نخستین 200 خط.
2025 Cannes Film Festivali Label Europa Cinemas ve SACD En İyi Film Ödülü
Sikeyim!
Hadi, yumruk at! Feint.
Geri çekilip durma, Cam.
Boşluğunu bul!
Güzel manevra.
Soytarılığı kes; hakemleri kızdıracaksın!
İşte. İşte böyle.
Evet, evet, aferin!
Boğ, boğ! İplere yapıştır! Aferin!
Kökle! Karaciğerine çalış!
Karaciğerine çalış!
Dur!
Harikasın! Aferin, Camille.
- Mavi, köşene git. - Aferin, Camille.
1...
...2...
Harikaydın. Muhteşem bir dövüştü!
- Buraya gel! - Beğendin mi, kanka?
Beğendim. Görmek istediğim tam da buydu, kanka.
Harika bir dövüştü amına koyayım!
Full paketim, ben, MY.
Bak, fritöz gibi oldum.
İşte şampiyonumuz! Yağlı kaslarını göster bakayım.
Hadi, kasları görelim beyler!
İşte bu!
- Sen de göster, kanka. - İşte bu!
- Camille için! - Teşekkürler, kardeşlerim.
WILD FOXES
Daha bitmedi! Her şey senin kafanda başlar ve biter.
Kafanda!
Sağ ol, Koç.
Senin başarın, benim başarımdır.
Başından beri kafa kafayayız kanka.
Geleceğin Avrupa şampiyonu.
Senin başarı benim başarımdır. Aynı kapıya çıkar.
- İşte oldu, hadi bakalım. - Sikeyim, çok kısa kaldım.
Geri çekil, geri çekil.
Teşekkürler! Çok iyiydin.
Vay be, Kondisyonun müthiş!
Bir dahaki sefere seni videoya çekmeliyim.
Beyler, 20 dakika ara verin lütfen. Biraz hava alın.
Cam, buraya gel lütfen, müdür seninle konuşmak istiyor.
Pierre, kaldır kıçını.
Federasyon, Avrupa Şampiyonası için tarihleri iletti.
- Ne zamanmış? - Haziran'da, Brüksel'de.
Fransa takımındaki koçun...
...onlarla birlikte hazırlık kampına katılmak istemediğini söyledi.
İstemiyorum, evet. Burada kalmak istiyorum.
- Emin misin? - Eminim.
Çok ısrarcılar da o yüzden.
Ayrıca, onların tesisleri bizimkilerden çok daha iyi.
Umurumda değil, tesislerle maç kazanılmaz.
- Doğru. - Öyle olsaydı bilirdik.
Her neyse, burada antrenman için ihtiyacın olan bir şey olursa, bana söyle.
Bogdan'a ya da bana söyle. Tamam mı?
İhtiyacım olan şey Matteo'nun kalması; böylece onunla antrenman yapabilirim.
Matteo için bir söz veremem; bir hata daha yaparsa takımdan çıkarılır.
- Onu uyarmıştık. - Doğru.
Koçun antrenmanları bok gibi, kanka.
Lastik yumruklamak için mi boks yapıyoruz?
- Boks budur, kanka. - Saçmalık.
- Bu Sırp yöntemi. - O Sırp mı?
Evet, Bogdan Sırp.
- Koçun saçlı halini görmek ister misiniz? - Ne? Hadi canım!
Onu Facebook'ta buldum ve bazı eski fotoğraflarını gördüm.
Saçlı fotoğraflarını!
- Facebook'a girmiş! - Kapa lan çeneni.
- Facebook mu? 40 yaşında mısın sen? - Hadi, göster bize.
Yok artık amına koyayım!
- Bunu salonun her yerine asmalıyız. - Herkes bunu görmeli.
Yakışıklıymış.
Bakın, dün konuştuğum kız, orada.
Güzel.
Aşırı güzel.
- Kızı buraya getir, kanka. - Beni gaza getiriyorsunuz, beyler.
Boş yer var.
Eğlenceliyizdir, göreceksin.
- Tamam, neden olmasın. - Kızı getiriyor!
Vay be, iyi kafaladı.
Abazan.
Hadi, kayın.
Bekle, bekle...
Hanımefendi için bir sandalye. Şimdi oldu.
- İyi mi? - Evet, mükemmel.
Senenin ortasında bölüm değiştirmek sıkıntı olmadı mı?
Hayır, hep besyo okumak istemiştim; bu yüzden mutluyum.
Anlıyorum. Adın neydi?
- Yas. - Doğru, Yas'tı.
- Sizlerinki ne? - Ben Pierre.
Ama burada MY olarak bilinirim.
Merhametsiz Yumruk veya Mariz Yardıran.
- Sen seç. - Ya da Malafat Yalayıcı?
Bu Camille, şampiyonumuz. Ve Matteo.
Coreb ve Naser.
- Biz klasik boks yapıyoruz. Ya sen? - Ben tekvando yapıyorum.
- Bacakların güçlü olmalı? - En azından seninkilerden daha güçlüdür.
- Eminim. - Tamam, anladım.
- Patates kızartmasını yemiyor musun? - Hayır, müsabaka için kilo vermem lazım.
- Yırtık bir kız, değil mi? - Oha!
Bu akşam ne yapıyorsun?
Sana ormanı göstereyim mi?
Bütün ağaçları tanırım, hepsine lakap bile taktım.
