نخستین 200 خط.
Kardeşimi aramalıyım.
Merak eder. Kızım onunla birlikte.
Evet, benim.
Kusura bakma, daha erken arayamadım.
Maloeil'i şimdi geçtik, şu an otobandayız.
Biliyorum, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.
B…
Biliyorum, evet.
Ee, Sarah için ne yapacağız?
Evet, onun aracındayım.
Bilmiyorum…
Bilmiyorum. Hiçbir fikrim yok.
Hayır, lütfen.
Pekâlâ.
İyi geceler.
İyi geceler, bayım.
Sıkıntı!
Niye?
N'olmuş?
Komşusunun gürültüsü ampul patlatıyormuş!
Üçüncü kez aradı.
- Aşık olmuş. - Yok canım.
Karanlıkta canı sıkılmıştır.
Çağrı bende.
911 polis, merhaba?
911 polis, buyurun?
Evet, benim.
Kusura bakma, daha erken arayamadım.
Maloeil'den hemen sonraki otoyoldayız.
Maloeil'den hemen sonraki otoyol...
Hangi yönde ilerliyorsunuz?
Biliyorum, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.
Acil durumunuz nedir?
Biliyorum, evet.
Ee, Sarah için ne yapacağız?
Size nasıl yardımcı olabiliriz? Lütfen durumunuzu bildirir misiniz?
Bilmiyorum…
Hiçbir fikrim yok.
Polis yardım hattını aradınız.
Bana neler olduğunu anlatmazsanız, telefonu kapatmak zorunda kalacağım.
Hayır, lütfen.
- Arabada mısınız? - Evet.
- Siz mi kullanıyorsunuz? - Hayır.
Kim kullanıyor o zaman?
Söylemiştin!
Peki…
- Rahatça konuşabiliyor musunuz? - Hayır.
Pekâlâ. Anladım.
- Demek Maloeil'den yeni ayrıldınız? - Evet, biri beni bırakmayı teklif etti.
Nereye bırakacak?
Nereye gittiğinizi biliyor musunuz?
- Kapat artık. - Bilmiyorum.
Sarah, bu gece sende kalabilir mi?
Onu uyandırmaktan nefret ediyorum.
- Tehlikede misiniz? - Evet.
- Kaçırıldınız mı? - Bilmiyorum.
Aile fertlerinden biri mi?
Partiden ayrıldık, evet. Dary ile.
Jérôme'un bir arkadaşı.
Adı Dary mi?
Evet, bir şeyler içelim dedik.
Evet.
Güzeldi. Çok güzeldi.
- Onu tanıyor muydunuz? - Sayılır.
Peki. İkiniz yalnız mısınız?
Evet.
Hatta kalın.
Bir ekip göndereceğiz.
- İstediğiniz bu mu? - Evet, aynen.
Bana bakıp durma.
Arabanın modelini ve rengini söyleyebilir misiniz?
Hayır, bu...
- ...biraz zor olur. - Evet. Elbette.
Özür dilerim. Rengi…
- ...kırmızı mı? - Hayır.
- Siyah mı? - Hayır.
- Mavi olanı al, en sevdiği renk. - Anladım, mavi. Teşekkür ederim.
Peki, büyük bir araba mı?
Kamyonet gibi mi?
- Nereye gittiğinizi bilmiyor musun? - Hiçbir fikrim yok.
- Etrafta ev var mı? - Kapat şu telefonu!
Kardeşimle konuşuyorum. Kızım hasta.
- İçki içmiş miydi? - Evet, evet.
- Silahlı mı? - Sanmıyorum.
Bilmiyorum.
Hatta kalın. Telefonunuzu takip ediyorum.
- Yaralı mısınız? - Biraz.
- Ambulansa ihtiyacınız var mı? - Hayır.
Size vurdu mu?
Hayır.
- Sizi itti mi? - Hayır.
- Ama yaraladı, değil mi? - Evet.
Eğer düşündüğüm yoldaysanız...
