نخستین 200 خط.
Bay Manigan, eminim bunun son şansınız olduğunun farkındasınızdır.
İki kez suç işlediniz.
ŞARTLI TAHLİYE DURUŞMASI
Bu noktada kim söylediklerinize inansın ki?
- Bezi çıkarır mısın lütfen? - Evet efendim.
Kendimi geliştirdim ve çabalamaya devam ediyorum.
Lütfen bize hayatınızla ilgili planlarınızı anlatın.
Daha da önemlisi, gerçekten pişman olduğunuzu gösterebilir misiniz?
Bay Manigan, pişmanlık nedir biliyor musunuz?
Yaptığım şey için üzgün olmak.
Ve ben…
…çok üzgünüm.
Büyük oğlumu buradayken kaybettim.
Aynısı küçük oğluma da olmasın diye eve dönmek istiyorum.
Güneydoğuya dönmeliyim.
İyi bir şeyler yapmalıyım.
Vicdan azabı çekmediğim tek bir gün bile yok.
Hasarlıyım. Biliyorum.
Ama hâlâ işe yarıyorum.
Peki ya boks?
Eminim hâlâ yapabileceğin çok şey vardır.
Onu bilmiyorum.
Açıkçası boksa olan sevgim kayboldu.
Asıl en çok rahatsız eden de bu.
Evet, değil mi?
Öğrencilerin dikkatine.
Güz Festivali yetenek gösterisine sınıfınızda kaydolmayı unutmayın.
Bir sürü eğlenceli ödül kazanma fırsatını kaçırmayın.
Bir gerçekle başlıyorum
Etrafta sürüngen çok Boşuna gerilme
Hep sinsisin Hep sert
Söylediğin ne varsa hepsi palavra
Benim gibi olmak istiyorsun
Ama tek sorun bu derste para geçmez
İşte bu dostum.
Sonunda üç aldılar. Bu nasıl olabilir?
CONGRESS PARK AKTİVİTE MERKEZİ GÜNEYDOĞU DC
UNVAN BOKSU
Hey, bak.
Hey, buraya gel. Buraya gel.
Gerçekten konuşmak isterdim.
Ama şu an yapamam. Çok işim var.
Ketta, dur. Dur lütfen.
Duruyorum.
Şimdi başlaman gerek.
Oğlumu görmek istiyorum.
İstediğin bu mu?
Öyle demiyorum. Yani ben…
Yapma Ketta, ben düşman değilim.
Öylece geri gelemezsin.
Biliyorum.
Biliyorum.
Çaba göstermelisin.
Senin…
Sadece yok etmeyi bilen parçandan kurtulman lazım.
Yapma bebeğim, öyle deme.
Bunları aştığını sanıyordum.
Ya sen…
Kalacak yerin var mı?
- Eve gelmek istiyorum. - Hayır, ben…
Burada kal diye demiyorum. Sadece…
Lütfen.
Eve gelebilir miyim?
Önce yapman gerekeni yapmalısın.
Tamam mı?
Bekle Ketta. Ketta.
Seni seviyorum.
Sevdiğini biliyorum.
Ketta.
Ketta, bekle.
Bacakları sağlam tutmalıyız.
Bir kez daha, bir dakika tekme çalışacağız.
Kalçadan tekme atacağız, başlayın.
Su sıçratıyoruz. Su sıçrattığınızı göreyim. İşte bu.
Devam edin.
Devam edin.
Devam, bacaklar çalışsın.
İşte bu, aferin.
Yaşasın.
BİLGİSAYAR KISAYOLLARI
Dostum, iyi misin?
Pek sayılmaz.
Hallettim.
- Sağ ol dostum. - Ne demek.
Hey.
İyi misin dostum?
Hadi, kalk.
Hey.
Kaybetsen bile karşı koymalısın, tamam mı?
Hadi.
İyi olacaksın.
Hey.
Hayır. Götür onu buradan.
Gidelim.
Yapma dostum. Oksijenli su ve yara bandı lazım.
Tüm çocuklar bilir, dışarıda kavga eden burada edemez.
Kavga etmiyordu. Üstüne saldırdılar.
Kendini nasıl savunacağını bile bilmiyor.
Olanları bilgisayar odasından gördüm.
Bilgisayar odası mı? Sen kimsin?
Ben Walt.
Hey. Ortalığı toparlayın.
Pardon Slim.
Kahretsin.
