نخستین 200 خط.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Değiştir, değiştir kanalı
Değiştir, değiştir kanalı
Bu dizi insanda ne huzur bırakır Ne de ağız tadı
Ki her bölümde apayrı bir can sıkıntısı
O yüzden değiştir kanalı, Değiştir kanalı
Üç çocuk kaybeder ailesini Alır onları korkunç biri
Hem de bin bir hileyle Almaya çalışır servetlerini
Bilinmez bu üç çocuk Nasıl katlanacak bu acı hayata
Ya da siz güzel insanlar Nasıl dayanacak bu ıstıraba
Değiştir kanalı, değiştir
Çünkü burada göreceğin tek şey Keder ve dehşettir
Aklı başında birinin Sana diyeceği şey tektir
Değiştir, kanalı değiştir
Değiştir, değiştir
LEMONY SNICKET'in kitap serisinden uyarlanmıştır
Değiştir, değiştir
KÖTÜ GÜNLER BAŞLARKEN: İKİNCİ KISIM
Jacquelyn, Baudelaire dosyasını getirir misin lütfen?
Merhaba, benim adım Lemony Snicket.
Üzülerek söylüyorum ki izlediğiniz sözde eğlence,
oldukça nahoş.
Jacquelyn, Baudelaire dosyasını getirir misin lütfen?
Bu bedbaht öykünün başından sonundaki melankolik sahneye dek
kanımı dondurmayan tek bir replik,
tek bir sözcük dahi düşünemiyorum.
Jacquelyn, Baudelaire dosyasını getirir misin lütfen?
Ancak Baudelaire yetimlerinin acı öyküsü,
Mulctuary Para İdaresi'nde, Bay Poe'nun biraz beceriksizce döşenmiş,
gözlerden ırak odasında başlamıyordu.
Jacquelyn, Baudelaire dosyasını getirir misin lütfen?
Öyküleri bu gri, bulutlu sabahta, Baudelaire çocukları Violet, Klaus
ve Sunny'nin korkunç haberi aldıkları Briny Sahili'nde de başlamıyordu.
Annenizle babanız, korkunç bir yangında vefat etti.
Hatta Baudelaire yetimlerinin öyküsü,
onları meteliksiz bırakan yangından çok uzun zaman önce başlıyordu.
Poe ailesinin evine yaptıkları kısa ve nahoş ziyaretten de önce.
Çocukların, maalesef vasileri olmayan kibar bir kadınla,
Hâkime Strauss'la tanışmalarından da önce.
Ve Baudelaire yetimlerinin, ayak bileğinde gizemli bir göz dövmesi olan,
onları korkunç bir odada uyumaya,
zor ve sinir bozucu ev işleri yapmaya zorlayan
ve onlara, adı kötüye çıkmış, yeteneksiz tiyatro grubu için
normalde ekranlarda gösterilemeyecek kadar fazla şiddet içeren bir olayla son bulan
o yemeği pişirten rezil bir aktöre emanet edilişlerinden de önce.
Baudelaire yetimlerinin başına bunca talihsiz olay neden mi geldi?
İyi kalpli ve ilgili bir aileden gelen
bu becerikli ve zeki çocuklar, nasıl mı Kont Olaf'ın ellerine düştü?
Bu sorunun cevabı, evlerini yok eden yangından hemen sonra ortaya çıkacaktı.
Mulctuary Para İdaresi'nde, Bay Poe'nun biraz beceriksizce döşenmiş,
gözlerden ırak odasında.
Jacquelyn, Baudelaire dosyasını getirir misin lütfen?
Bana en çok sorulan soru ne, biliyor musunuz?
"Binayı terk eder misiniz?" mi?
"Bunu neden yapıyorsunuz?"
"Kont Olaf," diyorlar, "neden aktörlük?
Neden bir manken ya da milyoner bir playboy olmuyorsunuz?
İspanyolların 'El Tiyatro' dediği o büyülü tını sizi neden kendine çekiyor?"
-Şöhret ve para mı? -Hayır.
Ayakta alkışlanmak mı?
-Hayır. -Kostümler için!
Kostümler nerede?
Kimse kostümleri getirmedi mi?
Arabada bekleyin.
Radyoyu açabilir miyiz?
Hayır.
Onlara ulaşmak zorundayız. Peru'yu dene.
Denemeye devam et o zaman. Evet, acil bir durum.
Ben elimden geldiğince idare ediyorum ama...
Seni sonra ararım.
-Bir randevum vardı. -İsminiz?
SAÇ TIRAŞI!
Saç Tıraşı.
-Saç Tıraşı mı? -He... Sica Saç Tıraşı benim adım.
Hessica Saç Tıraşı mı?
He. Hessica.
Jacquelyn, Baudelaire dosyasını getirir misin lütfen?
Baudelaire yetimlerinin
Kont Olaf'ın sözde bakımına emanet edilmesine şaşıran
birçok polis dedektifi,
endişeli vatandaş ve kanal yöneticisi oldu.
Arkamda gördüğünüz sahneye flashback deniyor.
Bu sözcük burada,
"son bölümdeki olaylar esnasında,
yangından hemen sonra ve çocukların,
Poe ailesine yaptıkları nahoş ziyaret sırasında yaşananlar" anlamına geliyor.
Bu sahneyi sizlere, polis dedektiflerinin, endişeli vatandaşların
ve kanal yöneticilerinin
peşimi bırakması umuduyla gösteriyorum.
Merhaba bankacı.
