نخستین 200 خط.
AMARO VAQUEIRO'YA SELAM OLSUN
İNSAN NEYSE O OLMAK İÇİN DOĞAR AMARO VAQUEIRO
Halacığım...
Ubaldo nerede?
Nerede o?
YENİ HAYDUTLAR
Ne oluyor Dinorah?
Bu benim meselem.
Ubaldo! İndirin şu herifi oradan!
- Sakin ol Dinorah! - Aşağı in.
- Ne diyorsa yap! - İn!
- Kahretsin. - İniyorum.
Yürü!
Diz çök!
Bu herifi kim getirdi buraya?
Bizimle takılacak bir haydut mu o?
BİR HAFTA ÖNCE
ACİL SERVİS
Raul, seninle konuşmam lazım. Bankadaki işimi kaybettim.
Beni ara. Acil.
BREZİLYA BANKASI UBALDO VAQUEIRO - ANALİZ UZMANI
Selam baba.
Dü...
Düğme.
Bay Ernesto, özür dilerim.
Binbaşı?
Hastaneden haber alamadım.
Merak etme. Araştırıyorum.
Baba...
Seni gururlandıracağım.
Bir göreve atandım.
Birkaç günlüğüne gidiyorum. Hastaneye Raul'un numarasını bıraktım.
Nereye?
Ceará.
Baba.
Seni seviyorum baba.
Ubaldo, emin misin?
Kime havadan miras kalır?
Bilmiyorum. Bu mektubu babamın eşyalarının arasında buldum.
Bir bakacağım. Ne kaybederim ki?
Ne zamandan beri Kuzeydoğu'da ailen var?
Bir mektup yüzünden ta oraya mı gideceksin?
Gideceğini babana söyledin mi?
Siktir!
- Sorarsa ne diyeceğim? - Ordunun gönderdiğini söyledim.
Hâlâ yalan mı söylüyorsun? Ordudan atıldığını ona söylemedin mi?
Sorun yok, üniformalıydım.
Delisin sen.
Evet, deliyim.
İşimi kaybettim. Banka falan yok. Kovuldum.
Babamın tedavisi pahalı. Devlet karşılamıyor.
Özel hastaneye gücüm yetmiyor!
Nasıl yetsin?
Söyle. Para bulabilir miyim diye bakmaya gideceğim.
Ubaldo, bu bir halta yarasa baban saklamazdı.
Babam ölüyor ve elimdeki tek şey bu.
Dinle Jeremias, sen orada kal.
- Çabuk git, tamam mı? - Juscelino'yla gireceğim.
Her ihtimale karşı burada saklan. Bu gece döneriz.
Tamam mı?
- Çantayı getir! - Dikkatli olun!
Kendine dikkat et!
Dinorah!
- Orada kimse var mı? - Hayır.
Hadi!
- Kapıyı açacağım. - Tamam, beklerim. Dikkatli ol.
Lino! Lino.
Hadi.
Öleceksin!
Uyarıyorum. Seni öldüreceğim.
Şimdi hapı yuttun.
Bırak onu ulan!
Bırak gitsin!
Adımı bilmek ister misin? Dinorah Vaqueiro!
İstersen peşime düş!
Gidelim Dinorah. Lanet olasıca!
Hadi gidelim.
- Hoşça kal Jerê! - Görüşürüz.
Görüşürüz!
- Günaydın! - Günaydın.
Acaba buralarda
bir banka var mı?
LINO MOTOSİKLET VE LASTİK TAMİRHANESİ
- Vay! Şunun kukusuna bakın! - Hey, Lino!
- Edepsiz be! - Burayı eviniz mi sandınız?
- Bugün sıra koca götlüde mi? - Ne işiniz var burada?
Vay!
Arabalara benzin koymak için anahtar lazım.
Anahtarlar aşağıda, biliyorsun.
- Tamam, ben alırım. - Baksana.
Cidden kız arkadaşını mı getiriyorsun?
- Evet. - Sabiá kabul etti mi?
Kararları o vermiyor Ameaço.
Gidiyorum. Senden iyi yapmamdan mı korkuyorsun?
Şu minicik...
- Kapa çeneni kaltak. - Ne?
Kasık tüylerini al. Rezalet!
Ne oluyor lan?
- Ben tüy severim. - Öyle mi?
Salyanı sil.
- Gidin buradan! Düşün yakamızdan! - Burası tımarhaneye döndü!
Evet, seksiyim. Ne olmuş?