Ufaklığın tellerini eline vermişler.
Krispy Kremes için de dövmüşler.
- Kahretsin. - Bir daha söylemeyeceğim.
Eldivenleri takalım o zaman.
Boks öğretiyorum, soytarılık değil.
Hazırız Slim.
Şu elleri bir gösterelim abicim.
Dövüş bizim işimiz ufaklık.
- Hadi Slim. - Lütfen.
- Ciddiyiz. - Hazırız.
Bir şartla.
Küçük Bruce Leeroy'u korumanız altına alacaksınız.
Salona her geldiğinizde o da sizinle olacak.
Hepinizi birlikte görmezsem kimse boks yapamaz.
Ve sen. Madem onu buraya sen getirdin,
eğitmeme de yardım etmeni bekliyorum Koç.
Dostum, koç dedi.
- Dostum. - Bekle…
Buraya bilgisayar kullanmaya geldim.
Bebek bakıcısı değilim.
Kim olduğunu biliyorum.
Buraya sadece kullanmaya gelme.
Benim felsefem "Önden ödeme yapmak."
Alıyor musun? Geri de vereceksin.
Sana iyi şanslar.
İstediğin kadar kal, tamam mı?
Selam Lee.
Bir kahve alayım.
Hani sadece ikimiz olacaktık benim güzel kraliçem.
Ağzın iyi laf yapıyor Slick Turk.
Beni hâlâ sevdiğini söyle, sağlam bir bahşiş vereyim.
Tisha'ya mesaj atıp zıvanadan çıktığını söyleyeceğim.
Güzelim, ne haber?
Walt, adamım, ne haber? Çıktın mı?
Evet, erken çıktım.
Erken mi bıraktılar?
Pekâlâ siyahi adam, seni görmek güzel.
- İşler yolunda mı? - Evet, iyiyim.
Pekâlâ.
Hey Turk.
Seni görmek güzel.
Seni de Walt. Dikkatli ol.
Hey Lee.
Ayrılıyor musun bebeğim?
Hey Turk.
Ağlamayana meme yok Walt. Ne oldu?
Bana yardım edebilirsen çok makbule geçer.
Cezaevi çantana bakılırsa,
sıçıp, duş alacak, tıraş olacak bir yer arıyor gibisin.
Ama sana bir ekipte iş ayarlayabilirim.
- Nasıl yani? İş gibi mi? - Evet, hep eleman ararız.
Yorucu bir iş ama cebine üç beş kuruş girer.
Benim için bunu yapar mısın dostum?
Evet Walt. Sen bizim için kıymetlisin dostum.
Spor salonu, çocuklar, bir sürü hayat kurtardın.
Sen istersin de yardım etmem mi?
Hapisten çıktığımda işleri yoluna koymak bir yılımı almıştı.
Onlar için yokuz.
Kimse bunu yaşasın istemem.
Turk.
- Sağ ol dostum. - Ne demek.
Ama soracağımı biliyorsun çünkü herkes merak ediyor.
Onlar da aynı şeyi soracak, tamam mı?
İçerideyken kafayı düzeltebildin mi?
Dostum, geçti gitti artık. Üç yıl oldu.
Fena değil.
Hey. Çalışıyoruz.
Yok artık, Walt?
Walt.
- Sen misin? - Selam ihtiyar.
Başka kim olacaktı?
Neden bir arayıp sesini duyurmadın?
İnsan birini arar konuşur.
Rahatsız etmek istemedim.
Hadi be.
Uyuyacak yerin var mı?
Madem sordun, yok Koç.
Kendimi toparlamak için birkaç güne ihtiyacım var.
Zahmet vermeyeceksem.
Ben…
Üzgünüm Walt.
Bizimki izin vermez.
- Anlıyorum. - Mac, kim o?
Bebeğim, bu Walt. Eve dönmüş.
Merhaba Bayan Lewis, nasılsınız?
Bu sefer ne olacak Walter?
Oğluma bakacağım.
Hayatımı düzene sokacağım.
Sözünü tutmanı bekliyorum.
Tekrar etmene gerek yok Koç.
Hey. Seni gördüğüme sevindim.
- Pekâlâ. - Pekâlâ.
Sende o hâl var gibi duruyor.
Nasıl bir hâlmiş o?
Gidecek yerin yokmuş hâli.
Ama bu spor salonu seni çekiyor.
No comments yet. Be the first to leave one.