1883

1883

دانلود زیرنویس Turkish

فصل 1

هماهنگ با نسخه‌های زیر

1883 - 01x06 - Boring The Devil CAKES ION10 NTb
ناشر egww

برچسب‌ها

other
تاریخ انتشار: 2022-02-01
تعداد دانلود: 55
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Doan's Crossing ve Kızıl Nehir'i geçmiştik.

Trajedinin bizden geriye kalanları yok etmek için bir sonraki fırsata doğru...

Annem acının geçeceğini söylüyor.

Güzel anıların geri döneceğini. Sanırım doğru söylüyor.

Bu gezegendeki her insan bir başka acıya sebep olana kadar buna dayanıyor.

Bir gün ben de öleceğim ve birisinin yüreğini paramparça edeceğim.

Ama o gün bugün değil.

Bugün yaşayacağım ve paramparça olan benim.

Gidip aralarından bir kovboy tutalım. Aşçı da buluruz.

Onların aşçılarına bulaşmak istemiyorum.

Sığırlarını çalsan daha az sinirlenirler.

Sabah sabah çatışmaya giremem.

Doan's'ın diğer tarafında aşçı ve kovboy tutarız.

O nasıl?

Nasıl olmasını bekliyorsan öyle.

- Aç mısını? - Hayır.

- Nereye gidiyorsun? - Biraz mahremiyete ihtiyacım var.

Neden mahremiyete ihtiyacın var?

Âdet oldum.

Ölüm her yerde.

Bizi sokak köpeği gibi takip ediyor, artıklarımızı yiyip bitirmeyi bekliyor.

Sebep olduğu acı o kadar keskin, o kadar tamamlanmış ki...

Tür olarak bize nasıl bir yararı olacağını anlamak zor.

Acı hangi amaca hizmet ediyor?

Arzuyu ve korkuyu anlıyorum...

...ve aşkı...

Bizi nasıl koruyup hayatımızı iyileştirdiğini ve yeni bir hayat getirdiklerini de.

Ama keder...

Beni tüketmiş olmasayı bu beni şaşkına çevirirdi.

Nasıl hissettiğini biliyorum.

Birçok insan aynısını söyleyecek.

Belki doğrudur belki değildir, bilmiyorum.

Ama ben söylediğimde doğru olduğunu biliyorum.

Tam senin olduğun durumda aynı şeyi düşünüyordum.

Onlar olmadan yaşamak istemediğimi düşünüyordum.

Yaşamanın anlamını göremiyordum. Çoğu gün hâlâ da göremiyorum.

Ama işte buradayım, onlar olmadan yaşıyorum.

Neden?

Şey...

Sebeplerim seninkilerden farklı olabilir.

Beni seven kimsem kalmadı.

Senin var.

Sana bir sır vereyim.

Neden hâlâ nefes aldığımı söyleyeyim.

Okyanusa doğru gidiyorum.

Okyanusa mı?

Bir Apaçi gözcüsü bir keresinde bana...

...birini sevdiğinde ruhlarınızı değiş tokuş yaptığımızı söylemişti.

Sen onların bir parçasını alırsın, onlar da senin bir parçanı alır.

Ama aşık olduğun öldüğünde...

Ondaki parçan da onunla beraber ölür.

O yüzden bu kadar canını acıtıyor.

Ama onun bir parçası hâlâ senin içinde.

Senin gözlerinden dünyaya bakabilir.

O yüzden karımı okyanusa götürüyorum.

Sahile oturup okyanusu görmesini sağlayacağım.

Onun hayaliydi.

Sonra onu görmeye gideceğim.

Bu da benim hayalim.

Bu sırada da sürüye kovboyluk yapabilirsin.

Şimdi nereye gidiyorsun?

İş başına.

1883 S01E06 Şeytan'ın Canını Sıkmak

Çeviri: Snake93 İyi seyirler dilerim.

Doan's Crossing Teksas ve Oklahoma Bölgelerinin Sınırı

Sürüyü burada tutun.

Durdurun!

Tüccarlardan bir şeye ihtiyacın varsa ben alabilirim.

Sen burada kal ve çocukların yanından ayrılma.

Burada tüccar kadar hırsız var.

Kocamın eşyaları. Bunları satmam lazım.

Evet efendim, satacağım.

Teşekkür ederim.

Tüfeği satma.

- Nasıl kullanacağımı bilmiyorum. - Nasıl kullanacağını sana öğretirim.

İhtiyacın olacak.

Sağmalık inekleri var mıdır acaba? Biraz süte hayır demezdim.

Süt bozulur.

Lanet arabanın sallantısında süt öğlene kalmadan tereyağı olur.

Biraz da kahve alabilir misin?

John'u yanına al. Elsa'yla biraz vakit geçirmek istiyorum.

Tamam, hadi evlat.

İşte böyle.

Tüccarların seni dolandırmasına izin verme.

Planım onları dolandırmaktı.

Eminim.

Benimle at sür.

Sürüye göz kulak olmam gerek.

Bir haftadır gördükleri en iyi çimenlikte otluyorlar.

Sığırlara bir şey olmaz.