Teşekkürler, çok naziksin; ama başka bir planım var.
İnanılmaz bir şeyi kaçıracaksın.
Bunların dışında, mesela şeker, çikolata gibi bir şeyler nereden bulurum?
Yurtlardaki otomatlarda bulabilirsin.
- Tamam, teşekkürler. - Ne demek.
- Bunu hâlleder misin benim için? - Tamam, hâllederiz...
Kız arkadaşın seni resmen salladı.
Kapa çeneni; kız arkadaşım olduğunu hiç söylemedim.
Sıçtı batırdı!
Ezik, eline yüzüne bulaştırdın!
Kız seni umursamıyor bile.
- Sadece patates kızartmalarını istiyordu. - Sen konuşabildin mi? Ben konuştum!
- Sen konuşabildin mi? - Hiçbir şey yapmadın dostum.
- Yemeğini yedi, siktirip gitti. - Kapa çeneni.
Onlara gerçek bir ziyafet çekelim.
- Tavuk da alayım mı? - Hayır.
Acele et, fazla alma kanka.
- Bir tane daha. - Hayır, lütfen acele et.
Tamamdır.
Hayır, cafcaflı kazaklar hoşuma gitmiyor.
Çok gösterişli. Başka benzer kazakların var mı?
Anlıyorum dostum; ödünç alabilirsin, sorun değil.
- İnce bir dille anlatmaya çalışmıştım da... - He, aynen...
Çaktırmadan araya sokuştur...
- Bitirdin mi? - Sonuncusunu takacağım.
- Rüzgârı kontrol ettin mi? - Evet, şu taraftan esiyor.
Hazır.
Tacchini 'me dokunma.
Dokunmasana! Kes şunu!
Geldi.
Çok küçükmüş.
Manyak bir şey!
- Gördün mü? - Küçük götveren acayip yükseğe zıplıyor.
Hadi kanka, gidelim.
Hızlansana lan, hızlı yürü biraz!
Canıma okudun, kanka. Kıyafetim kirlendi.
- Onu, beş saniye önce şurada gördük. - Lanet olsun ona, soktuğumun tilkisi.
- Okuldan da kilometrelerce uzaktayız. - Ne diyorsun ya? Çok yaklaştık.
“Tilkimi bulacağım.” Seni ayrı tilkini ayrı sikeyim.
- Ya yürüsene, kanka! - Hay sikeyim, Tacchini 'm.
- Dedim ya, onu gördüm, buradaydı. - Sikerler, oraya çıkmayacağım.
Matt!
Hop, Matt, hemen buraya gel kanka!
Sikeyim!
Matteo!
Çabuk, dayanamıyorum!
Geliyorum!
Neredesin lan?
- Seni göremiyorum. Neredesin? - Buradayım!
Camille! Camille, neredesin?
- İyi misin? - İyiyim.
- Yaptığım turnikeyi çıkardın mı? - Evet, merak etme. Çoktan çıkardım.
- Yüzünü yıkamak ister misin? - Hayır.
Emin misin? Ödünç kıyafet de verebilirim.
- Böyle iyiyim. - Fikrini değiştirirsen, şurada olacağım.
Camille?
Yaranı görmek için hoodie'ni sıyıracağım, tamam mı?
- Buraya bastırdığımda... acı var mı? - Var.
- Acıyor. - Acıyor demek?
- Sylvie, 0,5 morfin lütfen. - Tamam, hazırlayayım.
Hoodie'ni kesmek zorundayım.
- Makas alabilir miyim? - Tabii.
Her şey yoluna girecek, merak etme.
Şanslı, atardamarı zarar görmemiş.
Ama hızlıca ameliyata almamız lazım; temizleyip hazırlayın onu.
Hazırlıkları yapar mısınız, lütfen?
Camille, ayakkabılarını çıkarıyorum, tamam mı?
Ayakkabılarım olmaz, çıkarma.
- Neden? Çıkarmam lazım... - Ayaklarım kokuyor, ayakkabılarımı çıkarma.
Kokuya dayanabilirim. Sâkinleşmen lazım, tamam mı?
Her şey yoluna girecek.
Morfin enjekte ediyorum.
Seni sâkinleştirecek, belki de uykuya dalmanı sağlayacak.
Hadi, rahatla.
Aferin.
İşte böyle.
İşte böyle, rahatla, delikanlı.
Cam?
Merhaba?
Tatlım?
- İyi misin? - İyiyim.
- Ağrın çok mu? - Hayır, sıkıntı yok.
- Burada mı uyudunuz? - Evet.
- Harbi mi? - Seni yalnız bırakamazdık.
- Babam gelmemeli. - Biliyorum. Ona söylemedim.
- Kolum kötü mü? - Öyle görünüyor. Dinlenmen gerekiyor.
Tamam mı?
Yakında tekrar antrenman yapabilecek miyim?
- En az iki ay boyunca yapamazsın, üzgünüm. - İki ay mı?
Öyle söylediler, evet.
- Ama şanslısın, çok daha kötü olabilirdi. - Sikeyim...
- İçecek bir şey ister misin? - Olur.
Kurt gibi acıktım.
- Ne istiyorsun? - Yağlı bir şeyler...
- Çizburger mi? - Evet.
- Matt, her zamanki gibi, çift peynirli mi? - Evet, lütfen.
Anlaştık. Alıp geleceğim.
No comments yet. Be the first to leave one.