Miss Marx

Miss Marx

دانلود زیرنویس Turkish

هماهنگ با نسخه‌های زیر

Miss Marx 2020 WEB-DL 1080p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]
Miss Marx 2020 WEB-DL 720p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]
ناشر Moudy0007

برچسب‌ها

Web-DL
web-dl
webrip
web
WEB-DL
x264
BRip
1080
TS
YTS
720p
720
تاریخ انتشار: 2023-04-21
تعداد دانلود: 15
مخصوص ناشنوایان: No

پیش‌نمایش زیرنویس Turkish

نخستین 200 خط.

Karl, Jenny'le nişanlandığında on yedi yaşında genç bir delikanlıydı.

Onlar için gerçek aşkın yolu pürüzsüz bir yol olmadı.

Karl'ın annesiyle babasının

genç yaşta nişanlanmasına karşı çıktığını anlamak kolay.

Karl'ın aşkını ifade ederken kullandığı samimiyet nişanın

ev içinde nasıl bir fırtına kopardığını açıklıyor.

Ama kısa süre sonra sorunlar çözüldü

ve hemen sonrasında,

on sekizinci yaş gününden sonra

nişanları resmen kabul edildi.

Karl, güzel Jenny'sini yedi yıl bekledi.

Ama ona yedi gün gibi geldi

çünkü onu çok seviyordu.

19 Haziran 1843'te çift evlendi.

Çocukken beraber oynayan

ve sonra nişanlanan bu delikanlıyla genç kadın

el ele tutuştular

ve hayat savaşına beraber atıldılar.

Ne savaştı o ama!

O tatsız baskılarla geçen, daha da kötüsü

acımasız bir şüphe,

kötü iftiralar ve buz gibi kayıtsızlıkla dolu yıllar.

Ama tüm bu mutsuzluğun

ve mutluluğun içinde

iki can dost ve aşık hiç şüphe etmediler.

Hiç yollarından sapmadılar

ve ölüme kadar sadık kaldılar.

Ve şimdi, babam anneme kavuştu ve

birbirlerinin yanında istirahat ediyorlar.

Karısının ölümünden sonra

babam sağlığına kavuşmak için uzun ve hazin bir seyahate çıktı

çünkü çalışmalarını tamamlamak istiyordu.

Yanında

cam bir çerçevede

annemin fotoğrafını her zaman taşıdı.

Ve kardeşlerimden biri olan Jenny'nin.

Ölümünden sonra, onları göğüs cebinde bulduk.

Yanlarında Helene,

babama sonuna kadar bakan

sevgili Helene ve

ömür boyu dostu olan

Friedrich Engels'in fotoğrafları da vardı.

Onları tabutuna koyduk.

Onurlu bir şekilde,

zekasına zeval gelmeden öldü.

Bu istirahati hak etti. Bu kadarına minnettar olmalıyız.

Doktor Aveling. -Evet.

Son oyununuzu gördüm. Bayıldım.

Ne kadar naziksiniz.

Herhalde artık hareketimize katılmış olmanızı kutlamamız gerekiyor.

Bugün kutlayacak bir şey yok.

Özellikle de hareket için.

Hayır, bugün değil.

Ama yarın kutlayacak çok şey olacak.

Gelecek bizden yana.

Evet, tabii.

Tüm ciltleri sayfa sayfa elden geçirmeliyiz.

Kağıtların bazılarını da.

Mecliste ve konferanslarda yaptığı konuşmaları,

o sırada hangi kitabı okuyorsa hep onların içine bırakırdı.

Oyunu hiç tamamlayamadık.

Ama kazanıyordu.

Bu gece bitiririz. Bir kez olsun kazanmana göz yumarım.

Babanı bazen yenerdim,

çakırkeyif olduğunda.

Tüm bu matematik denklemleri.

Acaba neyin peşindeydi, ihtiyar tilki.

Bunlar bizim mektuplarımız.

Tarihlerine göre mükemmel ayrılmışlar.

İstediğinde toplu olabiliyormuş.

Paul, Laura'nın mektupları burada. Ona götürmelisin.

Saklamak isteyebilir.

Tabii.

Tussy,

gelemeyecek kadar üzgündü.

Ruhsal olarak o uzun yolculuğa dayanamazdı.

Anlıyorum.

Jenny'nin mektuplarından ne olacak?

Onları saklamak isterim.

Ben saklasam daha iyi, Johnny için.

Friederick'in sandalyeyi almasına sevindim.

Boş görmeye dayanamazdım.

Tussy.

Geç oldu, Johnny. Uyu artık.

Tussy teyze.

Gitme.

Ne oldu?

Bundan sonra başka bir hayat olmadığından emin misin?

Evet. Eminim.

Hayır, Johnny, üzülmene gerek yok.

Bu, yaşadığımız hayatı daha da özel kılıyor

çünkü eşsiz.

Annenin,

Jenny'nin harika bir hayatı oldu

çünkü sen doğdun

ve önemli olan da bu.

Ya büyükbabam?

Büyükbaban.

Onu şöyle düşün.

Bundan sonra başka bir hayat varsa, eğer o dedikleri doğruysa,

o zaman büyükbaban, benim babam

cehennemde yanıyor.

O yüzden, böylesi daha iyi, değil mi?

