نخستین 200 خط.
BEVERLY HILLS'A Hoş geldiniz
GT'yi sevdin mi?
Aslında Q4'ü tercih ederim.
Manevrası daha iyi.
VALE
İyi günler.
Kobra VALECİLİK
Gözlüğüm!
Yok Frank. Evet ya, olmaz.
Müşterim beşin üstüne çıkmaz!
-Chad, altı milyon… -Olmaz, beş dedim!
-En az altı milyon! -Uzatma artık!
EMLAKÇI RONNIE YANINIZDA!
HAVACI
Bu site, cebe uygun emlak ve ticaret sahası
sağlamakla kalmayacak, yüzlerce iş imkânı da yaratacak.
Maaşı iyi olan, çevreye duyarlı işler.
Eşim Kathryn ve Meclis Üyesi Garcia'yla birlikte
bu cemaatin güzel halkıyla iş yapmak beni öyle gururlandırıyor ki.
Yuh!
Adın şehrin dört yanında yazacak.
Bir Yaz Gecesi Rüyası
Görüşürüz Marco. Yarına repliklerimi ezberlerim.
Hoşça kal Sofia.
Bir şey söyleme.
Söylemedim.
Gülümsemek hakkım.
Baba, bas gaza.
Bay Kim, bir sıkıntı yok ya?
Yok, sifon çalışıyor.
-Merhaba nine. -Hoş geldin.
Anne.
Tuvalete ne atıyorsun? Ev sahibi bu hafta üç kez geldi.
Ev eski işte.
O tesisattan ne anlar? Bir usta çağırsana.
Adamla konuşayım.
Olmaz! Evladım, bak…
Benden duysan daha iyi.
Bay Kim'le ben…
-Sevgiliyiz. -Ne?
Bay Kim'le mi?
Anne, bana böyle şeyler söyleme.
Neden yüzüm gülüyor sanıyorsun?
Anne! Yapma ya!
Bay Kim de nereden çıktı? Adam dilimizi bilmiyor bile.
Sen de onunkini! İkiniz de İngilizce bilmiyorsunuz.
Gönül diliyle konuşuyoruz biz.
Kes n'olur!
Herkesin ihtiyaçları var oğlum.
Sifon bozuk değil mi yani?
Çamaşır makinesi?
Peki ya…
Her şey çalışıyor.
Ev de o kadar eski değil.
Bay Kim de yaşlı değil.
Çizburger ve patates. Hindili sandviç ve lahana salatası.
Bir şey unuttum ama neydi? Bir şey eksik.
-Sufle! -Baştan!
Neydi ya şu saçma replik?
Filme koymayacaklar bile. Bir bırakır mısın?
Parti yarın. Seni kurtarmamı istiyorsundur.
-Evet. -Variety röportaj istiyor.
Geç kaldım zaten. Haftaya.
Olympic'ten gitme. Paparaziler orada pusuda.
İkinci kez Lady Gaga'yı çektim. 500 doları kaptım.
-Hadi ya? 750'nin altını kabul etmem. -Ben de.
-Bu ünlü biri mi? -Yok, değil.
Bu kapüşonu özlemişim.
Beni fena tahrik ediyor.
Hocalardan biriyle konuşuyordum. O da boşanma sürecindeymiş.
Ben boşanmadım. Ayrıyız, tamam mı?
Banyonuza mum lazım, olmadı oda spreyi.
Kardeşime yeni müzik hocasının güzelliğinden bahsetsen.
İyi, hoş biri. Elde edebileceğinin en iyisi.
-Güzel değil mi sence? -Kim güzel, biliyor musun? Spordaki kadın.
Bir düdüğü var ki…
Ne var?
-Ne? -Cidden Bay Kim'le mi çıkıyorsun?
Kınama sırası sende mi?
Ben senin koca seçimini eleştirdim mi?
Kaynanacığım, duyuyorum ama!
Aman ne korktum!
Gene mi başlayacaksın?
Antonio.
Özür dilerim, erken geldim. Bugün çok personel vardı.
-Yemeğe kalsana. -Carne asada yapıyoruz.
Sağ ol Clara ama gitsem iyi olur.
-Marco, eşyalarını al. -Geliyorum.
İyi misin? Üzgün gibisin.
Yok, iyiyim.
Banka kredi vermedi. Okula bir yıl ara verdim.
-Neden? -İşte… Arabam bozulmuştu ya?
Ödemelerimi yapamadım işte.
İki dönemim kaldı sadece.
Ne kadar lazım? Biraz birikimim var.
12.850 dolar. Yastığın altından çıkar mı?
İkinci bir işe girebilirim. Çaresini buluruz.
-Bu senin derdin değil. -Benim de derdim olsun.
Peki.
Bak, bunu söylemenin kolay bir yolu yok.
