Fréwaka

Fréwaka (Fréamhacha)

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

frewaka 2024 1080p web h264-determinedpracticalhoatzinofstamina
ناشر dikistutmaz
23,976 fps

برچسب‌ها

webdl
تاریخ انتشار: 2025-05-12
تعداد دانلود: 59
مخصوص ناشنوایان: No
FPS: 23.976

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Gelin nerede?

- Onları kim davet etti? - Kimse davet etmedi. Mesele de bu ya zaten.

Peig'i gören var mı?

Peig'i gören var mı?

Peig! s

Peig!

Peig!

Günümüz

Isırmam, korkma.

Ben de meteliksizim, biliyorsun durumumu. Ona, Cuma günü alacağımı söyle.

Beni görmeye ne zaman geleceksin?

Dinle, bu akşamlık bu kadar yeter belki, ne dersin?

Hayır, cumaya kadar her şeyi hâlletmeliyiz.

- Evet ama..! - Hayır, sıkıntı yok.

Sadece, biraz hava almalıyım.

Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri

Atamanız yapıldı. Lütfen, gözetmeninizle iletişime geçip...

- Gitsem iyi olacak. - Nasıl istersen. Nasıl olsa gideceksin.

Sonuçta, paraya ihtiyacımız var, değil mi? Sadece birkaç hafta kalacağım.

Evet, ama yapmamız gereken işler de var.

Bırak o zaman. Siktir et. Kimin umurunda. Bırak hepsini atsınlar.

Ev sahibinin umurunda.

- Senin de öyle. Ya da olmalı. - Ama değil.

Bekle!

İlaçlarını unutma.

Teşekkürler.

Bu...

Bu, düşündüğüm kişi mi?

Meryem Ana heykeli; ama karanlıkta parlayan türden.

Ne olmuş ki?

Ne yani? Kiev'de bunlardan yok mu?

Var, var!

Ama daha kalitesizleri... ...ama yok ya, o kadar da değil.

Bunca şey var ama senin fotoğrafın yok?

- Senden hiçbir iz yok. - Biz, o tür bir aile değildik.

Gel. Seni otobüs terminaline bırakayım.

Teşekkürler.

Rica ederim, ama bil ki...

...karanlıkta parlayan Meryem Ana'yı saklayacağım, tamam mı?

Tamam.

Felç sonrası iyileşme sürecindeki hasta. Hareket bozukluğu.

Burası son durak. Nereye gittiğinizi biliyor musunuz?

Evet, sanırım biliyorum. Bu evi biliyor musunuz?

Seán, bu genç kız, bu evi arıyor.

Evine dönmesini söyle.

Böyle bir ev bilmediğini söyledi.

Dediğini anladım. Orada beni bekliyorlar.

İndikten sonra dümdüz ilerle.

Peri ağacının yanındaki kestirme yoldan git.

Görünce tanırsın.

Kimse yok mu?

Sağlık hizmetlerinden geliyorum.

Bayan Nic Giolla Bhríde?

Kimse yok mu?

Kahretsin.

Bayan Nic Giolla Bhríde?

Siktir!

Bana tam olarak kim olduğunu söyleyene kadar seni içeri almayacağım.

Birinci basamak sağlık hizmetleri beni gönderdi, bakın!

İşte kimliğim.

İyi misiniz?

Sidik bu. Hoşuna gitti mi?

Durun! Durun!

Geri gelin!

Neredesiniz?

Bayan Nic Giolla Bhríde?

İyi misiniz?

- Tek yapacağın bu mu? - Yeterli değil mi?

Bana daha fazla iş çıkarmak mı istiyorsunuz?

Bir de şu var. Artık buraya herkes girip çıkabilir.

Yarın tamir ettireceğim. Söz veriyorum.

Yardımcı istemiştiniz. İstemediniz mi?

İstedim, çünkü bana bakacak birini bulmadan hastaneden eve dönmeme izin vermediler.

Onlara güvenmiyorum.

- Ama seni kovabilirim. - Sâkin olun, daha yeni girdim içeri.

- Bebek gibi davranılmasını istemiyorum. - Bunu, aklımın ucundan bile geçirmedim.

Shoo. Arkadaşlarım bana böyle der.

Shoe (ayakkabı) mu?

Siúbhán veya Shoo, arkadaşlarının deyimiyle.

Aynen.

- Peig. - Peig.

- Sigara kokuyorsun. - Kusura bakma. Bırakmaya çalışıyorum.

Çok güzel. Yıllardır sigara içmedim.

Bir dal versene.

Sana sigara vermem yasak.

Sevmiyorlar. Kötü kokuyor.

Yıkanmak ister misin?

- Sana temiz kıyafetler getirebilirim. - Hayır.

Bir sigara ver, sonra yıkanırım.

Merdiven asansörü yok mu?

Kendim çıkabiliyorum.

Notlarda, içmen gereken ilaçlar olduğu yazıyordu.

İçtim.

Hiç ısınmadan maça başladık, değil mi!

- Daha beş dakikadır buradayım. - Dokunma ona!

Bırak öyle kalsın!

Beni yalnız bırak!

Kendim giyebilirim!

Hazır olduğunda söyle.

Hazırım.

