falan olmalı.
Bu herkes için yeterli olmalı.
Geç buluşma falan mı?
Kocama kahvaltı hazırlayabilir miyim?
Evet ama hazırlamazsın.
Çok endişeleniyorum Beauchamp.
Ve bugün
etrafa bir baktım, tramvayın çınlamasını duydum
ve birçok insandan şanslı olduğumuzu düşündüm.
Beauchamp?
- Bu temizlenmedi. - Bana bak.
Evet tatlım?
En azından mutlu olduğunu söyler misin?
- Hangi konuda? - Bu konuda, lanet olsun.
- Pekâlâ? - Çok heyecanlıyım.
DeDe, ebeveynlik büyük bir sorumluluk.
Bir çocuk yetiştirme sorumluluğunu dahi isteksizce kabul ediyorum.
İkiz beklentisini neşeyle karşılamadığım için beni affet.
Beauchamp, senin ebeveynliğine ihtiyacım yok.
Desteğine ihtiyacım var. Bunu tek başıma yapamam. Olmaz.
Tek başına yapmadın.
Evet ama seninle yapmadım.
Kötü değildi.
Senin için.
Bu doğru Beauchamp.
Babaları sen değilsin.
Lanet olsun, bir şey desene.
Uzun zaman önce söylemek istiyordum.
Gerçekten. Hatta...
- Kimden? - Bunu konuşmayalım.
Belki Splinter Riley ya da...
Çekici ama son derece yapışkan Jorge Montoya Corona.
Sen tanımıyorsun.
Ne ilginç!
Peki ya sen?
Ayrıca D'orothea Wilson aradı.
Son üç fotoğraf çekimini neden iptal ettiğini söylemedi herhalde.
Artık iyi görünmediğini söyledi.
Bu da ne demek?
Belki tatilde kilo alımştır. Bilmiyorum.
Ya da Halcyon İletişim hakkında iyi düşünmüyordur.
Belki o da Meksika'ya gitmek istiyordur.
Beauchamp, gitmemi söyleyen Bay Halycon'du.
Bunu yine duymak istemiyorum.
BEAUCHAMP DAY KİŞİSEL
ONLARA NEDEN YIN VE YANG ADINI VERMİYORSUN?
Rahatsız ettiğim için üzgünüm ama yarın Meksika'ya gidiyoruz.
Bavula boyum yetmedi.
Yukarıya yerleştiniz mi?
Az kaldı.
Pekâlâ.
Teşekkürler.
Sonrasını hallederim.
Öyle mi?
Evet Brian.
Ne biliyor musun? Bu seyahat benim için işe yarayacak.
Biriyle tanışacağım, biliyorum.
- Gerçi en iyi yol arkadaşı sensin ama. - Açıklamana gerek yok.
Her neyse, harika bir planım var.
Bir adam gördüm diyelim. Mesela geminin havuzunda
takılıyordur ve ben gelişigüzel,
koluma seni takıp bronz ve harika bir şekilde
gidip en erkeksi sesimle,
''Selam adamım.
Ben Michael Tolliver ve bu Mary Ann Singleton.
Hangimizi beğendin?'' derim.
Ya ikinizi de istemezse?
Öyleyse onu Acapulco'daki ilk uygun kayalıktan atarız.
İSKELE 29
BU NOKTADAN SONRA SADECE YOLCULAR
Keşke şu kayalık şakalarından vazgeçsen.
- Neden? Senin suçun değildi. - Biliyorum sadece... Tüylerimi ürpertiyor.
Daha iyi olacak bebek.
Bu tatlıydı.
Teşekkürler.
Bir hatıraya ne dersin?
Güzel. Gülümseyin genç aşıklar!
Evli misiniz?
Bu harika. Şimdi daha da yakınlaşın.
Hadi, gülümseyin!
Kocansam nasıl biriyle yatacağım?
Gemideyken biraz saygılı olur musun?
- 11 gün boyunca mı? - Bu bir aile gemisi.
Evet ama İtalyan tayfası var.
- Heteroseksüel İtalyan tayfa. - Anca rüyanda.
Hadi.
Çantaları açalım.
''Sevgili Bayan Madrigal,
bir süreliğine burada olmayacağım, endişelenmeyin.
Size veya başkasına kızgın değilim.
Hayatım kötüye gidiyor ve artık bununla başa çıkamıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.