The Lie

The Lie

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

The Lie 2018 1080p WEBRip x264-RARBG
The Lie 2018 WEBRip x264-ION10
The Lie 2018 WEBRip XviD MP3-XVID
The Lie 2018 1080p AMZN WEBRip DDP5 1 x264-NTG
The Lie 2018 720p AMZN WEBRip DDP5 1 x264-NTG
ناشر levanten

برچسب‌ها

webrip
web
x264
BRip
1080
XviD
720p
720
تاریخ انتشار: 2020-10-06
تعداد دانلود: 60
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Şuna baksana. Sanırım uykuya dalıyor.

Uyandırma Jay.

Hadi uyu Kayla. Uykulu görünüyorsun.

"Merhaba" de.

Merhaba bebeğim.

Bak bebeğim. Kameraya bak.

Annen gibi kameraya bak. Kayla!

Mutlu yıllar sana

Ne kadar küçük!

- Çok acıyor. - Bitti bile.

Kendimle gurur duyuyorum.

- Aferin sana. - Gerçi bir saatimi aldı.

Kayla, şu an neredesin?

Helikopterde saklanıyordum

ve acil bir çağrı aldılar, bu yüzden kalkmaları gerekti.

Devasa bir yağmur fırtınası var, bak. Bir de elbise giyiyorum.

Gök gürültüsünü duyabiliyor musun?

- Tamam, hazır, başla. - Ön cama bak!

Hadi gidelim!

Olamaz! Koş!

YALAN

Güçlü bir fırtına Doğu Kıyısı'na yöneldi

ve New York'un yukarılarına bırakacağı kar 30 santimetreyi bulabilir.

Ulusal Meteoroloji Dairesi bu kış...

Kayla.

Kayla!

Ne oldu?

Annen astım spreyini çantana koymuş.

Sadece dört gün. 15 yaşına geldi, bırak da büyüsün.

Büyüdüm zaten.

Evet, büyüdün. Pardon.

Kayla da dans şeyine gittiğine göre

benimle Vegas'a gelsene.

Hayır. İki haftaya duruşmam var. Gelemem.

Kayla, spreyin çantanın ön gözünde.

Bir önceki gibi bunu da kaybetme.

Kaybetmem.

Beni burada bırak.

Çocuklarla iyi eğlenceler. Pazartesi görüşürüz.

Beni bekletme.

Seni bekletmeyi seviyorum.

Teşekkürler.

- Hoşça kal. - Güle güle.

Hoşça kal Kayla.

Babam onun taşındığını biliyor mu?

Henüz bilmiyor. Emniyet kemerini tak.

Şu aptal kampa gitmek zorunda mıyım anne?

Neden evde kalamıyorum?

Çünkü baş dansçı olmak istiyorsun

ve bunun için çalışmak, bağlılık ve fedakârlık gerek.

Baleyi sevdiğini sanıyordum.

Kahvaltı yapabilir miyiz lütfen? Çok acıktım.

Geç kalamayacağını biliyor.

Tamam da yemek yemezsem dans edemem.

Bunu daha önce düşünmeliydin.

Hey! Tatlım benim.

Yiyecek bir şeyler alabilir miyiz?

Bugün bir şey yemedim.

- Pankek alalım. Bol kremalı. - Evet!

Geç kalmasına izin verme lütfen Jay.

Vermem. Söz. Sen de katılmak ister misin?

Evet, anne!

Nesin sen? 15 yaşında bir kız mı?

Hadi Beccs.

Pankek seversin.

O lakabı sevmediğimi biliyorsun.

Selam Kayla!

Bu Kayla'nın annesi Rebecca. Trini grupta çello çalıyor.

Hakkında çok şey duydum Beccs. Memnun oldum.

Evet, ben de. Pankeklerin tadını çıkarın.

Anne.

Ne var?

Boş ver.

- Pazartesi gecesi görüşürüz. - Evet.

- Annenin işe gitmesi gerek. - Evet.

Pazar günü prova sırasında anlatabilirsin.

Selam! Galiba şoför benim, değil mi?

Ön koltuk çok dolu.

Sanırım annen Trini'yi bilmiyor, değil mi?

Söyleme, demiştin.

İşe yaramış.

- Hadi canım! - Ne?

- Baba, kenara çek. Brit bu. - O kim?

Dur, onu geçeceksin! Kenara çek.

