Disenchantment

Disenchantment

دانلود زیرنویس Turkish

فصل 3

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Disenchantment S03 WEBRip x264-ION10
ناشر lambros
All 10 Episodes.

برچسب‌ها

webrip
web
x264
BRip
تاریخ انتشار: 2021-01-15
تعداد دانلود: 22
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 199 خط.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Hoş geldiniz dostlar.

Hâlâ buradalar.

Sarılmak yok mu?

Bekliyorum.

Hadi Bean, insan ürkünç annesine sarılmaz mı?

Kapa çeneni Luci.

Bean! Seni çok özledim.

Ama ben seni özlemeyeceğim anne.

Dilinden düşürmediğin annen bu mu?

Çirkin ve şeytani bir cadı değilmiş. Ama hayal ettiğimden daha yollu.

Merhaba Elfo. Seni son gördüğümde çok daha ölüydün.

Ay deliği açık kalamaz.

Ay.

-Ay. -Susun!

Altıncı kapatma ekibi, kapatın şunu!

Çok yavaşsınız.

Burada ne işin var anne? Neden beni rahat bırakmıyorsun?

Hayatın berbat diye benimkini mahvetmen şart mı?

Seni kurtardım ya.

Diğer soruları da cevaplayayım mı

yoksa içini dökmek mi istedin?

Boş versene! Sadece gitmek istiyorum.

Seni tutan yok hayatım.

Garip köstebek adamların hariç.

Biz garip köstebek adamlar değiliz. Patlak gözlü, güzel Trøglarız.

Trøg, "ø"nun ortasında çapraz çizgi var.

Köstebek adam olan şu.

N'aber?

N'aber patates kafa?

Bırakın kızı. İstediğin zaman gitmekte özgürsün.

Şimdi istiyorum. Hemen şimdi.

Unutma hayatım, Dreamland'e gidecek olursan

seni öldürürler.

Ayrıca yardımım olmadan çıkış yolunu bulamazsın.

Yankı için kusura bakma.

Ürkütücü, biliyorum.

Yeniden hoş geldiniz dostlar.

"Patates kafa" dediğin için.

Bundan sonra kim cadılıkla suçlanacak baba?

Küçük şivavası olan yan komşumuz kadın.

-Şu durmadan havlayan köpek mi? -Ta kendisi evlat. Ta kendisi.

Olağanüstü bir gösteriydi Majesteleri. Kraliyet barbarlığı timsaliydiniz.

Bu gece size iki top erimiş dondurma var.

Ablamı öldürdüğüme inanamıyorum.

Yaş günü palyaçosunu yaktığımızdan beri böyle üzülmemişti.

-Kral olmak zormuş. Tavsiye istemem lazım. -Danışmanların biziz.

-Hayır, babamla konuşmak istiyorum. -Bunu tavsiye etmem.

Hayret, Derek'in aşağıda Odval'la ne işi var?

Baş Rahibe de orada. Tacım da. Bir şeyler dönüyor.

Her sayıdaki gibi bunda da hesap tutmuyor.

Yaram.

Bize hakemlik yap Pendergast.

Ben Zøg'u şimdi öldürelim diyorum,

Odval yakında kendiliğinden ölür, diyor.

Kana susamış bir piç olarak ne dersin?

Karar adamı değilim, icraat adamıyım.

Bir de puding adamıyım. Nefis puding yaparım.

Durumu nasıl bakalım.

Ruhumu teslim ediyorum.

Soylu yağ tulumu hâlâ hayatta.

Kurbanımızın cesedinin başında övünmek istiyordum.

-Daha tatmin edici bir şey olamaz. -Ayrıca tahrik edici.

Merak etme. Sesine bakılırsa yakında kızı kadar ölü olacak.

-Ne? Siz var ya… -Gördün mü? İşte ölüm sayıklaması.

Kızıma bulaştığınız için sizi kıvrandıracağım…

Sayıklamalara vaktim yok. Bir cinayet çubuğu ver.

Sakin ol. Onu öldürerek ölümsüz ruhlarımızı riske atamayız.

Ruhlarımız mı?

