نخستین 200 خط.
Küresel bir imparatorluk yarattı.
Bugün konuğumuz olağanüstü kuyumcu Nirav Modi.
Nirav, röportaj yaptığımız herkeste dikkat ettiğimiz şey...
...tamamen dürüst olmalarıydı.
İş ilişkilerinde etik ve ahlak değerleri olmalı.
-Namınız sizden önce geliyor. -Teşekkür ederim.
Şimdi...
Kuyumculukta bütün olay güvendir, değil mi?
Birisi mücevherata milyonlarca rupi harcıyorsa
o marka güven vermelidir.
Hindistan'a lüks gelmişti.
Artık sadece Guccilere ve Pradalara bakmıyorduk.
Artık Hint markalarına bakıyorduk ve Nirav Modi bu markaydı.
Güzel ve estetik bir rüya gibiydi.
Tiffany's gibi bir mücevher markası yaratma fikri vardı.
Cesurdu ve risk alıyordu.
Yapbozun tüm gerekli parçaları onda gibiydi.
Arkanda büyük meblağlar olmadan bu kadar konuşulmak çok zordur.
Her adımını doğru attı.
Hiçbir şeyin ters gitmesi beklenmiyordu.
Sanki ezelden beri sahip olduğu, bitmek bilmeyen bir para şelalesi gibiydi.
Bunun kaynağı neydi?
PENCAP DEVLET BANKASI
Her şey dağılana kadar bir şeylerin ters gittiğinden şüphe etmek imkânsızdı.
KREDİ DEPARTMANI
Bu, Hindistan'da gerçekleşen en büyük kurumsal dolandırıcılık.
Hindistan’ın büyük hırsızı Nirav Modi'yi yakalama çalışmaları sürüyor.
Nirav Modi birdenbire ortaya çıktı,
harika bir imaj yarattı,
çok güzel bir ürünü vardı,
kendi hikâyesini yazıp yönetti
ve birden yok oldu.
NETFLIX ORİJİNAL BELGESEL DİZİSİ
ELMASLAR ÖLÜMSÜZ DEĞİLDİR
LONDRA
Moda ve lüks dünyası iyi hikâyeleri sever.
Fakat aynı zamanda büyülenip kandırılmayı da...
Nirav Modi, dikkatimi ilk kez kendini batıda duyurmaya başladığında çekmişti.
Birden Hindistan'ın dışına yayıldı.
New York'ta ve Londra'da mücevher dükkânları açtı.
Eski Bond Caddesi'ndeki mağazayı büyük bir lansmanla açtı.
Marka yüzü olarak top model Rosie Huntington-Whiteley ile anlaşmıştı.
Mücevherler çok zarif.
Zamansız ve modern. Tam benim aradığım şey.
Sanıyorum herkes o kadar büyülenmişti ki
yalnızca birkaç kişi durup şu soruyu sorabildi:
"Bir durun yahu. Kim bu adam?"
Büyükbabam ve babam pırlantacıydı.
Ben üçüncü nesil pırlantacıyım.
İnce işlenmiş bir hikâyesi vardı.
Annem iç mimardı
ve çok küçük yaştan itibaren sanatla ve elmaslarla iç içeydim.
Bu hikâyeyi PR'cılar tabii ki bir güzel cilalamıştı.
Hindistan'ın ilk lüks markasını yaratmak istiyorduk.
Ve bu işi kurcaladıkça ilginçleşen bir hâl aldı.
Aniden, dikkat çekici bir şekilde elmas camiasında yer edinmeyi
nasıl başarabilmişti?
SURAT, GUCERAT
Nirav Modi, Guceratlı geleneksel bir kuyumcu ailesinin çocuğuydu.
Babası kuyumcuydu, amcası da öyle.
Dış dünyaya kapalı, birbirine kenetlenmiş bir topluluktur.
Onur ve güven üzerine kuruludur.
Asıl iş alanları, ham elmas kesip işlemekti.
GÖZ ALICI
Surat, tüm dünyada Elmas Şehri olarak bilinir.
Afrika'da, Rusya'da ve Avustralya'da çıkan...
...ham elmaslar burada...
...Surat'taki fabrikalarda parlatılır.