- Ters giymişsin. - Ben böyle seviyorum.

Saçların çok güzel.

Peki. Tamam. Saçına dokunmayacağım.

Aptalca sözlerini kendine sakla.

- Bu söylediğin çok kaba. - Kibar olduğumu kim söyledi?

Nerede kalacağım?

Uyuyabileceğim bir yer lazım.

Tabii burada sana eşlik etmemi istemiyorsan?

İstediğin odayı seçebilirsin.

Bu telefon hattı cep telefonu aramalarına kapalıdır.

Alo?

Merhaba. Evde bakım görevlisiyle mi görüşüyorum?

Evet, ben Shoo... Siúbhán.

Henüz tam kalifiye değilsiniz galiba. Ne yaptığınızı biliyor musunuz?

İrlandaca bilen birine ihtiyacı olduğu söylendi.

- Bir saha ziyareti yapılması gerekecek. - Evet, tabii.

Bu akşam birinin gelmesini bekliyordum.

Hastanın akıl sağlığı sorunları olduğunu biliyor musunuz?

Muhtemel bunama? Paranoya? Sanrılar?

Aslında, bana söylenmemişti.

Felç geçiren bir kadına yardım etmek için birkaç haftalığına geldiğimi sanıyordum.

Fiziksel yardımcı olarak.

Tüm bilgiler notlarınızda var.

Olası bunama belirtileri.

Sık kafa karışıklığı, sanrılar ve paranoya nöbetleri.

Doğru.

- Saha ziyareti ne zaman? - Size haber verilecek. Teşekkürler.

- N'apıyorsun! - Bakım ajansıyla konuşuyordum.

Arayanın onlar olduğuna kesin emin misin?

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi.

Ailen var mı, Peig?

- Dáithí intihar etti. - Üzüldüm.

Dürüst olmak gerekirse, biraz hayal kırıklığıydı.

Sen henüz evlenmedin mi?

En iyisini yapmışsın.

Canını sıkma.

Henüz evlenmedim ama yakında evleneceğim.

Mila Ukraynalı.

Orada nişan yüzüklerini diğer eldeki parmağa takıyorlar.

Hamile mi?

Arkadaşımız Caoimhín'in yardımıyla.

Bunun yolları ve yöntemleri var.

- Kendin sordun. - Umurumda değil.

Manastırda büyümedim, biliyorsun.

Gençler, her zaman her şeyi kendilerinin icat ettiğini düşünür.

Dikkat et!

Doğumlar, evlilikler, ölümler.

Bunlar hassas alanlar.

Eşikler.

- Bunu severler. - Kim onlar?

Doğumlar, evlilikler, ölümler.

- Çok bürokratik işler. - Kadın işi.

Erkekler de ölür. Ve evlenirler.

Hâttâ ara sıra birbirleriyle evlenirler.

Özellikle İrlanda'da...

...ölüm işlerini ve düğünleri kadınlar yapar.

Evlenme, doğurma...

...hasta bakımı ve ağıt yakma.

Şimdi bana yanıldığımı söyleyeceksin. Değil mi?

Selam aşkım. Sadece arayıp hatırını sormak istedim. Eve vardım.

Evde telefon çekmiyor, o yüzden beni aramanın bir anlamı yok.

Yarın tekrar ararım.

Seni seviyorum.

Günahsız doğan Meryem, bizim için dua et...

Günahsız doğan Meryem, bizim için dua et...

Günahsız doğan Meryem, bizim için dua et...

Selam Sana Kutsal Kraliçe, ışığımız, tatlılığımız ve umudumuz.

Havva'nın gariban sürgün çocukları olarak sana yakarıyoruz.

Selam Sana Kutsal Kraliçe...

Müziği seviyorlar.

Sürekli dinliyorlar.

Kim onlar?

Evin altında başka bir ev daha var.

Ne yapıyorsun?

Onları sayıyorum. Kötü bir şey olmasını istemiyorum.

Delirdiğimi düşünüyorsan, sorun değil. Düşünmeye devam et.

Ben yargılayacak biri değilim. İnan bana.

Bir bardak su alabilir miyim, lütfen?

Al iç. Birkaç kaşık yer misin?

Çok lezzetli.

Tuz sevmez misin?

Hayır.

Bir shot bardağı ve limonla gelmedikçe.

Nedir bu böyle?

Doktordan daha fazlasını alacağımı biliyorsun.

- Merhaba! - Merhaba!

Nasıl gidiyor?

Biraz zor ama böyle şeyler genelde zor olur.

Ukraynaca öğrenme işi nasıl gidiyor?

- Her şey yolunda mı? - Harika. Oralarda ne var ne yok?

İyi.

Şey... Kişisel şeyleri ne yapayım?

- Mektuplar, fotoğraflar, vs. işte. - At gitsin.

- Atamam. - Atabilirsin.

Shoo, en azından bir bak.

Bak, onu uzun süre yalnız bırakamam. Yarın konuşuruz. Tamam mı?

Kasabaya ineceğim. Bir şey ister misin?

Ne gibi?

Süt, ekmek, birkaç fare kapanı, olabilir.

Burada hiç fare yok. Davetsiz misafirleri sıkı takip ederim.

Fréwaka subtitles in other languages

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left