نخستین 200 خط.
POLİS
Herkes aşırı hız yapıyor.
İner misin?
Yağmur dursun inerim.
Ne bok yaptığına bir bak.
Bana kalsa BMW süren herkesi öldürürüm. Eski modellerini kullananları iki kez.
BMW süren denyolar hız yapmak zorunda hissediyor.
Modeli ne kadar eskiyse
gaza o kadar abanıyorlar.
Paraları var diye gösteriş yapmak için
kredi çekip yeni arabalar alıyorlar.
Para güçtür.
Ne?
Hiç.
O ne demek lan?
Hiç.
Teslimat minibüsleri de aynı.
Bok yetiştiriyor gibi hız yapıyorlar.
Ve kamyonlar. Litvanya'dan gelenler.
Ona katılıyorum.
Küçük bankaların aylık 500 üstü ödemeyle
araba kredisi çıkardığını biliyor muydun?
Bu yüzden bu mankafa sürüsü
her cumartesi lastik eritiyor.
Dışarı çıkmak da korkunç.
Herkes Wartburg süren,
şapka takan, Radom'lu adamın
her şey yapabileceğini
bilirdi…
…ama en azından seni öldürmek istemezdi.
15 yıldır balık tutmaya
İsveç'e gidiyorum.
Küçük, aptalca bir çılgınlığım.
Öyle bir şeyim.
Karım, çocuğum olmadığı için bunu karşılayabiliyorum.
Ve 15 yıldır
orada tek bir trafik kazası görmedim.
Burada her gün görüyorum.
Hem de her gün. Mantığımın almadığı,
boktan bir durum.
Farklı bir gezegen sanki ya da…
Ne bileyim. Birkaç saate İsveç'e varıyorum.
Dönünce Mars'a çakılmış gibi hissediyorum.
Yollar, evler benziyor
ama buradaki yollar uzaylı dolu, amına koyayım!
Farları yanıp sönüyor, tekerlerden ses çıkıyor.
Yol kenarına bırakılan ışıklar yanıyor çünkü kazada ölenler aziz ilan ediliyor.
Koca bir mezarlık.
Niye böyle sürüyorlar?
Çünkü kitap okumuyorlar.
Hayal güçleri doğada
yok.
Bu dünyanın sonunu savaşlar getirmeyecek. Kitap okumamak getirecek.
Ve o sik kafalılar ne bok yaptıklarını hayal edemiyor.
Bir kitap okuduğunda
okuduğun şeyi hayal edersin, değil mi?
Bir ihtimal.
Bir ihtimal mi hayal ediyorsun?
Bir şey hayal ediyor olabilirim.
Peki mesela The Deluge kitabını
nasıl hayal ediyorsun?
Filmdeki gibi.
Büyük, siyah.
Çünkü filmi çeken adam önce kitabı okumuştur.
Büyük ve siyah şekilde göstermek için önce
hayal etmiş
olmalı.
Neyse işte.
Okudun mu?
Bilmem.
Okuduysan okuduğun şeyi hayal gücünde
görmüşsündür, değil mi?
Okuduğun şeyi görmediğini söyleme bana.
Siktirip gider misin?
Özür dilerim.
Söylemek istediğim şu, bu geri zekâlıların böyle kullanmasının sebebi
neye yol açabileceklerini
hiç akıllarından…
Hiç akıllarından…
Tanrı aşkına!
Ne var?
Benim hatam değildi.
Kadın sol şeridi tıkamış.
En son hangi kitabı okudunuz?
Ne?
Sana ne?
Bana siz diye hitap edin.
Bak, avukatım geliyor.
Acelem var, imzalanacak ne varsa ver.
Suçu kabul etmiyorum. Bitirelim bu saçmalığı.
Seneye mahkemede görüşürüz. Ya da görüşmeyiz.
Lütfen bana siz diye, unvanımla hitap edin.
Tamam, sikerim, istersen general ol. Avukatımı bekliyorum.
Bilgisayarlarımız bozulunca
daima daktilo kullanırız.
Tebrikler.
Birkaç kâğıt bulayım.
Zeki bir adamsınız.