Biriyle görüşmeye başladım.
Ne? Kiminle?
Adı Ronnie. Emlakçı.
Emlakçı Ronnie mi?
Duraklarda resmi olan mı? O mu yani?
-Bana karşı iyi. -Ben değil miyim?
Yapma Antonio. Bunu tartışmayalım.
Nineminilacı bitmiş.
Halam, bir kalp krizi daha geçirirse Bakire Meryem'e hesap verir, diyor.
Küplere binince dine bağlıyor, biliyorsun. Bol şans baba.
Gel oğlum.
Yemek yedin mi?
-İş nasıldı? -İyiydi.
Dünyamı değiştirdin.
Çok pilates yapıyorum.
Kim arıyor?
Kathryn mi?
Önemi yok.
Daha kesintisiz iki saatimiz var. Dünyayla bağımızı koparalım.
Tamam.
Yapamayacağım.
-Neyi? -Bunu.
Telefona bakmadım bile.
Gitmem lazım. Kaçmalıyım.
Hayır, gitme! N'olur kal! Bir şişe daha söyleyeyim.
Bizden kaç kişiye bahsettim, biliyor musun? Bir! Asistanıma.
-Ya ben? -Rol modelim. Kızlar beni örnek alıyor.
Kadın hikâyeleri anlatan bir şirket kurdum yeni.
Bunu yap, diyen sendin.
-Çünkü sana inanıyorum. -Bunu nasıl açıklarım?
"Merak etmeyin, birinin kocasıyla yatıyorum sadece.
Hafifmeşrep ajan misali kod adı kullanıp gizli gizli buluşarak hem de."
Nasıl mı açıklarsın?
Ne bileyim, belki de onlara bana âşık olduğunu söylersin.
Seni seviyorum zaten.
-Seni çok seviyorum ama… -Ben de seni.
Olaylar aleyhimize gelişti, biliyorsun.
Kathryn'e ayrılacağımı söyleyecektim.
Konuşmam hazırdı, çalışmıştım. Harika gidecekti. Sonra annesi öldü işte.
-Annesi ölünce morali bozuldu falan. -Evet. Zor bir durumdu.
Toparlanmasını bekliyorum sadece. Sonra ona söyleyeceğim.
Yıl oldu, biliyor musun?
Tam olarak.
Bugün yıl dönümümüz. Kızmazsan hediyemi vereyim.
Siktir.
Getirdim.
Parıltılı başka hediyem de var ama asıl bu beni heyecanlandırıyor.
Bette Davis'in Aşk Yolcuları'nı çekerken tuttuğu günlük.
Ona âşık olduğum film o.
-Evet. -Nereden bildin?
Sana kulak veriyorum.
Biraz da araştırma yaptım.
Beğendin mi?
Mükemmel.
Elveda Vincent.
Elveda mı?
Geçti, tamam.
Olivia!
Birazcık daha vakit.
Hiç anlamadım. Dün gece burası coşuyordu.
Rocky, Chateau da ölü, diyor.
Bugünlük paydos.
-Çıkma lütfen. -Peşimden gelme.
-Düşüncesizlik etme. -Sen etme.
-Olivia! -Peşimden gelme!
Dave?
-Billie Jean King? -Evet.
"BENDESİNİZ!" EMLAKÇI RONNIE
Eyvah!
-İyi misin? Bir şeyin yok ya? -Rezil oldum.
Duran bir araba bana çarpmaz diyordum.
Ne oluyor ya? Bu, annemin arabası.
-Zararı karşılarım. -İnsanlar bakıyor.
Yok, zarar yok, çizik yok. Beş yıldız verdim.
Süper.
-Yukarı çıkar mısın? -Adama yardım edelim.
-Korkmayın, iyiyim. -İçeri girelim hadi.
-Emin misin? -Eve gideyim.
Sen…
Boşanınca ara.
Canım.
Öyle yorgunum ki.
Yatağa geçeyim ben.
Sen de uyu.
İlacımı aldığın için sağ ol.
NAT'İN BİSİKLETÇİ DÜKKÂNI
Sen cidden tehlike arz ediyorsun.
Reflektör takayım da insanlar seni görsün bari.
Baksana Lu.
Tráeme un…
reflektör.
İspanyolcan berbat.
-Senin İngilizcen kadar iyi. -Nerede o günler.
Akşamları ders alıyor ama gündüz bile alsa yetmeyebilir.
İspanyolcam feci, tamam. Rezalet!
-Kızımın önünde belli ettin ya, sağ ol. -Olur öyle.
-Bizi atmaya çalışıyorlar. -Bir müteahhit sokağı almış.
Mal.
On beş yıl sonra kirayı fena yükselttiler.
Hepimizinkini. Meyve suyu dükkânları, spinning dersleri merhaba.
No comments yet. Be the first to leave one.