Arabayı durdurana kadar bekle. Tanrı aşkına!

Brit!

Nasıl ya?

Burada ne işin var?

Gresham'daki şu aptal bale şeyine gidiyorum.

Neden benimle gelmedin?

Çünkü pislik babam Sam bırakacağını söyledi ama yalanmış.

O kim?

Babam işte deli. Binsene.

Merhaba baba.

Selam.

Sizinle gelsem olur mu?

Tabii ki. Sorun değil.

Bu, erkek arkadaşın mı?

Hayır, takip edip onu yemliyorum.

Parça iyiymiş. Kim söylüyor?

Benim grubum. Yeni albüm.

Güzel.

Yani solist falan mısın?

Evet.

Bazen Soul Garage'a giderim.

Hiç orada çaldınız mı?

Hayır. Orada çalmıyorlar.

Bunlar yaşlı.

Oraya gittin mi de biliyorsun?

Yüzüne ne oldu?

Biri vurmuş gibi.

Bir şey olmadı ya!

Sapık gibi bakmasana.

- Yakınlarda tuvalet var mı? - Gresham'a yakın olabilir.

Tamam ama şimdi durabilir miyiz lütfen?

Burada hiçbir şey yok.

Tamam ama gerçekten şu an altıma işiyorum.

Neden bu kadar iğrençsin?

Gerçekten işiyorum, tam da koltuğa.

Baba, kenara çekebilir misin?

Evet. Tamam.

Ne?

Neden böyle orospuluk yapıyorsun?

Tamam, bekle.

Kayla!

Siktir!

Kayla!

Hadi, gidelim artık!

Kayla!

Kayla, in oradan!

Kayla! İn aşağı!

Kayla! Ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun?

Sadece şakalaşıyorduk.

- Arkadaşın nerede? - Ben...

O nerede? Arkadaşın nerede?

Tanrım...

Bekle.

Baba.

Britney!

Baba!

Britney!

Baba!

Britney!

911'i ara!

Bekle baba!

Baba, bekle!

Telefonunun kodu ne?

Hadi! Telefonunun kodu ne? Kayla! Hadisene!

Onu ben ittim.

Orospu gibi davranıyordu!

- Orospu gibi davranıyordu! - Hayır!

Onu ittim ve aşağı düştü.

İttim ve düştü.

Başını eğ.

Tamam! Hadi, arabaya bin! Hadi.

Yanıt alır almaz yazılı ifade istiyorum.

Seni sonra arayabilir miyim? Tamam.

Kayla nerede?

Arabada.

Lanet olsun Jay.

Gitmemek için seni ikna ettiğini söyleme yine.

- Affedersin. - Konuşabilir miyiz?

- Rebecca! Dur! - Onu kendim bırakmalıydım.

- Bekle biraz. - Oraya gitmesi gerek.

Ciddiyim, konuşmalıyız.

Ne hakkında Jay?

Kayla şımartılmış veledin teki

çünkü her şeyin yanına kalmasına izin verdin!

Haklısın. Onu kampa götüreceğim.

Kayla!

- Arabada kalmanı söylemiştim. - Jay!

Nefes alamıyorum. Lütfen.

Spreyin nerede?

- Bilmiyorum. - Çantana yenisini koymuştum!

- Bulamıyorum. - Orada olması gerek.

Hadi, bir bakalım.

Tamam. Ben hallederim.

Yatıp biraz dinlenmesi gerekiyor.

Bana gidelim. Tamam mı?

- Hayır, baba. - Evet.

Oraya gitmek istemiyorum. Trini orada. Eve gitmek istiyorum.

- Hadi. - Hadi.

Hayır.

- Onu eve götürüyorum. - Hayır!

Tanrı aşkına Jay.

Baba?

Sence o güzel biri mi?

Bale okulundan arıyorlar.

Hasta olduğunu söyle.

Merhaba! Evet, biliyorum Lindsey. Çok üzgünüm...

Anlayışın için çok teşekkür ederim. Tamam. Hoşça kal.

Ne söyledin?

Sence ne söylemiş olabilirim?

Geri dönmen gerekiyorsa onunla kalabilirim.

Hayır, sorun değil. Evden çalışabilirim.

Eline ne oldu?

Alçı panel kesiyordum.

Onu evime götürsem iyi olur. Gresham'a daha yakın.

Hayır, yarın bırakırım.

More Turkish subtitles for The Lie

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left