Wade.

Onu tüccarların yanına götüreceğim.

Bir şeye ihtiyacın var m?

Şey...

Ellerinde çikolataları varsa hayır demezdim.

- Ellerinde varsa alırım. - Sağ olasın.

Hadi.

Ne var?

Ne var?

Olan sensin. Burası özgür bir ülke.

İstediğime bakarım.

Giyiniş tarzına bakarsak aldıracağını sanmıyorum.

Aldırıyorum.

Ne yapacaksın peki?

- Bunu beğendim. - Bir bakayım.

- Pahalı bir zevkin var evlat. - James!

Vuracak mısın beni ufaklık?

Vuracağım lan.

- Sandığından daha zor? - Hayır, değil.

Bana çok doğal göründü.

Sadece eğleniyorduk ve birden emaneti çekti.

O çok da eğlenmiyor sanırım.

Tamam, tamam.

Sadece... Yerine koyuyorum, tamam mı?

- Yerine koydum. - James.

Omzumun üstünden size bakarak vaktimi harcamak istemiyorum.

Baktığında bizi görmeyeceksin. Fort Worth'a doğru gidiyoruz.

Yerinizde olsam öyle yapardım.

Neyin var senin?

Ver şunu bana.

Kullanmayı planlamıyorsan insanlara doğrultma şunu.

Kullanacaktım.

Kampa git ve orada bekle.

Kız da bayağı asabiymiş.

Evet öyle.

Bazen kovboy kızlar kovboylardan daha alaylı oluyor.

Sanki hiç anneleri olmamış gibi.

Annesi benim.

Limonata ister misin?

İstemem, teşekkür ederim.

Viskiye ne dersin?

Biraz içmek iyi gelecek gibi.

Bana katılır mısın?

Ablam, öğlenden beri sana katılıyorum.

Buz.

Kocam Ocak'ta Fort Worth'tan bir kalıp almıştı.

Buz kovasını kuyuda tutuyoruz.

Kuyuya çok inmezsek 50 kiloluk buz kalıbı Hazirana kadar dayanıyor.

Bu sonuncusu ve birazsının bile ziyan olmasına izin vermem.

Pardon. Teşekkkür ederim.

Çocukların öyle bir etkisi var.

Benimkinin kesinlikle vardı.

Nasıldı?

Gittiğime değmedi.

Hiç değmezler zaten.

Yıldızlar battaniye.

Toprak yatak.

İyi at, kırlık.

Kovboyun tek ihtiyacı olan bunlar.

Kovboy kızın da tek ihtiyacı bu sanırım.

- Oregon mu? - Aynen.

Oraya gittim diyelim, geri nasıl döneceğim?

Arabanı ve atlarını trene koyup...

...seni istediğin yere göndereceğiz.

Neden kendileri pişiremiyor?

Kendi başlarına pek bir şey yapamıyorlar.

Hangi yoldan gideceksiniz?

Güney Geçidi'nden geçeceğiz.

Salt Lake'i geçip oradan batıya doğru gideceğiz.

- Kışı atlatamazsınız. - Atlatırız.

Peki sığır?

Sığırınız var mı? Çünkü Kansas'a girdikten sonra hiçbir bok olmayacak.

Elli baş.

Başka ne yapacaksın sanki?

Malzemeleri siz alırsınız ve aylık 150 alırım, artı eve dönüş bileti.

Anlaştık.

Yemek arabası benim, kuralları ben belirlerim.

Ne pişirirsem onu yerler.

Beğenmezlerse gidip başkasına söylensinler çünkü duymak bile istemiyorum.

Senin araban, senin kuralların.

Yaklaşık olarak...

...stoklaması 600 dolara patlar.

Neden 600?

Çünkü Wyoming'e kadar göreceğimiz son pazar burası.

Peki Abilene?

Kahrolası Abilene.

Orada bulacağın tek şey fahişeler ve katiller.

O sikik yerin yanına bile yaklaşmam.

Yüce İsa, yanımda ol.

Önümüzdeki sene buraya okul yapacaklar.

On yıl önce burada hiçbir şey yoktu, kimseler yoktu burada.

Şimdiyse okul yapacaklar. Al sana ilerleme.

O kelimenin ne anlama geldiğini bile bilmiyorum artık.

Kimse bilmiyor!

Bayan Carol?

Bayan Carol, malzeme almam gerek!

Ne aldığını yaz. On dakikaya geliyorum.

Ne aldığımı mı yazayım?

Pekâlâ.

Hepsi için 35 dolar veririm.

- Tamam. - Peki.

- Nakit mi istersin takas mı yapalım? - Nakit.

Pekâlâ.

Güzelmiş.

- Fransa'dan geldi. - Bununla ne işin var?

Bayım, paranız, fasülyeniz, kahveniz ya da...

...pişirecek tencereniz yoksa insanlar her şeyi takas eder.

Betondan uzaklaştıkça o güzel şeyler gittikçe değersiz hâle geliyor.

Ne kadar istiyorsun?

- 50 dolar. - 50 dolar mı?

More Turkish subtitles for 1883

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left