Burada pırlanta endüstrisinde çalışan yaklaşık bir milyon kişi var.
Dünya'daki pırlantaların yüzde 90'ı Surat'ta parlatılır.
Bu elmaslar parlatıldıktan sonra tüm dünyaya ihraç edilir.
Kabile tarzı bir sektör..
Güven, arkadaşlık ve aile ilişkileriyle döner.
Nirav Modi de elmas sektörüne böyle girdi.
Amcasının yanında çıraklık yaptı.
Kuyumculuğa profesyonel olarak ilk adımını böyle attı.
Bunlar size cam veya plastik gibi görünebilir
ama öyle değiller, değil mi Bay Choksi?
Hayır, bunlar kesinlikle yüksek kalitede pırlantalar.
Amcama çok şey borçluyum.
Çok kibar biridir ve benim için her zaman bir ilham kaynağı oldu.
Onun yanında on yıl çalıştım ve her şeyi ondan öğrendim.
Ham elmastan yaklaşık 70, 80 milyon dolar kazanıyoruz.
Gucerat'ta pırlantacılık çok ama çok ihtiyatlıdır ve sessiz ilerler.
Mehul Choksi öyle değildi.
Mehul Choksi en iyi takımları giydi. Bir yatı vardı.
Şirketi Gitanjali Mücevherat'ın hisseleri borsaya girdi.
Mehul'ün kötü bir ünü vardı, geride birçok ödenmemiş fatura bıraktı.
Aleyhine açılmış birçok dava vardı.
Tabii bir de dedikodular vardı.
Mesela çalışanlarına yaptıkları işin parasını vermiyordu.
Modellerden birini tanıyordum,
ona maaşını vermemişti. Elmasla ödeme yapmıştı.
Kız sonradan gerçek olmadıklarını öğrendi.
Bu yüzden Mehul popüler biri sayılmazdı.
Bu sektörde birinin karakterini, konuşma ve para verme şeklinden anlarsınız.
Ödemeleri yapmadığını ve düzgün davranmadığını fark edince
onunla iş yapmayı kestim.
Bazıları devam etti. Kimse onunla çalışmadı demiyorum.
Ama çeşit çeşit insan var.
Nirav zanaatı ondan öğrendi
ve işin nasıl olması gerektiği konusunda fikir edindi.
Sanırım Mehul'ün, Nirav Modi ile benzer amaçları vardı.
Şirketlerinin benzer vizyonları sayesinde bir bağ kurmuşlardı.
Ve belki bu hayallere ulaşma şekliyle de.
1999'da Nirav Modi amcasından ayrıldı ve Firestar Diamond'ı kurdu.
FIRESTAR DIAMOND TEK KAYNAK. BİRÇOK AVANTAJ.
Nirav Modi, amcasınınkine benzer bir başarı yakalayabileceğini düşündü.
Temelde elmas kesip parlatılıyordu.
Başka insanlar için mücevher yapılıyordu.
Nirav Modi'nin fabrikasında 1800 ila 2000 arası çalışan vardı.
Mücevher fabrikasıydı.
Nirav'ın yöntemi insanlara ödemeyi nakit yapmaktı.
Nakitle hisse alıyor ve insanlara nakit avans veriyordu.
Yeni iş kuran bir iş insanı olarak Nirav,
sorumluluk sahibi biri gibi insanlara düzgün davranarak...
...kendisine has bir imaj yarattı.
2007'de Nirav Modi'nin fabrikasında...
...eğitim almak için Firestar’a gittim.
FABRİKA İŞÇİSİ
Benim ilk işimdi.
Oradaki şartlar başka hiçbir yerde yoktu.
Kreş vardı, şirket yemekhanesi vardı, doktor mevcuttu.
Nirav Modi yoksullar için çok şey yaptı.
Herkesle konuşurdu,
fabrika sahibi olmanın kibri onda yoktu.
Çalışanlarıyla konuşurdu.
Nirav Modi bizim için tanrı gibiydi.
Nirav Bey, Pırlanta Kralı'dır.
Elmas parlatmak, emeğin yoğun olduğu bir iş.
Az ödemeli bir iş.
İstediğin gibi kâr elde etmen için çok fazla elmas parlatmak gerek.