Tam olarak Baudelaire balyası için buradayım.
-Dosya, balya değil. -Dosya dedim zaten.
Kendimi tanıtayım.
Benimden de anlayacağınız üzere ilk defa tanışıyoruz.
Ceketim, şapkam ve fularımdan anlayacağınız üzere de
buraya iş için geldim.
Gözlüğümden anlayacağınız üzere de...
...hava güneşli.
Baudelaire vasiyetnamesine danışmanlığa geldim,
sanırım infazından siz sorumlusunuz.
İcrasından.
"Korkunç bir yangından hemen sonra insanların servetini idare eden kişi."
Benim adım...
...Hessica Saç Tıraşı.
Ne ilginç.
Benim de tam şimdi tıraş randevum vardı.
Jacquelyn, lütfen tıraşı iptal et.
Efendim, acil bir...
Hayır. Bay Saç Tıraşı'nı dinlemek istiyorum.
Para çekmek istiyorum.
Bilemiyorum Bay...
-Kont... -Kont mu?
...değil kesinlikle benim adım, ismim Bay...
...Hessica Saç Tıraşı.
Bay Saç Tıraşı, vasiyetnamede, Bay ve Bayan Baudelaire'ın ölümü hâlinde
neler gerçekleşeceği çok net bir biçimde ifade edilmiş.
Çocukları en yakın yaşayan akrabaları büyütecek.
Bu kişi de ünlü bir bilim adamı, adı...
Bilime kulak vermek güzeldir Bay Bankacı Adam.
-Poe. -Bir danışmana kulak vermekse
bambaşka bir şeydir.
Benim mühim, gerçek, uzman danışmanlık hizmeti tecrübelerime göre
"yaşayan en yakın akraba" ifadesi tek bir anlama gelebilir.
"Civarda yaşayan akraba."
Gerçekten mi? Öyle mi?
Üzerine servetimi basarım.
Yanlış söylediğim adım gibi de eminim.
O zaman şehrin bir haritası lazım.
Baudelairelara en yakın kişi, saygıdeğer aktör
ve yakışıklı adam Kont Olaf oluyor sanırım.
Kont...
Adını hiç duymamıştım.
Birçok ufak çaplı derginin tiyatro eleştiri köşesinde
adı övgüyle anılıyor.
Adı şöyle okunuyor...
...Kont Olaf.
Yanılmıyorsam tam...
...şurada yaşıyor.
EVİM
En yakın o mu cidden?
Evet, kesinlikle eminim.
Jacquelyn, çok uzun bir cetvel getirir misin lütfen?
Jacquelyn?
En iyisi kendim alayım.
Mulctuary Para İdaresi'nde yaşanan bu hadiseler,
hem yakında hem de uzakta talihsiz olaylara sebep oldu.
Ücra bir parkta mahsur kalan bir kadından...
Bu yanına kâr kalmayacak.
Kaldı bile.
...öykümüz ilerledikçe, korkunç şartlarda yaşayan
üç yetime kadar.
Biraz çabalayın yahu!
Bay Poe bizi buraya büyük bir hata sonucu getirmiş olmalı.
Annemle babam bize Kont Olaf'ın bakmasını istemezdi.
Buna bakım denirse...
Kont Olaf sırtını döner dönmez bu evi terk etmeliyiz.
Burada kalacağıma sokaklarda şansımı denerim daha iyi.
Sokaklarda kim bilir başımıza ne gelir?
Şimdi başımızı sokacak bir yer var.
Keşke mirası şimdi kullanabilseydik,
reşit olmanı beklememiz gerekmeseydi.
Kendimize bir kale alıp içinde yaşardık,
Kont Olaf'la grubu giremesin diye etrafına muhafızlar yerleştirirdik.
-Büyük bir icat atölyesi de olurdu. -Bir de kütüphanesi.
Ve çiğnemelik eşyalar.
Acele edin yetimler. Daha döşemeler var.
Hâkime Strauss, kapım size daima açık, demişti.
Hukuk kütüphanemin kapısı size daima açık, demişti.
İkisi farklı şeyler.
Bay Poe, bir sorumuz olursa ona ulaşabileceğimizi söylemişti.
Sorumuz yok ki. Şikâyetimiz var.
Isıtayım mı? Bir de, çok kötü haberlerim var.
-Ne oldu? -Şu sekreter...
Burada olmaz.
Acil bir durum mu?
Pekâlâ ama çok meşgulüm.
Eski sekreterim, yıllardır hiç sektirmeden işe gelen
seçkin bir profesyonel, ortadan kayboldu.
Ara sıra seçmeleri ve sahneleri için işi eken,
tecrübesiz, iş bulamayan bir sanatçı tuttum.
Tıraşımı da defalarca ertelemek zorunda kaldım zaten.
Nasıl yardımcı olabilirim?
Kont Olaf delinin teki. Onunla kalamayız.
Klaus'a tokat attı. İzini görmüyor musunuz?
Bir saniye. Buyurun, ben Poe.
Evet.
Evet.
Evet.
Evet.
Evet.
Katiyen hayır.
Sağ olun.
Pardon, ne diyorduk?
Hah, Kont Olaf.
Üzerinizde iyi bir intiba bırakmadı demek, tüh.
Bize yalnızca tek bir yatak verdi.
Bize bir sürü çok zor iş yaptırıyor.
Ve tam bir ayyaş!
Bir saniye. Buyurun, ben Poe.
Yedi.
No comments yet. Be the first to leave one.