Nazikçe konuş. Sevgiyle hükmetmek nefretle hükmetmekten iyidir.

Nazikçe konuş. Hiçbir sert kelime burada

yaptığımız iyiliği bozmasın.

Eleanor Marx.

Kaç gün burada olmayacaksın?

Söylemiştim, bir aydan uzun sürmez.

Ama önemli bir seyahat. Beni seçtikleri için gurur duyuyorum.

Normal.

Hep seni seçerler.

Friedrich'le iyi zaman geçireceksin. Kocaman bir odan olacak

ve okula daha yakın olacaksın. Helene seninle olacak.

Doğum günü çocuğunun adı ne demiştin?

Oliver.

Ama göremiyorum.

Paltonuzu alabilir miyim, efendim?

Teşekkür ederim.

Teşekkür ederim.

Bu gibi görüşleri veya en azından buna yakın görüşleri olduğunu

belirttiyse bile Shelley'i apaçık,

hem bir şair olarak hem de bir öğretmen olarak kabul etmeliyiz.

Ve o büyük ve ilginç soruya geliyoruz.

Bir şairin betimleyici, analitik... -İzninizle.

...müzikal olabildiği kadar didaktik olmaya da hakkı var mıdır?

Ona burada değinmeyeceğiz. Ama laf aramızda, şairlerin hakları olsa da

olmasa da bir şeyler yapmak gibi bir hakkı olduğunu not edelim.

İçgüdüsel,

sezgisel veya net dile dökmeden önce hakikati hissettikleri

o yapıya her ne diyorsak. Shelley bir evrimciydi.

İnsanların ve halkların atalarının ve ortamlarının

sonucu olduğunu anlamıştı.

Bu nedenle, Shelley suçu sosyal şartların

doğal bir sonucu olarak görürdü.

Suçlu onun için sadece yaşadığı toplumdaki mahluklardan biriydi.

Aynı kapitalistler gibi

veya monarşistler.

Yazık! Yazıklar olsun sana!

Dedi ki "Toplum"

"zavallı kimseleri, insan olarak neredeyse tanınmayacak hâle"

"getirene kadar öğütüp sefil yoksulluğun tozu haline getirir."

Buna daha fazla katlanamayacağım!

Byron otuz altı yaşında ölmemiş olsaydı gerici bir burjuva olurdu.

Yürüsek mi?

Evet. Ama diğer yanda, Shelley yirmi dokuz yaşında ölmeseydi

sosyalizmin ileri muhafızlarından birine dönüşürdü.

Çok emin konuşuyorsunuz.

Babam böyle düşünüyordu.

Shelley'nin özünde devrimci olduğunu söylemişti.

Babam, Shelley'nin özgürlük kelimesinin anlamını

anlayabilecek az insan arasında olduğunu söylerdi.

İngiltere'nin özgür olduğu ifadesi,

Shelly için bir saçmalıktan ibaretti.

"Albion'un beyaz sahilleri artık özgür değil." diye yazmıştı.

Size neden Tussy diyorlar?

Bilmiyorum. Hepimiz küçükken lakaplar ediniriz.

Annemle babamın bile varmış.

Size Eleanor dememin mahsuru var mı?

Söylemek istediğim bir şey var.

Amerika'ya yola çıkıyorum.

Seyahatimi Alman Sosyalist Partisi düzenledi.

Gelmek ister misin?

İletişim konusunda çok başarılısın.

Ve seyahat etmeyi severim.

Gece on ikiye, bazen bire kadar çalışıyoruz.

Birkaç saat uyuduktan sonra yine

işbaşı yapıyoruz. Terzilik yapan küçük çocuklar var.

Bazıları haftalık işe alınıyor.

Bazıları parça başı çalışıyor.

Bu odalarda çocuklarımızla beraber çalışıp uyuyoruz.

Palto başına bir iki sent alıp teyel iplerini çekiyorlar.

Patronlar onlara çok yükleniyor. Onlara insan muamelesi yapmıyorlar,

köle muamelesi yapıyorlar.

Çanlar, çanlar, çanlar, çanlar!

Ve dans edip bağırır!

İşçi sınıfına dair o soru Amerika'da da Avrupa'yla aynı.

O sorunun özü her yerde aynı.

Neden varlıkların gerçek üreticileri

ve dağıtıcıları en az varlığa sahip olurken aslında hiç üretim

ve dağıtım yapmayan insanlar

en büyük varlığa sahip oluyor?

Yılın yaklaşık altı ile sekiz ayında çayırlarda çalışmaya gideriz.

Sabahtan akşama kadar eyer üzerinde olmamız gerekir.

Çoğu zaman sabaha kadar da devam eder.

Bir grupla yola çıkmıştım.

Sığırları sürerek üç yüz yirmi kilometre yol almamız lazımdı.

Onca zaman boyunca

hiçbirimiz dinlenme arası vermedik.

Restoran giderlerini kabul edebilirim.

Onları hâlâ ağırlama bedeli olarak görebiliriz

ama

şu çiçek buketlerini hiç anlayamıyorum.

Çok büyük bir para yatırılıyor.

Bu giderin parti tarafından karşılanmasını

nasıl mantıklı bulabiliyorsunuz?

Tussy?

Bu, senin için

giderlerini partiye ödetme yolu mu?

Tussy.

Miss Marx subtitles in other languages

نظرات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left