Pırlanta dizimi, yüksek kalitede satış ve ticaret,
bunlar kâr marjı yüksek işlerdi. Asıl kazanç buradaydı.
Nirav da bu yüzden bunların peşinden gitti.
Modi kendine şunu dedi, "Yaptığım şeyin diğer 20 kuyumcudan hiçbir farkı yok.
Sektörümde iz bırakmak için başka hiçbir Hint kuyumcunun yapmadığını yapmam gerek."
Bu da lüks bir marka yaratmaktı.
2010 yılı içinde Nirav, Hong Kong ve Asya pazarındaki
katalogları incelemeye başladı.
Sotheby's ve Christie's gibi.
Bu müzayede evlerinin kataloğunda nelerin kapak olduğunu araştırıyordu.
Parçaların nasıl satıldığı üzerine çalıştı.
Satın alınan ve en yüksek fiyattan giden mücevherleri tanımaya başladı.
Satıldı.
Büyük bir atılım yapmaya karar verdi.
Güney Hindistan'daki Golkonda madenlerinden gelen
pırlantalarla dolu çok güzel bir kolye tasarladı.
İlk başladığınızda, sizi bir adım yukarı çıkaran
dönüm noktası neydi sizce?
Hong Kong'da mı gerçekleşti bu?
-Golkonda parçası mıydı? -Evet.
Golkonda pırlantada iyinin de iyisidir.
Dünyanın en iyi ve en büyük elmaslarından bazıları Golkonda'dan gelir.
Pırlanta dünyasının Rolls Royce'u gibidir.
Kariyerinin büyük dönüm noktalarından biri Golkonda pırlantasının dizimiydi.
Kolyenin dizimi lotus tasarımı olarak bilinen şekildeydi.
Christie's kolyeyi duymuştu ve şu mesajı vermişlerdi:
"Kolyeyi duyuyoruz ama bu kişinin kim olduğunu bilmiyoruz."
Arayıp "Bize kolyeyi gösterir misiniz?" dediler.
Sadece tasarımını gördüler ve...
...bayıldılar.
HONG KONG SATIŞI
Golkonda kolyesi Christie's müzayede kataloğunun kapağına çıktı.
Kapağa çıkan ilk Hint kuyumcu oydu.
3 milyon dolardan fazlaya satıldı.
Tabii bu da onun bir anda tanınmasını sağladı.
Kim satın aldı?
Tayvanlı bir fabrikatör aldı.
-Öyle mi? Kimin aklına gelirdi? -Evet.
Tayvanlı bir fabrikatör mü? Karısı için miymiş?
-Evet, elbette. -Umarım karısı içindir.
Umarız öyledir. Bugünlerde belli olmuyor.
Ben üst düzey bir kuyumcuyum.
Hem sektöre hem de özel müşterilerime...
...genellikle eşsiz parçalar yapıyorum.
Nirav'la tanıştığım yıl herhâlde...
...2008’di.
Hindistan'da yüksek kaliteli mücevher yapmak için fabrika açmaya karar verince
bana ulaştı ve katılmak isteyip istemediğimi sordu.
Bana söylediği ilk şeylerden biri,
"Alman arabaları alıyoruz, Fransız çantaları alıyoruz,
İtalyan kıyafetleri alıyoruz.
Neden şimdi bir de...
...birinci sınıf bir Hint kuyumcusu olmasın?"
Onunla çalışmayı denemeye karar verdim.
Her şey böyle başladı.
Böylece 2011 mayıs ayında Mumbai'ye taşındım.
Başka bir gezegene inmiş gibiydim.
Ama çok hoş karşılandım, desteklerini hissettim.
Nirav'ın nasıl bir işe kalkıştığını bildiğini
ve küresel bir marka yapma konusunda kararlı olduğunu düşünüyordum.
En yeteneklileri işe alıp en iyi yaptıkları işi yapmalarına izin veriyordu.
İşe de yarıyordu.
Moda sektöründe çalışıyordum.
Dergiler için çok fazla çekim yapıyordum.
Çok fazla mücevher reklamı da çekiyordum.
Nirav'da ikisi birleşti.
Moda dünyası ve mücevherat dünyası.
Beni ilk aradıklarında çok heyecanlanmıştım.
No comments yet. Be the first to leave one.