Evet, öylesin. Fıstık gibisin.
Halanız Bayan Syzélia bankadan kredi almış.
Mirasınıza dâhil olan arazi teminat gösterilmiş.
Ama şimdi 563.000,90 reali bulan borcu yüzünden temerrüde düşmüş.
Bu yüzden anlaşma öneriyoruz.
Araziyi satın alırsak elinize yaklaşık 150.000 real geçer.
Son ödeme tarihinden 15 gün sonra hesabınıza yatar.
- Yani ne zaman? - Ne?
- Son ödeme tarihi. - Bu cuma.
Başka bir seçenek var mı?
Arazi 30 veya 40 gün içinde açık artırmaya çıkar
ama ne kadar eder, bilmiyorum.
Kazanan teklife bağlı.
Şimdi imzalarsam 150.000 kazanabilirim, değil mi?
- Evet. En yüksek teklifimiz. - Peki. Güzel.
Ama bir husus var.
Anlaşmanın yapılabilmesi için tüm mirasçıların
noter onaylı imzası gerekiyor.
Diğer mirasçılar kim?
Kız kardeşleriniz.
Tamam. Peki...
Teşekkür ederim.
Selam. Ne haber? Vaqueiro'ların evini biliyor musun?
- Evet. Çok yakın. - Beni götürebilir misin?
Tabii.
- Beni bekler misin? - Parasını ödersin, keyfin bilir.
Dinorah ya da Dilvânia'yı arıyorum.
Dinorah?
Dilvânia.
Ben Ubaldo.
Dur.
Sağ ol.
Ne oluyor?
Dinorah?
Ben Ubaldo.
Burada ne işin var?
São Paulo'dan geldim. Bu belgeler bana ulaştı.
Bir arazi hakkında. Amaro Vaqueiro'dan bir miras.
Bankada halletmeye çalıştım.
Bankaya mı gittin?
Buraya gelmeden önce?
Evet.
Belgeleri al, São Paulo'ya geri dön. Burada işe yaramazlar.
- Dinorah, bela istemiyorum... - Geri dön. Ben de istemiyorum.
İmzanız lazım.
Ubaldo öldü. Anlıyor musun?
Defol. Git!
- Bela istemiyorum. - Ben de öyle!
Burada ailem olduğunu yeni öğrendim.
- Burada ailen yok! - Bunu konuşalım.
Delirdin mi?
Arazi mi istiyorsun? İşte arazin!
Sersem!
Geri dönersen pişman olursun.
Ne? Hayır! Dilvânia!
Hayır!
Selam dostum. Zengin oldun mu?
Burada bazı belgeler falan imzalamam gerekti.
Ara beni lan.
Kahretsin.
Gidelim.
- Tünaydın. - Tünaydın.
- Buyurun? - Notere bir belge onaylatmam gerekiyor.
Kimliğiniz lütfen.
São Paulo mu? Burada ne işiniz var?
Bazı sorunları çözüyorum.
Bir dakika.
Cüzdanımı arabada unuttum galiba. Şu işe bakın!
- Ne zaman kapatıyorsunuz? - Saat dörtte.
Tamam.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Her şey yolunda görünüyor Ubaldo. Evrakı hazırlayacağım.
- Ama biraz zaman alır. - Sorun değil. Beklerim.
Emin misin?
Git bir şeyler atıştır. Ben de her şeyi ayarlayayım.
Daha sonra gelebilirsin.
- Hadi. - Tamam. Ben...
Hemen dönerim, olur mu? Teşekkürler.
- Buyur abi. - Sağ ol.
Ne bekliyordun?
Buraya gelip imzalarımızı taklit edebileceğini mi sandın?
James Bond'luk taslıyorsun diye
arazimizi adi bir bankaya satıp gidebileceğini mi sandın?
Haksız mıyım?
Dinorah, bırak açıklayayım...
Bak, ben sana bir şey açıklayayım.
Ayrıntılı bir şekilde açıklardım ama ortalık batar.
Paraya ihtiyacım var. Babam hastanede.
Hastanedeyse sana bir şey bırakmamıştır.
O kadar aptal değilsin.
Bu belgelerin değersiz olduğunu söylemiştim.
Gel. Benim için bir şey imzalayacaksın.
Hadi.
Hadi ulan!
Hadi.
İmzala.
Acele et. Sağır mısın?
Şimdi kaybol Ubaldo.
No comments yet. Be the first to leave one.