-Ama kilisenin liderisin. -Yemişim kilisesini.

Ölen birine göre amma ses çıkarıyor.

Belki de iyileşiyordur.

Eyvah, halk bunu görmesin yoksa onu tekrar tahta getirirler.

Pendergast, Zøg'u bu odadan sakın çıkarma.

-Yemek söylesem olur mu? -Mecburen.

Kaçmaya kalkarsa onu lime lime et.

Hanımlar ve falancalar,

bu zorunlu gece yarısı yemeğine katıldığınız için teşekkürler.

Biri yiyor, duyuyorum. Evet.

Hayır, sen. Bırak kaşalını. Sağ ol.

Trøg Kasabası'ndan büyük alkışlarla… Bak, hâlâ duyuyorum!

Trøg Kasabası'ndan büyük alkışlarla, onur konuğumuzu,

güzel kızım Prenses Tiabeanie'yi selamlayalım!

-Ve… -Ve iki küçük lüzumsuzu.

Kraliçe ve prenses, yani son kâhin ve kehanetin ta kendisi olarak

sonunda kavuştuğumuza göre

en büyük arzum, tüm bunları bir kenara bırakmak.

Ne?

Asıl önemli olana, anneyle evladın kavuşmasına odaklanmak istiyorum.

Bean, seni çok özledim.

-Anlaşamadığımız oldu. -Birbirimizi öldürmeye çalıştık.

Geleceği bir kenara bırakıp geçmişi telafi etme vakti geldi.

Seni kurtarmam boşuna değildi. Hep buramda taşıdığım şey yüzündendi.

Göğüs kafesi.

Artık zamanımız var. Dünya hâkimiyeti bekler. Sevgiye!

Vay be anne, ciddi miydin bilmiyorum

ama o tacı kafama vidalamaya çalışmamana kadeh kaldırıyorum.

Kim takar o eski şeyi.

Kazıkta yakılmak kadar iştah açan bir şey olamaz.

Hayır, olmaz. Trøg Kasabası'nda senin gibiler artıkları yer.

Konuşan kedi değilim yalnız. Konuşan iblisim.

Bilmez miyiz? Cehennemin bir üst katındayız.

Berbat komşularsınız. Pişirdiğiniz lahanalar leş gibi kokuyor.

Onlar çocuk!

Araya sıkışsam?

Maalesef fazla yer… Peki madem.

Bak sen. Diğerlerine benzemiyorsun.

Yüzündeki koca delikler nispeten küçük.

Nihayet kıymetini bilen biri çıktı.

Evet, niyetim öyle görünmekti zaten.

Selam, ben Trixy.

Selam Trixy. İsmim O. Elf-o.

Pardon, kadınlardan böyle ilgi görmemiştim.

Ne tepki versem bilmiyorum.

-Bu da ne? -Sirkeli ve hardallı ançüez.

Tuzlu, ekşi ve vıcık vıcık mı? Kutsal lezzet üçlüsü resmen!

-Siz yemiyor musunuz? -Biz özel bir gıdayla besleniyoruz.

Mağara suyu.

Mağara suyu mu?

Anladım. Peki. Açıklığa kavuşturduğumuz iyi oldu.

Çatlak.

Çatlak.

Efendimiz? Beni duyuyor musunuz bilmem. Kulaklarınızın içi kan gölü olmuş

ama bir şey söylemek istiyorum. Babamı hiç tanımadım.

Artık kullanmadığımız kanal için yapılan savaşta babanızın hizmetinde öldü.

Ama hep sizi örnek aldım.

Beni savaşa yolladığınızda gittim. Sadece kralımsınız diye değil,

hemen arkamda savaşacağınızı bildiğim için.

Hani bir savaş sonrası zafer yemeği yerken

sarhoş hâlde cinnet geçirip gözümü oymuştunuz ya?

İlginçtir, çatal fırlattığınızı sandılar

ama aslında bir kaşığı öyle sert, öylesine süratle fırlattınız ki

gözümü kavun gibi oyup atıverdi.

Kemiğe kadar efendim. Etkileyici. Gerçek bir savaşçısınız.