Karınız ve üç çocuğunuz var.
Peki.
-Kitap okumuyorsunuz. -Ne biliyorsun?
Yani hayal gücünüz yok.
Ama bir e-posta
okudunuz diyelim.
Karınızın ve çocuğunuzun olduğu arabaya birinin çarptığı yazıyor.
Niye öyle sürüyorsunuz?
Herkes öyle kullanır.
Ben kullanmam.
Ne olacak yani? Sonraki Papa sen olursun.
Sanmıyorum.
Sıçayım, abartılacak ne var?
Çocuğa boyunluk takıldı, annesi iyi.
Ne diye sızlanıyorsun?
Büyükanneme mesaj atıyordum.
Bugün büyükanneler günü.
Kadın uyuz uyuz gidiyordu, tırnaklarına bakıyordur. Bilemedim.
-Orada hız sınırı 60. -Kimse 60'la gitmez.
Sen 60'la mı giderdin? Yapma, dürüst ol!
Gider miydin?
Sizin başınıza gelmez mi sanıyorsunuz?
-Kemik kırılma sesini biliyor musunuz? -Bilmiyorum, öğrenmeyeceğim de.
İşemem lazım.
Tuvalet molasını bekle.
Burada hız sınırı var. Dörtlüleri yakıp sağa çek.
Siktir!
Ayağımı kırdın!
Özür dilerim.
Kazara oldu.
Artık gaza basamayacaksınız.
Ambulans çağır!
Ne…
Ne yapıyorsun lan?
Çarkıfelek gibisiniz.
Sürekli dönüp duruyorsunuz.
-Ne? -Bir gün biriyle karşılaşacaksınız.
İmdat!
Çığlık atmanın anlamı yok.
Kimse gelmiyor.
İçki ister misin?
Brüderschaft
içmeye ne dersin?
İşe yaramayacak.
Kan örneğimi çoktan aldın!
Avukatım yolda.
Bu yaptığın yanına kâr kalmayacak lanet faşist!
Siktir!
Dursana lan,
yoksa yanacaksın.
Niye düz yolda durur ki?
KAPININ ÖNÜNÜ KAPATMAYIN
Ne söyledi?
Kendi suçu olmadığını.
LULU BEBEK MAMALARI İNDİRİM 22.99
Hayır, şimdi sen beni dinle.
Aklından ne geçtiğini bilmiyorum
ama Zośka 15 dakikaya gelmezse
her şeyi siktir ederim, duydun mu? Şartlı tahliye memurunu ararım.
Tamam Baśka. Az kaldı.
Annem Zośka'yı sana vermememi söyledi.
Onu kaçırma yoksa hapsi boylarsın.
Peki, istediğin sütü alıyorum, sonra döneceğiz.
Tabii, bir işi de düzgün yapamıyorsun.
-Ama bazıları için ev yaptım. -Ne? Onu işe mi götürdün?
Tamam, bebeğimi bana getirmen için 10 dakikan var.
Tamam.
İkimizin bebeği.
Yok bir şey.
Ağlamak da nereden çıktı?
Bak babacıkta ne var?
Bununla böyle yapabilirsin.
Böyle.
İşte benim kızım.
Değerli müşterilerimiz,
lütfen kasalara yönelin.
ESKİ KARIM
Önüne bak dostum.
Pardon dostum. Kusura bakma.
Nerede o?
Ne? Telefon için özür dilerim. İsteyerek olmadı…
Ne diyorsun?
Sikmişim telefonu.
Bir şey mi kaybettin kanka? Hey!
Bayım.
Bayım.
Zosia!
…müşterilerimiz, lütfen kasalara yönelin.
Zosia!
Zosia!
Nerede o?
Zosia!
Çok özür dilerim.
Bayım!
Özür dilerim.
Çok özür dilerim.
-Sakin ol yoksa polis çağırırım. -Bebeğimi kaybettim efendim.
-Dışarı. -Yardım eder misiniz?
Huzur kaçırmayı kes.
Sağır mısın? Birisi bebeğimi kaçırdı!
Ne bebeği? Kafan mı iyi senin?
Defol.
No comments yet. Be the first to leave one.