...birazdan rüzgâr türbinlerini göreceksiniz.
Yok.
Solunuzda olacaklardır.
- Belki de ben göremedim. - Rüzgâr türbini yok.
Tamam, dinleyin.
...plakasız bir araç yol kenarında duruyor olacak.
Bir adam bagajına bakıyor olacak.
Tamam mı?
Görürseniz, “Evet, hatırlıyorum.” gibi bir şey söyleyin.
Böylece anlarım. Tamam mı?
- Rüzgâr türbinlerini geçtik mi? - Neyi?
- Rüzgâr türbinlerini. - Neden soruyorsun?
- Kardeşim sordu az önce. Neden bilmiyorum. - Telefonu bana ver.
Ver şunu.
Ver şunu!
- Versene şu telefonu! - Nerede olduğumu sordu.
Ver şunu!
Ver!
- Telefonu ver! - Kardeşimle konuşuyorum!
Hemen!
Alo?
Alo?
Lucie'sin, değil mi?
Evet.
- Her şey yolunda mı? - Evet.
Niye nerede olduğumuzu soruyorsun?
- Hiç, öylesine! - O zaman niye sordun?
Umurumda değil.
Kardeşimi ver.
İkiniz de çekilmezsiniz!
Çabuk konuş, ne konuşacaksan.
Lulu? - Evet.
Buradayım.
Buradayım.
Konuş, devam et. Çevrende ne görüyorsun?
Hiç ağaç ya da...
...köknar ağacı falan... görüyor musun?
- Evet. - Görüyor musun? Tamam.
Biraz yavaşlar mısın?
- Sikeyim! - N'oldu?
Neden durdun?
Lulu, bekle.
Az bekle.
Bir saniye.
Dary…
Lütfen.
Bak…
...belki... başka bir zaman gideriz?
Herkes kendi evine gitsin.
Kardeşim beni bekliyor.
- Bir şey yaptıysam özür dilerim. - Kapa çeneni.
- Özür dilerim. - Kapa çeneni dedim!
Sus artık.
Geri mi döndü?
N'oldu?
Sus.
Düşünemiyorum.
- Hatta kal. - Düşünemiyorum!
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Hatırlıyorum.
- Arabamızı mı gördün? - Evet.
Tam arkanızdalar.
Beklemede kal.
Bu da ne?
Bu da ne?
- Ne yaptın sen? - Hiçbir şey.
Ne yaptın sen?
Ben hiçbir şey yapmadım!
Ne yaptın sen?
İn arabadan!
İn!
İn arabadan!
Ellerini göreyim!
Buraya gel, yavaşça.
- N'oldu? - Yavaşça, buraya gel.
Yavaşça. Dur!
Arkanı dön.
Bize doğru, yavaşça.
Ben de ineyim mi?
Evet. Sana inmeni söylerlerse in.
Durun, canımı yakıyorsunuz!
- Sessiz ol! - Canımı yakıyorsunuz!
- Kelepçe canımı yakıyor. - Sâkin ol!
Sâkin ol.
Yürü.
Hadi, kalk!
Hanımefendi? İyi misiniz?
Bir saniye bekleyin.
Orada mısın?
Güvende misin?
Onu tutukladılar mı?
Teşekkür ederim.
- Adın ne? - Teşekkür ederim.
Pekâlâ.
- İyi misin? - Evet, iyiyim.
İşte, kıyafetleri. Henüz muayene edilmedi.
Duş almamalısınız.
Yarın tekrar gelin.
Bizimle gelin, hanımefendi.
- Mesai bitti mi? - Evet, çıkıyorum.
- Hayat sana güzel. - Gidelim.
- Dosyası sende mi? - Hayır, ben alırım.
- Kahveniz. - Teşekkürler.
- Şeker alır mısınız? - Evet.
- Sana da bir bardak getirdim. - Sağ ol.
Karıştırıcı.
No comments yet. Be the first to leave one.