Kim ne derse desin efendimiz, iyi bir insan olduğunuzu biliyorum.

-İştahın mı kaçtı? -Sömürüye alerjim var.

O dişlerle önüne çıkan her şeyi yediğini hatırlıyorum.

Manyak bir kunduz yavrusu gibi.

Anladık, inci gibi dişlerin var. Bunu neden yapıyorsun?

Seni mutlu etmek için. İnan, akıl oyunu oynamıyorum.

Bunu diyen kadın rüyalarını istila etti.

Sıçan kemiklerini bitirmemişsin Luci'ciğim.

Kazıkta uzun bir gün geçirdin. Yatalım mı?

-Hava kararıyor. -Nasıl anladın?

Trøglar alışkanlıklarına düşkündür. Uyku vaktini bilirler.

Kahrolası bulaşıkları yıkama vaktini de!

Bana bir şans daha vermeyi düşün, söz mü?

Artık yatmam lazım. Hangi kayada uyuyacağım?

Bu kez rüyalarımı istila etmek yok.

Elbette. Su altı seks fantezilerinde yalnız olmak istediğini biliyorum.

Bu ne cüret? Ayrıca ne dediğini bile anlamadım.

İyi geceler canım. Yugo seni yatmaya hazırlasın.

Çökük Mağara bu tarafta.

-Tehlikeli görünüyor. -Hayır, otelin adı bu.

-Yani güvenli mi? -Hayır, sık sık çöküyor.

Bean, böyle bir zamanda nasıl uykun olur?

Yok ki. Kızgınım.

Bazen kızdığımda bana da yorgunluk çöker.

Var ya, yordun beni.

Yugo'yla yürü. Bu işi çözmeliyim.

Bir şey öğrendiysem o da şu,

psikopat annenle bir mağarada mahsur kaldıysan

nabza göre şerbet vermek lazım.

Sevgi dolu evlat rolü yapmalıyım.

Dikkatli ol. Kafanı karıştırmasına izin verme.

İnanmıyorum! Çocukluk odamın tıpatıp aynısı.

İçki dolabımda bu süslü elbiseler ne arıyor?

Siz ikiniz, uyku odaları bu tarafta.

El ele tutuşun.

İyi geceler Bean.

Bunlardan cehennemde de var. Kripta diyoruz.

Trøglar tüylerimi ürpertiyor ama bu sert ve soğuk oyuk epey rahat gibi.

-Selam Elfo. -Selam Trixy. Ne oluyor be?

-Kapa çeneni Trixy. -Kapa çeneni Elfo!

Kapa çeneni Elfo!

Kapa çeneni Elfo!

YENİ YÖNETİM BÜNYESİNDE

Pekâlâ, kırın kıçınızı oturun.

Şimdi nihai amacımıza ulaşıyoruz,

Dreamland'i zengin, dopdolu ve manevi yaşam tarzıyla katı bir teokrasi yapmak.

Hepsinden önce "zengin" bebeğim. Şükür, âmin, gelsin paralar!

İşte fermanlar Majesteleri. Yüksek sesle konuşmayı unutmuyoruz.

Anlaştık.

"Kral'ın, benim, Derek'in, şahsımın emriyle

Dreamland'de teokrasi ilan ediyoruz!"

"Gücün tek kaynağı, bu Kutsal Taht ve üzerinde oturmakta olan göttür."

"Dolayısıyla bundan sonra her türlü ahlaksızlık yasaklanacaktır."

"Alkol yasak!"

"Kumar yasak!"

BEN AROMALI SU BARDAĞI 15 SENT

-"Ruhsatsız seyyar satıcılık yasak!" -Hayır! Kıymetli sıvılarım!

"Gayrimeşru beraberlik yasak!"

"En önemlisi de, komedi yasak!"

-Benim gösteriye izin var mı? -Ne komiğime gidiyor dersin?

-Ne? -Meşhur lafın.

Hangi meşhur lafım? Olamaz…

Evet, işte bu.

Bizi kafeye götürmüyor muydun?

Dagmar manzaralı yoldan götür, dedi.

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left